İstanbul
BIST10.641
DOLAR42.2631
EURO49.0719
ALTIN5726.6
BTC/USD103068.33
AV. ABDULLAH YILMAZ

AV. ABDULLAH YILMAZ

Mail: abdullahyilmaz@sonpostagazetesi.com

SUÇUN SİMYASI

Bertrand Russell, Batı Felsefesi Tarihi’ kitabının 1.cildinde şu cümleyi kurar: “Pek çok bilim onlara itibari değer kazandıran yanlış bir inanç biçimiyle bağlantılı olmuştur. Astronomi astrolojiyle, kimya simya ile bağlantılıydı.”

Ben bu cümleyi her okuduğumda aynı sahne gözümde beliriyor: Bir “atölye”, bir “kazan”, bir “vaat”… Metali altın diye sunma hüneri. Bugün elbette kimse “metalden altın yapıyorum” demiyor. Ama aynı mantık sokakta, telefonda, ekranda, linkte, sahte belgede, “resmî” görünen bir mesajın satır aralarında dolaşıyor:

Metali altına çevirmek değil; metali altınmış gibi satmak.

İşte tam bu noktada, paylaştığınız haliyle TCK 158 bence bir ceza maddesinden fazlası: Dolandırıcılığın “simya” yöntemlerini tek tek teşhis eden bir risk kataloğu gibi çalışıyor. Kanun koyucu, suçun çıplak halini değil; onu “inandırıcı” kılan kolaylaştırıcı kılıfları da sayıyor.

 TCK 158 neyi işaret ediyor?

Çok basit bir prensip: Dolandırıcı çoğu zaman yalın bir yalanla yetinmez; yalana itibar takviyesi yapar. Yani “altın”ı üretmez; altın hissini üretir. TCK 158’deki bentlerin ortak paydası da bu: Aldatmayı güçlendiren kaldıraçlar.

Ben bunu köşe yazısı diliyle üç başlıkta topluyorum:

 1) Kurbanın zayıf anı:

• (b) Tehlikeli durum / zor şart: Zihin zaten baskı altında. Panik varsa terazi düşer.

• (c)Algılama yeteneğinin zayıflığı: Karşı tarafın kavrama gücü, dikkat düzeyi, muhakemesi zayıfsa “vitrin” daha kolay çalışır.

• (a)Duyguların istismarı (madde bunu “dini inanç ve duygular” olarak özellikle sayıyor): Bu da bir “zayıf an” tekniği; kişiyi rasyonel denetimden koparıp duygusal refleksle hareket ettirme.

Bu üçü aynı yerden vuruyor: zihnin fren mesafesi uzadığında, dolandırıcının freni hiç yok.

 2) Kurumsal kostüm:

Dolandırıcının en sevdiği şey “üniforma”dır. Gerçek bir üniforma değil; kurumsal görüntü.

• (d)Kamu kurum/kuruluşları, kamu meslek kuruluşları, siyasi parti, vakıf/dernek tüzel kişilikleri “araç” yapılınca, mesaj “resmî” görünür.

• (e) Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına işlenmesi ayrıca ağırlaştırılır.

• (l) “Kamu görevlisi/banka-sigorta-kredi çalışanıyım” diye tanıtmak veya bu kurumlarla ilişkiliyim demek: Bu, sahte rozet takmanın en klasik hali.

•  Bu bölümün özeti şu: Dolandırıcı, kendi güvenilirliğini üretemeyince; bir kurumun gölgesine sığınır. Kendi metalini altın yapamaz; altın kasasının yanında poz verir.

 3) Altyapıdan meşruiyet devşirmek: Burada mesele, aldatmayı “büyüten” araçlar.

• (f)Bilişim sistemleri / banka / kredi kurumları araç yapılınca, sahne dijitalleşir; izlenim güçlenir.

• (g) Basın-yayın kolaylığı: Bir cümle geniş kitleye yayılınca “ciddiyet” hissi artar.

• (j) Tahsis edilmemesi gereken krediyi açtırma amacı: Sistem içindeki bir “kapı”yı hileyle açtırmak.

• (k) Sigorta bedeli almak maksadı: Kurgulanmış bir “olay” üzerinden para devşirme.

Bu başlığın özü: Dolandırıcı, “altyapıyı” kullanarak yalana gerçeklik filtresi takar. Link, ekran görüntüsü, çağrı merkezi dili, “bankadan arıyoruz” tonu… Hepsi “simyasal parıltı”.

 4) Güvenin ticari ve mesleki suistimali:

• (h)Tacir/şirket yöneticisi ya da şirket adına hareket edenlerin ticari faaliyet sırasında; kooperatif yöneticilerinin kooperatif faaliyeti kapsamında…

• (i) Serbest meslek sahibi kişilerin meslekten doğan güveni kötüye kullanması…

Burada kanun, çok net bir çizgi çekiyor: Güven, sermaye gibi kullanılabilir; ama suistimal edilirse suçun niteliği ağırlaşır. Çünkü burada satılan şey artık metal değil; itibarın kendisi.

 TCK 158’i okurken vatandaşın cebine girecek pratik sonuç:

Bu maddeyi “günlük hayatta koruma kılavuzu” gibi okursak, şu alarm zilleri çalar:

• Acele ettiriliyorsan (hemen şimdi, son dakika, kaçırma), dur.

• Kurum adıyla baskı kuruluyorsa (banka, kamu, sigorta, dernek/vakıf), iki kere dur.

• Dijital bir parıltı varsa (link, uygulama, ekran görüntüsü, SMS doğrulama, kod), üç kere dur.

• Zor anın hedefleniyorsa (korku, panik, çaresizlik), karar verme; zaman kazan.

• “Ben yetkiliyim/çalışanım” tonu varsa, kimlik değil doğrulama iste.

• Detaydan kaçıp özgüven satıyorsa (“anlatamam ama güven”), orada kimya yoktur.

 Kısacası: Kimya “kontrol” ister; simya “teslimiyet”. TCK 158 ise, teslimiyeti üretmek için kullanılan kaldıraçları tek tek işaret ediyor. Russell’ın simya–kimya hattını bugün şöyle okuyabiliriz: Bazı insanlar hâlâ metali altın diye pazarlamak için uğraşıyor; kanun koyucu da TCK 158’de, bu pazarlamanın “kolaylaştırıcı makyajlarını” tek tek sayıp ağırlaştırıyor.  Bizim tarafımız, düsturumuz net ve kesin olmalı: Vitrine inanmak değil, teraziyi eline almak.

Av.Abdullah YILMAZ

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar