Geçtiğimiz günlerde birçok site ve gazetede genç bir avukatın Yeşilçam Huzur Evi projesi için kollarını sıvadığına dair haberleri okudum. Açıkçası büyük bir heyecan ve umut duydum. Çünkü bu proje, sadece bir sosyal sorumluluk adımı değil, aynı zamanda bir vefa borcunun ifadesi, bir kültür mirasına sahip çıkma iradesidir.
Yeşilçam denildiğinde hepimizin aklına bir dönem gelir. Siyah beyaz filmler, mahalle kültürü, masum aşklar, fedakâr anneler, gururlu babalar… Türk sinemasının kalbi olan Yeşilçam, bir neslin hafızasını inşa etti. O filmlerle büyüdük, o karakterlerle güldük, ağladık, hayata dair dersler aldık. Ancak ne yazık ki o dönemin birçok kıymetli sanatçısı bugün hak ettiği değeri ve yaşam koşullarını bulamıyor.
İşte tam da bu noktada Av. Onur Yağışan’ın ortaya koyduğu Yeşilçam Huzur Evi projesi büyük bir anlam taşıyor. Maddi durumu iyi olmayan, yıllarını sanata ve topluma adamış Yeşilçam oyuncularının bir arada, güvenli ve huzurlu bir ortamda yaşayabileceği bir alan oluşturma fikri son derece kıymetli. Bu proje, sadece barınma imkânı sunmakla kalmayacak; aynı zamanda o değerli isimlerin yalnızlıklarını paylaşabilecekleri, anılarını tazeleyebilecekleri ve birbirlerine moral olabilecekleri bir yaşam alanı sağlayacak.
Düşünün ki bir zamanlar beyaz perdede milyonları etkileyen, replikleri hafızalara kazınan sanatçılar bugün hayat mücadelesi veriyor. Oysa onlar, Türk sinemasının temel taşlarıdır. Bir toplum, geçmişine ve sanatçılarına sahip çıktığı ölçüde güçlüdür. Vefa, sadece sözle değil, somut adımlarla gösterilir. Bu huzur evi projesi de tam olarak böyle bir adım olacaktır.
Ayrıca bu proje, genç nesillere de önemli bir mesaj verecektir. Sanatçı yalnız değildir. Toplum, kendisine değer katan insanları unutmaz. Böyle bir merkez aynı zamanda kültürel bir buluşma noktası haline de gelebilir. Belki zaman zaman söyleşiler, anma geceleri, belgesel çekimleri yapılabilir. Böylece hem o değerli isimler hayattayken onurlandırılır hem de Yeşilçam ruhu yeni kuşaklara aktarılır.
Av. Onur Yağışan’ın bu düşüncesini gerçekten alkışlıyorum. Cesur, duyarlı ve örnek bir girişim. İnşallah en kısa zamanda kamu kurumları, belediyeler, sanat camiası ve hayırsever iş insanları bu projeye destek verir. Çünkü bu sadece bir bina yapmak değil, bir döneme, bir emeğe ve bir kültüre sahip çıkmaktır.
Benim de uzun zamandır hayalini kurduğum bir projeydi. Böyle bir girişimin hayata geçmesi, hem vicdanları rahatlatacak hem de Yeşilçam emekçilerine hak ettikleri huzuru sunacaktır. Dilerim bu güzel düşünce en kısa sürede gerçeğe dönüşür ve Türk sinemasının çınarları, ömürlerinin sonbaharını onurlu ve huzurlu bir şekilde geçirir.
Murat AVCI













Yorum Yazın