İstanbul
BIST10.641
DOLAR42.2631
EURO49.0719
ALTIN5726.6
BTC/USD103068.33
HUKUKÇU ABDULLAH YILMAZ

HUKUKÇU ABDULLAH YILMAZ

Mail: abdullahyilmaz@sonpostagazetesi.com

İBAN İŞTİRAKÇİLERİ

Son yıllarda ceza dosyalarında sıkça karşımıza çıkan yeni bir cümle var: 

 “Ben sadece IBAN’ımı verdim.” 

 Bu cümle ilk bakışta masum görünebilir. Kişi kendisini suçun faili gibi değil, en fazla dikkatsiz, kandırılmış veya küçük bir komisyon karşılığı hesabını kullandırmış biri gibi anlatır. Ancak modern ekonomik suçlarda banka hesabı artık yalnızca bir para transfer aracı değildir. Çoğu zaman suçun akış güzergâhıdır.

 Dolandırıcılık, yasa dışı bahis, banka ve kredi kartı suçları, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama, tefecilik, sahte fatura düzeni ve benzeri birçok ekonomik suçta para bir yerden bir yere hareket eder. Bu hareket bazen suçun neticesidir, bazen suçun delilidir, bazen de suçun üzerini örtmek için kullanılan perdedir.

 Bu nedenle “IBAN verdim, gerisini bilmem” savunması her olayda aynı sonucu doğurmaz. Ceza hukukunda asıl mesele şudur:Hesap sahibi neyi biliyordu, neyi istiyordu, hangi amaçla hesabını kullandırdı ve suçun hangi aşamasına ne ölçüde katkı sundu?

 IBAN Bir Kapıdır; Kapıyı Kime Açtığınız Önemlidir

 Banka hesabı, dijital çağın kapısıdır. Bu kapıdan maaş da geçebilir, ticari ödeme de geçebilir, borç da geçebilir. Ancak aynı kapıdan dolandırıcılık parası, yasa dışı bahis geliri, sahte işlem bedeli veya suçtan kaynaklanan malvarlığı değeri de geçebilir.

 Bu nedenle mesele IBAN’ın kendisi değildir. Mesele, IBAN’ın hangi fiile hizmet ettiğidir.Bir kişi kendi banka hesabını veya hesabın kullanılmasını sağlayan bilgileri başkasına verdiğinde, artık yalnızca bir sayı paylaşmış olmaz. Bazı hâllerde suçun işlenmesini kolaylaştıran bir araç sağlamış olur.

 Türk Ceza Kanunu’nun iştirak sistemi de tam burada devreye girer. TCK m.37 faillikten, m.38 azmettirmeden, m.39 ise yardım etmeden söz eder. Yardım etme hâllerinden biri de suçun işlenmesinde kullanılan araçları sağlamak veya suçun icrasını kolaylaştırmaktır.Bu çerçevede banka hesabını kullandırmak, somut olayın özelliklerine göre yardım etme kapsamında değerlendirilebilir. Fakat kişi suçun diğer unsurlarına da vakıfsa, organizasyonun içindeyse, mağduru yönlendiriyorsa, para trafiğini yönetiyorsa veya menfaat paylaşımında aktif rol alıyorsa artık mesele yalnızca “IBAN kullandırmak” olmaktan çıkar.O kişi, suçun kenarında değil, merkezinde durabilir.

 12. Yargı Paketi Ne Getiriyor?

 Yargı Paketi kapsamında gündeme gelen IBAN düzenlemesi, Türk Ceza Kanunu’nun nitelikli dolandırıcılığı düzenleyen 158. maddesine yeni bir fıkra eklenmesini öngörmektedir.Önerilen düzenlemeye göre; TCK m.157’deki dolandırıcılık ve m.158’deki nitelikli dolandırıcılık suçlarına iştirakin, kişinin kendisine veya başkasına haksız menfaat sağlamak amacıyla, kendisine veya başkasına ait banka veya kredi kartı gibi ödeme araçlarını ya da banka, aracı kurum, ödeme hizmeti sağlayıcıları veya kripto varlık hizmet sağlayıcıları nezdinde bulunan hesabın kullanılmasını sağlayan zorunlu bilgileri veya araçları başkasına vermek fiiliyle sınırlı olması hâlinde verilecek ceza yarı oranında indirilecektir.

 Bu düzenlemenin en önemli yönü şudur: Kanun koyucu, IBAN kullandırma fiilini başlı başına masum görmemekte; fakat bu fiilin bazı olaylarda asli faillikten ziyade özel bir iştirak biçimi olarak değerlendirilmesi gerektiğini kabul etmektedir.Başka bir ifadeyle düzenleme, “IBAN kullandıran herkes suçsuzdur” dememektedir. “Hesabını kullandıran kişi, somut olayda yalnızca bu sınırlı fiille suça iştirak etmişse, cezası farklı değerlendirilmelidir” demektedir.Bu fark önemlidir.Çünkü ceza hukukunda adalet, herkesi aynı torbaya koymakla değil; herkesin fiilini, kastını ve katkısını ayrı ayrı tartmakla sağlanır.

 Bu Bir Af Değil, Rol Ayrımıdır

 Kamuoyunda zaman zaman bu düzenleme “IBAN mağdurları kurtuluyor” gibi basit bir başlıkla anlatılmaktadır. Oysa mesele bundan daha teknik ve daha hassastır.Bu düzenleme bir af değildir. Dolandırıcılık suçunu ortadan kaldırmamaktadır. Asıl failleri korumamaktadır. Mağdur zararını önemsizleştirmemektedir.Düzenleme, yalnızca suça katkısı hesap kullandırmakla sınırlı kalan kişiler bakımından cezanın yarı oranında indirilmesini öngören özel bir iştirak değerlendirmesi getirmektedir.

 Dolayısıyla şu iki kişi aynı kefeye konulmamalıdır:Birincisi; hesabını kullandırmış, fakat suçun planlanmasına, mağdurun kandırılmasına, hileli davranışların kurulmasına, para trafiğinin yönetilmesine ve organizasyonun işleyişine aktif biçimde katılmamıştır.İkincisi; hesabını kullandırmakla kalmamış, suçu bilerek organize etmiş, mağdurlarla irtibat kurmuş, parayı yönlendirmiş, menfaat paylaşmış, sistemin parçası hâline gelmiştir.Birinci kişinin hukuki durumu ile ikinci kişinin hukuki durumu aynı değildir. Ceza adaleti de zaten bu ayrımı yapabilmek için vardır.

 Kuralın Sınırı: Sadece IBAN mı, Yoksa Suçun İçinde Olmak mı?

 Düzenlemede dikkat çeken ifade şudur:“Fiiliyle sınırlı olması hâlinde.” Bu ifade, düzenlemenin ana kilididir.Eğer kişinin katkısı gerçekten yalnızca banka hesabının, ödeme aracının veya hesabın kullanılmasını sağlayan zorunlu bilgilerin verilmesinden ibaretse, özel indirim gündeme gelebilir.

Ancak kişi bundan fazlasını yapmışsa, örneğin mağduru ikna etmişse, sahte ilan kurmuşsa, para akışını yönetmişse, örgütsel yapı içinde hareket etmişse, suça konu paradan düzenli pay almışsa veya suçun diğer unsurlarına bilerek ve isteyerek iştirak etmişse, bu fıkranın uygulanması mümkün olmayabilir.Çünkü ceza hukukunda etiket değil, fiil önemlidir.Birinin kendisine “IBAN mağduru” demesi, onu otomatik olarak mağdur yapmaz. Aynı şekilde banka hesabına para gelmesi de onu otomatik olarak asli fail yapmaz.Yargı, bu iki uç arasında somut olayın gerçekliğini aramak zorundadır.

 Dolandırıcılık Dışındaki Suçlarda Ne Olacak?

​IBAN düzenlemesi, teklif metni itibarıyla TCK m.157 ve m.158 kapsamındaki dolandırıcılık suçları bakımından özel bir iştirak hâli getirmektedir. Fakat banka hesabı kullandırma meselesi yalnızca dolandırıcılık dosyalarında karşımıza çıkmaz.

 Yasa dışı bahis dosyalarında, banka ve kredi kartlarının kötüye kullanılması suçlarında, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama dosyalarında, tefecilikte, sahte fatura düzenlerinde ve benzeri ekonomik suçlarda da banka hesabı kullanılabilir.Bu durumda ne olacaktır?

 Bu tür suçlarda özel IBAN düzenlemesi doğrudan uygulanmayabilir. Ancak şartları varsa TCK m.39’daki yardım etme hükümleri yine gündeme gelebilir.Yani dolandırıcılık dışındaki suçlarda da hesabını kullandıran kişinin hukuki durumu, genel iştirak hükümleri çerçevesinde değerlendirilecektir. Kişinin kastı, bilgi düzeyi, aldığı menfaat, suçun işlenmesine katkısı, para hareketinin mahiyeti ve olayın bütünü birlikte incelenecektir.

 Bu nedenle IBAN kullandırmak her suçta aynı sonucu doğuran basit bir hareket değildir. Banka hesabı bazen sadece bir transfer kanalıdır; bazen suçun kilit aparatı, bazen de aklama zincirinin en görünür halkasıdır.

 Gençlere ve Ailelere Uyarı

 Bu dosyalarda özellikle gençlerin, öğrencilerin, işsizlerin veya ekonomik sıkıntı içindeki kişilerin hesaplarının kullanıldığı görülmektedir. “Hesabına para gelecek, sonra çekip bize vereceksin”, “Komisyon alacaksın”, “Sadece IBAN lazım”, “Bir şey olmaz” gibi cümlelerle başlayan süreç, sonunda ağır ceza mahkemesinde sanık sandalyesine kadar gidebilmektedir.

 Kimse banka hesabını başkasına kullandırmanın sıradan bir iyilik olduğunu düşünmemelidir. IBAN paylaşmakla, hesabı fiilen başkasının kullanımına açmak aynı şey değildir. Hesabınızdan geçen para, sizin ceza dosyanızın da başlangıcı olabilir.Özellikle kısa sürede çok sayıda kişiden para gelmesi, gelen paranın hemen nakit çekilmesi, başka hesaplara aktarılması, kripto varlık platformlarına gönderilmesi veya ekonomik durumla uyumsuz yüksek hareketler, soruşturma makamları bakımından ciddi şüphe doğurur.Banka hesabı kişisel bir alandır. Kredi kartı, IBAN, mobil bankacılık şifresi, hesap bilgisi veya ödeme aracı başkasına kullandırıldığında yalnızca finansal güvenlik değil, ceza hukuku güvenliği de riske atılmış olur.

​12.Yargı Paketi’ndeki IBAN düzenlemesi, ceza hukukunda önemli bir ayrımı görünür hâle getirmiştir: Hesabını kullandıran herkes aynı değildir; ancak hesabını kullandırmak da hafife alınacak bir davranış değildir.

 Kişinin yalnızca hesabın kullanılmasını sağlayan bilgi veya aracı vermekle sınırlı kalan katkısı varsa, cezanın buna göre değerlendirilmesi mümkündür. Fakat kişi suçun planlanmasına, icrasına, para trafiğine veya menfaat paylaşımına aktif biçimde katılmışsa, artık basit bir “IBAN kullandırma” savunmasının arkasına sığınamaz.Ceza hukukunun terazisi burada hassas çalışmalıdır.Bir yanda ağır cezalarla karşı karşıya kalan, suça sınırlı biçimde temas etmiş kişiler vardır. Diğer yanda ise banka hesaplarını suç ekonomisinin kanalı hâline getiren bilinçli iştirakçiler vardır.

 IBAN, bankacılık sisteminde yalnızca bir hesap numarası olabilir; fakat ceza dosyasında bazen suçun kapısıdır.O kapıyı kime, hangi amaçla ve neyi bilerek açtığınız ise kaderinizi belirler.

HUKUKÇU ABDULLAH YILMAZ

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar