<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
     xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
     xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
     xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
     xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
     xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
     xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/">
    <channel>
        <title>SON POSTA GAZETESİ</title>
        <link>https://www.sonpostagazetesi.com/</link>
        <description>Son Posta Gazetesi</description>
        <language>tr</language>
                                <item>
                <title>DEĞİŞEN EKONOMİDE TOPRAKLANMA: MADDİ KAYNAKLARIMIZI NASIL KORURUZ?</title>
                <category>DERYA BERİL AKÇALI</category>
                <link>https://sonpostagazetesi.com/makale/degisen-ekonomide-topraklanma-maddi-kaynaklarimizi-nasil-koruruz-174</link>
                <author>deryaberilakcali@gmail.com (DERYA BERİL AKÇALI)</author>
                <guid>https://sonpostagazetesi.com/makale/degisen-ekonomide-topraklanma-maddi-kaynaklarimizi-nasil-koruruz-174</guid>
                <description><![CDATA[DEĞİŞEN EKONOMİDE TOPRAKLANMA: MADDİ KAYNAKLARIMIZI NASIL KORURUZ?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Güneş’in Boğa burcuna geçişiyle birlikte gökyüzü bizi daha somut, daha güvenli ve daha kalıcı olanın peşine düşmeye davet ediyor. Boğa, toprağın en bereketli ve sabırlı halidir. Ancak günümüzün hızlı değişen ekonomik koşullarında bu "sabitliği" korumak, sadece beklemekle değil, doğru eylemleri hayata geçirmekle mümkün.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">​Peki, bu Boğa mevsiminde maddi ve manevi kaynaklarımızı korumak için hangi adımları atmalıyız? İşte eylem planınız:</span></span></p>

<p><em><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">​1. "Değer" Analizi Yapın</span></span></strong></em></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">​Boğa burcu sadece para ile değil, "öz değer" ile de ilgilidir. Sahip olduğunuz yetenekleri ve kaynakları nasıl daha verimli kullanabileceğinizi listeleyin. Sadece harcamalarınızı değil, zamanınızı ve enerjinizi nereye akıttığınızı da gözden geçirin. Size huzur vermeyen her türlü eylem, aslında bir kaynaktır.</span></span></p>

<p><em><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">​2. Sabırlı ve Stratejik Yatırım</span></span></strong></em></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">​Bu dönem, ani ve riskli kararların dönemi değildir. Bir yatırım yapacaksanız veya büyük bir harcama planlıyorsanız, "Bu benim uzun vadeli güvenliğime hizmet ediyor mu?" sorusunu sorun. Toprağın bereketi sabırdadır; tohumu bugün ekip yarın hasat beklemek Boğa enerjisine terstir.</span></span></p>

<p><em><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">​3. Konfor Alanınızı Güvenceye Alın</span></span></strong></em></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">​Evinizdeki gereksiz giderleri ayıklayın. Boğa’nın o meşhur sadeliğine dönün. "Daha az ama daha kaliteli" felsefesini hayatınıza dahil edin. Küçük birikimlerin, doğru yönetildiğinde nasıl büyük bir kalkan haline geldiğine şahit olacaksınız.</span></span></p>

<p><em><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">​4. Bedensel ve Zihinsel Topraklanma</span></span></strong></em></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">​Maddi güvenlik sadece rakamlardan ibaret değildir. Zihniniz stres altındayken doğru finansal kararlar alamazsınız. Doğada vakit geçirmek, toprağa dokunmak ve bedeninize iyi bakmak, zihninizi berraklaştırarak size yeni kazanç kapıları açacak ilhamı verecektir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">​Eylem Çağrısı: Bugün bütçenizi elinize alın ve önümüzdeki üç ay için "olmazsa olmaz" dediğiniz üç temel güven alanı belirleyin. Enerjinizi bu alanları köklendirmeye harcayın.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">​Boğa Mevsiminde Burçların Finansal Odağı</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong>​Koç:</strong> Kazanç kapılarınızı çeşitlendirmek için yeni fikirler geliştirebilirsiniz.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong>Boğa: </strong>Kendi değerinizi parlatma ve kişisel projelerinize yatırım yapma zamanı.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong>İkizler:</strong> Arka planda kalan finansal pürüzleri temizlemek için uygun bir süreç.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong>Yengeç</strong>: Gelecek planlarınız için sosyal çevrenizden destek alabileceğiniz bir dönem.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong>Aslan: </strong>Kariyerinizdeki somut başarıların maddi karşılığını alma vaktiniz geldi.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong>Başak: </strong>Uzaklarla ilgili işler veya eğitim yatırımları uzun vadede kazandırabilir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong>Terazi: </strong>Ortaklı gelirler ve miras konularında yapılandırmaya gidebilirsiniz.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong>Akrep:</strong> İkili ilişkilerde maddi dengeleri kurmak ve sözleşmeleri tazelemek gündemde.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong>Yay: </strong>İş ortamındaki verimliliğiniz, gelir artışınızı doğrudan etkileyecek.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong>Oğlak:</strong> Yaratıcı projeler ve hobilerden kazanç sağlama potansiyeliniz yüksek.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong>Kova:</strong> Gayrimenkul ve aile içi maddi konularda sağlam kararlar alabilirsiniz.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong>Balık</strong>: Ticari anlaşmalar ve yakın çevreyle yapılacak projeler bereketli görünüyor.</span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Derya Beril Akçalı</span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">​Astrolog &amp; Yazar</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 27 Apr 2026 16:39:56 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://sonpostagazetesi.com/images/kullanicilar/2025/03/derya-beril-akcali-1742902130.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>PARAN VARKEN HERKES DOST</title>
                <category>MURAT AVCI</category>
                <link>https://sonpostagazetesi.com/makale/paran-varken-herkes-dost-173</link>
                <author>avci.murat@gmail.com (MURAT AVCI)</author>
                <guid>https://sonpostagazetesi.com/makale/paran-varken-herkes-dost-173</guid>
                <description><![CDATA[PARAN VARKEN HERKES DOST]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Paranın insan hayatındaki yeri tartışılmaz. İhtiyaçları karşılamak, daha konforlu bir yaşam sürmek ve geleceği güvence altına almak için önemlidir. Ancak paranın asıl sınavı, insan ilişkilerinde ortaya çıkar. Çünkü para, sadece bir araç olmaktan çıkıp kimi zaman dostlukların, akrabalıkların ve hatta karakterlerin ölçüldüğü bir turnusol kağıdına dönüşür.</span></span></p>

<p><em><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">‘Paran varken herkes dost’sözü, aslında acı bir gerçeğin özetidir. İnsan, maddi olarak güçlü olduğu zaman çevresi kalabalıklaşır. Telefonlar daha sık çalar, davetler artar, hatır soranların sayısı çoğalır. İnsan kendini değerli, önemli ve hatta vazgeçilmez hisseder. Oysa çoğu zaman bu ilginin kaynağı samimiyet değil, menfaattir. İnsanlar, güçlü olana yakın durmak ister, çünkü orada bir çıkar ihtimali vardır. Bu durum çoğu zaman fark edilmez ya da fark edilmek istenmez. Çünkü ilgi görmek, sevilmek yanılsaması insana iyi gelir.</span></span></strong></em></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Ama hayat her zaman aynı çizgide ilerlemez. İşler ters gidebilir, para azalabilir ya da tamamen tükenebilir. İşte o zaman gerçekler yavaş yavaş ortaya çıkmaya başlar. Dün etrafında kalabalık oluşturan insanlar birer birer kaybolur. Telefonlar susar, davetler kesilir, canım dostum diyenler ortadan yok olur. İnsan, o an anlar aslında neyin gerçek, neyin sahte olduğunu. En acı olan ise yalnız kalmak değil; kendini kandırılmış hissetmektir.</span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Zor zamanlar, insanın hayatındaki en büyük eleme sürecidir. Çünkü o dönemlerde yanında kalan insanlar gerçekten kıymetlidir. Menfaatin olmadığı yerde hâlâ seninle olan, seni arayan, halini soran insanlar… İşte gerçek dostluk tam olarak budur. Maddi durumundan bağımsız olarak seninle bağ kurabilen insanlar, hayatın en değerli hazinesidir. Ne yazık ki bu insanlar kalabalık olmaz, genelde bir elin parmaklarını geçmez.</span></span></strong></p>

<p><em><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Toplumda giderek artan çıkar ilişkileri, insanları daha temkinli ve mesafeli hale getiriyor. İnsanlar artık dostluk kurarken bile sorguluyor. ‘Acaba beni ben olduğum için mi seviyor, yoksa sahip olduklarım için mi?’ Bu soru, modern hayatın en büyük güvensizliklerinden biri haline gelmiş durumda. Oysa gerçek dostluk, hesap yapmadan, karşılık beklemeden kurulan bağlardır.</span></span></em></p>

<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Paranın getirdiği güç, aynı zamanda büyük bir yanılgıyı da beraberinde getirir. İnsan, her şeyin kontrolünün kendisinde olduğunu düşünür. Oysa hayatın dengesi bir anda değişebilir. Bugün zirvede olan, yarın en dipte olabilir. Bu yüzden insanın kendini parayla tanımlaması en büyük hatalardan biridir. Çünkü para gider, ama karakter kalır. Ve insanlar aslında en çok karaktere ihtiyaç duyar.</span></span></strong></p>

<p><em><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Belki de asıl mesele, paranın varlığı ya da yokluğu değil, insanın çevresini nasıl seçtiğidir. Her gülene dost, her ilgilenen kişiye samimi gözüyle bakmak, kaçınılmaz hayal kırıklıklarına yol açar. Bu yüzden insanın, ilişkilerinde daha seçici olması gerekir. Az ama öz insanlarla kurulan bağlar, kalabalık ama sahte ilişkilerden çok daha değerlidir.</span></span></em></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Sonuç olarak, para insanın hayatını kolaylaştırabilir ama gerçek dostlukları satın alamaz. <strong>Düşmek, kaybetmek ya da zor zamanlar yaşamak aslında bir kayıp değil, bir farkındalık sürecidir. </strong>O süreçte kimlerin gerçekten yanında olduğunu görmek, belki de hayatın en büyük kazanımıdır. Çünkü insan en çok, yalnız kaldığında kimlerin eksikliğini hissettiğini anlar. Ve o isimler, hayatın en gerçek, en kıymetli insanlarıdır.</span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Murat AVCI</span></span></strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 20 Apr 2026 14:28:08 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://sonpostagazetesi.com/images/kullanicilar/daff7014c2e4ac53ab74ee786481ee5a.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>KUTLU DOĞUM HAFTASI (MEVLİD-İ NEBİ HAFTASI)</title>
                <category>SERACETTİN YAMAR</category>
                <link>https://sonpostagazetesi.com/makale/kutlu-dogum-haftasi-mevlid-i-nebi-haftasi-172</link>
                <author>yamarseracettin@gmail.com (SERACETTİN YAMAR)</author>
                <guid>https://sonpostagazetesi.com/makale/kutlu-dogum-haftasi-mevlid-i-nebi-haftasi-172</guid>
                <description><![CDATA[KUTLU DOĞUM HAFTASI (MEVLİD-İ NEBİ HAFTASI)]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><em><strong>2026 yılında Mevlid-i Nebi Haftası, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın takvimine göre 14-20 Nisan t</strong></em>arihleri arasında idrak edilmektedir. Bu özel hafta, <em><strong>Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’in (s.a.v) </strong></em>dünyaya teşrifini anmak, anlamak ve onun örnek hayatını yeniden hatırlamak adına büyük bir manevi değer taşımaktadır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Mevlid Kandili ise, <strong>Peygamber Efendimiz</strong>’in doğduğu gece olması sebebiyle İslam dünyasında müstesna bir yere sahiptir. <strong>Rebiülevvel </strong>ayının on ikinci gecesine denk gelen bu mübarek zaman dilimi, Müslümanlar tarafından her yıl coşkuyla ve derin bir saygıyla anılmaktadır.<strong> ‘Mevlid’</strong> kelimesi doğum zamanı ve yeri anlamına gelirken, Mevlid Gecesi de bu kutlu doğumun idrak edildiği özel bir geceyi ifade eder.</span></span></p>

<p><em><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Bu anlamlı gece ve hafta, yalnızca bir anma değil; aynı zamanda bir tefekkür, yenilenme ve manevi arınma fırsatıdır. <strong>Peygamber Efendimiz</strong>’in merhameti, adaleti, sabrı, cömertliği ve insanlığa sunduğu eşsiz değerler, bireysel ve toplumsal hayatımıza ışık tutmaktadır. Onun örnek ahlakını anlamak ve hayatımıza taşımak, bu haftanın en önemli kazanımıdır.</span></span></em></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Yüce <strong>Allah</strong>, insanı yaratılmışların en şereflisi olarak var etmiş ve ona doğru yolu vahiy aracılığıyla bildirmiştir. Peygamberler ise bu ilahi mesajın hayata nasıl geçirileceğini gösteren rehberler olmuştur. Âlemlere rahmet olarak gönderilen <strong>Peygamber</strong> Efendimiz de bu rehberliğin en mükemmel örneğini insanlığa sunmuştur.</span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">O, sadece Müslümanlar için değil; insanlık adına düşünen, mazlumların acısını yüreğinde hisseden herkes için bir rahmet elçisidir. Kur’an-ı Kerim’de de onun bu yönü, müminlere karşı son derece şefkatli ve merhametli oluşuyla ifade edilmektedir.</span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong>Hicri 1447 yılı, Peygamber Efendimiz’</strong>in doğumunun 1500. yılı olması açısından ayrı bir anlam taşımaktadır. Bu özel yıl vesilesiyle onun mesajını yeniden hatırlamak, anlamak ve hayatın merkezine yerleştirmek büyük bir sorumluluk olarak karşımıza çıkmaktadır. Onu tanımak ve tanıtmak, sadece sevgi değil; aynı zamanda bir bilinç ve vefa meselesidir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Bu yılın teması<strong> ‘Peygamberimiz ve Aile Ahlakı’</strong> olarak belirlenmiştir. Bu kapsamda,<strong> Peygamber Efendimiz</strong>’in örnek aile hayatı, toplumun her kesimine anlatılarak güçlü ve sağlıklı aile yapısının önemi vurgulanacaktır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Dünyanın farklı bölgelerinde zulüm ve haksızlıklarla karşı karşıya kalan, özellikle <strong>Filistin </strong>başta olmak üzere birçok coğrafyada acı çeken mazlumların umut bulması, adaletin ve merhametin hâkim olması için bu hafta önemli bir farkındalık vesilesidir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong>Mevlid-i Nebi Haftası’</strong>nın, tüm İslam âleminde birlik, beraberlik ve kardeşliğe katkı sağlamasını; insanlık için barış, huzur ve adaletin tesisine vesile olmasını Yüce<strong> Allah</strong>’tan niyaz ediyoruz.</span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Seracettin YAMAR</span></span></strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 19 Apr 2026 12:16:53 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://sonpostagazetesi.com/images/kullanicilar/2026/02/seracettin-yamar-1771493239.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>GERİSİ SADECE KALABALIK</title>
                <category>Habib  BABAR</category>
                <link>https://sonpostagazetesi.com/makale/gerisi-sadece-kalabalik-171</link>
                <author>gazetecihabibbabar@gmail.com (Habib  BABAR)</author>
                <guid>https://sonpostagazetesi.com/makale/gerisi-sadece-kalabalik-171</guid>
                <description><![CDATA[GERİSİ SADECE KALABALIK]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Menfi çıkarı olan insanlar, hayatın en sinsi misafirleridir. İlk bakışta ilgili, samimi ve hatta fazlasıyla düşünceli görünürler. Telefonlarınız susmaz, mesajlarınız cevapsız kalmaz. Sanki her an yanınızdalarmış gibi bir izlenim yaratırlar. Oysa bu ilgi, çoğu zaman sizinle değil, sizin onlara sağlayabileceğiniz faydayla ilgilidir.</span></span></p>

<p><em><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">İşleri düştüğünde sizi arayan, ihtiyaç duyduklarında kapınızı çalan bu insanlar, işlerini gördükten sonra yavaş yavaş ortadan kaybolurlar. Bir zamanlar ‘Her an ulaşılabilir’ olan o kişiler, siz bir gün gerçekten ihtiyaç duyduğunuzda ya telefona çıkmazlar ya da klasik bir cümleyle geçiştirirler. ‘Müsait değilim, döneceğim.’ Ama o dönüş asla gerçekleşmez. Çünkü artık onların gündeminde siz değil, başka bir çıkar vardır.</span></span></strong></em></p>

<p><em><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Bu davranış bir tesadüf değil, bir karakter göstergesidir. İnsanların zor zamanlarda sergilediği tutum, onların gerçek yüzünü ortaya koyar. İyi günde yanınızda olan çoktur; önemli olan kötü günde de sizinle kalabilenlerdir. Sizi yalnızca işlerine geldiğinde hatırlayanlar, aslında sizi hiç gerçekten tanımamış, değer vermemiş kişilerdir.</span></span></em></p>

<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Hayatta en büyük yanılgılardan biri, herkesi kendimiz gibi sanmaktır. Biz verdiğimiz değeri, gösterdiğimiz sadakati, kurduğumuz bağı karşı taraftan da bekleriz. Ancak herkes aynı niyetle yaklaşmaz. Kimileri için ilişkiler, sadece bir araçtır. Kullanılır, işi bitince rafa kaldırılır.</span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Bu noktada yapılması gereken şey aslında oldukça nettir. Sınır koymak. Sürekli alan, ama asla vermeyen, ihtiyaç anında ortadan kaybolan insanları hayatınızda tutmak, kendinize yaptığınız bir haksızlıktır. Çünkü bu kişiler sadece zamanınızı değil, enerjinizi ve duygusal dengenizi de tüketir.</span></span></p>

<p><strong><em><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Unutmayın, gerçek dostluk ve samimiyet karşılıklıdır. Sadece sizin çabanızla yürüyen hiçbir ilişki sağlıklı değildir. Bir insan size gerçekten değer veriyorsa, bunun için özel bir sebebe ihtiyacı yoktur. Sizi aramak için bir çıkar beklemez, yanınızda olmak için fırsat kollamaz, zaten oradadır.</span></span></em></strong></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Bu yüzden<strong> ‘Döneceğim’</strong> deyip dönmeyenleri, ihtiyaç anında kaybolanları, sizi sadece işlerine geldiğinde hatırlayanları hayatınızdan çıkarmaktan çekinmeyin. Çünkü hayat, gerçekten yanınızda olanlara yer açtığınızda güzelleşir. Gerisi sadece kalabalık, sadece gürültüdür.</span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Habib BABAR</span></span></strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 15 Apr 2026 16:20:33 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://sonpostagazetesi.com/images/kullanicilar/a98a31691c318d409e4a2ba6a8cb520d.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>AİLE BİR YUVADAN FAZLASI</title>
                <category>MURAT AVCI</category>
                <link>https://sonpostagazetesi.com/makale/aile-bir-yuvadan-fazlasi-170</link>
                <author>avci.murat@gmail.com (MURAT AVCI)</author>
                <guid>https://sonpostagazetesi.com/makale/aile-bir-yuvadan-fazlasi-170</guid>
                <description><![CDATA[AİLE BİR YUVADAN FAZLASI]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Günümüz dünyasında hızla değişen yaşam koşulları, bireyleri kalabalıklar içinde yalnızlaştırırken; insanın sığınabileceği en güvenli limanın hala ‘aile’ olduğu gerçeği değişmiyor. Çünkü aile, sadece aynı çatı altında yaşayan bireylerden ibaret değildir. O, sevginin, güvenin, sadakatin ve merhametin hayat bulduğu en temel yapıdır.</span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Toplum dediğimiz büyük yapı, aslında küçük ailelerin birleşmesiyle oluşur. Bu yüzden güçlü bir toplumun yolu, sağlam temeller üzerine kurulmuş ailelerden geçer. Bir evin duvarları betonla örülür; ancak bir yuvayı ayakta tutan, o evin içindeki sevgi, saygı ve anlayıştır. İşte bu yüzden ev ile yuva arasında derin bir fark vardır. Ev maddidir, yuva ise maneviyatın adıdır.</span></span></strong></p>

<p><em><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">İnsan, hayata dair ilk bilgileri ailesinde öğrenir. Sevmeyi, saygı duymayı, paylaşmayı, sabretmeyi… Kısacası insan olmanın gerektirdiği tüm değerler, ilk olarak ailede filizlenir. Çocuk, anne babasının davranışlarını izleyerek büyür, onların sözlerinden çok, tutumlarını örnek alır. Bu nedenle aile, sadece bir yaşam alanı değil, aynı zamanda bir eğitim yuvasıdır.</span></span></em></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Ailenin en hassas ve değerli halkalarından biri de çocuklardır. Onlar, sadece anne babanın değil, aynı zamanda toplumun geleceğidir. Bu bilinçle yetiştirilen her çocuk, yarının daha huzurlu dünyasının temelini oluşturur. Çocuğa verilebilecek en büyük mirasın iyi bir eğitim ve güzel bir ahlak olduğu unutulmamalıdır.</span></span></p>

<p><em><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Kardeşlik ilişkileri de aile içindeki dengeyi belirleyen önemli unsurlardandır. Aynı çatı altında büyüyen bireylerin birbirlerine karşı sevgi ve saygı çerçevesinde yaklaşmaları, hem bireysel huzuru hem de aile bütünlüğünü güçlendirir. Kıskançlık, kırgınlık ve rekabet yerine dayanışma ve anlayışın hâkim olduğu bir aile ortamı, bireylerin karakterini de olumlu yönde şekillendirir.</span></span></strong></em></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Özellikle modern çağda, bireyselleşmenin artmasıyla birlikte aile bağlarının zayıfladığı sıkça dile getiriliyor. Oysa insan, ne kadar güçlü olursa olsun, duygusal olarak ait olduğu bir yere ihtiyaç duyar. İşte o yer, çoğu zaman ailedir. İyi günde birlikte gülmek, zor zamanlarda omuz omuza durmak, hayatın yükünü hafifleten en kıymetli paylaşımdır.</span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Aile, sadece bir başlangıç noktası değil, hayat boyu süren bir yol arkadaşlığıdır. Onu korumak, güçlendirmek ve değerini bilmek, hem bireysel mutluluğun hem de toplumsal huzurun anahtarıdır. Çünkü güçlü aileler, güçlü toplumların temelini oluşturur.</span></span></strong></p>

<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Murat AVCI</span></span></strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 10 Apr 2026 13:49:08 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://sonpostagazetesi.com/images/kullanicilar/daff7014c2e4ac53ab74ee786481ee5a.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>HAYATINIZDAKİ O ‘GÖRÜNMEZ EL’ SİZİ NEREYE İTİYOR?</title>
                <category>DERYA BERİL AKÇALI</category>
                <link>https://sonpostagazetesi.com/makale/hayatinizdaki-o-gorunmez-el-sizi-nereye-itiyor-169</link>
                <author>deryaberilakcali@gmail.com (DERYA BERİL AKÇALI)</author>
                <guid>https://sonpostagazetesi.com/makale/hayatinizdaki-o-gorunmez-el-sizi-nereye-itiyor-169</guid>
                <description><![CDATA[HAYATINIZDAKİ O ‘GÖRÜNMEZ EL’ SİZİ NEREYE İTİYOR?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong>Son günlerde sabahları yataktan kalkarken üzerinizde anlam veremediğiniz bir ağırlık mı var?</strong> Ya da tam her şey yoluna girdi derken, geçmişten gelen bir mesele veya bir insan aniden karşınıza mı dikiliyor? Eğer bu aralar "Neden hep aynı döngüleri yaşıyorum?" diye kendinizi sorgularken buluyorsanız, bilmelisiniz ki suçlu ne şansınız ne de tesadüfler.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">​Gökyüzü şu an, yıllardır biriktirdiğiniz tüm duygusal yükleri kapınızın önüne bırakıyor. Üstelik bu sefer kapıyı kapatıp kaçma şansınız da yok.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">​<strong>Hiçbir Astrologun Açıklamadığı "Ruhsal Sızıntı"</strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">​Çoğu uzman gökyüzündeki sert açıları sadece<strong> "zorluk" </strong>olarak tanımlar. Oysa asıl gerçek çok daha derinde: Şu an haritalarınızda <strong>"Ruhsal Sızıntı" </strong>dediğimiz bir evre yaşanıyor. Bu evrede, bastırdığınız korkularınız eşyalarınızın bozulmasıyla, çözemediğiniz öfkeniz ise en yakınlarınızla olan çatışmalarla dışarı sızıyor.</span></span></p>

<p><strong><em><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">​Özellikle rüyalarınızın bu kadar netleşmesi, eski dostların birer birer belirmesi tesadüf değil; sistem size bir "Kadersel Temizlik" yaptırıyor. Eğer bugün hayatınızda bir şeyler kopuyorsa, aslında sizin için daha geniş bir alan açılıyordur.</span></span></em></strong></p>

<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">​"Benim Burcumda Neler Oluyor?" Sorusunun Yanlışı</span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">​İnsanlar genellikle burç yorumlarını okuyup geçerler. Ancak gökyüzü tek tip bir reçete sunmaz. Bir Koç için "başlangıç" olan enerji, bir Akrep için "büyük bir vazgeçiş" olabilir. Önemli olan, gökyüzündeki bu devasa enerji trafiğinde sizin hangi yolda ilerlediğinizdir.</span></span></p>

<p><em><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">​Şu an birçoğunuzun hissettiği o "boşlukta kalma" duygusu, aslında evrenin sizi yeni bir versiyona hazırlama sürecidir. Ancak bu süreci tek başınıza, rehbersiz yönetmeye çalışmak; karanlık bir odada el yordamıyla anahtar aramaya benzer.</span></span></em></p>

<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">​21-22 Nisan: Kaderin Yeniden Yazıldığı Saatler</span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">​Önümüzdeki günlerin en kritik dönemeci olan 21-22 Nisan gecesi, gökyüzünden yeryüzüne bir "vizyon" akacak. Lyrid Meteor Yağmuru eşliğinde gerçekleşecek bu kozmik olayda, zihninize düşen o tek bir cümle veya o ani fikir; aslında önümüzdeki yılların pusulası olacak. O anı kaçırmamak ve o fikri doğru işlemek, hayatınızın geri kalanını nasıl yaşayacağınızı belirleyebilir.</span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">​Sonuç Olarak...</span></span></strong></p>

<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">​Zodyak, her birimiz için farklı bir senaryo hazırlar ve bu senaryoyu okuyabilmek, hayatın getirdiği fırtınalarda savrulmak yerine dümene geçmektir. Unutmayın ki gökyüzü, sadece kendi frekansını anlamaya niyet edenlerle iş birliği yapar.</span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">​Kendi doğum haritanızın bu büyük dönüşümde size hangi pencereleri açtığını, hangi engelleri aşmanız gerektiğini profesyonel bir bakış açısıyla analiz etmek; yarınlarınızı tesadüflerden arındırıp bilinçli bir inşa sürecine dahil etmenizi sağlar. Gökyüzünün bu kadim rehberliğinde, kendi yıldızınızın parladığı yeri birlikte keşfetmek dileğiyle.</span></span></p>

<p><em><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">​Yıldızların bilgeliği yolunuzu aydınlatsın…</span></span></em></p>

<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Derya Beril AKÇALI Astrolog &amp; Yazar</span></span></strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 10 Apr 2026 13:41:14 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://sonpostagazetesi.com/images/kullanicilar/2025/03/derya-beril-akcali-1742902130.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>NİSAN AYI KADERİ MÜHÜRLÜYOR: GÖKYÜZÜ SİZİ HANGİ SINAVA ÇEKİYOR?</title>
                <category>DERYA BERİL AKÇALI</category>
                <link>https://sonpostagazetesi.com/makale/nisan-ayi-kaderi-muhurluyor-gokyuzu-sizi-hangi-sinava-cekiyor-168</link>
                <author>deryaberilakcali@gmail.com (DERYA BERİL AKÇALI)</author>
                <guid>https://sonpostagazetesi.com/makale/nisan-ayi-kaderi-muhurluyor-gokyuzu-sizi-hangi-sinava-cekiyor-168</guid>
                <description><![CDATA[NİSAN AYI KADERİ MÜHÜRLÜYOR: GÖKYÜZÜ SİZİ HANGİ SINAVA ÇEKİYOR?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Zamanın ruhu,<strong> 2026 Nisan</strong> ayında sıradan bir takvim yaprağından fazlasını vadediyor; gökyüzü devasa bir hesaplaşma sofrası kurmuş durumda. Koç burcundaki güçlü tutulma etkileri ve hemen ardından gelen Merkür Retrosu, hayatımızdaki "vadesi dolmuş" ne varsa sarsmaya hazırlanıyor. Ancak asıl büyük perde, <em><strong>2 Nisan’daki Terazi Dolunayı ile açılıyor. Bu bir yıkım değil, aslında ruhsal bir inşa sürecidir. Fakat bu inşada rehbersiz yürümek, karanlık bir dehlizde el yordamıyla yol bulmaya benzer.</strong></em></span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">​2 Nisan Terazi Dolunayı: İlişkilerde Son Karar!</span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">​Bu dolunay, hayatımızdaki tüm dengeleri sarsmaya,<strong><em> "nezaket"</em></strong> maskesi altında saklanan gerçekleri gün yüzüne çıkarmaya geliyor. Ortaklıklar, evlilikler ve ikili ilişkiler artık mercek altında. Yıllardır sustuğunuz, <em><strong>"huzur kaçmasın" </strong></em>diye alttan aldığınız her konu, bu dolunayla birlikte bir yanardağ gibi patlayabilir. Hak ettiğinizi alıyor musunuz, yoksa sürekli kendinizden mi veriyorsunuz? Gökyüzü bu sorunun cevabını size sert bir şekilde verdirecek.</span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">​Burçlar İçin Kritik Uyarı: Kim, Neyi Deneyimleyecek?</span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">​<strong><span style="color:#c0392b">Koç, Terazi, Yengeç ve Oğlak:</span></strong> Hayatınızın temel direkleri; kariyeriniz, evliliğiniz ve kimliğiniz sorgulanıyor.<strong><em> Ya "tamam" ya "devam" </em></strong>diyeceğiniz kader anındasınız. Profesyonel bir rehberlik almadan bu virajı dönmek, uçurum kenarında gözü kapalı yürümek gibidir.</span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#c0392b">​Boğa ve Akrep: </span>Maddi güvenliğiniz ve gizli korkularınız su yüzüne çıkıyor. Enerji alanınızdaki "blokajlar" artık taşınamaz hale geldi. Ruhsal bir arınma sizin için bir tercih değil, zorunluluk.</span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#c0392b"><strong>​İkizler ve Yay:</strong></span> Sosyal çevreniz ve aşk hayatınızda maskeler düşüyor. Merkür Retrosu devredeyken dürüst olmayan her cümle başınıza bela olabilir.</span></span></p>

<p><em><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#c0392b">​Aslan ve Kova:</span> Yakın çevre ilişkileriniz ve zihninizdeki eski kalıplar test ediliyor. Bu döngüde "haklı" olmayı değil, "mutlu" olmayı seçmelisiniz.</span></span></strong></em></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="color:#c0392b"><span style="background-color:#ffffff">​Başak ve Balık:</span></span></strong>Ortaklı paralar ve derin ruhsal krizler gündemde. Kendi içinizdeki o karanlık odayı aydınlatma vakti geldi.</span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">​Bu Dönemde Ne Yapmalı?</span></span></strong></p>

<p><em><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">​Nisan’ın bu kaotik enerjisini yönetmek için; ertelediğiniz o yüzleşmeleri yapın ama öfkeyle değil, bilgelikle hareket edin. Unutmayın, Merkür Retrosu varken yeniye başlamak yerine, eldeki pürüzleri temizlemek hayat kurtarır. Kaderin matematiksel döngülerini bilmeden atacağınız her adım, rüzgara karşı yürümek gibidir.</span></span></em></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">​Gökyüzü bu kadar gürültülüyken, kendi sesinizi duymak ve hayatınızdaki düğümleri çözmek için profesyonel bir fenerin ışığına ihtiyacınız olabilir. Kader, gayrete aşıktır; ancak doğru yöne atılan bir gayret hayatınızı kurtarır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">​Sevgilerimle,</span></span></p>

<p><em><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">​Yazar &amp; Astrolog Derya Beril Akçalı</span></span></strong></em></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">​Danışmanlık ve Detaylı Bilgi İçin: https://www.instagram.com/deryaberilakcali</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 31 Mar 2026 11:43:08 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://sonpostagazetesi.com/images/kullanicilar/2025/03/derya-beril-akcali-1742902130.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>TERAVİH NAMAZI NEDİR? FAZİLETLERİ NELERDİR VE NASIL KILINIR?</title>
                <category>SERACETTİN YAMAR</category>
                <link>https://sonpostagazetesi.com/makale/teravih-namazi-nedir-faziletleri-nelerdir-ve-nasil-kilinir-167</link>
                <author>yamarseracettin@gmail.com (SERACETTİN YAMAR)</author>
                <guid>https://sonpostagazetesi.com/makale/teravih-namazi-nedir-faziletleri-nelerdir-ve-nasil-kilinir-167</guid>
                <description><![CDATA[TERAVİH NAMAZI NEDİR? FAZİLETLERİ NELERDİR VE NASIL KILINIR?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Ramazan ayı, Müslümanlar için ibadet, rahmet ve bereket ayıdır. 2026 yılında Ramazan ayı 19 Şubat 2026 Perşembe (1 Ramazan 1447) tarihinde başlamıştır. Bu mübarek ay; oruç, teravih, teheccüd ve Kur’an-ı Kerim ile geçirilen manevi bir iklim sunar. Aynı zamanda yardımlaşma, dayanışma, cömertlik ve paylaşmanın arttığı bir dönemdir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Ramazan geceleri teravih namazı ile aydınlanırken, gündüzleri oruç ve zikirlerle nurlanır. Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (S.A.V) Ramazan gecelerinin faziletini şu sözlerle ifade etmiştir: “Her kim inanarak ve sevabını Allah’tan bekleyerek Ramazan gecelerini ibadetle geçirirse geçmiş günahları bağışlanır.” Bu nedenle Ramazan ayında kılınan teravih namazı, Müslümanlar için önemli bir ibadet olarak kabul edilir.</span></span></p>

<p><em><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Teravih Namazı Nedir?</span></span></strong></em></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Teravih namazı, Ramazan ayına özgü olan ve yatsı namazından sonra kılınan sünnet bir namazdır. Peygamber Efendimizin uygulaması ve sahabenin devam ettirmesiyle günümüze kadar ulaşmıştır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Hem erkekler hem de kadınlar için sünnet-i müekkede kabul edilir. Camilerde cemaatle kılınması daha faziletli görülse de, imkân olmadığı durumlarda evde de kılınabilir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">2026 Yılında İlk Teravih Ne Zaman Kılındı?</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Ramazan ayı 19 Şubat 2026 Perşembe günü başladığı için ilk teravih namazı 18 Şubat 2026 Çarşamba akşamı kılınmıştır. Çünkü İslam takviminde günler akşamdan başlar.</span></span></p>

<p><em><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Teravih Namazı Kaç Rekattır?</span></span></em></p>

<p><em><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Teravih namazı 20 rekattır.</span></span></em></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Genellikle şu şekillerde kılınır:</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">2 rekât + selam şeklinde (en faziletli kabul edilir)</span></span></p>

<p><em><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">4 rekât + selam şeklinde</span></span></em></p>

<p><em><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">20 rekât tamamlandıktan sonra 3 rekât vitir namazı kılınır.</span></span></em></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Teravih Namazına Nasıl Niyet Edilir?</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Teravih namazına şu şekilde niyet edilir:</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Cemaatle kılınırken: “Niyet ettim Allah rızası için teravih namazını kılmaya, uydum hazır olan imama.”</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Evde tek başına kılarken: “Niyet ettim Allah rızası için teravih namazını kılmaya.”</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Niyetin ardından “Allahu Ekber” diyerek namaza başlanır.</span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Teravih Namazı Nasıl Kılınır?</span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Teravih namazı, yatsı namazından sonra şu sırayla kılınır:</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Yatsı namazının 4 rekât ilk sünneti kılınır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">4 rekât farz cemaatle kılınır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">2 rekât son sünnet kılınır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Ardından 20 rekât teravih namazı kılınır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Son olarak 3 rekât vitir namazı kılınır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Her rekâtta:</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Fatiha suresi</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Kur’an’dan bir sure veya birkaç ayet okunur.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Teravih Namazında Hangi Dualar Okunur?</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Dört rekât olarak kılınan teravih namazında:</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">İlk oturuşta Ettehiyyatü, Salli ve Barik duaları okunur.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Üçüncü rekâta kalkıldığında Sübhaneke duası okunur.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Ardından Fatiha ve bir sure okunarak namaza devam edilir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Teravih Namazı Aralarında Okunan Salavat</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Teravih namazının rekâtları arasında salavat getirmek güzel bir gelenektir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Okunan salavat: “Allahümme salli ala seyyidina Muhammedin nebiyyil ümmiyyi ve ala alihi ve sahbihi ve sellim.”</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Anlamı: “Allah’ım, ümmi peygamber Efendimiz Muhammed’e, onun ailesine ve ashabına rahmet ve selam eyle.”</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Teravih Namazından Sonra Ne Okunur?</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Teravih ve vitir namazının ardından genellikle tesbihat yapılır ve dua edilir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Bazı camilerde imam, Amenerrasulü olarak bilinen Bakara Suresi 285 ve 286. ayetleri okuyarak geceyi tamamlar.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Teravih Namazı Tek Başına Kılınabilir Mi?</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Teravih namazını cemaatle kılmak daha faziletli kabul edilse de, imkân bulunmadığında evde tek başına kılınması da caizdir. Özellikle pandemi döneminde birçok Müslüman teravih namazını evlerinde kılmıştır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Teravih Namazının Hükmü Nedir?</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Teravih namazı:</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Farz değildir</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Vacip değildir</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Sünnet-i müekkededir</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Yani Peygamber Efendimizin sürekli kıldığı güçlü bir sünnettir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Teravih Namazının Faziletleri</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Teravih namazı Ramazan gecelerinin en önemli ibadetlerinden biridir. Bu namazın faziletleri arasında şunlar sayılır:</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Günahların affına vesile olur</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Ramazan gecelerini ihya etmeyi sağlar</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Manevi huzuru artırır</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Müminler arasında birlik ve beraberliği güçlendirir</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Peygamber Efendimiz bu konuda şöyle buyurmuştur: “Kim Ramazan gecelerini inanarak ve sevabını Allah’tan bekleyerek ibadetle geçirirse geçmiş günahları bağışlanır.”</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 07 Mar 2026 16:56:27 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://sonpostagazetesi.com/images/kullanicilar/2026/02/seracettin-yamar-1771493239.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ECLİPSE SEZONU: 3 MART AY TUTULMASI İLE İLİŞKİLERDE NELER DEĞİŞECEK? (KANLI AY&#039;IN SIRRI!)</title>
                <category>DERYA BERİL AKÇALI</category>
                <link>https://sonpostagazetesi.com/makale/eclipse-sezonu-3-mart-ay-tutulmasi-ile-iliskilerde-neler-degisecek-kanli-ayin-sirri-166</link>
                <author>deryaberilakcali@gmail.com (DERYA BERİL AKÇALI)</author>
                <guid>https://sonpostagazetesi.com/makale/eclipse-sezonu-3-mart-ay-tutulmasi-ile-iliskilerde-neler-degisecek-kanli-ayin-sirri-166</guid>
                <description><![CDATA[ECLİPSE SEZONU: 3 MART AY TUTULMASI İLE İLİŞKİLERDE NELER DEĞİŞECEK? (KANLI AY'IN SIRRI!)]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Kanka, hazır mısın? 3 Mart 2026’da gökyüzü resmen "durun, hesaplaşma vakti!" diye bağırıyor. Saat 14:37 civarı (Türkiye saati) Başak burcunda 12°’de patlayan Tam Ay Tutulması (Kanlı Ay), eclipse sezonunun en vahşi zirvesi! Neden bu kadar güçlü, neden bu kadar "kanlı" ve duygusal patlamalı? Hadi açıklayayım, içinden "vay be" diyeceksin:</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Neden Bu Tutulma Bu Kadar Güçlü ve Karmik Bir Patlama?</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Kanlı Ay (Blood Moon) efekti: Ay tamamen Dünya’nın gölgesine giriyor, kırmızıya dönüyor. Sembolik olarak "eski yaralar kanayarak dışarı atılıyor" demek bu! Bastırdığın duygular, gizli öfkeler, suçluluklar... hepsi şimdi yüzeye vuruyor. Dram seviyesi: 10/10.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Güney Ay Düğümü’ne yapışık: Tutulma tam Güney Düğüm’le (karmik geçmiş) birleşiyor. Bu, "eski döngüleri bitir, kader yoluna dön" diyen en ağır karmik reset! Tekrar eden ilişki hataları, aşırı fedakârlık, kurban rolü... hepsi burada kapanıyor. "Artık yeter!" dedirten enerji.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Başak vs. Balık ekseni savaşı: Ay Başak’ta (detaycı, eleştirel, mükemmeliyetçi), Güneş Balık’ta (akışa bırak, koşulsuz sev, kaos kabul et). Hayatında "her şeyi kontrol etmeliyim" mi diyorsun, yoksa "her şeyi akışa bırakayım da batsın mı"? Dengesizlik varsa şimdi patlıyor! Sağlıklı sınır + şefkatli teslimiyet dengesi kuruluyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Jüpiter’den dev destek (sextile ve trine): Jüpiter Yengeç’te yücelimde, retro olsa da Moon’a sextile, Sun’a trine yapıyor. Yani arınma zor değil, "temizlendikten sonra bolluk ve şifa geliyor" diyor. Gözyaşları sonrası gülümseme garantili!</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Ekstra bonus: Merkür retro Balık’ta (eski mesajlar, geçmiş konuşmalar dönüyor), Mars Balık’ta (duygusal aksiyon), Venüs Koç’a yaklaşıyor (tutku patlaması yakında). İlişkilerde "hem ağla hem savaş" modu full gaz!</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Bu tutulma sadece bir dolunay değil; karmik kapanış + duygusal temizlik + yeni aşk baharı kapısı! Etkisi ±15 gün yoğun, ama asıl değişimler 6 ay sürecek (Eylül 2026’ya kadar). İlişkilerde "kusurlu ama gerçek" sevgiye geçiş zamanı.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Burçlara Özel İlişkiler Etkisi + Ritüel Önerileri</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">(Yükselen veya Güneş burcuna göre oku, en yoğun etki yükseleninde)</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Koç: İlişkilerde "ben" enerjisi patlıyor ama aşırı bağımsızlığı bırak. Partnerine yumuşak yaklaş, fedakârlık öğren.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Ritüel: Kırmızı mum yak, "Bağımsızlığımı korurken kalpten sevgiye yer açıyorum" diye yazdığın kağıdı yak. Külleri toprağa göm, yeni başlangıç davet et.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Boğa: Aşkta kusursuz arayışı bitir, risk al, eğlen! Kalbinin sesini dinle, eleştiriyi bırak.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Ritüel: Gül yağı sür, aynada "Kusurlu halimle seviliyorum" de. Partnerinle/yalnız dans et, eğlenceyi ilişkiye davet et.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">İkizler: Yanlış anlamalar, eski flörtler dönüyor. Net ol ama aşırı analiz etme, kalpten konuş.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Ritüel: Mavi mum yak, "Söylenmemiş sözleri serbest bırakıyorum" de. Eski mesajları sil, yeni samimi sohbet başlat.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Yengeç: Aile/ev dinamikleri aşkı etkiliyor. Duygusal duvarları indir, besleyici olmayan bağları kes.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Ritüel: Ay ışığında su dolu kaseye tuz at, "Geçmiş yaraları temizliyorum" de. Suyu dök, hafiflet.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Aslan: Romantizmde kendini ifade et, ego savaşlarını bırak. Kalpten sev, gösterişi azalt.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Ritüel: Turuncu mum yak, "Kendimi olduğum gibi sevmeye izin veriyorum" diye kendine/partnerine aşk mektubu yaz.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Başak: Zirvede! Kendini mükemmel göstermek için ilişkiyi "düzeltme" tuzağından çık. Partnerini olduğu gibi kabul et.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Ritüel: Yeşil mum yak, "Mükemmeliyetçiliği bırakıyorum, sevgiyi kabul ediyorum" de. Kusurlarını sevdiğin liste yap, yak ve rüzgara ver.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Terazi: Denge arayışı dorukta. "Ben" ve "biz" arasında sağlıklı sınır koy, adil ol.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Ritüel: Pembe kuvars tut, "Adil ve sevgi dolu bağlar davet ediyorum" de. Partnerinle eşit paylaşım konuşması yap.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Akrep: Derin bağlarda dönüşüm. Kıskançlık/kontrolü bırak, güveni yeniden inşa et.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Ritüel: Siyah mum yak, "Güvensizlikleri salıveriyorum" de. Eski fotoğrafları güvenli yak.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Yay: Özgürlük vs. bağlılık çatışması. Macerayı paylaş, taahhütlerden kaçma.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Ritüel: Mor mum yak, "Özgürce sevdiğim ilişkiler yaratıyorum" de. Aşk vizyon panosu yap.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Oğlak: Kariyer-aşk dengesi değişiyor. Duygusal duvarları indir, partnerine açıl.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Ritüel: Beyaz mum yak, "Başarıyı sevgiyle birleştiriyorum" de. Gelecek hayalleri konuş.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Kova: Arkadaşlıktan aşka geçiş veya sosyal çevrede netleşme. Grup dinamiklerini bırak.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Ritüel: Elektrik mavisi mum yak, "Gerçek dostluk ve aşkı davet ediyorum" de. Toksik arkadaşları sil.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Balık: Karşıt konumda! İlişkilerde kader netleşiyor. Kurban rolünü bırak, sağlıklı sınır koy.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Ritüel: Deniz kabuğu veya mavi mumla "Koşulsuz sevgiyi hak ediyorum" de. Ayaklarını suyla yıka, eski bağları akıt.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Bu Kanlı Ay, "eski yükleri bırak, gerçek sevgiye yer aç" diyor. Mükemmel partner/ilişki aramayı bırak; kusurları kucakla, şefkatle sev. Ritüelleri tutulma öncesi/sonrası 3 gün içinde yap, en güçlü etki o zaman!</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Derya Beril AKÇALI</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 05 Mar 2026 13:41:46 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://sonpostagazetesi.com/images/kullanicilar/2025/03/derya-beril-akcali-1742902130.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>OKURLARIN RAMAZAN İLE İLGİLİ SORULARI</title>
                <category>SERACETTİN YAMAR</category>
                <link>https://sonpostagazetesi.com/makale/okurlarin-ramazan-ile-ilgili-sorulari-165</link>
                <author>yamarseracettin@gmail.com (SERACETTİN YAMAR)</author>
                <guid>https://sonpostagazetesi.com/makale/okurlarin-ramazan-ile-ilgili-sorulari-165</guid>
                <description><![CDATA[OKURLARIN RAMAZAN İLE İLGİLİ SORULARI]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><em><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Hocam merhaba ben bir diş kliniğinde diş tedavim için randevu almıştım. Oruçlu kimsenin dişlerini tedavi ettirmesi orucu bozar mı? Sevgi GÜRBÜZ/İSTANBUL</span></span></strong></em></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Sevgili okurum Oruçlu bir kimsenin morfinli veya morfinsiz olarak dişlerini tedavi ettirmesi veya çektirmesi orucu bozmaz. Ancak tedavi esnasında, kan veya tedavide kullanılan maddelerden herhangi bir şeyin yutulması orucu bozar.</span></span></p>

<p><em><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Seracettin hocam yazılarınız takip ediyor ve çok beğeniyorum. Allah sizden razı olsun. Size sorum şu Sahurda ezan bitene kadar yemek yenilebilir mi? Metin KARADUT/ANKARA</span></span></strong></em></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">İmsak vakti ezan ile değil, tan yerinin ağarması ile başlar. Bu sebeple ezan okunsun okunmasın imsak vaktinin başlaması ile yeme içmeye son vermek gerekir. Ezanın imsak vaktinden önce okunması, ezanla birlikte oruca başlamayı zorunlu kılmadığı gibi, ezanın geç okunması hâlinde de imsak vaktinin girmesinden sonra yiyip içmek mübah olmaz.</span></span></p>

<p><em><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Hocam,oruç tutmayan kimse Teravih namazı kılabilir mi? Yunus ERDAL/MALATYA</span></span></strong></em></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Teravih namazı Ramazan ayına ait bir sünnetidir, oruçla doğrudan ilişkisi yoktur. Bu nedenle, mazeretli ya da mazeretsiz oruç tutmayan kişiler için de Teravih namazı kılmak sünnet-i müekkededir.</span></span></p>

<p><em><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Oruçlu kimse abdest alırken hataen boğazına su kaçırsa orucu bozulur mu? Tülay ADIGÜZEL/ANTALYA</span></span></strong></em></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Sevgili okurum orucun bozulması konusunda hata; abdest sırasında ağzını çalkalarken isteği dışında boğazına su kaçması örneğinde olduğu gibi, orucu bozan fiilin orucu bozma kastına dayalı olmayarak meydana gelmesidir. Orucu bozan fiilin hataen yapılması orucu bozar ve yalnızca kazayı gerektirir. Hataen boğaza su kaçması, oruçlu bulunulduğu hatırda değilken meydana gelirse, unutarak yapılmış hükmünü alır ve oruç bozulmaz.</span></span></p>

<p><em><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">&nbsp;Zekat Ramazan ayının kaçında verilir, Zekatın belli bir tarihi var mı? Yasin AĞAÇLI/İSTANBUL</span></span></strong></em></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Zekât vermenin belli bir zamanı olmayıp, farz olduğu andan itibaren verilmesi gerekir. Bunun için belli bir ayı veya Ramazanı beklemeye gerek yoktur. Zekât vermekle yükümlü olanların, yükümlü oldukları andan itibaren en kısa zamanda zekâtlarını vermeleri uygun olur.</span></span></p>

<p><strong><span style="font-family:Calibri, sans-serif"><span style="font-size:18px">Seracettin YAMAR</span></span></strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 05 Mar 2026 13:23:04 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://sonpostagazetesi.com/images/kullanicilar/2026/02/seracettin-yamar-1771493239.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>DİJİTAL TUZAKLARIN ANATOMİSİ: MANİPÜLASYONUN YENI YÜZYILI</title>
                <category>AV. ABDULLAH YILMAZ</category>
                <link>https://sonpostagazetesi.com/makale/dijital-tuzaklarin-anatomisi-manipulasyonun-yeni-yuzyili-164</link>
                <author>abdullahyilmaz@sonpostagazetesi.com (AV. ABDULLAH YILMAZ)</author>
                <guid>https://sonpostagazetesi.com/makale/dijital-tuzaklarin-anatomisi-manipulasyonun-yeni-yuzyili-164</guid>
                <description><![CDATA[DİJİTAL TUZAKLARIN ANATOMİSİ: MANİPÜLASYONUN YENI YÜZYILI]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><em><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Dolandırıcılık, artık arka sokakların köhne hilelerinden ibaret değil; sahnesini değiştirdi, kostümünü yeniledi. Şimdi karşımıza dijital dünyanın parlak vitrinlerinde çıkıyor. Elindeki tek araç bir yalan değil; kusursuz tasarlanmış bir algı mimarisi. Bu mimaride grafikler, logolar, metinler birer tuğla; sahte güven duygusu ise görünmez bir harç gibi hepsini bir arada tutuyor. </span></span></em></p>

<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">&nbsp;Bu yeni çağda dolandırıcı, karanlık bir ara sokakta değil; telefonunun ekranındaki renkli bir reklamın içinde duruyor. Sanal dünyanın ışıkları altında yüzü görünmez, sesi filtreden geçmiştir ve insan, o ışığa bakarken fark etmeden kendi gölgesini kaybeder. Algı, en zayıf yerinden çekilince gerçek deforme olmaya başlar. </span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Aptos,sans-serif"><em>Dijital dolandırıcılığın en incelikli yönü, insan psikolojisini bir cerrah bıçağının keskinliğiyle çözmesidir. Ekonomik sıkışmışlık altındaki biri, yüksek getiri vaadiyle karşılaştığında zihninin kilidi ince bir tık sesiyle açılır. Manipülatör tam da o anda içeri sızar. Tıpkı ustaca hazırlanmış bir tiyatro sahnesi gibi her şey gerçek görünür: Profesyonel tasarımlar, makyajlanmış tablolar, kopyalanmış kurumsal kimlikler… Seyirci ışığın altında neyin gerçek, neyin dekor olduğunu ayırt edemeden oyuna dahil olur. </em></span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">&nbsp;Bu oyunun en tehlikeli yanı, kurbanın genellikle perdenin sonunda gerçeği fark etmesidir. Para kaybı yalnızca maddi bir yıkım değildir; insanın “ben nasıl kandım?” sorusuyla yaşadığı duygusal çöküş, adeta zihinsel bir artçı deprem gibi devam eder. Çünkü manipülasyon sadece cüzdanı değil, güven duygusunun omurgasını da kırar. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">&nbsp;<strong>Dijital dünyanın bu parıltılı labirentinde asıl sorun, toplumun henüz dijital pusulasını tam olarak kullanamamasıdır. İnsanlar fiziksel bir ürünü incelerken gösterdikleri titizliği, parasını yatırdıkları platformlara göstermiyor. Oysa her yatırım bir iksir değildir; içinde hem umut barındırır hem de yan etki potansiyeli. Pırıltılı ambalajlar çoğu zaman en riskli maddeleri saklamak için tasarlanır. </strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">&nbsp;Bugün dolandırıcılık; sokak köşelerinde dolaşarak değil, insanın zihninin arka odalarına kurulmuş bir yansıma makinesiyle yapılıyor. Algoritmalar, tasarım hileleri ve psikolojik tetikleyiciler, sahnenin görünmeyen kulisleri gibidir. Bu yüzden korunmanın yolu sadece hukuktan ya da güvenlik yazılımlarından geçmez; toplumsal bilinç, medya okuryazarlığı ve bireysel farkındalık bu oyunun gerçek zırhıdır. </span></span></p>

<p><em><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Gerçek kazanç, hiçbir zaman sihirli bir değnekle gelmez. Sabırla örülen bilgi, temkinle atılan adım ve soğukkanlı bir zihin, bu çağın en güvenli yatırım araçlarıdır. Işıkları fazla parlak olan her sahne, bir noktada gölge üretir; önemli olan o gölgede kaybolmamaktır. </span></span></em></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">&nbsp;Türk Ceza Kanunu’nun 157 ve 158. maddeleri, hileli davranışla bir kişinin aldatılarak menfaat sağlanmasını suç olarak tanımlar. Dijital dünyada bu hile; sahte siteler, yanıltıcı grafikler, kurumsal izlenimi veren logolar ve yatırım vaadi kılığına bürünmüş manipülasyon teknikleri üzerinden gerçekleşebilir. </span></span></p>

<p><em><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">&nbsp;Bilişim sistemlerinin araç olarak kullanılması, suçun “nitelikli hâli” kapsamında değerlendirilir. Çünkü teknoloji, failin görünmezliğini artırır; mağdurun savunma imkanlarını daraltır. Bu nedenle yaptırımlar daha ağırdır.Ancak hukuki çerçevenin yanında bireyin kendi dikkat yükümlülüğü de önemlidir. Platformun yasal durumunu araştırmak, doğrulama araçlarını kullanmak, şüpheli vaat karşısında temkinli olmak hem pratik hem hukuki anlamda koruyucu bir refleks sayılır. </span></span></strong></em></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">&nbsp;Sonuçta dijital çağda korunmak yalnızca ceza hukuku hükümlerine değil, bireyin farkındalığına dayanır. Hukuk hileyi cezalandırır; fakat bireyler ,sağduyuyu,dikkat ve temkini kendi heybelerinden hiçbir zaman çıkarmamalıdır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><strong><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Av. Abdullah YILMAZ</span></strong></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 02 Mar 2026 14:23:33 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://sonpostagazetesi.com/images/kullanicilar/2025/07/av-abdullah-yilmaz-1753176931.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>PEYGAMBER EFENDİMİZİN ÖĞRETTİĞİ RAMAZAN DUASI</title>
                <category>SERACETTİN YAMAR</category>
                <link>https://sonpostagazetesi.com/makale/peygamber-efendimizin-ogrettigi-ramazan-duasi-163</link>
                <author>yamarseracettin@gmail.com (SERACETTİN YAMAR)</author>
                <guid>https://sonpostagazetesi.com/makale/peygamber-efendimizin-ogrettigi-ramazan-duasi-163</guid>
                <description><![CDATA[PEYGAMBER EFENDİMİZİN ÖĞRETTİĞİ RAMAZAN DUASI]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif"><em>(Okuyan Allah’ın rahmet ve mağfiretine nail olur)</em></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Ramazan ayı; rahmet, mağfiret ve bereket mevsimidir. Muhammed (s.a.v.)’in hadislerinde, bu mübarek ayda yapılan dua ve istiğfarın faziletine özellikle dikkat çekilmiştir. Rivayetlerde bildirildiğine göre, Ramazan boyunca bu duaya devam eden kimse Allah’ın rahmetine ve bağışlamasına kavuşur.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Duanın Fazileti</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Ramazan-ı Şerif’te istiğfarı çoğaltmak, cenneti istemek ve cehennemden Allah’a sığınmak büyük bir kulluk şuurudur. Bu dua; hem tövbe ve istiğfarı, hem cennet talebini hem de cehennemden korunma niyazını içinde barındırır. Okuyan kişi, Rabbine yönelir, affını ister ve hayırlı bir akıbet talep eder.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Ramazan Duası</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">“Estağfirullâhellezî lâ ilahe illâ hüvel hayyel kayyûme ve etûbü ileyhi innehû hüvet tevvâbür rahîm.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Allâhümme innî es’elükel cennete ve mâ karrabe ileyhâ min kavlin ve amel. Ve eûzü bike minen nâri ve mâ karrabe ileyhâ min kavlin ve amel.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Ve es’elüke mâ kadayte lî kadâen en tec’ale âkıbetehû li ruşdâ.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Allâhümme innî es’elükel cennete ve ne‘îmehâ ve istebrakahâ ve eûzü bike minen nâri ve selâsilihâ ve ağlâlihâ.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Yâ erhamer râhimîn.”</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Anlamı (Özetle)</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Hayy ve Kayyûm olan Allah’tan bağışlanma dilerim ve O’na tövbe ederim.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Allah’ım! Beni cennete ve cennete yaklaştıran söz ve amellere ulaştır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Cehennemden ve ona yaklaştıran söz ve davranışlardan Sana sığınırım.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Hakkımda takdir ettiğin her hükmün sonucunu hayırlı kıl.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Ey merhametlilerin en merhametlisi, bize rahmet eyle.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Seracettin YAMAR</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 02 Mar 2026 11:23:30 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://sonpostagazetesi.com/images/kullanicilar/2026/02/seracettin-yamar-1771493239.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>HAYALİMDEKİ PROJE</title>
                <category>MURAT AVCI</category>
                <link>https://sonpostagazetesi.com/makale/hayalimdeki-proje-162</link>
                <author>avci.murat@gmail.com (MURAT AVCI)</author>
                <guid>https://sonpostagazetesi.com/makale/hayalimdeki-proje-162</guid>
                <description><![CDATA[HAYALİMDEKİ PROJE]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Geçtiğimiz günlerde birçok site ve gazetede genç bir avukatın Yeşilçam Huzur Evi projesi için kollarını sıvadığına dair haberleri okudum. Açıkçası büyük bir heyecan ve umut duydum. Çünkü bu proje, sadece bir sosyal sorumluluk adımı değil, aynı zamanda bir vefa borcunun ifadesi, bir kültür mirasına sahip çıkma iradesidir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Aptos,sans-serif"><em><strong>Yeşilçam </strong>denildiğinde hepimizin aklına bir dönem gelir. Siyah beyaz filmler, mahalle kültürü, masum aşklar, fedakâr anneler, gururlu babalar… Türk sinemasının kalbi olan <strong>Yeşilçam,</strong> bir neslin hafızasını inşa etti. O filmlerle büyüdük, o karakterlerle güldük, ağladık, hayata dair dersler aldık. Ancak ne yazık ki o dönemin birçok kıymetli sanatçısı bugün hak ettiği değeri ve yaşam koşullarını bulamıyor.</em></span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">İşte tam da bu noktada <strong>Av. Onur Yağışan</strong>’ın ortaya koyduğu Yeşilçam Huzur Evi projesi büyük bir anlam taşıyor. Maddi durumu iyi olmayan, yıllarını sanata ve topluma adamış Yeşilçam oyuncularının bir arada, güvenli ve huzurlu bir ortamda yaşayabileceği bir alan oluşturma fikri son derece kıymetli. Bu proje, sadece barınma imkânı sunmakla kalmayacak; aynı zamanda o değerli isimlerin yalnızlıklarını paylaşabilecekleri, anılarını tazeleyebilecekleri ve birbirlerine moral olabilecekleri bir yaşam alanı sağlayacak.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Düşünün ki bir zamanlar beyaz perdede milyonları etkileyen, replikleri hafızalara kazınan sanatçılar bugün hayat mücadelesi veriyor. Oysa onlar, Türk sinemasının temel taşlarıdır. Bir toplum, geçmişine ve sanatçılarına sahip çıktığı ölçüde güçlüdür. Vefa, sadece sözle değil, somut adımlarla gösterilir. Bu huzur evi projesi de tam olarak böyle bir adım olacaktır.</span></span></p>

<p><em><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Ayrıca bu proje, genç nesillere de önemli bir mesaj verecektir. Sanatçı yalnız değildir. Toplum, kendisine değer katan insanları unutmaz. Böyle bir merkez aynı zamanda kültürel bir buluşma noktası haline de gelebilir. Belki zaman zaman söyleşiler, anma geceleri, belgesel çekimleri yapılabilir. Böylece hem o değerli isimler hayattayken onurlandırılır hem de Yeşilçam ruhu yeni kuşaklara aktarılır.</span></span></em></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Aptos,sans-serif"><strong>Av. Onur Yağışan</strong>’ın bu düşüncesini gerçekten alkışlıyorum. Cesur, duyarlı ve örnek bir girişim. İnşallah en kısa zamanda kamu kurumları, belediyeler, sanat camiası ve hayırsever iş insanları bu projeye destek verir. Çünkü bu sadece bir bina yapmak değil, bir döneme, bir emeğe ve bir kültüre sahip çıkmaktır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Benim de uzun zamandır hayalini kurduğum bir projeydi. Böyle bir girişimin hayata geçmesi, hem vicdanları rahatlatacak hem de <strong>Yeşilçam</strong> emekçilerine hak ettikleri huzuru sunacaktır. Dilerim bu güzel düşünce en kısa sürede gerçeğe dönüşür ve <strong>Türk</strong> sinemasının çınarları, ömürlerinin sonbaharını onurlu ve huzurlu bir şekilde geçirir.</span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Murat AVCI</span></span></strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 02 Mar 2026 10:49:31 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://sonpostagazetesi.com/images/kullanicilar/daff7014c2e4ac53ab74ee786481ee5a.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>RAMAZAN’I TAÇLANDIRAN AYET VE HADİSLER</title>
                <category>SERACETTİN YAMAR</category>
                <link>https://sonpostagazetesi.com/makale/ramazani-taclandiran-ayet-ve-hadisler-161</link>
                <author>yamarseracettin@gmail.com (SERACETTİN YAMAR)</author>
                <guid>https://sonpostagazetesi.com/makale/ramazani-taclandiran-ayet-ve-hadisler-161</guid>
                <description><![CDATA[RAMAZAN’I TAÇLANDIRAN AYET VE HADİSLER]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Yılın manevi iklimi en güçlü zamanı olan Ramazan ayı, bolluk ve bereketin yanı sıra insanın iç dünyasını arındırması için de eşsiz bir fırsattır. Bu mübarek ay, sadece aç ve susuz kalınan bir zaman dilimi değil; sabrın, paylaşmanın, nefsi terbiye etmenin ve kalbi arındırmanın en yoğun şekilde yaşandığı bir eğitim sürecidir. İslam kültüründe Ramazan; günahlardan uzaklaşma, kötü alışkanlıkları terk etme ve hem maddi hem manevi anlamda olgunlaşma ayı olarak kabul edilir.</span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Ramazan yaklaşırken ve ay boyunca sosyal medyada, televizyonlarda ve sohbet meclislerinde ayetler ve hadisler sıkça paylaşılır. Çünkü bu ay, sadece oruç tutmakla değil; bilinçlenmekle, anlamakla ve yaşamakla güzelleşir. Oruç; mideyi aç bırakırken dili kötü sözden, kalbi kırgınlıktan, zihni fesattan uzak tutmayı da gerektirir. Gerçek oruç, insanı her yönüyle arındıran bir ibadettir.</span></span></p>

<p><em><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Bu nedenle Ramazan, Kur’an-ı Kerim ile bağın güçlendiği bir dönemdir. Okunan her ayet, düşünülen her meal, insanın hayatına yeni bir anlam katar. Ailece geçirilen zamanlarda, çocuklarla birlikte seçilen ayet ve hadisler hem öğretici hem de manevi bağları kuvvetlendirici bir etki oluşturur. Özellikle kalabalık ailelerde yapılan kısa sohbetler, Ramazan’ın ruhunu daha derinden hissetmeye vesile olur.</span></span></em></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Ramazan ayının “Kur’an ayı” olarak anılması, bu dönemde ilahi mesajın daha fazla okunması ve anlaşılmaya çalışılmasıyla anlam kazanır. “Hoş geldin Ramazan” diyerek karşılanan bu mübarek zaman dilimini hakkıyla değerlendirmek için, orucun ve ibadetlerin özünü kavramak gerekir. Çünkü ibadetin değeri, manası anlaşıldıkça artar.</span></span></p>

<p><strong><em><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Hadis-i şerifler, Ramazan’ın hikmetini daha iyi anlamamıza yardımcı olur. Oruç ibadetinin sadece aç kalmaktan ibaret olmadığını, insanı ahlaken ve ruhen olgunlaştıran bir süreç olduğunu öğretir. Oruçla ilgili ayetler ise bu ibadetin farz kılınış hikmetini, sabırla ve takva bilinciyle olan bağını açıklar.</span></span></em></strong></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Sahurdan iftara kadar geçen sürede nefsine hakim olabilen kişi, aslında hayatın her alanında da ölçülü ve bilinçli olmayı öğrenir. Ramazan ve oruçla ilgili ayet ve hadisler, bu ibadetin faziletlerini ve insan üzerindeki dönüştürücü etkisini ortaya koyar. Böylece ibadet, şekilden öze doğru bir derinlik kazanır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Oruç niyeti, sabır, şükür ve paylaşma bilinci; tüm bunlar ayetler ve hadisler ışığında daha anlamlı hale gelir. Ramazan boyunca okunan her ayet, dinlenen her hadis, kişinin manevi yolculuğuna katkı sağlar.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Kendiniz, aileniz ve sevdiklerinizle paylaşabileceğiniz Ramazan ve oruçla ilgili hadisler; hem gönülleri yumuşatır hem de bu mübarek ayı daha bilinçli yaşamanıza vesile olur. Manevi doyumun arttığı bu özel zaman diliminde, ayet ve hadislerle beslenen bir Ramazan geçirmek en büyük kazanç olacaktır.</span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Seracettin YAMAR</span></span></strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 01 Mar 2026 17:31:50 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://sonpostagazetesi.com/images/kullanicilar/2026/02/seracettin-yamar-1771493239.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>HZ. MUHAMMED’İN (SAV) RAMAZAN’I</title>
                <category>SERACETTİN YAMAR</category>
                <link>https://sonpostagazetesi.com/makale/hz-muhammedin-sav-ramazani-160</link>
                <author>yamarseracettin@gmail.com (SERACETTİN YAMAR)</author>
                <guid>https://sonpostagazetesi.com/makale/hz-muhammedin-sav-ramazani-160</guid>
                <description><![CDATA[HZ. MUHAMMED’İN (SAV) RAMAZAN’I]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Peygamberimiz Hz. Muhammed, Ramazan ayında hem ibadet hem de sosyal hayatı dengeli şekilde sürdürürdü. Hasta ve yaşlıları ziyaret eder, fakirlere yardım eder, fitre ve zekat konularında tavsiyelerde bulunurdu.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Sahurda genellikle hurma ve su tüketir, bulduğu yiyeceğin çoğunu dağıtır, aşırıya kaçmazdı. “Mutlaka sahura kalkın, çünkü sahurda bereket vardır” (Buharî, Savm, 20) buyurmuş, sahuru geciktirmeyi tavsiye etmişti. Oruç için niyet etmek de onun vazgeçilmez uygulamalarındandı.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">İmsak ve iftar arasında günlük işlerini aksatmaz, yalan ve gıybetten uzak durulmasını önemle vurgulardı. Bedensel temizlik için misvak kullanır, sıcak günlerde serinlemek için başına su dökerdi. İftarını hurma veya su ile açar, “Allah’ım, senin rızan için oruç tuttum, senin verdiğin rızkla orucumu açtım, kabul et” duasını ederdi.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Teravih namazlarını kimi zaman cemaatle, kimi zaman yalnız kılar, son on günlerde ailesini gece ibadeti için uyandırırdı. Ayrıca itikaf, fitre ve diğer Ramazan ibadetlerini bizzat yerine getirir ve tavsiye ederdi.</span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">OKUR SORULARI</span></span></strong></p>

<p><strong><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Orucu neler bozar? Derya GÜLSEM/ERZİNCAN</span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif"><strong>Cevap</strong>: Sevgili okurum Orucu sekiz şey bozar. Bunları şöyle sırayalım.</span></span></p>

<p><em><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">1) Yemek ve içmek.</span></span></em></p>

<p><em><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">2) Cimâ (=Cinsel ilişkide bulunmak).</span></span></em></p>

<p><em><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">3) İstimnâ (=Mastürbasyon).</span></span></em></p>

<p><em><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">4) Farz ihtiyat gereği Allah'a, Hz. Muhammed'e (s.a.a) ve Resulullah'ın halifeleri olan on iki Ehlibeyt İmamlarına (a.s) yalan isnatta bulunmak.</span></span></em></p>

<p><em><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">5) Farz ihtiyat gereği boğaza yoğun (=katı) toz kaçırmak.</span></span></em></p>

<p><em><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">6) Sabah ezanına kadar cünüp, hayız ve nifas hâlinde kalmak.</span></span></em></p>

<p><em><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">7) Sıvı şeylerle tenkıye yapmak.</span></span></em></p>

<p><em><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">8) Kusmak.</span></span></em></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">****&nbsp; *** *** *** *** **** **** </span></span></p>

<p><em><strong><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Oruçlu iken dişleri fırçalamak orucu bozar mı? Hamit GELEŞ/İSTANBUL</span></span></strong></em></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Cevap: Ramazan ayında dişleri fırçalamak orucu bozmaz. Eğer oruçlu, ağzının suyuna karışmış olan diş macunu zerrelerini yutmazsa; ağız suyuna karışarak yok olan miktarın oruca bir zararı olmaz.</span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">HAZIRLAYAN :Seracettin YAMAR</span></span></strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 28 Feb 2026 13:22:13 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://sonpostagazetesi.com/images/kullanicilar/2026/02/seracettin-yamar-1771493239.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>SUÇUN SİMYASI</title>
                <category>AV. ABDULLAH YILMAZ</category>
                <link>https://sonpostagazetesi.com/makale/sucun-simyasi-159</link>
                <author>abdullahyilmaz@sonpostagazetesi.com (AV. ABDULLAH YILMAZ)</author>
                <guid>https://sonpostagazetesi.com/makale/sucun-simyasi-159</guid>
                <description><![CDATA[SUÇUN SİMYASI]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Aptos,sans-serif"><strong>Bertrand Russell,</strong> Batı Felsefesi Tarihi’ kitabının 1.cildinde şu cümleyi kurar: <em><strong>“Pek çok bilim onlara itibari değer kazandıran yanlış bir inanç biçimiyle bağlantılı olmuştur. Astronomi astrolojiyle, kimya simya ile bağlantılıydı.”</strong></em></span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Ben bu cümleyi her okuduğumda aynı sahne gözümde beliriyor: Bir “atölye”, bir “kazan”, bir “vaat”… Metali altın diye sunma hüneri.&nbsp;Bugün elbette kimse “metalden altın yapıyorum” demiyor. Ama aynı mantık sokakta, telefonda, ekranda, linkte, sahte belgede, “resmî” görünen bir mesajın satır aralarında dolaşıyor:</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><strong><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Metali altına çevirmek değil; metali altınmış gibi satmak.</span></strong></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">İşte tam bu noktada, paylaştığınız haliyle TCK 158 bence bir ceza maddesinden fazlası: Dolandırıcılığın “simya” yöntemlerini tek tek teşhis eden bir risk kataloğu gibi çalışıyor. Kanun koyucu, suçun çıplak halini değil; onu “inandırıcı” kılan kolaylaştırıcı kılıfları da sayıyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">&nbsp;<strong>TCK 158 neyi işaret ediyor?</strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Çok basit bir prensip: Dolandırıcı çoğu zaman yalın bir yalanla yetinmez; yalana itibar takviyesi yapar. Yani “altın”ı üretmez; altın hissini üretir.&nbsp;TCK 158’deki bentlerin ortak paydası da bu: Aldatmayı güçlendiren kaldıraçlar.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><em><strong><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Ben bunu köşe yazısı diliyle üç başlıkta topluyorum:</span></strong></em></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">&nbsp;<em><strong>1) Kurbanın zayıf anı:</strong></em></span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Aptos,sans-serif"><strong>• (b) </strong><em>Tehlikeli durum / zor şart: Zihin zaten baskı altında. Panik varsa terazi düşer.</em></span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Aptos,sans-serif"><strong>• (c)</strong> <em>Algılama yeteneğinin zayıflığı: Karşı tarafın kavrama gücü, dikkat düzeyi, muhakemesi zayıfsa “vitrin” daha kolay çalışır.</em></span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Aptos,sans-serif"><strong>• (a)</strong> <em>Duyguların istismarı (madde bunu “dini inanç ve duygular” olarak özellikle sayıyor): Bu da bir “zayıf an” tekniği; kişiyi rasyonel denetimden koparıp duygusal refleksle hareket ettirme.</em></span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Bu üçü aynı yerden vuruyor: zihnin fren mesafesi uzadığında, dolandırıcının freni hiç yok.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><strong><span style="font-family:Aptos,sans-serif">&nbsp;2) Kurumsal kostüm:</span></strong></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Dolandırıcının en sevdiği şey “üniforma”dır. Gerçek bir üniforma değil; kurumsal görüntü.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Aptos,sans-serif"><strong>• (d)</strong> <em>Kamu kurum/kuruluşları, kamu meslek kuruluşları, siyasi parti, vakıf/dernek tüzel kişilikleri “araç” yapılınca, mesaj “resmî” görünür.</em></span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Aptos,sans-serif"><strong>• (e)</strong><em> Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına işlenmesi ayrıca ağırlaştırılır.</em></span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Aptos,sans-serif"><strong>• (l)</strong><em> “Kamu görevlisi/banka-sigorta-kredi çalışanıyım” diye tanıtmak veya bu kurumlarla ilişkiliyim demek: Bu, sahte rozet takmanın en klasik hali.</em></span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><strong><span style="font-family:Aptos,sans-serif">•&nbsp; Bu bölümün özeti şu: Dolandırıcı, kendi güvenilirliğini üretemeyince; bir kurumun gölgesine sığınır. Kendi metalini altın yapamaz; altın kasasının yanında poz verir.</span></strong></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><strong><span style="font-family:Aptos,sans-serif">&nbsp;</span></strong><span style="font-family:Aptos,sans-serif"><strong>3) </strong><em>Altyapıdan meşruiyet devşirmek:&nbsp;</em>Burada mesele, aldatmayı “büyüten” araçlar.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Aptos,sans-serif"><strong>• (f)</strong> <em>Bilişim sistemleri / banka / kredi kurumları araç yapılınca, sahne dijitalleşir; izlenim güçlenir.</em></span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">• (g) Basın-yayın kolaylığı: Bir cümle geniş kitleye yayılınca “ciddiyet” hissi artar.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Aptos,sans-serif"><strong>• (j) </strong><em>Tahsis edilmemesi gereken krediyi açtırma amacı: Sistem içindeki bir “kapı”yı hileyle açtırmak.</em></span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Aptos,sans-serif"><em><strong>• (k) </strong></em>Sigorta bedeli almak maksadı: Kurgulanmış bir “olay” üzerinden para devşirme.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><em><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Bu başlığın özü: Dolandırıcı, “altyapıyı” kullanarak yalana gerçeklik filtresi takar. Link, ekran görüntüsü, çağrı merkezi dili, “bankadan arıyoruz” tonu… Hepsi “simyasal parıltı”.</span></em></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><strong><span style="font-family:Aptos,sans-serif">&nbsp;4) Güvenin ticari ve mesleki suistimali:</span></strong></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Aptos,sans-serif"><strong>• (h)</strong> <em>Tacir/şirket yöneticisi ya da şirket adına hareket edenlerin ticari faaliyet sırasında; kooperatif yöneticilerinin kooperatif faaliyeti kapsamında…</em></span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">• (i) Serbest meslek sahibi kişilerin meslekten doğan güveni kötüye kullanması…</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Burada kanun, çok net bir çizgi çekiyor: Güven, sermaye gibi kullanılabilir; ama suistimal edilirse suçun niteliği ağırlaşır. Çünkü burada satılan şey artık metal değil; itibarın kendisi.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><strong><span style="font-family:Aptos,sans-serif">&nbsp;TCK 158’i okurken vatandaşın cebine girecek pratik sonuç:</span></strong></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Bu maddeyi “günlük hayatta koruma kılavuzu” gibi okursak, şu alarm zilleri çalar:</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><em><strong><span style="font-family:Aptos,sans-serif">• Acele ettiriliyorsan (hemen şimdi, son dakika, kaçırma), dur.</span></strong></em></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><em><strong><span style="font-family:Aptos,sans-serif">• Kurum adıyla baskı kuruluyorsa (banka, kamu, sigorta, dernek/vakıf), iki kere dur.</span></strong></em></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><em><strong><span style="font-family:Aptos,sans-serif">• Dijital bir parıltı varsa (link, uygulama, ekran görüntüsü, SMS doğrulama, kod), üç kere dur.</span></strong></em></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><em><strong><span style="font-family:Aptos,sans-serif">• Zor anın hedefleniyorsa (korku, panik, çaresizlik), karar verme; zaman kazan.</span></strong></em></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><strong><span style="font-family:Aptos,sans-serif">• “Ben yetkiliyim/çalışanım” tonu varsa, kimlik değil doğrulama iste.</span></strong></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><strong><span style="font-family:Aptos,sans-serif">• Detaydan kaçıp özgüven satıyorsa (“anlatamam ama güven”), orada kimya yoktur.</span></strong></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">&nbsp;Kısacası: Kimya “kontrol” ister; simya “teslimiyet”. TCK 158 ise, teslimiyeti üretmek için kullanılan kaldıraçları tek tek işaret ediyor.&nbsp;Russell’ın simya–kimya hattını bugün şöyle okuyabiliriz: Bazı insanlar hâlâ metali altın diye pazarlamak için uğraşıyor; kanun koyucu da TCK 158’de, bu pazarlamanın “kolaylaştırıcı makyajlarını” tek tek sayıp ağırlaştırıyor.&nbsp;&nbsp;Bizim tarafımız, düsturumuz net ve kesin olmalı: Vitrine inanmak değil, teraziyi eline almak.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><strong><span style="font-family:Aptos, sans-serif">Av.Abdullah YILMAZ</span></strong></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 24 Feb 2026 15:21:26 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://sonpostagazetesi.com/images/kullanicilar/2025/07/av-abdullah-yilmaz-1753176931.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>HELAL SANA AV.ONUR YAĞIŞAN</title>
                <category>Habib  BABAR</category>
                <link>https://sonpostagazetesi.com/makale/helal-sana-avonur-yagisan-158</link>
                <author>gazetecihabibbabar@gmail.com (Habib  BABAR)</author>
                <guid>https://sonpostagazetesi.com/makale/helal-sana-avonur-yagisan-158</guid>
                <description><![CDATA[HELAL SANA AV.ONUR YAĞIŞAN]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Bu hafta <strong>habercaddesitv’</strong>de yayınlanan <strong>‘Hayatları Film’</strong> programımda genç ve idealist bir hukukçu olan <strong>Onur Yağışan</strong>’ı ağırladım. Meslek hayatının henüz başında olmasına rağmen ortaya koyduğu vizyon, duyarlılığı ve sosyal sorumluluk bilinci gerçekten takdire şayandı. Ancak onu farklı kılan yalnızca genç bir avukat olması değil; yüreğinde taşıdığı büyük bir vefa projesiydi.&nbsp;</span></span><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif"><strong>Onur Yağışan</strong>, <em>Türk sinemasının hafızası olan ve bir döneme damgasını vuran Yeşilçam emektarları için kalıcı bir huzur evi projesi hayata geçirmek üzere kolları sıvamış durumda. Evet, yanlış duymadınız… Bir dönemin alkışlarla, ışıklarla, setlerle dolu hayatlarını geride bırakan; bugün ise çoğu zaman yalnızlık ve maddi imkânsızlıklarla mücadele eden Yeşilçam sanatçıları için onurlu bir yaşam alanı kurmayı hedefliyor.</em></span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">PROGRAM BOYUNCA ANLATTIKLARI BENİ DERİNDEN ETKİLEDİ</span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Yeşilçam… Bir neslin hayallerini süsleyen filmler, mahalle kültürünü anlatan sıcak hikâyeler, fedakârlığı, aşkı, dostluğu ve dramı iliklerimize kadar hissettiren sahneler… O dönemin sanatçıları sadece oyuncu değildi, toplumun ortak hafızasını inşa eden kültürel mimarlardı. Ancak hayat, kamera ışıkları söndükten sonra her zaman aynı parlaklıkta devam etmiyor.&nbsp;</span></span><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Bugün aramızda hâlâ yaşayan birçok Yeşilçam oyuncusu, yaşlılık dönemini zor şartlar altında sürdürüyor. Kimi sağlık sorunlarıyla, kimi ekonomik sıkıntılarla, kimi ise yalnızlıkla mücadele ediyor. İşte tam da bu noktada <strong>Onur Yağışan</strong>’ın girişimi bir vicdan çağrısı niteliği taşıyor.</span></span></p>

<p><em><strong><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Genç avukatın hedefi yalnızca dört duvardan oluşan bir huzur evi yapmak değil. O, sanatçıların geçmişlerine saygı duyulan, anılarının yaşatıldığı, sanatla iç içe bir yaşam alanı kurmak istiyor. İçerisinde küçük bir sinema salonu, anı köşeleri, sergi alanları, belki genç sinema öğrencileriyle buluşma imkânı… Yani bir ‘Yaşayan Yeşilçam evi.’</span></span></strong></em></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Programda en çok etkilendiğim cümlelerinden biri şuydu,’<em><strong>Onlar bir zamanlar milyonların yüzünü güldürdü. Şimdi sıra bizde…’</strong></em> Bu söz aslında hepimize yöneltilmiş bir mesajdı. Vefa, sadece bir kelime değil, bir toplumun karakteridir. Geçmişine sahip çıkmayan bir toplum, geleceğini sağlam temeller üzerine kuramaz. Yeşilçam sanatçıları bizim kültürel mirasımızdır. Onları hatırlamak yalnızca nostalji değil, bir sorumluluktur.</span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Onur Yağışan’ın bu projeyi hayata geçirmek için hukuki ve idari süreçleri başlattığını, bağış ve destek mekanizmaları üzerine çalıştığını öğrendik. Belediyelerle, sivil toplum kuruluşlarıyla ve sanat camiasıyla temas halinde. Amacı; bu projeyi bireysel bir çaba olmaktan çıkarıp toplumsal bir dayanışma modeline dönüştürmek.</span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Program sırasında stüdyoda oluşan duygu atmosferi tarif edilemezdi. Çünkü konu yalnızca bir huzur evi değil; bir kuşağın onurunu, emeğini ve hatırasını koruma meselesiydi.&nbsp;</span></span><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif"><strong>Genç bir hukukçunun kariyerinin başında böyle bir sosyal sorumluluk projesine öncülük etmesi umut verici.</strong> Günümüzde çoğu genç kendi geleceğini kurma telaşındayken, onun geçmişe sahip çıkma bilinciyle hareket etmesi alkışı hak ediyor. Bu girişim, aslında gençliğin duyarsız olmadığına, aksine doğru fırsat ve bilinçle büyük değişimlere imza atabileceğine güçlü bir örnek.&nbsp;</span></span><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Ben de programımda bu projenin takipçisi olacağımı özellikle ifade ettim. Çünkü bu sadece <strong>Onur Yağışa</strong>n’ın projesi değil, hepimizin vicdani sınavı.</span></span></p>

<p><em><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Belki yarın bir kampanya başlayacak. Belki sanat dünyasından güçlü destekler gelecek. Belki de bu proje, Türkiye’de sanatçıların sosyal güvenceleri konusunda daha geniş bir farkındalık oluşturacak. <strong>Ama şundan eminim ki, bu adım, çok kıymetli bir başlangıç. Hayatları gerçekten film gibi olan o insanların, hayatlarının son perdesini huzur, saygı ve güven içinde geçirebilmesi için atılan her adım değerlidir. </strong>Ve bu hafta <strong>‘Hayatları Film’ </strong>programında gördüm ki, umut hâlâ var.&nbsp;</span></span></em><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Gençler hâlâ vefayı biliyor. Ve birileri, alkışların sustuğu yerde insanlığın sesini yükseltmeye devam ediyor.</span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Habib BABAR</span></span></strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 24 Feb 2026 13:35:03 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://sonpostagazetesi.com/images/kullanicilar/a98a31691c318d409e4a2ba6a8cb520d.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ORUCU BOZAN HALLER / ŞEYLER NELERDİR?</title>
                <category>SERACETTİN YAMAR</category>
                <link>https://sonpostagazetesi.com/makale/orucu-bozan-haller-seyler-nelerdir-157</link>
                <author>yamarseracettin@gmail.com (SERACETTİN YAMAR)</author>
                <guid>https://sonpostagazetesi.com/makale/orucu-bozan-haller-seyler-nelerdir-157</guid>
                <description><![CDATA[ORUCU BOZAN HALLER / ŞEYLER NELERDİR?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Oruç; imsak vaktinden güneş batıncaya kadar yemekten, içmekten ve cinsî münasebetten uzak durmaktır. Ramazan orucunu bilerek ve isteyerek bozmanın dinî hükmü farklılık gösterir. Bazı durumlar hem kazâ hem de keffaret, bazıları ise yalnızca kazâ gerektirir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">ORUCU BOZUP HEM KAZÂ HEM DE KEFFARET GEREKTİREN HALLER</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Aşağıdaki fiilleri mecbur kalmadan, zorlanmadan ve unutmadan bilerek yapan kimseye hem kazâ hem de keffaret gerekir:</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Cinsî münasebette bulunmak.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Bilerek yemek, içmek veya ilaç yutmak.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Ağza istem dışı giren yağmur, kar veya dolu suyunu bilerek yutmak.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Tütün içmek veya benzeri bir maddeyi yakıp dumanını içine çekmek.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Enfiye çekmek.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">İç yağı, pastırma veya çiğ et yemek.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Susam tanesi kadar dahi olsa bir şeyi bilerek yutmak.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Az miktarda tuz yemek.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Eşinin veya sevdiği kimsenin tükrüğünü yutmak.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Bu fiillerde bedenin beslenmesi, tedavisi veya lezzet alması söz konusu olduğundan hem kazâ hem de keffaret gerekir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">ORUCU BOZUP YALNIZ KAZÂ GEREKTİREN HALLER</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Aşağıdaki durumlarda ise keffaret değil, sadece kazâ gerekir:</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Çiğ pirinç yemek.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Sade un veya sade hamur yemek.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Bir anda çok miktarda tuz yemek.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Taş, toprak, maden gibi yenmeyen şeyleri yutmak.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Zeytin veya kiraz çekirdeği yutmak.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Olgunlaşmamış meyveyi çiğ olarak yemek.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Kabuklu kuruyemişi çiğnemeden yutmak.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Boğaza huni ile bir şey akıtmak.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Boğaza kaçan yağmur veya kar suyunu istemeyerek yutmak.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Abdest alırken hata ile su kaçırmak.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Zorla oruç bozdurulmak.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Uyurken boğaza su dökülmesi.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Unutarak yedikten sonra “orucum bozuldu” zannıyla bilerek devam etmek.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Diş arasında kalan nohut büyüklüğündeki şeyi yutmak.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Kendi isteğiyle kusmak.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Ağız dolusu kusmuğu tekrar mideye göndermek.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Sahur vaktinin geçtiğini fark etmeyerek yemek yemek.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Güneş battı zannıyla erken iftar etmek.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Ramazan dışındaki bir orucu bozmak.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Öpme ve benzeri davranışlarla meninin gelmesi. (Sadece mezi gelirse oruç bozulmaz.)</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Ramazan orucuna niyet etmeyip gündüz yemek yemek.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Başkasının tükürüğünü yutmak.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Mastürbasyon (istimna).</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Kan yutmak (çoğunluğu kan ise).</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Fitil ve Tıbbî Müdahaleler</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Makattan veya vajinal yoldan tedavi amaçlı kullanılan fitiller, besleyici özellik taşımadığı için orucu bozmaz.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Ancak bağırsaklara gıda içeren sıvı verilmesi ve bunun emilmesi durumunda oruç bozulur. Sadece temizlik amacıyla kısa süreli uygulamalarda ve emilim gerçekleşmezse oruç bozulmaz.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Önemli Not</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Unutarak yiyip içmek orucu bozmaz. Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) hadisinde bildirildiği üzere, bu durum Allah’ın kuluna bir ikramıdır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">En doğru ve detaylı bilgi için güvenilir ilmihal kaynaklarına veya yetkili din âlimlerine başvurmanız tavsiye edilir.</span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Seracettin YAMAR</span></span></strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 24 Feb 2026 11:55:41 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://sonpostagazetesi.com/images/kullanicilar/2026/02/seracettin-yamar-1771493239.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>HAYALLER GERÇEK OLUYOR: 20 ŞUBAT&#039;IN BÜYÜK KAVUŞUMU VE PİSCES&#039;IN SİHİRLİ HAFTASI</title>
                <category>DERYA BERİL AKÇALI</category>
                <link>https://sonpostagazetesi.com/makale/hayaller-gercek-oluyor-20-subatin-buyuk-kavusumu-ve-piscesin-sihirli-haftasi-156</link>
                <author>deryaberilakcali@gmail.com (DERYA BERİL AKÇALI)</author>
                <guid>https://sonpostagazetesi.com/makale/hayaller-gercek-oluyor-20-subatin-buyuk-kavusumu-ve-piscesin-sihirli-haftasi-156</guid>
                <description><![CDATA[HAYALLER GERÇEK OLUYOR: 20 ŞUBAT'IN BÜYÜK KAVUŞUMU VE PİSCES'IN SİHİRLİ HAFTASI]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Sevgili okuyucular,</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Bu hafta gökyüzü bize yüzyıllık bir hediye sunuyor: 20 Şubat 2026’da Saturn ve Neptune, 0° Koç burcunda tam kavuşum yapıyor. En son Aries’te böyle bir buluşma 1702’de yaşanmıştı – yani 324 yıl sonra gelen efsanevi bir “büyük reset” anı! Saturn (disiplin, sınırlar, gerçeklik) ile Neptune (hayaller, spiritüellik, ilham) birleşince ne mi olur? Hayalleriniz artık somutlaşma eşiğinde. Ama bu kapıdan geçmek için eski yanılsamaları bırakmak, cesur adımlar atmak gerekiyor. “Keşke”ler bitiyor; “Yapacağım”lar başlıyor.</span></span></p>

<p><strong><em><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Pisces mevsimi (18 Şubat’ta Güneş Balık’a girdi) tam gaz devam ederken, duygularımız zirvede: Empati, yaratıcılık, sezgi akıyor. Güneş, Merkür, Venüs hepsi Balık’ta – iç dünyamız sisli ama sihirli. Saturn-Neptune kavuşumu bu sisi dağıtıyor: Hayaller balon gibi şişmek yerine, sağlam temellere oturuyor. Koç’un ateşli enerjisi devreye girince “Ben bunu gerçekleştireceğim!” cesareti geliyor. Kolektif olarak yeni bir era başlıyor – kimlikler yeniden tanımlanıyor, spiritüel vizyonlar gerçek dünyaya taşınıyor. Kişisel olarak ise “Gerçekten kim olmak istiyorum?” sorusu yankılanıyor.</span></span></em></strong></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Bu kavuşum 36 yılda bir oluyor, 0° Aries’te ise tarihi. 2026’yı yeni bir sayfa olarak açmak için en güçlü hafta burası. Eski korkular, kaçışlar, mağduriyetler burada eriyor; yeni bir “ben” doğuyor. Bazılarımız “Hayallerim gerçek oluyor!” diye coşacak, bazılarımız “Eski hayallerim yalan mıydı?” diye yüzleşecek. Her iki durumda da dönüşüm kaçınılmaz.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Bu sihirli haftada ne yapmalısınız? Pratik rehberiniz burada:&nbsp;</span></span><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Hayal listenizi somutlaştırın: Neptune’ün ilhamıyla büyük vizyonlar yazın, Saturn’la gerçekçi hedeflere çevirin. “Dünya turu yapmak istiyorum” yerine “Her ay birikim yapacağım ve rotamı planlayacağım” deyin.</span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Sınırlarınızı güçlendirin: Balık bulanıklığında “hayır” demek zor. Bu kavuşum “Hayır demek özgürleştirir” diyor. Enerjinizi çeken ilişkileri, işleri bırakın.</span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Hayal + eylem dengesi kurun: Sabah Neptune için meditasyon yapın, vizyon kurun. Öğleden sonra Saturn için plan yapın, küçük adımlar atın. Bu ikiliyi birleştiren kazanır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Yaratıcılığınızı ateşleyin: Sanat, yazı, müzik, dans… Koç enerjisiyle cesurca dışa vurun. İlhamınız patlayacak!</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Merkür retro öncesi temizlik: 26 Şubat’ta Merkür Balık’ta retro yapacak – eski mesajlar, yarım hayaller geri dönecek. Bu hafta bitirmediklerinizi tamamlayın, duygusal yükleri temizleyin.</span></span></p>

<p><em><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Bu kavuşum bir son değil, bir başlangıç. Evren “Hayalleriniz gerçek oluyor – yeter ki onları yapıya kavuşturun” diyor. Cesaretinizi toplayın, çünkü Aries Point devrede: Yeni kimlik, yeni yol, yeni hayat!</span></span></em></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Bol ilham, cesur adımlar ve sihirli bir hafta dilerim.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Gökyüzünden sevgilerle,.....Astrolog &amp; yazar </span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Derya Beril Akçalı</span></span></strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 21 Feb 2026 11:19:37 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://sonpostagazetesi.com/images/kullanicilar/2025/03/derya-beril-akcali-1742902130.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>RAMAZAN AYI’NIN ANLAMI VE ÖNEMİ</title>
                <category>SERACETTİN YAMAR</category>
                <link>https://sonpostagazetesi.com/makale/ramazan-ayinin-anlami-ve-onemi-155</link>
                <author>yamarseracettin@gmail.com (SERACETTİN YAMAR)</author>
                <guid>https://sonpostagazetesi.com/makale/ramazan-ayinin-anlami-ve-onemi-155</guid>
                <description><![CDATA[RAMAZAN AYI’NIN ANLAMI VE ÖNEMİ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif"><strong>Ramazan</strong> ayı, Hicrî takvimin dokuzuncu ayı ve Üç Aylar’ın sonuncusudur. İslam’ın beş temel esasından biri olan oruç ibadeti bu ayda yerine getirilir. Oruç, Hicret’in ikinci yılında<strong> Şaban </strong>ayında farz kılınmış; <strong>Peygamber Efendimiz Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)</strong> ömrünün Medine döneminde dokuz Ramazan orucu tutmuştur.</span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">RAMAZAN ORUCUNUN FARZİYETİ</span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Ramazan orucu, İslam dininde kesin olarak farz kılınmış bir ibadettir. Yüce <strong>Allah Kur'an-ı Kerim’</strong>de şöyle buyurur:<em><strong>&nbsp;</strong></em></span></span><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif"><em><strong>“Ey iman edenler! Sizden öncekilere farz kılındığı gibi, size de oruç farz kılındı. Umulur ki takvaya erersiniz.”</strong></em> (Bakara, 183)</span></span></p>

<p><strong><em><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Bu ayet, orucun yalnızca İslam ümmetine değil, önceki ümmetlere de emredildiğini göstermektedir. İslam’ın ilk yıllarında oruç uygulamasında bazı farklılıklar bulunmuş, zamanla bugünkü şekliyle farz kılınmıştır.</span></span></em></strong></p>

<p><strong><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">RAMAZAN AYININ FAZİLETİ</span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Ramazan, rahmet ve mağfiret kapılarının ardına kadar açıldığı müstesna bir aydır. Bir kudsî hadiste <strong>Yüce Allah,</strong> <em><strong>“Oruç Benim içindir, onun mükâfatını Ben vereceğim.”</strong></em> buyurarak oruç ibadetinin değerini bildirmiştir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Bu ayın en önemli özelliklerinden biri de, bin aydan daha hayırlı olduğu bildirilen <strong>Kadir Gecesi</strong>’ni içinde barındırmasıdır. Bu sebeple Ramazan ayı halk arasında <strong>“On Bir Ayın Sultanı” </strong>olarak anılmıştır.</span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">RAMAZAN ORUCUNUN HİKMETİ VE FAYDALARI</span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Oruç, sadece bedensel değil, ruhsal bir arınma vesilesidir.</span></span><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Nefsi terbiye eder, sabrı öğretir.&nbsp;</span></span><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">İnsanı şükre ve kanaate yönlendirir.&nbsp;</span></span><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Yardımlaşma ve empati duygusunu güçlendirir.&nbsp;</span></span><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Aynı zamanda sindirim sistemini dinlendirmesi ve ölçülü beslenmeye vesile olması bakımından da sağlığa olumlu katkılar sağlayabilir.</span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Ramazan’da sevap ve bereket</span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Ramazan ayında yapılan ibadetlerin sevabı kat kat artırılır. Bu ayda kılınan namazlar, okunan Kur’an, verilen sadakalar ve yapılan hayırlar büyük mükâfatlara vesile olur. Mümin için Ramazan, manevi kazanç mevsimidir.</span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Rahmet, mağfiret ve kurtuluş ayı</span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Hadislerde Ramazan ayının üç bölüme ayrıldığı ifade edilir:</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">İlk günleri rahmet,</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Orta günleri mağfiret,</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Son günleri ise cehennemden kurtuluş vesilesidir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Bu yönüyle Ramazan, ilahi lütuf ve bağışlanma ayıdır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Ramazan’da Yardımlaşma ve Dayanışma</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Ramazan ayında toplumda yardımlaşma ve dayanışma artar. Zekât ve fitreler verilir, sofralar paylaşılır, ihtiyaç sahipleri gözetilir. Kalpler yumuşar, kırgınlıklar unutulur, birlik ve beraberlik güçlenir.</span></span></p>

<p><strong><span style="font-family:Aptos, sans-serif"><span style="font-size:16px">RAMAZAN AYI İLE İLGİLİ HADİSLER</span></span></strong></p>

<p><em><strong><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Peygamber Efendimiz Muhammed (S.A.V.) Ramazan’ın fazileti hakkında şöyle buyurmuştur:</span></span></strong></em></p>

<p><em><strong><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">‘Ümmetim Ramazan’daki bereket ve rahmeti bilseydi, bütün yılın Ramazan olmasını isterdi.’</span></span></strong></em></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Bir başka hadis-i şerifte ise Ramazan’a kavuşmanın ve bu aya sevinmenin büyük bir mükâfat vesilesi olduğu bildirilmiştir.&nbsp;</span></span><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Ramazan ayı; sabrın, şükrün, arınmanın ve kulluğun zirveye ulaştığı mübarek bir zaman dilimidir. Bu ayı hakkıyla değerlendirmek, hem dünya hem ahiret saadetine vesile olacaktır.</span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Seracettin YAMAR</span></span></strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 21 Feb 2026 11:04:43 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://sonpostagazetesi.com/images/kullanicilar/2026/02/seracettin-yamar-1771493239.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>KALPTEN KALEME BİR DİRİLİŞ YOLCULUĞU</title>
                <category>SERACETTİN YAMAR</category>
                <link>https://sonpostagazetesi.com/makale/kalpten-kaleme-bir-dirilis-yolculugu-154</link>
                <author>yamarseracettin@gmail.com (SERACETTİN YAMAR)</author>
                <guid>https://sonpostagazetesi.com/makale/kalpten-kaleme-bir-dirilis-yolculugu-154</guid>
                <description><![CDATA[KALPTEN KALEME BİR DİRİLİŞ YOLCULUĞU]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><em><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Merhaba sevgili okurlarım…</span></span></em></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Aptos,sans-serif"><strong>Ramazan </strong>ayı boyunca bu köşede, bu mübarek ayın bizlere kazandırdıklarını, hayatımıza kattığı manevi derinliği ve hadis-i şerifler ışığında taşıdığı anlamı birlikte konuşacağız. Amacım, <strong>Ramazan</strong>’ı sadece takvim yapraklarında yer alan bir zaman dilimi olarak değil, ruhumuzu dönüştüren bir mektep olarak yeniden hatırlatmak.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Her yıl gelişiyle gönüllerimize sükûnet, sofralarımıza bereket getiren <strong>Ramazan</strong>, aslında bir diriliş çağrısıdır. Hira’dan yükselen vahyin insanlıkla buluştuğu bu müstesna ay, kararan kalpleri aydınlatan ilahi bir nefes gibidir. Ayetlerin nuruyla zihinler berraklaşır, rahmet iklimiyle gönüller yumuşar. Unutulan değerler, ihmal edilen ibadetler ve ertelenen niyetler bu ayda yeniden hayat bulur.</span></span></p>

<p><em><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Ramazan, modern hayatın yorucu temposu içinde savrulan ruhlarımız için bir onarım mevsimidir. Sahurla seher vakitlerinin huzurunu kuşanırız. O sessiz ve bereketli anlarda yapılan dualar, insanın kalbine tarifsiz bir dinginlik bırakır. Nitekim Peygamber Efendimiz (sav), sahurda bereket olduğunu müjdelemiş; seher vakitlerinin kıymetini ümmetine hatırlatmıştır.</span></span></strong></em></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Gün boyu tuttuğumuz oruç ise yalnızca aç kalmak değildir. Oruç, dilimizi kötü sözden, gözümüzü haramdan, kalbimizi kibirden uzak tutma eğitimidir. Sabretmeyi öğretir. Şükretmeyi öğretir. Nefsimizin arzularını dizginleyerek irademizi güçlendirir. <em><strong>Peygamber Efendimiz (sav)</strong></em>, ‘Oruç bir kalkandır.’ buyurarak, onun insanı kötülüklerden koruyan manevi bir zırh olduğunu ifade etmiştir.</span></span></p>

<p><em><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Ayrıca hadis-i şerifte geçen’Oruç tutun, sıhhat bulun.’ ifadesi, bu ibadetin hem ruhsal hem de bedensel arınmaya vesile olduğuna işaret eder. Günümüzde yapılan pek çok araştırma da ölçülü açlığın beden üzerindeki olumlu etkilerini ortaya koymaktadır. Ancak Ramazan’daki orucun asıl hikmeti, kalbi arındırmak ve insanı Rabbine yaklaştırmaktır.</span></span></strong></em></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">İftar vakti geldiğinde, sadece bir lokma ekmekle duyulan şükür duygusu aslında bize hayatın özünü öğretir. Açlığın ne demek olduğunu idrak eder, nimetlerin kıymetini daha derinden hissederiz. Sofralarımız genişledikçe gönüllerimizin de genişlemesi gerektiğini hatırlarız. Sadaka ve zekât ibadetleriyle kardeşliğimizi pekiştirir, paylaşmanın huzurunu yaşarız.</span></span></p>

<p><em><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Teravih namazları ise Ramazan gecelerinin ayrı bir huzurudur. Omuz omuza saf tutmak, aynı dualara ‘âmin’ demek, aynı rahmet ikliminde buluşmak… İşte Ramazan’ın vahdet ruhu tam da burada tecelli eder. Mukabelelerle Kur’an’ı yeniden hayatımıza taşır, ayetlerin mesajını anlamaya gayret ederiz.</span></span></strong></em></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Bir de itikâf vardır… Kalabalıklar içinde kaybolan insanın, kendisiyle ve Rabbiyle baş başa kalma arayışı. Gürültülü dünyadan bir süreliğine uzaklaşıp kalbin sesini dinleme fırsatı. Ramazan, işte bu yönüyle insanın iç dünyasına yaptığı bir yolculuktur.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Sevgili okurlarım, <strong>Ramazan,</strong>&nbsp;sadece aç kalınan bir ay değil, bir istikamet ayıdır. Hayatımıza yön verme, hatalarımızı gözden geçirme, kalbimizi arındırma ve ilahi rızaya bir adım daha yaklaşma fırsatıdır. Bu ayda yapılan küçük bir iyilik bile kat kat mükâfatlandırılır. Çünkü bu ay rahmet ayıdır, mağfiret ayıdır, kurtuluş ayıdır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Önümüzdeki yazılarımda, orucun hikmetini, sahurun bereketini, Kadir Gecesi’nin önemini ve Ramazan’ın aile hayatımıza, toplumsal ilişkilerimize olan katkılarını hadislerden örneklerle ele alacağız.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Yeter ki bu çağrıyı duyalım. Yeter ki gönlümüzü bu bereket iklimine açalım. Çünkü Ramazan; kapısını çalan herkese rahmetini sunan ilahi bir misafirdir.</span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Seracettin YAMAR</span></span></strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 19 Feb 2026 12:27:37 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://sonpostagazetesi.com/images/kullanicilar/2026/02/seracettin-yamar-1771493239.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ON BİR AYIN SULTANI RAMAZAN GELİYOR</title>
                <category>MURAT AVCI</category>
                <link>https://sonpostagazetesi.com/makale/on-bir-ayin-sultani-ramazan-geliyor-153</link>
                <author>avci.murat@gmail.com (MURAT AVCI)</author>
                <guid>https://sonpostagazetesi.com/makale/on-bir-ayin-sultani-ramazan-geliyor-153</guid>
                <description><![CDATA[ON BİR AYIN SULTANI RAMAZAN GELİYOR]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Ramazan ayına sayılı günler kaldı… On bir ayın sultanı, gönüllerin yumuşadığı, vicdanların sesini daha gür duyduğu o mübarek zaman kapımızda. Ramazan sadece aç kalmak değil, aç olanı anlamak, yoksulu fark etmek, görmezden gelinen hayatlara dokunmaktır. Asıl sınav da burada başlar zaten.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Bu güzel ayda yoksulları sevindirmek bir lütuf değil, asil bir görev olmalıdır. Maddi durumu yerinde olan herkes, imkânı ölçüsünde ihtiyaç sahiplerine el uzatmalı, kimsenin onurunu incitmeden, kimseyi mahcup etmeden paylaşmayı bilmelidir. Çünkü Ramazan, veren elin alan eli görmediği, iyiliğin reklamının değil samimiyetinin makbul olduğu bir aydır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Bugün bir evde tencere kaynamıyorsa, bir çocuk bayrama yeni bir kıyafet hayaliyle giriyorsa, bir anne ‘Bugün de idare ederiz’ diyerek sofrayı eksik kuruyorsa, işte Ramazan tam da oraya bakmamızı ister. Sadece erzak kolisi vermek değil mesele… Bazen bir sıcak çorba, bazen bir kapı zili, bazen de aynı sofraya oturup ekmeği bölüşmektir asıl olan. Yoksulun sofrasını paylaşmak, kalpler arasındaki mesafeyi kapatır; zenginle fakir arasındaki görünmez duvarları yıkar.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Ramazan, empati ayıdır. Açlığın ne demek olduğunu iftar vaktine kadar sabırla beklerken anlarız; ama gerçek açlık, her gün iftar saati gelmeyenlerin yaşadığıdır. İşte bu yüzden bu ayda yapılan her yardım, sadece maddi bir destek değil, aynı zamanda vicdani bir duruştur. Paylaşmak bereketi artırır, malı eksiltmez, gönlü zenginleştirir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Unutmamalıyız ki; bir tebessüm, bir hatır sorma, bir ‘yalnız değilsin’ cümlesi bile sadakadır. Ramazan, kalpleri birbirine yaklaştırma fırsatıdır. Bugün uzattığımız bir el, yarın bize dua olarak döner. Belki de en çok ihtiyacımız olan şey budur: İçten bir dua, sessiz bir teşekkür, samimi bir hayır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Bu Ramazan’da sofralarımızı büyütelim, kalplerimizi genişletelim. Yoksulu gözeten, yetimi kollayan, komşusunu unutmayan bir bilinçle yaşayalım bu ayı. Çünkü Ramazan, paylaşınca güzelleşir; insan, verdikçe çoğalır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Murat AVCI</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 12 Feb 2026 15:04:45 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://sonpostagazetesi.com/images/kullanicilar/daff7014c2e4ac53ab74ee786481ee5a.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>SAHİ BUNLAR KİM?</title>
                <category>Habib  BABAR</category>
                <link>https://sonpostagazetesi.com/makale/sahi-bunlar-kim-152</link>
                <author>gazetecihabibbabar@gmail.com (Habib  BABAR)</author>
                <guid>https://sonpostagazetesi.com/makale/sahi-bunlar-kim-152</guid>
                <description><![CDATA[SAHİ BUNLAR KİM?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Gazetecilik gerçekten kutsal bir meslektir. Çünkü gazetecilik, yalnızca haber yazmak değil, tanıklık etmektir. Olanı biteni kayda geçirmek, gerçeğin peşinden gitmek, bazen herkes susarken konuşabilme cesaretini göstermektir. Bu meslek, masa başında oturup klavye tıkırdatmaktan ibaret değildir; kar kış demeden, toz çamur içinde, gece gündüz ayrımı yapmadan sahada olmaktır. Bayramda, seyranda, herkes evindeyken bir olay yerine koşmaktır. Uykusuz geceleri, soğuk kaldırımları, sıcak asfaltı, yağmur altında beklemeyi göze almaktır.</span></span></p>

<p><em><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Yıllarca bu mesleği yapanlar bilir. Gazetecilik fedakârlık ister. Aileden, özel hayattan, sağlıktan bile ödün verilir. Kimi zaman bir kare fotoğraf, kimi zaman bir cümlelik bilgi için saatlerce beklersiniz. Bazen kimse teşekkür etmez, bazen hedef olursunuz, bazen de emeğiniz görmezden gelinir. Ama yine de yazarsınız. Çünkü bilirsiniz ki yazmazsanız eksik kalır, anlatmazsanız karanlık büyür.</span></span></em></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Ne var ki bugün gazetecilik, ne yazık ki ciddi bir erozyona uğramış durumda. Önüne gelenin bir internet sitesi açıp ‘Gazeteciyim’ diye ortaya çıktığı bir dönemi yaşıyoruz. Basın kartının, meslek ahlakının, sorumluluğun ne anlama geldiğini bilmeden bu unvanı kullananlar çoğaldı. Haber nedir, kaynak nedir, doğrulama nedir bilmeyen ama sansasyon peşinde koşan bir anlayış hâkim olmaya başladı.</span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Bir de gazetecilikle uzaktan yakından ilgisi olmayan ‘Gece kuşları’ türedi. Ellerinde bir mikrofon, boyunlarında bir yaka kartı… O gece senin, bu gece benim diyerek eğlence merkezlerinde dolaşıyorlar. Gazeteciliği, magazinle bile değil, dedikodu ve gösterişle karıştırıyorlar. Mikrofonu sorumlulukla değil, vitrin olarak kullananlar, soru sormayı değil, görünür olmayı meslek sananlar çoğaldı.</span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Oysa gazetecilik,kimsenin eğlencesine fon olmak, kimsenin PR’ını yapmak değildir. Gazetecilik, güçlünün yanında durmak değil, gerektiğinde karşısında durabilmektir. Herkese hoş görünmek değil, doğruyu yazabilmektir. Alkış almak için değil, kamu yararı için yapılır.</span></span></p>

<p><em><strong><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Bugün gelinen noktada en çok zarar gören şey, mesleğin itibarı oldu. Gerçek gazetecilerle, bu işi sadece ‘etiket’ olarak kullananlar arasındaki fark bulanıklaştırıldı. Halkın basına olan güveni sarsıldı. Birkaç tık uğruna, birkaç takipçi uğruna yapılan sorumsuz paylaşımlar, yılların emeğini gölgede bıraktı.</span></span></strong></em></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Ama şunu da unutmamak gerekir. Gazetecilik hâlâ kutsaldır. Çünkü bu mesleği hakkıyla yapanlar hâlâ var. Sessiz sedasız, reklamsız, şov yapmadan çalışan, sahada ter döken, geceyi karakolda, sabahı adliyede karşılayan gerçek gazeteciler var. Onlar hâlâ haberin peşinde koşuyor, hâlâ kamu adına soru soruyor, hâlâ doğruyu yazmak için bedel ödüyor.</span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Belki meslek eski parlak günlerinden uzak, belki değerini bilen azaldı. Ama gazetecilik; mikrofonla eğlence mekânı gezmekten ibaret olmadığı sürece, etik ve vicdanla yapıldığı sürece kutsallığını kaybetmez. Çünkü bu meslek, gösterişle değil emekle, popülerlikle değil sorumlulukla; gece ışıklarıyla değil, sabahın ilk ışıklarıyla yapılır.</span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Ve gerçek gazeteciler bunu çok iyi bilir.</span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Habib BABAR</span></span></strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 05 Feb 2026 10:31:11 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://sonpostagazetesi.com/images/kullanicilar/a98a31691c318d409e4a2ba6a8cb520d.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>HORARY ASTROLOJİ: SORULARINIZA GÖKYÜZÜNDEN ANINDA YANITLAR</title>
                <category>DERYA BERİL AKÇALI</category>
                <link>https://sonpostagazetesi.com/makale/horary-astroloji-sorulariniza-gokyuzunden-aninda-yanitlar-151</link>
                <author>deryaberilakcali@gmail.com (DERYA BERİL AKÇALI)</author>
                <guid>https://sonpostagazetesi.com/makale/horary-astroloji-sorulariniza-gokyuzunden-aninda-yanitlar-151</guid>
                <description><![CDATA[HORARY ASTROLOJİ: SORULARINIZA GÖKYÜZÜNDEN ANINDA YANITLAR]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Hayat bazen karşımıza öyle sorular çıkarır ki, cevaplarını hemen öğrenmek isteriz. Kaybolan bir eşya, önemli bir karar ya da geleceğe dair belirsizlikler… İşte tam da bu anlarda, binlerce yıl öncesinden gelen bir astroloji dalı olan Horary Astroloji devreye girer. Peki, nedir bu horary astroloji ve neden hayatınızda bir rehber olabilir?</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Horary Astroloji Nedir?</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Horary astroloji, Latince “hora” yani “saat” kelimesinden türemiştir ve sorunun sorulduğu anın gökyüzü haritasını çıkararak yanıt arayan bir astroloji türüdür. Sorunun sorulduğu tam zaman ve yerdeki gezegen konumlarını analiz ederek, soruya doğrudan ve hızlı bir cevap verir. Özellikle kaybolan eşyalar, önemli kararlar, ilişkiler veya sağlık gibi konularda hızlı yanıtlar almak isteyenler için ideal bir yöntemdir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Horary Astrolojinin Kullanım Alanları</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Kaybolan Eşyaların Bulunması: Kayıp eşyalarınızın nerede olduğunu öğrenmek için horary haritası çıkarılır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">İş ve Kariyer Soruları: Yeni bir iş teklifi, terfi ya da iş değişikliği gibi konularda rehberlik sağlar.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Aşk ve İlişkiler: İlişkinizin geleceği, yeni bir aşkın olup olmayacağı gibi sorulara yanıt verir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Sağlık: Belirli sağlık sorunlarının durumu ve iyileşme süreci hakkında bilgi verir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Karar Verme: Hayatınızda önemli bir karar öncesinde yol gösterici olur.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Horary Haritası Nasıl Çıkarılır?</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Horary astrolojide, sorunun sorulduğu an ve yerin tam bilgisi çok önemlidir. Bu bilgilerle gökyüzü haritası çıkarılır ve aşağıdaki adımlar izlenir:</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Sorunun Netliği: Sorunun açık ve net olması gerekir. Belirsiz sorular yanıltıcı sonuçlar doğurabilir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Gezegenlerin Konumu: O anki gezegenlerin burçlardaki pozisyonları ve birbirleriyle yaptıkları açılar analiz edilir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Evlerin Yorumu: Astrolojide her ev farklı yaşam alanlarını temsil eder. Soruyla ilgili evler detaylıca incelenir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Sonuçların Değerlendirilmesi: Harita yorumlanarak soruya olumlu ya da olumsuz yanıt verilir, bazen süreç ve zamanlama hakkında da bilgi sunulur.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Horary Astrolojide Dikkat Edilmesi Gerekenler</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Horary astroloji güçlü bir araç olsa da, doğru ve güvenilir sonuçlar için bazı noktalara dikkat etmek gerekir:</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Doğru Zaman ve Yer: Sorunun sorulduğu an ve yerin kesin olarak bilinmesi gerekir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Deneyimli Yorumcu: Horary haritasının doğru yorumlanması deneyim ve bilgi gerektirir. Yanlış yorumlar yanıltıcı olabilir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Net Sorular: Soruların açık ve spesifik olması, doğru sonuçlar için şarttır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Sonuç: Horary Astroloji ile Hayatınıza Işık Tutun</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Horary astroloji, hayatınızdaki belirsizlikleri gidermek, önemli kararlarınızda rehberlik almak ve sorularınıza hızlı yanıtlar bulmak için eşsiz bir yöntemdir. Gökyüzünün o anki dilini okuyarak, size özel cevaplar sunar ve yolunuzu aydınlatır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Hemen Deneyin!</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Hayatınızda merak ettiğiniz sorular mı var? Kaybolan bir eşyanız mı? Ya da geleceğinizle ilgili net bir cevap mı arıyorsunuz?</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Profesyonel horary astroloji danışmanlığı ile sorularınıza hızlı ve net yanıtlar alın.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">&nbsp;gökyüzünün rehberliğinde yolunuzu aydınlatın!</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Sevgilerimle... </span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">DERYA BERİL AKÇALI</span></span></strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 28 Jan 2026 15:13:56 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://sonpostagazetesi.com/images/kullanicilar/2025/03/derya-beril-akcali-1742902130.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>KARMİK ASTROLOJİDE AY DÜĞÜMLERİNİN ÖNEMİ</title>
                <category>DERYA BERİL AKÇALI</category>
                <link>https://sonpostagazetesi.com/makale/karmik-astrolojide-ay-dugumlerinin-onemi-150</link>
                <author>deryaberilakcali@gmail.com (DERYA BERİL AKÇALI)</author>
                <guid>https://sonpostagazetesi.com/makale/karmik-astrolojide-ay-dugumlerinin-onemi-150</guid>
                <description><![CDATA[KARMİK ASTROLOJİDE AY DÜĞÜMLERİNİN ÖNEMİ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Ay düğümleri, Ay’ın Dünya etrafındaki yörüngesi ile Güneş’in ekliptik düzlemi arasındaki kesişim noktalarıdır. Kuzey Ay Düğümü (Kuzey Düğüm) ve Güney Ay Düğümü (Güney Düğüm) olarak ikiye ayrılır. Kuzey Düğüm, kişinin bu yaşamda ilerlemesi gereken yönü, öğrenmesi gereken dersleri ve ruhsal gelişim yolunu simgeler. Güney Düğüm ise geçmiş yaşam deneyimlerini, alışkanlıkları ve bırakılması gereken kalıpları temsil eder.</span></span></strong></p>

<p><strong><em><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Karmik Astrolojide Ay Düğümlerinin Önemi</span></span></em></strong></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Karmik astroloji, ruhun evrimini ve geçmiş yaşamların etkilerini anlamaya odaklanır. Ay düğümleri, bu bağlamda kişinin karmik yüklerini ve ruhsal görevlerini gösterir. Güney Düğüm, kişinin geçmiş yaşamlarından getirdiği yetenekler ve alışkanlıklar hakkında bilgi verirken, Kuzey Düğüm, bu yaşamda hangi yönlere yönelmesi gerektiğini ve hangi alanlarda büyümesi gerektiğini işaret eder. Bu iki nokta arasındaki denge, ruhsal olgunlaşmanın anahtarıdır.</span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">2026 Yılında Ay Düğümlerinin Burç Değişimi ve Etkileri</span></span></strong></p>

<p><strong><em><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">2026 yılında Ay düğümleri, önemli bir burç değişimi yaşayacak. Bu değişim, bireysel ve kolektif düzeyde yeni karmik döngülerin başlamasına işaret eder. Burç değiştiren Ay düğümleri, kişisel haritalarda yeni öğrenme alanları ve bırakılması gereken eski kalıplar konusunda farkındalık yaratır. Bu süreç, ruhsal gelişim için kritik bir dönem olarak değerlendirilir.</span></span></em></strong></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Burç değiştiren Ay düğümleri, özellikle ilişkiler, kariyer, sağlık ve kişisel gelişim alanlarında yeni fırsatlar ve zorluklar getirebilir. Kişiler, geçmişte alıştıkları davranış kalıplarını sorgulayıp, daha yüksek bilinç seviyelerine ulaşmak için adımlar atabilirler.</span></span></p>

<p><strong><em><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Ay Düğümleri ve Karmik Dersler: Nasıl Çalışılır?</span></span></em></strong></p>

<p><em><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Ay düğümleriyle çalışmak, kişinin ruhsal yolculuğunu derinlemesine anlamasını sağlar. Bunun için öncelikle doğum haritasındaki Kuzey ve Güney Düğümlerinin burç ve ev konumları analiz edilir. Bu bilgiler ışığında, kişinin hangi alanlarda gelişmesi gerektiği ve hangi alışkanlıklardan vazgeçmesi gerektiği belirlenir.</span></span></em></p>

<p><strong><em><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Meditasyon, farkındalık çalışmaları ve astrolojik danışmanlık, Ay düğümleriyle uyumlu çalışmanın yollarındandır. Kişi, bu süreçte kendini gözlemleyerek, karmik derslerini bilinçli şekilde öğrenebilir ve ruhsal olgunlaşma yolunda ilerleyebilir.</span></span></em></strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Derya Beril AKÇALI</strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 23 Jan 2026 16:53:19 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://sonpostagazetesi.com/images/kullanicilar/2025/03/derya-beril-akcali-1742902130.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>KARMİK BURÇLAR: RUHSAL YOLCULUĞUNUZUN ASTROLOJİK HARİTASI</title>
                <category>DERYA BERİL AKÇALI</category>
                <link>https://sonpostagazetesi.com/makale/karmik-burclar-ruhsal-yolculugunuzun-astrolojik-haritasi-149</link>
                <author>deryaberilakcali@gmail.com (DERYA BERİL AKÇALI)</author>
                <guid>https://sonpostagazetesi.com/makale/karmik-burclar-ruhsal-yolculugunuzun-astrolojik-haritasi-149</guid>
                <description><![CDATA[KARMİK BURÇLAR: RUHSAL YOLCULUĞUNUZUN ASTROLOJİK HARİTASI]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Astroloji, sadece burçların günlük etkilerini incelemekle kalmaz; aynı zamanda ruhsal gelişim ve geçmiş yaşamlarla bağlantılı derin bir alan olan karmik astrolojiye de kapı aralar. Karmik burçlar, kişinin ruhunun evrim sürecini, geçmiş yaşam deneyimlerini ve bu yaşamda öğrenmesi gereken dersleri anlamak için önemli bir rehberdir. Peki, karmik burçlar nedir ve hayatımızda nasıl bir rol oynar? Gelin, bu mistik konuyu detaylarıyla inceleyelim.</span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Karmik Burçlar Nedir?</span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Karmik burçlar, doğum haritasındaki özel noktalar üzerinden kişinin ruhsal yolculuğunu ve karmasını yorumlayan astrolojik göstergelerdir. Bu burçlar, ruhun önceki yaşamlarından getirdiği deneyimleri, alışkanlıkları ve bu yaşamda aşması gereken zorlukları ortaya koyar. Karmik astroloji, sadece kişisel özellikleri değil, aynı zamanda ruhun evrimini ve öğrenme süreçlerini de kapsar.</span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Karmik Burçların Temel Unsurları</span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong>Ay Düğümleri: </strong>Ruhun Kılavuzu</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Karmik astrolojide en önemli göstergelerden biri Ay Düğümleridir. Kuzey Ay Düğümü ve Güney Ay Düğümü olarak ikiye ayrılırlar.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong>Güney Ay Düğümü: </strong>Geçmiş yaşamların alışkanlıkları, yetenekleri ve bazen de sınırlamaları temsil eder. Kişinin rahat ettiği, ancak bu yaşamda aşması gereken yönlerdir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong>Kuzey Ay Düğümü:</strong> Bu yaşamda öğrenilmesi gereken dersleri ve ruhun evrim yolundaki hedeflerini gösterir. Kişi, bu burcun özelliklerine yönelerek ruhsal büyümesini sağlar.</span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Derya Beril AKÇALI</span></span></strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 14 Jan 2026 14:06:31 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://sonpostagazetesi.com/images/kullanicilar/2025/03/derya-beril-akcali-1742902130.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ÖRGÜTLÜ SUÇLARIN SESSİZ TEHDİDİ</title>
                <category>AV. ABDULLAH YILMAZ</category>
                <link>https://sonpostagazetesi.com/makale/orgutlu-suclarin-sessiz-tehdidi-148</link>
                <author>abdullahyilmaz@sonpostagazetesi.com (AV. ABDULLAH YILMAZ)</author>
                <guid>https://sonpostagazetesi.com/makale/orgutlu-suclarin-sessiz-tehdidi-148</guid>
                <description><![CDATA[ÖRGÜTLÜ SUÇLARIN SESSİZ TEHDİDİ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">​Günlük hayatımızda çoğu zaman farkında olmasak da örgütlü suçlar, toplumun görünmez yüzünde derin izler bırakıyor. Zaman zaman gazetelere düşen haberlerde <strong>“çete çökertildi”</strong>, “örgüt yakalandı” gibi manşetler görüyoruz. Oysa bu olaylar, buzdağının sadece görünen kısmı.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">&nbsp;Örgütlü suçları tehlikeli kılan şey, bireysel suçlardan farklı olarak sistemli bir şekilde yürütülmesidir. İçinde hiyerarşi, disiplin ve süreklilik vardır. Bir kişi dolandırıcılık yaptığında sınırlı sayıda mağdur olur. Ama aynı dolandırıcılık, bir örgüt tarafından organize edildiğinde binlerce kişi aynı anda mağdur olabilir. İşte bu nedenle örgütlü suçların toplum üzerindeki etkisi çok daha derindir.</span></span></p>

<p><em><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">&nbsp;Bugün sadece yasaklı madde ticareti veya mafya yapılanmalarıyla sınırlı değil bu konu. İnternet üzerinden yürütülen yasa dışı bahis siteleri, siber dolandırıcılık yöntemleri ve kara para aklama faaliyetleri de örgütlü suçların modern yüzünü oluşturuyor. Üstelik teknoloji sayesinde bu işler artık sınırları aşan bir hızla yapılabiliyor. Yani bir ülkede kurulan suç ağı, başka ülkelerdeki insanları da kolayca etkileyebiliyor.</span></span></strong></em></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">&nbsp;Elbette güvenlik güçleri bu yapılarla mücadele ediyor. Operasyonlar yapılıyor, suç gelirlerine el konuluyor, örgüt yöneticileri yakalanıyor. Ancak unutulmamalı ki örgütlü suçlarla mücadele yalnızca polisin ya da mahkemelerin işi değil. Toplumun her bireyinin farkındalığı bu noktada büyük önem taşıyor. Çünkü bu yapıların beslendiği en önemli alanlardan biri de “kolay yoldan para kazanma” hayali. Özellikle gençlerin bu hayale kapılıp suç örgütlerinin ağına düşmesi, geleceğimiz için büyük bir risk oluşturuyor.</span></span></p>

<p><em><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Örgütlü suçları yenmek için yalnızca kanunlar ve cezalar yetmez. Aynı zamanda eğitim, bilinçlendirme ve sosyal destek mekanizmaları da devreye girmeli. Gençlerimize farklı kapılar açabilirsek, onları suç örgütlerinin sahte vaatlerinden koruyabiliriz.</span></span></em></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">&nbsp;Sonuç olarak örgütlü suç, sadece bir güvenlik sorunu değil; toplumsal bir mesele. Onu yenmenin yolu ise hem güçlü bir hukuk düzeninden hem de bilinçli bir toplumdan geçiyor. Biz farkında oldukça, birlikte hareket ettikçe, bu sessiz tehdit gücünü kaybedecektir.</span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">&nbsp;Av.Abdullah YILMAZ</span></span></strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 12 Jan 2026 16:48:49 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://sonpostagazetesi.com/images/kullanicilar/2025/07/av-abdullah-yilmaz-1753176931.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>AY’DAN SATÜRN’E: GÖKYÜZÜNDE ŞU AN NELER OLUYOR, BİZE HANGİ MESAJLARI VERİYOR?</title>
                <category>DERYA BERİL AKÇALI</category>
                <link>https://sonpostagazetesi.com/makale/aydan-saturne-gokyuzunde-su-an-neler-oluyor-bize-hangi-mesajlari-veriyor-147</link>
                <author>deryaberilakcali@gmail.com (DERYA BERİL AKÇALI)</author>
                <guid>https://sonpostagazetesi.com/makale/aydan-saturne-gokyuzunde-su-an-neler-oluyor-bize-hangi-mesajlari-veriyor-147</guid>
                <description><![CDATA[AY’DAN SATÜRN’E: GÖKYÜZÜNDE ŞU AN NELER OLUYOR, BİZE HANGİ MESAJLARI VERİYOR?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Gökyüzü bazı dönemlerde sadece hareket etmez; aynı zamanda insanın iç dünyasına ayna tutar. İçinden geçtiğimiz günler tam olarak böyle bir süreç. Ay’ın duyguları yükselten etkisinden Satürn’ün sorumluluk hatırlatmalarına kadar pek çok gezegen, hayatımızda görmezden geldiğimiz başlıkları yeniden önümüze getiriyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Bu dönemi doğru okumak, yaşananları “şanssızlık” ya da “aksilik” olarak değil, farkındalık çağrısı olarak görmek açısından oldukça önemli.</span></span></p>

<p><em><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Ay’ın Mesajı: Duygular Artık Bastırılamıyor</span></span></strong></em></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Astrolojide Ay, duygularımızı, reflekslerimizi ve iç dünyamızı temsil eder. Son günlerde Ay’ın hareketleri, insanların eskisi gibi duygularını bastıramadığını gösteriyor. Küçük olaylar büyük tepkilere dönüşebiliyor, geçmişte kapatıldığını sandığımız konular yeniden gündeme gelebiliyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Bu durum zayıflık değil; aksine ruhun verdiği bir sinyaldir. Ay’ın mesajı şudur:</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">“Ne hissediyorsan onu fark et. Çünkü bastırılan duygu zamanla yük olur.”</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Bu süreçte alınganlıkların artması, içe kapanma ya da ani duygusal çıkışlar yaşanması oldukça doğal. Gökyüzü, duygularla yüzleşmeyi teşvik ediyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Merkür: Zihin Çok Düşünüyor, Ama Netlik Zor</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Merkür’ün etkisiyle zihinsel hareketlilik artmış durumda. Herkesin aklında benzer sorular var: “Ne yapmalıyım, doğru karar bu mu, beklemeli miyim?”</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Ancak bu kadar çok düşünmek, karar almayı kolaylaştırmıyor; tam tersine zorlaştırıyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Bu dönem:</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Aşırı analiz</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Aynı konuyu defalarca düşünme</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Kararsızlık</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">ön planda olabilir. Gökyüzü burada acele etmeyi değil, zihni sakinleştirmeyi öneriyor. Netlik, zorlayarak değil, durarak geliyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Venüs: İlişkilerde Gerçek Değer Testi</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Venüs’ün bulunduğu konum, ilişkilerde yüzeysel bağları desteklemiyor. Artık “seviyor muyuz?” sorusundan çok, “emek var mı?” sorusu önem kazanıyor. Bu yüzden birçok ilişkide sorgulama artıyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Bu dönemde:</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Oyalayan ilişkiler daha yorucu hale gelir</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Netlik isteyen taraf sabırsızlanır</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Davranışlar, sözlerden daha belirleyici olur</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Venüs’ün verdiği mesaj çok nettir:</span></span></p>

<p><em><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">“Değer gördüğün yerde kal, görmediğin yerde ısrar etme.”</span></span></strong></em></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Mars: İçten İçe Bir Gerginlik</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Mars dışarıdan sakin bir enerji sunsa da, içeride biriken bir gerginlik yaratıyor. İnsanlar suskun olabilir ama bu, sakin oldukları anlamına gelmez. Bu nedenle ani çıkışlar, beklenmedik tepkiler ve sabırsızlık görülebilir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Bu süreçte önemli olan, öfkeyi bastırmak değil; doğru yere yönlendirmektir. Fiziksel hareket, düzen kurmak ve hedef belirlemek Mars enerjisini dengelemeye yardımcı olur.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Satürn: Sorumluluktan Kaçış Yok</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Ve Satürn… Gökyüzünün en ciddi öğretmeni. Satürn’ün etkisi şu anda oldukça belirgin. Hayatın hangi alanında sorumluluk almaktan kaçıyorsak, orada zorlanma artıyor.</span></span></p>

<p><em><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Artık:</span></span></strong></em></p>

<p><em><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Ertelemek</span></span></strong></em></p>

<p><em><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Bahane üretmek</span></span></strong></em></p>

<p><em><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Yarım bırakmak</span></span></strong></em></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">eskisi kadar kolay değil. Satürn’ün mesajı sert ama adil:</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">“Sağlam olan kalır, dayanıksız olan dağılır.”</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Bu dönem, cezalandırma değil; yeniden yapılandırma sürecidir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Gökyüzünün Ortak Mesajı</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Ay’dan Satürn’e kadar tüm bu etkiler tek bir noktada birleşiyor:</span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">“Daha bilinçli yaşa.</span></span></strong></p>

<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Daha gerçekçi kararlar al.</span></span></strong></p>

<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Kendinle dürüst ol.”</span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Hızlı çözümler değil, doğru yön önemli. Sabır isteyen ama uzun vadede güçlendiren bir dönemden geçiyoruz.</span></span></p>

<p><em><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Sonuç</span></span></strong></em></p>

<p><em><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Gökyüzü şu anda korkutmak için değil, uyandırmak için konuşuyor. Duygular, ilişkiler ve hedefler bir süzgeçten geçiyor. Bu süreci farkındalıkla yaşayanlar için önümüzdeki dönem çok daha sağlam temeller atılabilir.</span></span></strong></em></p>

<p><em><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Bazen durmak, ilerlemenin en doğru yoludur.</span></span></strong></em></p>

<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Derya Beril Akçalı</span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Astrolog &amp; Spiritüel Rehber</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 23 Dec 2025 16:12:47 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://sonpostagazetesi.com/images/kullanicilar/2025/03/derya-beril-akcali-1742902130.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>SABIKALININ DİYALEKTİĞİ</title>
                <category>AV. ABDULLAH YILMAZ</category>
                <link>https://sonpostagazetesi.com/makale/sabikalinin-diyalektigi-146</link>
                <author>abdullahyilmaz@sonpostagazetesi.com (AV. ABDULLAH YILMAZ)</author>
                <guid>https://sonpostagazetesi.com/makale/sabikalinin-diyalektigi-146</guid>
                <description><![CDATA[SABIKALININ DİYALEKTİĞİ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Suç işlemek, bazı insanlar için yalnızca tek seferlik bir hata değildir. Zamanla alışkanlığa dönüşür, hayatın bir parçası haline gelir. Bu sürecin mantığını anlamak, toplumun suçla mücadele etmesi açısından oldukça önemlidir. İşte buna<em><strong> “sabıkalının diyalektiği”</strong></em> diyebiliriz.</span></span></p>

<p><em><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">&nbsp;Sabıkalı bir kişi, her yeni eyleminde bir önceki hatasını referans alır. Suç işleme biçimleri, adeta bir mantık zinciriyle birbirine bağlanır. Küçük bir hırsızlık, bir dolandırıcılık denemesi ya da yasa dışı bir anlaşma, onun zihninde “başarılı bir strateji” olarak kaydedilir. Bu stratejiler, zamanla karmaşık ve sözüm ona daha cesur eylemlere dönüşür. Özetle, geçmişteki suçları analiz eden sabıkalı, gelecekteki eylemlerini planlamakta ustalaşır.</span></span></em></p>

<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">&nbsp;Psikolojik açıdan bu durum, bireyin suç davranışlarını normalleştirmesiyle ilgilidir. Toplumun “yanlış” olarak gördüğü eylemler, onun gözünde birer çözüm yolu haline gelir. Suçun sonuçları, çoğu zaman cezadan ziyade, kısa vadeli kazançlarla ilişkilendirildiğinde bu alışkanlık daha da pekişir. Sabıkalı, kendi mantığını haklılaştırmakta ustadır: “Her zaman bir çıkış yolu vardır” ya da “Bu sefer fark edilmem” gibi içsel bir diyalektik geliştirir.</span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">&nbsp;Bu mantık zinciri, sadece bireysel suçları değil, organize suçları da besler. Suçun tekrarı ve giderek karmaşıklaşması, sabıkalının çevresini de etkiler. Yani bir kişi suçu alışkanlık haline getirdikçe, yalnızca kendi hayatını değil, çevresindeki sistemleri de değiştirmeye başlar. Bu da suçun toplumsal boyutunu güçlendirir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><strong><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Sabıkalının diyalektiğini anlamak, suçla mücadelede önemli bir adımdır. Alışkanlık haline gelen suç davranışları, sadece cezayla engellenemez; eğitim, rehberlik ve toplumsal farkındalıkla da karşı konulmalıdır. Sabıkalının zihnindeki mantık zincirini çözmek, suçun tekrarını önlemenin ilk adımıdır. &nbsp;</span></strong></span></p>

<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Av.Abdullah YILMAZ</span></span></strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 23 Dec 2025 16:11:35 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://sonpostagazetesi.com/images/kullanicilar/2025/07/av-abdullah-yilmaz-1753176931.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>RUH BAĞI NEDİR? NEDEN BAZI İNSANLARDAN KOPAMAYIZ?</title>
                <category>DERYA BERİL AKÇALI</category>
                <link>https://sonpostagazetesi.com/makale/ruh-bagi-nedir-neden-bazi-insanlardan-kopamayiz-145</link>
                <author>deryaberilakcali@gmail.com (DERYA BERİL AKÇALI)</author>
                <guid>https://sonpostagazetesi.com/makale/ruh-bagi-nedir-neden-bazi-insanlardan-kopamayiz-145</guid>
                <description><![CDATA[RUH BAĞI NEDİR? NEDEN BAZI İNSANLARDAN KOPAMAYIZ?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Hayatımıza giren herkes aynı titreşimle gelmez. Bazı insanlar bize dokunup geçer, bazıları iz bırakır, bazıları ise hiç beklemediğimiz hâlde içimize işler. Onlarla yaşadığımız ilişki, süresi ne olursa olsun sıradan bir bağ gibi hissettirmez. İçimizde derin bir tanıdıklık, açıklayamadığımız bir çekim ve sözsüz bir anlaşılma hâli oluşur. İşte bu görünmeyen, ama en güçlü bağlardan biri ruh bağıdır.</span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Ruh bağı, iki insanın enerjisinin birbirini tanıması, tamamlaması ve bir noktada birbirine bağlanmasıdır. Bu bağın oluşması için uzun yıllar, birlikte geçirilen zaman ya da sürekli iletişim gerekmez. Bazen bir bakış, bir cümle, bir anda karşılaşma bile bu bağın başlangıç noktası olabilir. Böyle bağlarda taraflar birbirlerinin duygularını hızlıca hisseder, düşünceler çoğu zaman kesişir, mesafe olsa bile kopuş yaşanmaz.</span></span></p>

<p><em><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Peki neden bazı insanlardan kolayca uzaklaşabilirken, bazılarını içimizden söküp atamayız? Bunun birkaç temel nedeni vardır:</span></span></strong></em></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Birincisi, bu bağların çoğu karmasaldır. Yani ruhların önceki yaşam deneyimlerinden taşıdığı yarım kalmış dersler, kapanmamış döngüler ve tamamlanması gereken yolculuklar yeniden karşılaşmayı zorunlu kılar. Bu yüzden bazı ilişkiler biter gibi olur ama tamamen bitmez; uzaklaşılır ama unutulmaz.</span></span></p>

<p><em><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">İkincisi, ruh bağı olan kişiler birbirlerinin gölgesini tetikler. Bu, olumsuz bir durum gibi görünse de aslında kişiyi büyümeye ve dönüşmeye zorlayan en güçlü aynalardan biridir. Korkular, güvensizlikler, bastırılan duygular bu ilişkilerde açığa çıkar ve kişi kendisiyle yüzleşmek zorunda kalır.</span></span></strong></em></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Üçüncüsü, ruh bağı sadece romantik ilişkilerde değil; arkadaşlık, aile hatta kısa süreli tanışıklıklarda bile ortaya çıkabilir. Önemli olan ilişki biçimi değil, iki ruhun birbirini ne kadar hizaladığıdır. Bu yüzden bazı insanlarla iletişim kopsa bile içsel bağ sürer; bazen yıllar sonra yeniden karşılaşılır ve hiçbir şey kalınan yerden yabancı gelmez.</span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Son olarak, ruh bağı bize bir seçim değil, çoğu zaman bir hatırlatma getirir. Kendimizi, eksiklerimizi, ışığımızı ve karanlığımızı gösterir. Bu bağ ile karşımıza çıkan kişi bizi yaralamak için değil, daha yüksek bir bilince taşımak için gelir. Bu yüzden bazı ilişkiler bitse bile etkisi uzun yıllar devam eder; çünkü öğretisi tamamlanmadan bağlılık ortadan kalkmaz.</span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Ruh bağı, görünmeyen bir hat ile iki insanı birbirine bağlayan derin bir enerjidir. Bu bağı anlamak, yönlendirmek ve doğru yorumlamak ise kişinin kendi farkındalığıyla mümkündür. Bağ kopmuyor diye ilişki devam etmek zorunda değildir; önemli olan bu bağın bize ne öğrettiğini, bizi nasıl dönüştürdüğünü ve hangi yönümüzü iyileştirdiğini fark etmektir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Sevgilerimle</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><strong><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Derya Beril Akçalı</span></strong></span></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 10 Dec 2025 17:05:27 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://sonpostagazetesi.com/images/kullanicilar/2025/03/derya-beril-akcali-1742902130.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>DİJİTAL TUZAKLARIN ANATOMİSİ: MANİPÜLASYONUN YENI YÜZYILI</title>
                <category>AV. ABDULLAH YILMAZ</category>
                <link>https://sonpostagazetesi.com/makale/dijital-tuzaklarin-anatomisi-manipulasyonun-yeni-yuzyili-144</link>
                <author>abdullahyilmaz@sonpostagazetesi.com (AV. ABDULLAH YILMAZ)</author>
                <guid>https://sonpostagazetesi.com/makale/dijital-tuzaklarin-anatomisi-manipulasyonun-yeni-yuzyili-144</guid>
                <description><![CDATA[DİJİTAL TUZAKLARIN ANATOMİSİ: MANİPÜLASYONUN YENI YÜZYILI]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Dolandırıcılık, artık arka sokakların köhne hilelerinden ibaret değil; sahnesini değiştirdi, kostümünü yeniledi. Şimdi karşımıza dijital dünyanın parlak vitrinlerinde çıkıyor. Elindeki tek araç bir yalan değil; kusursuz tasarlanmış bir algı mimarisi. Bu mimaride grafikler, logolar, metinler birer tuğla; sahte güven duygusu ise görünmez bir harç gibi hepsini bir arada tutuyor.</span></span></p>

<p><em><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">&nbsp;Bu yeni çağda dolandırıcı, karanlık bir ara sokakta değil; telefonunun ekranındaki renkli bir reklamın içinde duruyor. Sanal dünyanın ışıkları altında yüzü görünmez, sesi filtreden geçmiştir ve insan, o ışığa bakarken fark etmeden kendi gölgesini kaybeder. Algı, en zayıf yerinden çekilince gerçek deforme olmaya başlar.</span></span></strong></em></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">&nbsp;Dijital dolandırıcılığın en incelikli yönü, insan psikolojisini bir cerrah bıçağının keskinliğiyle çözmesidir. <strong>Ekonomik sıkışmışlık altındaki biri, yüksek getiri vaadiyle karşılaştığında zihninin kilidi ince bir tık sesiyle açılır.</strong> Manipülatör tam da o anda içeri sızar. Tıpkı ustaca hazırlanmış bir tiyatro sahnesi gibi her şey gerçek görünür: Profesyonel tasarımlar, makyajlanmış tablolar, kopyalanmış kurumsal kimlikler… Seyirci ışığın altında neyin gerçek, neyin dekor olduğunu ayırt edemeden oyuna dahil olur.</span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">&nbsp;Bu oyunun en tehlikeli yanı, kurbanın genellikle perdenin sonunda gerçeği fark etmesidir. Para kaybı yalnızca maddi bir yıkım değildir; insanın “ben nasıl kandım?” sorusuyla yaşadığı duygusal çöküş, adeta zihinsel bir artçı deprem gibi devam eder. Çünkü manipülasyon sadece cüzdanı değil, güven duygusunun omurgasını da kırar.</span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">&nbsp;Dijital dünyanın bu parıltılı labirentinde asıl sorun, toplumun henüz dijital pusulasını tam olarak kullanamamasıdır. İnsanlar fiziksel bir ürünü incelerken gösterdikleri titizliği, parasını yatırdıkları platformlara göstermiyor. Oysa her yatırım bir iksir değildir; içinde hem umut barındırır hem de yan etki potansiyeli. Pırıltılı ambalajlar çoğu zaman en riskli maddeleri saklamak için tasarlanır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">&nbsp;Bugün dolandırıcılık; sokak köşelerinde dolaşarak değil, insanın zihninin arka odalarına kurulmuş bir yansıma makinesiyle yapılıyor. Algoritmalar, tasarım hileleri ve psikolojik tetikleyiciler, sahnenin görünmeyen kulisleri gibidir. Bu yüzden korunmanın yolu sadece hukuktan ya da güvenlik yazılımlarından geçmez; toplumsal bilinç, medya okuryazarlığı ve bireysel farkındalık bu oyunun gerçek zırhıdır.</span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">&nbsp;Gerçek kazanç, hiçbir zaman sihirli bir değnekle gelmez. Sabırla örülen bilgi, temkinle atılan adım ve soğukkanlı bir zihin, bu çağın en güvenli yatırım araçlarıdır. Işıkları fazla parlak olan her sahne, bir noktada gölge üretir; önemli olan o gölgede kaybolmamaktır.</span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">&nbsp;&nbsp;​<em><strong>Türk Ceza Kanunu’nun 157 ve 158. </strong></em>maddeleri, hileli davranışla bir kişinin aldatılarak menfaat sağlanmasını suç olarak tanımlar. Dijital dünyada bu hile; sahte siteler, yanıltıcı grafikler, kurumsal izlenimi veren logolar ve yatırım vaadi kılığına bürünmüş manipülasyon teknikleri üzerinden gerçekleşebilir.</span></span></p>

<p><em><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">&nbsp;Bilişim sistemlerinin araç olarak kullanılması, suçun “nitelikli hâli” kapsamında değerlendirilir. Çünkü teknoloji, failin görünmezliğini artırır; mağdurun savunma imkanlarını daraltır. Bu nedenle yaptırımlar daha ağırdır.Ancak hukuki çerçevenin yanında bireyin kendi dikkat yükümlülüğü de önemlidir. Platformun yasal durumunu araştırmak, doğrulama araçlarını kullanmak, şüpheli vaat karşısında temkinli olmak hem pratik hem hukuki anlamda koruyucu bir refleks sayılır.</span></span></em></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">&nbsp;Sonuçta dijital çağda korunmak yalnızca ceza hukuku hükümlerine değil, bireyin farkındalığına dayanır. Hukuk hileyi cezalandırır; fakat bireyler ,sağduyuyu,dikkat ve temkini kendi heybelerinden hiçbir zaman çıkarmamalıdır.</span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Av. Abdullah YILMAZ</span></span></strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 10 Dec 2025 17:03:29 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://sonpostagazetesi.com/images/kullanicilar/2025/07/av-abdullah-yilmaz-1753176931.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>5 ARALIK DOLUNAYI HAKİKATİN YÜZEYE ÇIKTIĞI, PERDENİN KALKTIĞI DÖNÜŞÜM KAPISI</title>
                <category>DERYA BERİL AKÇALI</category>
                <link>https://sonpostagazetesi.com/makale/5-aralik-dolunayi-hakikatin-yuzeye-ciktigi-perdenin-kalktigi-donusum-kapisi-143</link>
                <author>deryaberilakcali@gmail.com (DERYA BERİL AKÇALI)</author>
                <guid>https://sonpostagazetesi.com/makale/5-aralik-dolunayi-hakikatin-yuzeye-ciktigi-perdenin-kalktigi-donusum-kapisi-143</guid>
                <description><![CDATA[5 ARALIK DOLUNAYI HAKİKATİN YÜZEYE ÇIKTIĞI, PERDENİN KALKTIĞI DÖNÜŞÜM KAPISI]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">5 Aralık’ta gerçekleşen Dolunay, bireysel ve kolektif düzeyde “saklı olanın görünmesi”, “hakikatin ortaya çıkması” ve uzun zamandır ertelenen yüzleşmelerin kapısını aralayan güçlü bir gökyüzü olayını tetikliyor. Duygusal netleşme, ilişki gerçekliğinin açığa çıkması, hayatın yönünü belirleyen kararlar, kaderin bizden talep ettiği cesaret ve ruhsal temizlenme bu Dolunay’ın ana temaları arasında.</span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">DOLUNAYIN RUHSAL TEMASI: SAKLI OLANIN AYDINLANMASI</span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">5 Aralık Dolunayı, ışığını özellikle zihinsel karmaşaların, kalpten saklanan duyguların ve kendi içimizde bastırdığımız gerçeklerin üzerine düşürüyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Bu dönem:</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Yüzleşmekten kaçtığımız konuların görünür olması insanların gerçek niyetlerini daha net fark etmek kendi iç sesimizin geri dönülmez şekilde güçlenmesi ruhsal arınma ve yükleri bırakma ihtiyacı gibi temalarla çalışır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Bu Dolunay bir anlamda “perdeyi kaldıran enerji”dir. Kimin hayatımızda kalacağı, kimin ruhumuzla uyumlu olmadığı, hangi yolun bizim için kadersel olduğu çok daha belirginleşir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">İlişkilerde büyük netleşmeler ve karmanın açığa çıkışı dolunayın belki de en güçlü etkisi ilişkiler üzerindedir.</span></span></p>

<p><em><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Bu gökyüzü:</span></span></strong></em></p>

<p><em><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Gizlenen duyguları</span></span></strong></em></p>

<p><em><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Saklanan mesajları</span></span></strong></em></p>

<p><em><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Gerçek niyeti</span></span></strong></em></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">&nbsp;İçsel kırgınlıkları açığa çıkarır ve adeta “artık neysen onu söyle, ne hissediyorsan ona dürüst ol” diye zorlar.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Partnerler arasında uzun zamandır süren bir gelgit varsa, bu Dolunay bunu ya tamamen çözüme kavuşturur ya da sona getirir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Kaderin işlediği ilişkiler güçlenirken, karması dolmuş ve ömrünü tamamlamış ilişkiler doğal olarak dağılmaya başlar.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Aynı şekilde ex-partner enerjileri, tamamlanmamış karmalar ve geçmişte yarım kalmış hikâyeler de tekrar görünür hâle gelir. Dolunay, ruhun geçmiş defterlerini ya kapatır ya da şifalandırmak için yeniden açar.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Zihinsel Aydınlanma: “Artık Ne Yapmam Gerektiğini Biliyorum”</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">5 Aralık enerjisinin zihinsel tarafı çok keskindir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Kişiye şu farkındalıkları getirir:</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Ne istediğini açıkça bilmek</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Hangi yolda ilerlemesi gerektiğini görmek</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Bırakılması gereken yükleri fark etmek</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Geleceğe dair çok önemli bir karar almak</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Özellikle kariyer, finansal konular ve aile ilişkilerinde yüksek bir netlik sağlar.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Uzun zamandır ertelenen konularda adım atma isteği artar.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Ay-Güneş karşıtlığı, zihni berraklaştırırken duyguyu gerçeklikle yüzleştirir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Bu nedenle bu Dolunayı birçok astrolog “kader çizgisinin yeniden çizildiği” bir zaman olarak değerlendirir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Duygusal Patlamalar ve Arınma: Temizlenme Zamanı</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Dolunay enerjisi her zaman duyguları yükseltir, fakat bu Dolunay özellikle:</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Bastırılan öfkenin çıkması</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">İçsel kırgınlıkların su yüzüne gelmesi</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Birikmiş enerjilerin boşalması</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Ruhsal bir arınma ihtiyacı gibi güçlü temalar taşır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Kişi, duygusal olarak bir anda çözülmeler yaşayabilir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Ağlama, iç sıkıntısı, kalp çarpıntısı, geçmişi aniden hatırlama gibi etkiler görülebilir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Bu patlamalar zarar vermek için değil, içimizde yıllardır biriken duygusal toksini boşaltmak içindir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Dolunay sonrası ise hafifleme, berraklık ve duygusal özgürleşme gelir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Kadersel Kararlar ve Yeni Başlangıçların Eşiği</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">5 Aralık Dolunayı, 2025’in ilk büyük yön değişikliklerinden biri olarak değerlendirilir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Bu enerjiyle birlikte:</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Hayat rotası değişir</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">İnsan kendi gücünü daha net hisseder</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Ev, iş, şehir, ilişki gibi büyük kararlar gündeme gelir</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Kadersel karşılaşmalar artar</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Özellikle ruhsal bağlantılı ilişkiler, “tesadüf” gibi görünen ama aslında kader tarafından ayarlanan olaylar ve beklenmedik haberler bu dönemin tipik göstergesidir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Dolunay, kabuğu kırdırır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Kişiyi kendine çağırır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Ruhun gerçek yolundan kaçılmasını engeller.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Spiritüel Yorum: Ruhun Kapısından Geçiş</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Bu Dolunay, enerji çalışanları ve ruhsal alana açık kişiler için çok daha derin etkiler taşır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Üçüncü göz aktivasyonu</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Rüya netleşmesi</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Telepatik bağlantıların güçlenmesi</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Enerjisel korunma ihtiyacı</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Eski karmaların çözülmesi</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Büyü – negatif enerji – nazar gibi etkilerin kırılması</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Bu dönemde hissedilen titreşim artışı tamamen Dolunay’ın “gerçeği ortaya çıkarma” doğasından kaynaklanır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Kişi, ruhuna ait olmayan hiçbir şeyi sırtında taşıyamaz hâle gelir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Kimler Bu Dolunaydan En Çok Etkilenir?</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Özellikle şu burçlar enerji alanında daha yoğun etkiler hisseder:</span></span></p>

<p><em><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">İkizler – Yay hattı</span></span></strong></em></p>

<p><em><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Başak – Balık</span></span></strong></em></p>

<p><em><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Koç – Terazi</span></span></strong></em></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Ayrıca doğum haritasında ay düğümleri, yükselen derecesi veya kişisel gezegenleri 10°, 12°, 14° civarında olanlar da çok kadersel etkiler yaşayabilir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">&nbsp;5 Aralık Dolunayı Bir Dönüm Noktasıdır</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Bu Dolunay bir sona işaret ederken aynı zamanda yeni bir başlangıcın kapısını açar.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Ruhsal gerçekler görünür olur, ilişkilerde maskeler düşer, hayatın yönü netleşir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Kişi kendi kaderini artık daha bilinçli bir şekilde seçer.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Dolunay’ın en büyük mesajı şudur:</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Saklamayı bırak, ertelemeyi bırak, gerçeğini yaşa.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Sevgilerimle....</span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Derya Beril Akçalı</span></span></strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 02 Dec 2025 14:25:35 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://sonpostagazetesi.com/images/kullanicilar/2025/03/derya-beril-akcali-1742902130.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>SABIKALININ DİYALEKTİĞİ</title>
                <category>AV. ABDULLAH YILMAZ</category>
                <link>https://sonpostagazetesi.com/makale/sabikalinin-diyalektigi-142</link>
                <author>abdullahyilmaz@sonpostagazetesi.com (AV. ABDULLAH YILMAZ)</author>
                <guid>https://sonpostagazetesi.com/makale/sabikalinin-diyalektigi-142</guid>
                <description><![CDATA[SABIKALININ DİYALEKTİĞİ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Suç işlemek, bazı insanlar için yalnızca tek seferlik bir hata değildir. Zamanla alışkanlığa dönüşür, hayatın bir parçası haline gelir. Bu sürecin mantığını anlamak, toplumun suçla mücadele etmesi açısından oldukça önemlidir. İşte buna <strong>“sabıkalının diyalektiği”</strong> diyebiliriz.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">&nbsp;Sabıkalı bir kişi, her yeni eyleminde bir önceki hatasını referans alır. Suç işleme biçimleri, adeta bir mantık zinciriyle birbirine bağlanır. Küçük bir hırsızlık, bir dolandırıcılık denemesi ya da yasa dışı bir anlaşma, onun zihninde<strong> “başarılı bir strateji”</strong> olarak kaydedilir. Bu stratejiler, zamanla karmaşık ve sözüm ona daha cesur eylemlere dönüşür. Özetle, geçmişteki suçları analiz eden sabıkalı, gelecekteki eylemlerini planlamakta ustalaşır.</span></span></p>

<p><em><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">&nbsp;Psikolojik açıdan bu durum, bireyin suç davranışlarını normalleştirmesiyle ilgilidir. Toplumun<strong> “yanlış” </strong>olarak gördüğü eylemler, onun gözünde birer çözüm yolu haline gelir. Suçun sonuçları, çoğu zaman cezadan ziyade, kısa vadeli kazançlarla ilişkilendirildiğinde bu alışkanlık daha da pekişir. Sabıkalı, kendi mantığını haklılaştırmakta ustadır: <strong>“Her zaman bir çıkış yolu vardır” </strong>ya da <strong>“Bu sefer fark edilmem”</strong> gibi içsel bir diyalektik geliştirir.</span></span></em></p>

<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">&nbsp;Bu mantık zinciri, sadece bireysel suçları değil, organize suçları da besler. Suçun tekrarı ve giderek karmaşıklaşması, sabıkalının çevresini de etkiler. Yani bir kişi suçu alışkanlık haline getirdikçe, yalnızca kendi hayatını değil, çevresindeki sistemleri de değiştirmeye başlar. Bu da suçun toplumsal boyutunu güçlendirir.</span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">&nbsp;Sabıkalının diyalektiğini anlamak, suçla mücadelede önemli bir adımdır. <em><strong>Alışkanlık haline gelen suç davranışları, sadece cezayla engellenemez; eğitim, rehberlik ve toplumsal farkındalıkla da karşı konulmalıdır.</strong></em> Sabıkalının zihnindeki mantık zincirini çözmek, suçun tekrarını önlemenin ilk adımıdır.</span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">&nbsp;Av.Abdullah YILMAZ</span></span></strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 02 Dec 2025 13:13:39 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://sonpostagazetesi.com/images/kullanicilar/2025/07/av-abdullah-yilmaz-1753176931.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>PARILTILI PERDEDEN SESSİZ SONLARA</title>
                <category>MURAT AVCI</category>
                <link>https://sonpostagazetesi.com/makale/pariltili-perdeden-sessiz-sonlara-141</link>
                <author>avci.murat@gmail.com (MURAT AVCI)</author>
                <guid>https://sonpostagazetesi.com/makale/pariltili-perdeden-sessiz-sonlara-141</guid>
                <description><![CDATA[PARILTILI PERDEDEN SESSİZ SONLARA]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Bir zamanlar Türkiye’nin dört bir yanında sinema salonlarını dolduran, mahalle aralarında kurulan yazlık sinemaların dev perdelerinde milyonların sevgilisi olan Yeşilçam yıldızları… Onlar, 1960’lardan 1980’lere uzanan bir dönemde Türk sinemasının yüzü, sesi ve hafızasıydı. Kimi romantik filmlerin unutulmaz güzeli, kimi mahalle delikanlısı, kimi adi-lütuf dolu karakterlerin taşıyıcısıydı. Ancak perde kapanınca çoğunun hayatı, oynadıkları masalsı hikâyelerden çok daha çetin bir gerçekle karşılaşıyordu.</span></span></p>

<p><em><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Bugün geriye dönüp bakıldığında, Yeşilçam yıldızlarının büyük bir kısmının yaşamlarında ekonomik zorluklar, sağlık sorunları, yalnızlık ve sistemin korumasızlığı dikkat çeker. Bu hüzünlü tablo, yalnızca bireysel trajediler değil; aynı zamanda dönemin sinema sektörünün kırılgan yapısını anlatır.</span></span></strong></em></p>

<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">IŞILTILI BİR DÜNYANIN KARANLIK YÜZÜ</span></span></strong></p>

<p><em><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Yeşilçam’ın en yoğun üretim yaptığı yıllarda yılda 200’den fazla film çekiliyordu. Buna karşın oyuncuların çoğu, bugünkü anlamda bir mesleki güvenceye, telif hakkına, sendikal korumalara sahip değildi. Filmler gişe rekorları kırsın, afişlerde adları en tepede yer alsın, oyuncular yalnızca çekim süresince aldıkları sabit ücretlerle yetinmek zorundaydı.&nbsp;</span></span></em><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><em>Bu nedenle, kariyerinin zirvesindeyken bile bir oyuncunun ekonomik geleceğini garanti altına alması neredeyse imkânsızdı. Sektörün durgunlaşmasıyla birlikte birçok isim için hayat, bir anda yokuş aşağı kaymaya başlayabiliyordu</em>.</span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">YALNIZ KALAN YILDIZLAR</span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Yeşilçam’da unutulmaz rollerle hafızalara kazınan bazı isimlerin yaşamlarının son dönemleri hüzünlüydü. Kimi yaşlılıkla gelen sağlık sorunlarıyla boğuştu, kimi ekonomik sıkıntılar nedeniyle zorlu koşullarda yaşadı. Toplumun büyük bir sevgiyle andığı, ekranlardan hiç eksik olmayan bazı oyuncuların yaşamları, perde arkasında sessiz bir mücadeleye dönüştü.&nbsp;</span></span><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Bazı sanatçıların sonu yoksulluk, yalnızlık ya da sağlık sorunlarıyla gölgelenmişti. Bunun en önemli nedenlerinden biri, Yeşilçam’ın ekonomik yapısının sürdürülebilir olmamasıydı. Bir başka neden ise oyuncuların pek çoğunun sanat dışında başka bir gelir kapısına sahip olmamasıydı.</span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">SİSTEMİN KORUYAMADIĞI MİRAS</span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Yeşilçam döneminde devletin ya da sektörün oyunculara sunduğu bir sosyal güvenlik ağı yok denecek kadar azdı. Emeklilik hakları, sağlık sigortası, telif gibi kavramlar yaygın değildi. Bir oyuncu yaşlandığında veya popülerliği azaldığında, onu taşıyacak bir sistem yoktu.&nbsp;</span></span><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Bu yüzden kimi oyuncular, kariyerinin sonlarından itibaren küçük tiyatrolarda düşük ücretlerle çalışmaya devam etti… Sinema gelirlerinin hiçbiri telif hakkına dönüşmedi, hastalık dönemlerinde tedavi masraflarıyla baş başa kaldı. Bazıları ise yalnızlığa ve unutulmuşluğa sürüklendi.</span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">YEŞİLÇAM’IN SESSİZ KAHRAMANLARI</span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Tüm bu zorlukların en acı tarafı şuydu. Yeşilçam’ın en sevilen yüzleri yalnızca başrol oyuncuları değildi. Karakter oyuncuları, figüranlar, set çalışanları… Onlar da bu zorlu düzenin içindeydi. Bu insanlar, Türkiye sinemasının hafızasını kuran büyük emeğin görünmeyen taşıyıcılarıydı.&nbsp;</span></span><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Kimi soğuk setlerde saatlerce çalıştı, kimi düşük ücretlerle ailesini geçindirmeye çalıştı, kimi de film çekimleri bittiğinde bir sonraki işin gelip gelmeyeceğini bilmeden bekledi. Yeşilçam’ın ekonomisi güçlü olmadıkça, bu insanlar da güçlü olamıyordu.</span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">BUGÜNDEN GERİYE BAKAN BİR ÖZLEM</span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Bugün Yeşilçam romantize edilerek anılsa da, o dönemin yıldızlarının hayatları bize önemli bir gerçeği hatırlatır: Bir toplum, sanatçılarını ne kadar korursa kültürünü de o kadar yaşatır.&nbsp;</span></span><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Bu nedenle geçmişte yaşanan hüzünlü hikâyeler, yalnızca nostaljinin bir parçası değil; aynı zamanda geleceğe dair bir ders niteliğindedir. Modern oyuncuların telif haklarının güçlendirilmesi, emeklilik sistemlerinin desteklenmesi, sanatçıların sosyal güvenceye erişiminin artırılması gibi gelişmeler, bir daha hiçbir sanatçının oyunculuk kariyeri bittiğinde <strong>“Hayatının da bitmesine”</strong> izin vermemek için önemlidir.</span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">PERDEDE PARLAYAN, HAYATTA YALNIZLAŞAN YILDIZLAR</span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Yeşilçam’ın efsaneleri, Türk halkının kalbinde yaşamaya devam ediyor. Onlar, bir dönemin kültürel hafızasını şekillendiren, sokaklara neşe, evlere umut taşıyan isimlerdi. Fakat arkalarında bıraktıkları hüzünlü hayat hikâyeleri, göz kamaştıran bir sektörün kırılgan temelini gösteriyor.&nbsp;</span></span><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Bu yazı, o büyük emekçilerin anısını yaşatmak ve aynı zamanda geleceğin sanatçıları için daha güvenli bir dünya yaratmanın gerekliliğini hatırlatmak için yazıldı. Çünkü Yeşilçam yalnızca bir sinema dönemi değil; bir kuşağın hafızası, bir ülkenin duygusal arşividir.Öyle ki bazıları hayata tutunamayarak hayatını kaybetti, bazıları kötü yola düşüp hapse girdi, bazısı da hastane önlerinde bulundu. En trajik hikaye ise aldığı ödülü rehinciye bırakıp daha da geri alamayan oyuncu oldu.</span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Murat &nbsp;AVCI</span></span></strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 02 Dec 2025 13:09:46 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://sonpostagazetesi.com/images/kullanicilar/daff7014c2e4ac53ab74ee786481ee5a.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>AD HOMİNEM SALDIRILARI</title>
                <category>AV. ABDULLAH YILMAZ</category>
                <link>https://sonpostagazetesi.com/makale/ad-hominem-saldirilari-140</link>
                <author>abdullahyilmaz@sonpostagazetesi.com (AV. ABDULLAH YILMAZ)</author>
                <guid>https://sonpostagazetesi.com/makale/ad-hominem-saldirilari-140</guid>
                <description><![CDATA[AD HOMİNEM SALDIRILARI]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Tartışma kültürümüzde sıkça karşılaşılan bir mantık hatası vardır: ortaya konulan düşünceyi eleştirmek yerine, bu düşünceyi dile getiren kişinin şahsına yönelmek. Latince ad hominem<em><strong> (“kişiye yönelik”)</strong></em> olarak adlandırılan bu safsata, argüman yerine kişilik özelliklerine saldırarak karşı tarafı değersizleştirmeyi amaçlar. Bu durum, hem mantıksal tutarlılığı hem de entelektüel dürüstlüğü zedeler. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">&nbsp;​Bir ad hominem örneği, iklim değişikliği üzerine yapılan bir tartışmada <em><strong>“Sen zaten çevreye duyarlı biri değilsin, neden konuşuyorsun?”</strong></em> cümlesinde açıkça görülür. Bu söylem, tartışmanın odağını bilimsel verilerden kişisel ahlaka kaydırır. Böylece eleştirilenin kimliği, argümanın içeriğinin önüne geçer. Oysa tartışılması gereken, verinin doğruluğu ve kanıta dayanak oluşturan metodolojidir. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">&nbsp;​<strong>Bu tür mantık hataları yalnızca gündelik sohbetlerde değil, hukuk, siyaset ve medya söyleminde de sıklıkla karşımıza çıkar. Bir politikacının projesini “Sen geçmişte de başarısızdın” diyerek küçümsemek, projenin içeriğini tartışmaktan kaçınmanın kolaycı bir yoludur. Oysa fikir, sahibinden bağımsız olarak değerlendirilmeyi hak eder. Düşüncenin değeri, onu dile getirenin geçmişiyle değil, ileri sürdüğü delillerin niteliğiyle ölçülmelidir. </strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">&nbsp;​Tarihsel açıdan bakıldığında, ad hominem saldırılarının birçok büyük düşünürün ve bilim insanının yolunu kesmeye çalıştığı görülür. Galileo’nun engizisyon karşısında yaşadıkları,bir kısım bilimadamlarının geçmişte kişisel olarak<strong> “ahlaksız”</strong> ilan edilmesi, hatta Türkiye’de bazı reformist düşünürlerin karakterlerine yöneltilen suçlamalar bu hatanın tarihsel izdüşümleridir. Ancak zaman, fikirleri kişisel saldırıların ötesine taşır; gerçeğe dayalı düşünceler, sahibinin kimliğinden bağımsız biçimde yaşamaya devam eder. </span></span></p>

<p><em><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">&nbsp;​Sosyolojik açıdan, ad hominem söyleminin cazibesi duygusal etkisinden kaynaklanır. İnsan zihni, karmaşık fikirlerle uğraşmak yerine, kişilere yönelik hızlı yargılara yönelmeye eğilimlidir. Bu da tartışmaları kolayca kişiselleştirir ve toplumsal kutuplaşmayı derinleştirir. Modern sosyal medya ortamları, bu eğilimi adeta teşvik eder; anonimlik ve hız, sorumluluk duygusunu zayıflatır. </span></span></em></p>

<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">&nbsp;​Oysa entelektüel olgunluk, kişisel saldırı yerine akıl yürütmeyi tercih etmeyi gerektirir. Gerçeğe ulaşmak isteyenin yolu, karşısındakinin geçmişini, ahlakını veya karakterini sorgulamak değil; argümanını kanıt, mantık ve metodolojiyle değerlendirmektir. Ad hominem kısa vadede tartışmada “etkili” görünse de, uzun vadede düşünsel üretkenliği ve toplumsal aklı felce uğratır. </span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">&nbsp;​Hakikati arayan her bireyin öncelikli görevi, fikirlerle uğraşmak, kişileri değil.<strong> “Kim söyledi?”</strong> yerine <strong>“Ne söylüyor?”</strong> sorusunu sormak, bilimsel düşüncenin ve hukukun da özünü oluşturur. Çünkü hakikat, kişilere değil, olgulara dayanır. Tartışma kültürünün gelişmesi, ad hominem saldırıların değil, analitik düşüncenin çoğalmasıyla mümkündür.</span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri, sans-serif">Av. Abdullah YILMAZ</span></span></strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 23 Nov 2025 14:25:13 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://sonpostagazetesi.com/images/kullanicilar/2025/07/av-abdullah-yilmaz-1753176931.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ZİHİNSEL ARINMA VE SPİRİTÜEL FARKINDALIK: MODERN İNSAN İÇİN YOL HARİTASI</title>
                <category>DERYA BERİL AKÇALI</category>
                <link>https://sonpostagazetesi.com/makale/zihinsel-arinma-ve-spirituel-farkindalik-modern-insan-icin-yol-haritasi-139</link>
                <author>deryaberilakcali@gmail.com (DERYA BERİL AKÇALI)</author>
                <guid>https://sonpostagazetesi.com/makale/zihinsel-arinma-ve-spirituel-farkindalik-modern-insan-icin-yol-haritasi-139</guid>
                <description><![CDATA[ZİHİNSEL ARINMA VE SPİRİTÜEL FARKINDALIK: MODERN İNSAN İÇİN YOL HARİTASI]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Günümüz dünyasında insan zihni, hiç olmadığı kadar yoğun bir bilgi ve duygu akışının içinden geçiyor. Bu yoğunluk, sadece düşünce kalabalığı yaratmakla kalmıyor; aynı zamanda insanın iç enerjisini tüketiyor, sezgilerini zayıflatıyor ve yaşamla olan uyumunu bozuyor. Bu nedenle zihinsel arınma ve spiritüel farkındalık, modern çağın en önemli ihtiyaçlarından biri haline geldi.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Kadim öğretiler, zihni “ruhun aynası” olarak tanımlar. Zihin ne kadar bulanık olursa, insanın yaşamı da o kadar dağınık olur. Modern bilim ise bu kadim bilgiyle paralel bir gerçeklik sunuyor: Stres hormonları, düşünce trafiği ve duygusal yük, enerji alanı üzerinde doğrudan tıkanıklık yaratıyor. Bu tıkanıklık çözülmediği sürece kişi, aynı döngüleri tekrar tekrar yaşamak zorunda kalıyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Gerçek bir zihinsel arınma, kişinin kendisiyle derin bir temas kurmasıyla başlar. Sessizlik, nefes, farkındalık çalışmaları, doğayla iletişim ve bilinçli gözlem; zihnin gürültüsünü azaltarak iç enerjiyi yeniden düzenler. Zihin sakinleştikçe, birey kendi duygularının kökenini fark eder ve uzun süredir taşıdığı yükleri görmeye başlar.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Spiritüel farkındalık ise zihnin ötesine geçen bir aydınlanma halidir. Bu farkındalık; kişinin yaşamındaki tekrar eden temaları, ilişkilerdeki döngüleri, kendi içinde bastırdığı ihtiyaçları ve gerçek yönünü anlamasını sağlar. İnsan, kendini tanıdıkça seçimleri değişir; seçimleri değiştikçe kaderi de değişmeye başlar.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Her bireyin enerji alanı, duygu ve düşüncelerle sürekli etkileşim halindedir. Bu alan temiz ve dengedeyse kişi huzurlu, yaratıcı ve güçlü olur. Karmaşa içindeyse, zihin bulanır, kalp daralır ve yaşam akışı kesintiye uğrar. Bu nedenle spiritüel farkındalık, sadece bir “felsefe” değildir; insanın hayat kalitesini yükselten bir dönüşüm yoludur.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Zihinsel arınma ile spiritüel farkındalık birleştiğinde, birey artık dış dünyanın kaosuyla savrulan biri değil; kendi merkezinde duran, sezgeleri güçlü, bilinçli ve dengeli bir varlık haline gelir. Modern insanın asıl aradığı değişim de tam olarak budur: Kendi içine dönmek, kendini duymak ve kendi yolunu bilgelikle çizmek.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Sevgilerimle</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Derya Beril Akçalı</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 19 Nov 2025 13:27:48 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://sonpostagazetesi.com/images/kullanicilar/2025/03/derya-beril-akcali-1742902130.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>YİNE BİR MOTOR KAZASI, YİNE BİR ACI</title>
                <category>Habib  BABAR</category>
                <link>https://sonpostagazetesi.com/makale/yine-bir-motor-kazasi-yine-bir-aci-138</link>
                <author>gazetecihabibbabar@gmail.com (Habib  BABAR)</author>
                <guid>https://sonpostagazetesi.com/makale/yine-bir-motor-kazasi-yine-bir-aci-138</guid>
                <description><![CDATA[YİNE BİR MOTOR KAZASI, YİNE BİR ACI]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Ne yazık ki ülkemizde trafik kazaları artık sıradan bir haber haline geldi. Bu kez acı haber Yeşilçam’ın efsane isimlerinden <strong>Engin Çağlar</strong>’dan geldi. Usta sanatçı, bir motosikletin çarpması sonucu hayatını kaybetti. <strong>Bir dönemin beyazperdesinde iz bırakan, nice unutulmaz filme imza atan bir değerimizi, ihmalkârlığın ve hız tutkusunun kurbanı olarak kaybettik.</strong></span></span></p>

<p><em><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Sokaklara, caddelere, hatta dar ara sokaklara bile baktığınızda sayısız motosiklet görmek mümkün. Elbette motosiklet bir ulaşım aracı, özellikle de büyük şehirlerde hız ve pratiklik açısından birçok kişinin tercihi. Ama gelin görün ki, bu pratikliğin bedelini çoğu zaman insan hayatıyla ödüyoruz.</span></span></em></p>

<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bazı sürücüler ne hız sınırını tanıyor, ne trafik kurallarını… Kask takmayanlar, aralara dalanlar, kırmızı ışıkta geçenler… Birçoğu adeta ölümle yarışır gibi hareket ediyor. Özellikle ana yollarda öyle bir hız yapıyorlar ki, sanki Azrail’le el ele dans ediyorlar.</span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Artık bu gidişata bir dur denilmeli. Denetimler artırılmalı, cezalar caydırıcı hale getirilmeli, motosiklet kullanımı için verilen ehliyetler ciddi eğitim süreçlerinden geçmeli. Çünkü bu gidişle daha çok can yanacak, daha çok ocak sönecek.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong>Her motosiklet kazası bir haber değil, bir dram… </strong>Bir annenin, bir babanın, bir evladın yüreğine düşen ateş…<strong> Engin Çağlar gibi bir değeri kaybettik, ama umarız bu acı bir farkındalık yaratır. </strong>Artık birilerinin dur demesi gerekiyor. Çünkü yollarımız ölüm tuzağına dönmüş durumda, ve sessiz kalmak hepimizin suçu olacak.</span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Habib BABAR</span></span></strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 04 Nov 2025 14:22:25 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://sonpostagazetesi.com/images/kullanicilar/a98a31691c318d409e4a2ba6a8cb520d.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>O ESKİ GÜZEL GÜNLER</title>
                <category>MURAT AVCI</category>
                <link>https://sonpostagazetesi.com/makale/o-eski-guzel-gunler-137</link>
                <author>avci.murat@gmail.com (MURAT AVCI)</author>
                <guid>https://sonpostagazetesi.com/makale/o-eski-guzel-gunler-137</guid>
                <description><![CDATA[O ESKİ GÜZEL GÜNLER]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Ah o çocukluk yılları… Şimdi düşününce, ne kadar saf, ne kadar temiz, ne kadar içtendi her şey. Hayatın telaşını bilmezdik, zaman sanki ağır ağır akardı. Sabahın serinliğinde pencereden içeri giren taze ekmek kokusuyla uyanırdık. Fırından yeni çıkmış, sıcacık ekmeğin üstünden yükselen buhar… O kokuyu bir daha hiçbir yerde bulamadım.</span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Mahalle bakkalının önünde dizilmiş renk renk cam kavanozlar hâlâ gözümün önünde. Açıkta satılan bisküvilerin, gofretlerin, sakızların kokusu birbirine karışırdı. Bakkal amca, her seferinde <strong>“deftere yazayım mı?”</strong> derdi; sanki bütün mahalle bir aile gibiydi. O zamanlar güven vardı, samimiyet vardı.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Kahvehanelerden gelen taze demlenmiş çayın kokusu, radyodan yükselen eski türkülerle karışırdı. Büyükler okey taşlarını dizerken biz dışarıda misket oynar, saklambaçta gün batımını bile unuturdık. Akşam ezanı okundu mu bilirdik ki artık eve dönme vakti gelmiştir. Annem kapının önünde elinde havlu, <em><strong>“Oğlum, kızım, yeter artık koştuğunuz!”</strong></em> derdi.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bayramlar ise bambaşka bir heyecandı. Yeni alınan ayakkabının gıcırtısı, cebimize koyulan birkaç kuruş, mis gibi kolonya kokusu… Komşu komşunun kapısını çalmaktan utanmazdı o zamanlar. Şeker toplarken yüzümüzdeki gülümseme, şimdi koca bir anıya dönüştü. Faytonların arkasına gizlice binip kahkahalarla gülmek, rüzgârın yüzümüze çarpması… Ah, çocukluk işte!</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Şimdi geriye dönüp baktığımda, o yılların değeri daha da artıyor. Ne internet vardı, ne telefon… Ama dostluk, samimiyet, paylaşmak vardı. Bir dilim ekmeği ikiye bölüp paylaştığımızda dünyanın en zengin çocukları gibi hissederdik.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">O günlerin sokaklarında hâlâ yankılanıyor çocukluğumun sesi. Tozlu yollar, güneşin altında ter içinde kalmış yüzler, ama yüreklerde saf bir mutluluk… Artık her şey değişti, insanlar değişti, dünya değişti… Ama ne olursa olsun, içimde o eski günlerin sıcaklığı hâlâ yaşıyor.</span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Murat AVCI</span></span></strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 04 Nov 2025 12:30:19 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://sonpostagazetesi.com/images/kullanicilar/daff7014c2e4ac53ab74ee786481ee5a.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ENERJİ ŞİFASI VE KUANTUM BİLİMİ: ŞİFA SANATINDA YENİ UFUKLAR</title>
                <category>DERYA BERİL AKÇALI</category>
                <link>https://sonpostagazetesi.com/makale/enerji-sifasi-ve-kuantum-bilimi-sifa-sanatinda-yeni-ufuklar-136</link>
                <author>deryaberilakcali@gmail.com (DERYA BERİL AKÇALI)</author>
                <guid>https://sonpostagazetesi.com/makale/enerji-sifasi-ve-kuantum-bilimi-sifa-sanatinda-yeni-ufuklar-136</guid>
                <description><![CDATA[ENERJİ ŞİFASI VE KUANTUM BİLİMİ: ŞİFA SANATINDA YENİ UFUKLAR]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Enerji şifası, bedenin ve ruhun enerji alanlarını dengeleyerek iyileşmeyi destekler. Kuantum fiziği ise bu enerjilerin nasıl işlediğini bilimsel olarak anlamaya başlıyor. 2025’te ortaya çıkan yeni teknolojiler ve araştırmalar, şifa uygulamalarını daha etkili ve ölçülebilir hale getiriyor:</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong>Kuantum Tıbbı: </strong>Hücresel ve moleküler düzeyde enerji müdahaleleri, hastalıkların kökenine inerek tedavi süreçlerini hızlandırıyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong>Enerji Frekansları:</strong> Belirli frekansların iyileştirici etkileri, kuantum rezonans cihazlarıyla destekleniyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bilinç ve Şifa: Bilincin kuantum alan üzerindeki etkisi, meditasyon ve enerji çalışmalarıyla şifayı derinleştiriyor.</span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">2025’te Siz de Bu Devrimin Parçası Olabilirsiniz</span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bu yıl, astroloji ve enerji şifası meraklıları için eşsiz bir fırsat sunuyor. Kuantum fiziğinin bilimsel keşifleriyle desteklenen spiritüel pratikler, yaşam kalitenizi artırmak, ruhsal derinliğinizi genişletmek için kapılar açıyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Kendi astroloji haritanızdaki gezegen enerjilerini kuantum titreşimleriyle nasıl uyumlayacağınızı öğrenin.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Enerji şifa tekniklerinizi kuantum rezonans teknolojileriyle destekleyerek etkisini artırın.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bilinçli farkındalık ve meditasyonla kuantum alanında şifa ve dönüşüm yaratın.</span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Sonuç: Bilim ve Spiritüel Yolculuk El Ele</span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">2025, kadim bilgilerin modern bilimle buluştuğu, astroloji ve enerji şifasının kuantum fiziğiyle yeni boyutlar kazandığı bir yıl. Bu benzersiz kesişim, sadece bireysel değil, kolektif bilinçte de derin dönüşümlere kapı aralıyor. Siz de bu yolculuğun bir parçası olun, evrenin gizemlerini keşfedin ve enerjinizi dönüştürün.</span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Derya Beril AKÇALI</span></span></strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 30 Oct 2025 14:17:25 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://sonpostagazetesi.com/images/kullanicilar/2025/03/derya-beril-akcali-1742902130.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>HAYATIM FİLM OLUYOR</title>
                <category>KUDRETTİN  SARIALİOĞLU ÇEBİ</category>
                <link>https://sonpostagazetesi.com/makale/hayatim-film-oluyor-135</link>
                <author>sarialioglukdrt@gmail.com (KUDRETTİN  SARIALİOĞLU ÇEBİ)</author>
                <guid>https://sonpostagazetesi.com/makale/hayatim-film-oluyor-135</guid>
                <description><![CDATA[HAYATIM FİLM OLUYOR]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Merhaba sevgili okurlarım,</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Uzun bir aradan sonra yeniden sizlerle buluşmanın tarifsiz mutluluğunu yaşıyorum. Her dönüş bir yeniden doğuştur derler ya, işte ben de tam da öyle hissediyorum. Hayat, bana hem acıların hem de mucizelerin iç içe geçtiği bir yolculuk sundu. Bazen fırtınalı, bazen sessiz… Ama her zaman öğretici.</span></span></p>

<p><em><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Evet, kabul ediyorum; acılarla yoğrulmuş bir yaşamın içinden geçtim. Her yaradan bir şarkı, her düşüşten bir sahne doğdu. Ve şimdi, bu yaşam öyküsü beyaz perdeye taşınıyor. Hayat hikâyem film oluyor!</span></span></strong></em></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bir dönem şarkılarımla, sahne kostümlerimle, ve en çok da piton yılanımla yaptığım şovlarımla sahnelerde fırtına gibi estiğimi hatırlarsınız. O yıllar, gerçekten unutulmazdı. Fakat şunu bilmenizi isterim: sahnede gördüğünüz ışıkların ardında bambaşka bir hayat vardı.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">O sahnelerde izlediğiniz kadın, konaklarda büyümüş, varlık içinde yaşamış gibi görünen biriydi belki ama aslında iç dünyasında fırtınalar kopan, hayattan çok kez küsmüş, yalnızlığın en derin sularında boğulmuş genç bir kadındı o. Sahnede bulduğu huzur, yaşadığı acıların bir tesellisiydi. Ve o kadın, kendine<strong> “Sıla”</strong> adını vermişti çünkü her defasında kendine dönmek, kendi özüne sığınmak zorunda kalmıştı.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">O dönemde çıkmadığım televizyon kanalı, röportaj vermediğim gazete kalmamıştı. Dijital dünyanın karmaşası, yapaylığı, sahte popülerliği henüz yoktu. Sanatın, emeğin, gerçek yeteneğin kıymet gördüğü bir dönemdi o. Mikrofonlar, şöhretin değil; sanatın sesi içindi.</span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bugün sizler beni daha çok Bio Enerji Uzmanı Kudrettin Sarıalioğlu Çebi olarak tanıyorsunuz. Enerjinin, şifanın, içsel dengenin izini süren bir yolcuyum artık. Fakat her dönemde değişmeyen bir şey var: İnsan sevgisi… Ve elbette sanat!</span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Çekimine başlanacak film, <strong>“Sıla”</strong>nın hayatını anlatacak ama aslında bir dönemin ruhunu, bir sanatçının iç dünyasındaki fırtınaları ve yeniden doğuşunu da gözler önüne serecek. Bu filmle birlikte, siz değerli hayranlarım beni daha yakından tanıyacak, belki de bugüne kadar bilmediğiniz yönlerimi öğreneceksiniz.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Hayat, sahneyle başlıyor ve sahneyle bitiyor aslında. Bizler sadece rollerimizi oynuyoruz; kimi zaman gözyaşıyla, kimi zaman kahkahayla. Ama perde kapanmadan önce, içimizdeki <strong>“gerçek sesi” </strong>bulmak en büyük ödül oluyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Yakında vizyona girecek bu filmde sadece benim değil, hepimizin hikâyesinden bir parça bulacağınıza inanıyorum. Çünkü hepimiz, kendi <strong>“Sıla”</strong>mızla yüzleşiyoruz bir gün…</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Sevgiyle kalın, ışığınız hiç sönmesin.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><strong><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Kudrettin Sarıalioğlu Çebi​</span></strong></span></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 29 Oct 2025 15:00:28 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://sonpostagazetesi.com/images/kullanicilar/0493c93112ce60dc39d1c1b7aa431eb2.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>HİPOPOTAM KİBRİ</title>
                <category>AV. ABDULLAH YILMAZ</category>
                <link>https://sonpostagazetesi.com/makale/hipopotam-kibri-134</link>
                <author>abdullahyilmaz@sonpostagazetesi.com (AV. ABDULLAH YILMAZ)</author>
                <guid>https://sonpostagazetesi.com/makale/hipopotam-kibri-134</guid>
                <description><![CDATA[HİPOPOTAM KİBRİ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong>Hipopotam doğanın en tuhaf canlılarından biridir. Günün büyük bölümünü suda geçirir; serinlemek, parazitlerden korunmak ve bölgesini işaretlemek için kendi dışkısıyla karışık çamurlu suyun içinde yüzer. </strong>Bu, doğanın dengesi içinde olağandır. Ancak aynı manzarayı insan dünyasına çevirdiğimizde, bu davranış bir sembole dönüşür: Kendi dışkısının içinde yaşayan ama burnunu havada tutan varlık.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bugünün dünyasında, toplumun birçok köşesinde bu<strong> “hipopotam kibri”</strong>ne rastlamak mümkün. Suç işleyerek yükselen, yalanla, dolanla makam edinen, adaletin boşluğundan sızarak servet biriktiren insanlar… Bunlar, tıpkı hipopotam gibi, kendi dışkısının içinde yaşadıklarının farkında bile değildir. Hırslarını, açgözlülüklerini, arsızlıklarını <strong>“başarı” </strong>diye pazarlarken aslında çamurun içinde debelenirler. En trajik olan da, bu bataklığın ortasında hâlâ dik durduklarını, hâlâ üstün olduklarını sanmalarıdır.</span></span></p>

<p><em><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Kibir, insanın kendini kandırma sanatıdır. Dışarıdan <strong>“özgüven” </strong>gibi görünür ama içi boş bir kabuktur. Hipopotamın burnunu göğe kaldırışı, insanın vicdanını yere gömmesinin sembolüdür. Gerçek temizlik, ne kıyafetle ne maddi irtifa ile olur; vicdanı kirlenmiş bir insanın, denizler dolusu suyla yıkansa da temizlenmesi mümkün değildir.</span></span></em></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Kimi insanlar vardır, içinde yaşadıkları mel’un ortamı süslerler. Haksız kazancına “<strong>çalışkanlık”,</strong> yolsuzluğuna <strong>“uyanıklık”,</strong> yalancılığına <strong>“pratik zeka” </strong>derler. Oysa bu yalnızca kelimelere giydirilmiş bir rezalet hâlidir. Tıpkı bataklıkta parlayan bir su damlası gibi, sadece ışığı yansıtır, kendisi kirden ibarettir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Hipopotam, kendi dışkısının içinde yaşar ama doğanın parçasıdır; bunda bir kötülük yoktur. K<em><strong>ötülük, o davranışı insana yakıştırdığımızda ortaya çıkar. Çünkü bu tip insanın suyu temiz, bilinci kirli; hayvanın suyu kirli, doğası temizdir.Hayvan en azından doğasına sadıktır;</strong></em> bir kısım insan ırkı ise kendi doğasına ihanet eder. Kibir, bu ihanetin yüzüne takılan maskedir ve maskeler, çamurun içinde en son düşen şeydir.</span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Av. Abdullah YILMAZ</span></span></strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 29 Oct 2025 14:38:33 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://sonpostagazetesi.com/images/kullanicilar/2025/07/av-abdullah-yilmaz-1753176931.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>GÖKYÜZÜ DİLİYLE İNSAN DAVRANIŞLARI: YILDIZLAR MI YÖNETİYOR, BİZ Mİ SEÇİYORUZ?</title>
                <category>DERYA BERİL AKÇALI</category>
                <link>https://sonpostagazetesi.com/makale/gokyuzu-diliyle-insan-davranislari-yildizlar-mi-yonetiyor-biz-mi-seciyoruz-133</link>
                <author>deryaberilakcali@gmail.com (DERYA BERİL AKÇALI)</author>
                <guid>https://sonpostagazetesi.com/makale/gokyuzu-diliyle-insan-davranislari-yildizlar-mi-yonetiyor-biz-mi-seciyoruz-133</guid>
                <description><![CDATA[GÖKYÜZÜ DİLİYLE İNSAN DAVRANIŞLARI: YILDIZLAR MI YÖNETİYOR, BİZ Mİ SEÇİYORUZ?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Astroloji binlerce yıldır hem bilimin hem felsefenin kesişim noktası olmuştur.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Eski Mezopotamya’dan Antik Yunan’a, Hint Vedaları’ndan Osmanlı gökbilimcilerine kadar pek çok uygarlık gökyüzünü “yaşayan bir kitap” gibi okumaya çalıştı.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">O dönemde insanlar, gökyüzündeki düzenin dünyadaki düzenle bir bağlantısı olduğuna inanıyordu.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bugün modern bilim de benzer bir noktaya değiniyor: Evrenle uyum içindeyiz, enerjisel bağ kopuk değil.</span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Gökyüzü Bir Harita, Kader Değil</span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Doğum anındaki gökyüzü pozisyonu kişiye özel bir enerji haritasıdır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Gezegenlerin konumu, doğum zamanı ve yer bilgisi bir araya geldiğinde kişinin içsel eğilimlerini, davranış kalıplarını ve öğrenme biçimlerini yansıtır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bu nedenle doğum haritası aslında bir “potansiyel planıdır”, önceden yazılmış bir kader değil.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Astrolojinin “bilimsel yanı” tam burada ortaya çıkar:</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Gözleme, matematiğe ve döngüsel hesaplamalara dayanır; ancak sonuçları bireysel farkındalıkla anlam kazanır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Birçok psikolog, modern dönemde astrolojinin “kolektif bilinç haritası” olarak okunabileceğini söyler.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Carl Jung, “astroloji insanın sembolik dilini anlamak için mükemmel bir araçtır” derken, aslında gökyüzünün insan psikolojisiyle paralelliğini vurgulamıştır.</span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Gezegenler Bahane Değil, Aynadır</span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Astrolojiyi yanlış anlayanlar çoğu zaman “Merkür retrosu yüzünden işlerim bozuldu” gibi cümleler kurar.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Oysa bu bir bahane değil, bir yansımadır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Merkür retrosu iletişim, bilgi akışı ve düşünme tarzımızı gözden geçirmemiz için bir dönemdir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Yani “başına gelen” değil, “senden yansıyan”dır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Gerçek astroloji, kişiyi bahanelerden kurtarır; farkındalık kazandırır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Mars seni öfkelendirmez, harekete geçmen gerektiğini hatırlatır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Satürn cezalandırmaz, sabırla olgunlaşmayı öğretir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Venüs sadece aşk değildir, değerini fark etme yolculuğudur.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bu farkındalıkla baktığında gökyüzü artık seni yönetmez — sen onunla uyum içinde yön bulursun.</span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Toplum ve Kolektif Döngüler</span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Astrolojik etkiler sadece bireysel değildir; toplumun enerjisini de şekillendirir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bir ülkenin doğum haritası, tıpkı bir insanın haritası gibi, o toplumun karakterini ve kader potansiyelini taşır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Ekonomik dalgalanmalar, politik değişimler, kültürel dönüşümler hep belirli göksel döngülerle senkronize ilerler.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Örneğin 2020’deki Satürn–Plüton kavuşumu sadece bireyleri değil, bütün dünyayı etkileyen bir “yapı yıkımı” enerjisiydi.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Pandemi süreciyle birlikte kolektif bilinç “yeniden yapılanma” temasına geçti.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Gökyüzü aslında bunu aylar öncesinden haber veriyordu.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">İşte astrolojinin araştırmacı yönü burada devreye giriyor:</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Olayları önceden tahmin etmek değil, enerjisel dönüşümü okumak.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">İrade, Bilinç ve Seçim</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Astroloji “kadercilik” değildir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Gökyüzü bize olasılıkları gösterir, seçim yine bizdedir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bir doğum haritası kişinin hangi alanlarda parlayabileceğini, hangi konularda sınanacağını söyler ama son kararı bilinç verir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bu yüzden astroloji, kendini bilme sanatıdır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Gökyüzü bir öğretmendir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Her gezegen bir arketip, her burç bir semboldür.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Onları okumayı öğrendiğimizde, kendi hikâyemizin yazarı oluruz.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Kendi Yıldızının Rehberi Ol</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Astroloji insan davranışlarını açıklamak için değil, anlamak için vardır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Kendini tanıyan insan ne geçmişine takılır ne geleceğinden korkar.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Çünkü bilir ki, gökyüzü sürekli değişse de özündeki ışık aynıdır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">İrade bilinciyle hareket eden insan için yıldızlar sadece rehberdir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">“Gökyüzü fısıldar, sen dinlersen yolunu bulursun.”</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">&nbsp;Derya Beril Akçalı</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Astrolog · Spiritüel Rehber · Enerji Uzmanı</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI Symbol&quot;,sans-serif">?</span> deryaberilakcali.com</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 23 Oct 2025 15:42:03 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://sonpostagazetesi.com/images/kullanicilar/2025/03/derya-beril-akcali-1742902130.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>DÜŞMEYİ VER</title>
                <category>MURAT AVCI</category>
                <link>https://sonpostagazetesi.com/makale/dusmeyi-ver-132</link>
                <author>avci.murat@gmail.com (MURAT AVCI)</author>
                <guid>https://sonpostagazetesi.com/makale/dusmeyi-ver-132</guid>
                <description><![CDATA[DÜŞMEYİ VER]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Hayat, çoğu zaman biz planlar yaparken başımıza gelenlerdir. <em><strong>Bugün zirvedesinizdir, yarın bir bakmışsınız uçurumun kıyısında. Elinizde avucunuzda ne varsa, bir anda rüzgar gibi savrulup gider. </strong></em>Belki işinizi kaybedersiniz, belki sağlığınızı… Belki de yıllardır uğruna emek verdiğiniz insanlar bir bir sırtını döner.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">İşte o an anlarsınız. Paranın, gücün, makamın ya da mevkinin aslında sadece sizin değil, sizinle birlikte olanların da motivasyonu olduğunu… Dün sizinle birlikte kahkahalar atanlar, bugün arkanızdan konuşmaya başlar.<strong> “Ben zaten anlamıştım”</strong> diyenler çıkar. Siz düşerken, düşüşünüzü izlemekten keyif alan gözler çoğalır.</span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Ve işin en acısı?</span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bu kalabalığın içinde kardeşin, akraban, can dostun sandıkların da vardır.</span></span></p>

<p><em><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Düşmek yalnızlıktır. Ama aynı zamanda bir uyanıştır.</span></span></strong></em></p>

<p><em><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Kim olduğunu, kimlerin yanında olduğunu ve en çok da kimlerin olmadığını anlarsın.</span></span></strong></em></p>

<p><em><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Dün “abim”, “kardeşim”, “canım” diyenler, bugün selamı esirger.</span></span></strong></em></p>

<p><em><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Ama ben tüm bu yaşanmışlıklara rağmen, hâlâ her düşüşün bir kalkışı olduğuna inanırım.</span></span></strong></em></p>

<p><em><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Çünkü düşmek bir son değil, yeniden başlamanın başlangıcıdır.</span></span></strong></em></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Düştüğünde seni ayağa kaldıracak el, en çok da kendi elindir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Yalnız başına, belki titreyerek ama adım adım yeniden doğrulursun.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Çünkü düşerken kaybettiğin her şey, sana aslında neyin gerçekten değerli olduğunu öğretir.</span></span></p>

<p><em><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Sahte dostlukların yerini sadelik alır. Gösterişin yerini samimiyet…</span></span></strong></em></p>

<p><em><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Yalnızlığın içinde büyürsün. Ve bir gün o sessizlikte duyduğun en gür ses, kendi iç sesindir.</span></span></strong></em></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Toplumun garip bir huyu vardır. Güçlü olanın çevresi kalabalıktır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Ama düşenin yükünü paylaşacak omuzlar azdır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bir şeylerin kıymeti, çoğu zaman elimizden kayıp gittiğinde anlaşılır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">İnsanlar, sizi zenginliğinizle över, başarılarınızla alkışlar ama gerçek karakterinizi düştüğünüzde tartar.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Ben düşmeyi öğrendim.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Ama aynı zamanda düşenin yerden nasıl kalkması gerektiğini de…</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Ne zaman susmam gerektiğini, ne zaman konuşmam gerektiğini…</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Ve en önemlisi, kime sırtımı dönüp, kime omuz vermem gerektiğini…</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Hayat bana öğretti ki, bazı kayıplar aslında kazançtır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">O yüzden bugün düşüyorsanız, üzülmeyin.</span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bırakın giden gitsin.</span></span></strong></p>

<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bırakın selam kesen kessin.</span></span></strong></p>

<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Gönlünüzden çıkarmayı bilin yeter.</span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Yarın yeniden kalktığınızda ki kalkarsınız</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">O zaman yüzünüzdeki tebessümün sebebi, cebinizdeki para değil;</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Geçirdiğiniz fırtınalardan sağ çıkmış olmanın huzurudur.</span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Unutma…</span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">En güzel başlangıçlar, en zor bitişlerin arkasından gelir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Ve bazen yerle bir olmadan, yeniden inşa edemezsin kendini.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Düşmeyi ver…</span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Çünkü sen kalkmayı bilenlerdensin.</span></span></strong></p>

<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Murat AVCI</span></span></strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 10 Oct 2025 15:09:28 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://sonpostagazetesi.com/images/kullanicilar/daff7014c2e4ac53ab74ee786481ee5a.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>BİR KOLTUĞA ON KARPUZ SIĞDIRAN ADAM</title>
                <category>Habib  BABAR</category>
                <link>https://sonpostagazetesi.com/makale/bir-koltuga-on-karpuz-sigdiran-adam-131</link>
                <author>gazetecihabibbabar@gmail.com (Habib  BABAR)</author>
                <guid>https://sonpostagazetesi.com/makale/bir-koltuga-on-karpuz-sigdiran-adam-131</guid>
                <description><![CDATA[BİR KOLTUĞA ON KARPUZ SIĞDIRAN ADAM]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong>Nihat Tanrıkulu</strong>’nu yıllardır tanırım... <em><strong>Onu sadece bir iş insanı olarak tanımlamak, yaptıklarının büyüklüğünü anlatmaya yetmez. O, deyim yerindeyse bir koltuğa on karpuz sığdırmayı başaran nadir insanlardan biri. Çevresinde “dinlenmek bilmeyen adam” olarak tanınır.</strong></em> Çünkü onun için mesai kavramı yoktur; çalışmak, üretmek, katkı sağlamak hayatının her anına sirayet etmiş bir yaşam tarzıdır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Yıllar önce büyük bir vizyonla kurduğu T<strong>üm Kalkınma ve Girişimci İş İnsanları Derneği (TÜMKİAD), bugün Türkiye’nin en saygın sivil toplum kuruluşlarından biri haline geldi.</strong> O dönemde birçok kişi bu denli büyük bir yapının kurulabileceğine ihtimal vermezken, Tanrıkulu inandı, ekibini kurdu, planladı ve başardı. Herkesin <strong>“zor” dediğine “ben yaparım” </strong>diyerek yola çıkan biri olarak, <strong>TÜMKİAD’</strong>ı sadece bir STK değil, aynı zamanda bir kalkınma modeli haline getirdi.</span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bugün TÜMKİAD, Türkiye’nin dört bir yanında açılan şubeleriyle yerel kalkınmanın en güçlü aktörlerinden biri konumunda. Anadolu’nun farklı şehirlerinde kurulan temsilcilikler, oradaki girişimcilere, esnafa, yatırımcılara moral, destek ve rehberlik sağlıyor. Tanrıkulu, bu yapılanmanın her adımında bizzat yer alıyor. Adeta bir bakan gibi Türkiye’yi şehir şehir, sokak sokak geziyor. Her gittiği yerde iş dünyasıyla buluşuyor, sorunları dinliyor, çözüm yolları geliştiriyor.</span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong>Nihat Tanrıkulu</strong>’nun iş dünyasında yakaladığı başarıyı yalnızca rakamlarla ya da büyüme grafikleriyle açıklamak yeterli olmaz. O, aynı zamanda sosyal sorumluluk projelerine verdiği destek, genç girişimcilere sunduğu mentorluk ve istihdama yaptığı katkılarla da örnek bir figürdür. Bugün birçok genç, onun yol göstericiliğiyle iş dünyasına adım atıyor; onun vizyonuyla cesaret buluyor.</span></span></p>

<p><em><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Elbette başarı kolay gelmiyor. Tanrıkulu’nun da yaşadığı zorluklar, atlattığı krizler, sırtlandığı yükler az değil. Ama onun farkı; hiçbir zaman pes etmemesi. Ne olursa olsun ilerlemeye devam etmesi. Gecesini gündüzüne katarak çalışan, yılmadan üreten, inandığı değerler için mücadele eden bir lider portresi çiziyor.</span></span></em></p>

<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bugün bir köşe yazısında onun adını anmak, yaptığı çalışmaları yazmak, belki de yaptıklarının çok küçük bir bölümünü dile getirmek anlamına geliyor. Ama bu satırlar, aynı zamanda şunu da göstermeli: Türkiye’nin kalkınması, sadece devlet politikalarıyla değil, aynı zamanda böylesine vizyoner iş insanlarının katkısıyla da mümkün.</span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Nihat Tanrıkulu, bu ülkenin gizli kahramanlarından biri... Her gün sahada, ter dökerek, emek vererek, bu topraklara olan borcunu ödemeye çalışan bir gönül adamı. Onu tanıyanlar bilir: Gösteriş peşinde değildir; yaptığı her işte samimiyet ve hizmet anlayışı vardır.</span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Ve bugün bizler, böyle örnek isimleri daha fazla konuşmalı, daha çok desteklemeliyiz.</span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Çünkü bu ülkenin kalkınma hikâyesi, Nihat Tanrıkulu gibi yüreğini taşın altına koyan insanların omuzlarında yazılıyor…</span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Habib BABAR</span></span></strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 10 Oct 2025 11:28:28 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://sonpostagazetesi.com/images/kullanicilar/a98a31691c318d409e4a2ba6a8cb520d.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>RUHSAL TÜKENMİŞLİK: ENERJİ DÜŞÜKLÜĞÜ MÜ, ASTROLOJİK DÖNÜŞÜM ÇAĞRISI MI?</title>
                <category>DERYA BERİL AKÇALI</category>
                <link>https://sonpostagazetesi.com/makale/ruhsal-tukenmislik-enerji-dusuklugu-mu-astrolojik-donusum-cagrisi-mi-130</link>
                <author>deryaberilakcali@gmail.com (DERYA BERİL AKÇALI)</author>
                <guid>https://sonpostagazetesi.com/makale/ruhsal-tukenmislik-enerji-dusuklugu-mu-astrolojik-donusum-cagrisi-mi-130</guid>
                <description><![CDATA[RUHSAL TÜKENMİŞLİK: ENERJİ DÜŞÜKLÜĞÜ MÜ, ASTROLOJİK DÖNÜŞÜM ÇAĞRISI MI?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Zaman zaman hepimiz kendimizi yorgun, isteksiz, hatta anlamsızlık içinde buluruz. Uykular düzene girmez, işler tat vermez, kalbimizde ise sessiz bir sıkışma hissi vardır. Modern psikoloji bu hâli “tükenmişlik sendromu” olarak tanımlar.Ama astrolojik açıdan bakıldığında bu sadece bir<em><strong> “bitkinlik” değil,</strong></em> ruhun yön değiştirme çağrısıdır.</span></span></p>

<p><em><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">GÖKYÜZÜ SENİ DURDURDUĞUNDA</span></span></strong></em></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Hayatın akışı içinde bazen görünmez bir el bizi yavaşlatır.&nbsp;</span></span><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Ruhsal tükenmişlik dönemlerinde aslında gökyüzü de kendi döngüsünü sürdürür.&nbsp;</span></span><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Satürn, Plüton, Neptün gibi derin gezegenler doğum haritamızda belirli alanlara dokunur; bu dokunuş, çoğu zaman bir yeniden yapılanma sürecini başlatır.&nbsp;</span></span><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Satürn bize sınırlarımızı hatırlatır: <em><strong>“Artık bu şekilde devam edemezsin.”&nbsp;</strong></em></span></span><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Plüton, köklü dönüşümü fısıldar:<em><strong> “Eski senin kabuğunu kır.”&nbsp;</strong></em></span></span><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Neptün ise sisli bir enerjiyle bizi içe çeker: “Gerçeği dışarıda değil, içeride ara.”&nbsp;&nbsp;</span></span><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Yani gökyüzü tükenmişlik vermez, dönüşüm fırsatı sunar.</span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">ENERJİ DÜŞÜKLÜĞÜ: BİR RUHSAL ALARM</span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Enerjinin aniden düşmesi, sabah kalktığında hiçbir şey yapasın gelmemesi,&nbsp;</span></span><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">aslında ruhunun artık <strong>“eski frekansla” </strong>uyumlanamadığını gösterir.</span></span><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Enerji bedeninde tıkanıklıklar oluşur, aurada gri tonlar artar, çakralar özellikle solar pleksus ve kalp bölgesinde dengesizleşir.&nbsp;</span></span><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bu yüzden sadece dinlenmek değil, enerjisel temizlik gerekir.&nbsp;</span></span><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Meditasyon, topraklama, duygusal detoks, nefes egzersizleri veya astrolojik danışmanlık gibi yollarla&nbsp;</span></span><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">ruhun yeniden nefes almaya başlar.</span></span><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Birçok danışanımda görüyorum:&nbsp;</span></span><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Tükenmişlik döneminin ardından yepyeni bir yön, yeni bir hedef, hatta yeni bir benlik doğuyor.&nbsp;</span></span><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Çünkü bazen <strong>“hiçbir şey istememek”</strong> bile bir arayışın başlangıcıdır.</span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">ASTROLOJİK DÖNÜŞÜM DÖNGÜLERİ</span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bazı göksel geçişler tükenmişliği tetikler:&nbsp;</span></span><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Satürn Dönüşü <em><strong>(yaklaşık 29 yaş civarı)</strong></em>: Kişi artık çocuk değildir; kendi yolunu çizmeye zorlanır<strong>.&nbsp;</strong></span></span><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong>Plüton Kareleri (30’lu-40’lı yaşlar</strong>): Ruhsal yüzleşme başlar. Bastırılan her şey görünür olur.&nbsp;</span></span><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Neptün Transitleri: Kişi ideallerini kaybetmiş gibi hisseder ama aslında ruh yeni bir yön arıyordur.&nbsp;</span></span><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bu dönemler, kişiyi “neden yaşıyorum, nereye gidiyorum, artık ne istiyorum?” sorularına yöneltir.&nbsp;</span></span><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Yani tükenmişlik bir son değil, ruhun yeniden doğuş kapısıdır.</span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">NE YAPMALI?</span></span></strong></p>

<p><em><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">1. Direnmek yerine dinle: Ruhun sessizliğini fark et.</span></span></strong></em></p>

<p><em><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">2. Haritana bak: Hangi gezegen döngüsünde olduğunu öğren. Bu dönemi anlamak, içsel huzur sağlar.</span></span></strong></em></p>

<p><em><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">3. Enerjini yenile: Aura temizliği, topraklama, doğa yürüyüşleri, nefes egzersizleri yap.</span></span></strong></em></p>

<p><em><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">4. Yaz, anlat, paylaş: Duygular ifade bulduğunda enerjisel tıkanıklık çözülür.</span></span></strong></em></p>

<p><em><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">5. Yeniden planla: Bazen sadece bir hedef değil, tamamen yeni bir yön seçmek gerekir.</span></span></strong></em></p>

<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">SONUÇ: BELKİ DE TÜKENMEDİN</span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Belki de tükenmedin, sadece ruhun “artık burada kalma” diyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Gökyüzü seni durdurdu çünkü yeni bir kapı açılıyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">O kapıdan geçmek için önce sessizleşmen, ardından yeniden parlaman gerekiyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Ruhsal tükenmişlik aslında ruhun yeniden doğmak için seçtiği yoldur.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Ve sen, bu satırları okuyorsan, o dönüşüm çoktan başlamıştır.</span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri, sans-serif">Derya Beril AKÇALI</span></span></strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 09 Oct 2025 13:32:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://sonpostagazetesi.com/images/kullanicilar/2025/03/derya-beril-akcali-1742902130.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>SUBLİMİNAL SUÇA TEŞVİK</title>
                <category>AV. ABDULLAH YILMAZ</category>
                <link>https://sonpostagazetesi.com/makale/subliminal-suca-tesvik-129</link>
                <author>abdullahyilmaz@sonpostagazetesi.com (AV. ABDULLAH YILMAZ)</author>
                <guid>https://sonpostagazetesi.com/makale/subliminal-suca-tesvik-129</guid>
                <description><![CDATA[SUBLİMİNAL SUÇA TEŞVİK]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Türk Ceza Kanunu’nun 214. ve 215. maddelerinde düzenlenen <em><strong>‘suçu ve suçluyu övme ile suça tahrik suçları’,</strong></em> toplum düzenini koruma ve bireyleri suç işlemeye yönelten etkileri engelleme amacı taşımaktadır. Kanun koyucu, bu suç tiplerinde <em><strong>‘açık ve aleni ifadeleri’ </strong></em>esas alınmakla birlikte, günümüzde iletişim biçimlerinin çeşitlenmesi, medya ve dijital içerik üretiminin farklı yöntemler içermesi, suçun <em><strong>“örtülü” veya “sübliminal”</strong></em> biçimlerde işlenebileceği ihtimalini de gündeme getirmiştir. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">&nbsp;Sübliminal etki, doğrudan algılanamayacak derecede gizlenmiş mesajların, bireyin bilinçaltına hitap ederek davranışlarını yönlendirmesi anlamına gelir. Geleneksel suç teorisinde, failin icrai veya ihmali davranışının muhataplarca anlaşılabilir olması beklenir. Ancak çağdaş medya pratiklerinde, şiddeti özendirici görüntüler, suç örgütlerini kahramanlaştıran söylemler veya toplumca,suç işlemeyi alışkanlık haline getiren ve&nbsp; tehlikeli kabul edilen kişilerin ima yoluyla yüceltilmesi, doğrudan değil dolaylı biçimde suça teşvik işlevi görebilmektedir. </span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">&nbsp;Burada tartışma konusu, açık söylemle övgü ile sübliminal övgü arasındaki sınırın nasıl belirleneceğidir. Zira ifade özgürlüğü, özellikle sanatsal ve kültürel üretim alanında geniş bir korumaya sahiptir. Bu nedenle, sübliminal mesaj yoluyla suça teşvikin cezalandırılabilmesi için, mesajın somut, belirli ve tehlike yaratmaya elverişli olması gerekmektedir. Aksi takdirde, soyut yorumlara dayalı cezalandırma, hukuk devleti ilkesine zarar verecektir. </span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">&nbsp;Sonuç olarak, suça teşvik ve suçluyu övme suçlarının sübliminal yolla işlenmesi ihtimali, özellikle dijital çağda dikkate alınması gereken bir meseledir. <em><strong>Ancak bu tür durumlarda, ceza sorumluluğunun doğabilmesi için, kullanılan örtük mesajların objektif olarak tespit edilebilir,</strong></em> belirli bir kitleyi hedef alır nitelikte ve somut bir tehlike doğurur durumda olması şarttır. Böylece hem toplumsal düzen korunabilir hem de ifade özgürlüğü sınırlandırılmadan ceza hukuku dengeli şekilde işletilebilir. </span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">&nbsp;Av.Abdullah YILMAZ</span></span></strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 07 Oct 2025 12:16:09 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://sonpostagazetesi.com/images/kullanicilar/2025/07/av-abdullah-yilmaz-1753176931.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>EKİM’DE ENERJİ KAPILARI: BİLİNÇALTININ GİZLİ ANAHTARLARI</title>
                <category>DERYA BERİL AKÇALI</category>
                <link>https://sonpostagazetesi.com/makale/ekimde-enerji-kapilari-bilincaltinin-gizli-anahtarlari-128</link>
                <author>deryaberilakcali@gmail.com (DERYA BERİL AKÇALI)</author>
                <guid>https://sonpostagazetesi.com/makale/ekimde-enerji-kapilari-bilincaltinin-gizli-anahtarlari-128</guid>
                <description><![CDATA[EKİM’DE ENERJİ KAPILARI: BİLİNÇALTININ GİZLİ ANAHTARLARI]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Ekim ayı yalnızca gökyüzünün hareketleriyle değil, enerjinin akışıyla da dikkat çekiyor. Bu dönemi farklı kılan şey, geçmişte görmezden geldiğimiz duyguların yüzeye çıkması. İnsan, çoğu zaman bilinçaltında sakladığı anıları ve korkuları farkında olmadan taşır. İşte Ekim, bu yükleri fark edip dönüştürmemiz için güçlü bir kapı aralıyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Kadim bilgelerde Ekim,<strong> “geçiş ve hazırlık” </strong>ayıdır. Hasat tamamlanır, tohumlar toprağa gömülür. Görünüşte bitiş gibi dursa da aslında yeni yaşamın tohumlarıdır bunlar. Aynı süreç insan ruhunda da yaşanır: Bitirdiğini düşündüğün konular içten içe yeniden filizlenir. Bu yüzden Ekim, <strong>“gizli anahtarların” </strong>açığa çıktığı zamandır.</span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Kadim Bilgelikten Notlar</span></span></strong></p>

<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Mısırlılar Ekim’i “ölümün değil, yeniden doğuşun kapısı” olarak görürlerdi.</span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Anadolu’da kadınlar bu ayda evlerinin ortasına bir kap su koyar, suyun <strong>“enerjiyi topladığına”</strong> inanırlardı.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Eski Yunan’da Ekim, Persephone’nin yer altına inişiyle ilişkilendirilirdi; yani bilinçaltının karanlığına yolculuk.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bu ritüellerin ortak mesajı şudur: Karanlık yüzleşme yeridir, ama aynı zamanda ışığın doğumudur.</span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Burçlara Etkiler</span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong>Koç:</strong> Bastırılmış öfkeni yapıcı cesarete çevir; enerjini projelere odakla.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong>Boğa:</strong> Düzen ve rutinlerini yenile; bedenin sana “artık bırak” diyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">İ<strong>kizler:</strong> Sosyal çevrende eleme; gerçek bağların kimlerle olduğunu fark et.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong>Yengeç: Ev</strong>–aile konularında derinleşme; köklü bir düzen kurma ihtiyacı.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong>Aslan:</strong> Yeni bir eğitim veya fikirle vizyonunu büyütme; kelimelerin şifa gücü artıyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong>Başak:</strong> Finansal alışkanlıklarını gözden geçir; sana hizmet etmeyenleri bırak.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong>Terazi: </strong>Öz değerinle yüzleş; ilişkilerde netlik ve sınır koyma zamanı.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong>Akrep: </strong>İçsel dönüşüm; ruhsal temizlik için en güçlü dönem.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong>Yay</strong>: Yaratıcılığını açığa çıkar; sanat, aşk ve üretim alanında parlıyorsun.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong>Oğlak: </strong>Kariyer planında yeniden yapılanma; görünür adımlar atma zamanı.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong>Kova:</strong> Eğitim, medya veya hukukla ilgili yeni fırsatlar; düşüncelerini genişlet.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong>Balık: </strong>Sezgilerin yoğunlaşıyor; bilinçaltı kayıtlarını çözmek için uygun zaman.</span></span></p>

<p><em><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Ekim Ayında Doğanlara Mesaj</span></span></strong></em></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Ekim doğumlu olanlar için bu ay çok daha özel bir enerji taşıyor. Çünkü doğum günleriyle birlikte güneş dönüşü enerjileri devreye giriyor. Bu, kişisel yeni yılınız demektir.</span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Ekim’de doğanlar bu sene:</span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">İlişkilerde denge arayışını daha net yaşayacak,</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bilinçaltındaki eski kalıpları kırmak için güçlü fırsatlar yakalayacak,</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Kendi değerini ispatlama ihtiyacıyla önemli adımlar atacak,Yeni ortaklıklar, yeni kararlar ve yeni başlangıçlar için destek bulacak.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Ekim doğumlu bir kişi için bu ay <strong>“özgürleşme”</strong> ve “kendi gücünü hatırlama” zamanıdır.</span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Ruhuna Mesaj</span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">“Gördüğün karanlık, seni korkutmak için değil; öz ışığını bulman için var. Ekim, bilinçaltının kapısını aralıyor. O kapıdan cesaretle geç, çünkü içeride seni özgürleştirecek anahtarlar saklı.”</span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Senin Yolun İçin Rehberlik</span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Gökyüzü ve enerji kapıları bize yön gösterir; ama senin yolculuğunu en doğru şekilde doğum haritan, bilinçaltı kayıtların ve enerji alanın anlatır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bu yüzden Ekim’de kişisel yolculuğunu desteklemek için:</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bilinçaltı dönüşüm seansları</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Aura temizliği</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Kadim ritüel uygulamaları</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Ruhsal danışmanlık çalışmaları ile sana rehberlik edebilirim.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Detaylı bilgi ve danışmanlık için benimle iletişime geçebilirsin.</span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Derya Beril Akçalı</span></span></strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 06 Oct 2025 16:27:56 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://sonpostagazetesi.com/images/kullanicilar/2025/03/derya-beril-akcali-1742902130.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>25 YIL ÖNCEKİ İNSANLAR, İNSANLIK NEREDE?</title>
                <category>MURAT AVCI</category>
                <link>https://sonpostagazetesi.com/makale/25-yil-onceki-insanlar-insanlik-nerede-127</link>
                <author>avci.murat@gmail.com (MURAT AVCI)</author>
                <guid>https://sonpostagazetesi.com/makale/25-yil-onceki-insanlar-insanlik-nerede-127</guid>
                <description><![CDATA[25 YIL ÖNCEKİ İNSANLAR, İNSANLIK NEREDE?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong>25 yıl önce</strong>… Daha dün gibi. Telefonlar kablolu, dostluklar kablosuzdu. İnsanlar birbirine gözlerinin içine bakarak konuşurdu, şimdi ise ekranların parlaklığı yüzleri gölgede bırakıyor. O zamanlar<strong> “görüşürüz” </strong>gerçekten bir niyetin ifadesiydi, bugün ise çoğu zaman otomatik bir çıkış cümlesi.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong>Peki ne değişti? </strong>İnsan mı değişti, çağ mı? Yoksa insanlık mı kayboldu? Komşunun Tuzu, Mahallenin Çocuğu. Bir zamanlar un bitince komşudan istemek utanılacak değil, doğal bir davranıştı. M<em><strong>ahallede herkes birbirinin çocuğuna sahip çıkardı. Sokakta top oynarken kırılan cam, sadece bir cam değil; mahallenin ortak anısıydı. </strong></em>Şimdi çocuklar ekran başında, sokaklar sessiz. “Çocukluğumuzun sesi” dediğimiz o gürültü bile nostalji oldu.</span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Dijital Çağ mı, Duygusuzluk Çağı mı? Elbette teknoloji ilerledi, dünya küçüldü. Ancak bu küçülme, kalpleri birbirine yaklaştırdı mı? Hayır. Sosyal medya “bağlantı” vadetti, ama pek çoğumuzu yalnızlıkla tanıştırdı. Artık birinin gözünün içine bakarak “Nasılsın?” demek yerine, soğuk bir emojiyi gönderiyoruz.</span></span></strong></p>

<p><em><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Eskiden insanlar birbirini “anlamaya” çalışırdı. Şimdi herkes “haklı çıkmaya” çalışıyor.</span></span></strong></em></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Hızlı Hayat, Yavaş Sevgiler, 25 yıl önce ilişkiler de daha derindi. Aşk mektupları yazılırdı, şimdi mesajlar bile otomatik. Birbirine zaman ayırmak özel bir şeydi. Şimdi bir kahve molasında bile telefon ekranında kayboluyoruz. İnsanlar, birbirini değil; çoğu zaman sadece ekranlarını seyrediyor.</span></span></p>

<p><em><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">İnsanlık nerede? İnsanlık, belki hâlâ aynı yerinde duruyor. Belki de bizim onu göremeyecek kadar başımız öne eğik. Ama hâlâ gülümseyen bir yabancıya teşekkür eden biri varsa, metroda yer veren biri hâlâ çıkıyorsa, geceyi sokakta geçiren birine bir tas çorba götüren bir el hâlâ varsa… Umut vardır.</span></span></strong></em></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Belki insan değişti ama insanlık ölmedi. Sadece biraz yorgun, biraz küskün… Belki de yeniden hatırlanmaya ihtiyacı var.</span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">25 yıl önceki insanlar başka türlüydü, çünkü başka bir dünyada yaşıyorlardı. Ama bu dünya hâlâ bizim. İnsanı değiştiren biziz; insanlığı hatırlamak da bizim elimizde.</span></span></strong></p>

<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Murat AVCI</span></span></strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 06 Oct 2025 16:20:32 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://sonpostagazetesi.com/images/kullanicilar/daff7014c2e4ac53ab74ee786481ee5a.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>SADECE GAZZE DEĞİL, İNSANLIK DA BOMBALANIYOR</title>
                <category>MURAT AVCI</category>
                <link>https://sonpostagazetesi.com/makale/sadece-gazze-degil-insanlik-da-bombalaniyor-126</link>
                <author>avci.murat@gmail.com (MURAT AVCI)</author>
                <guid>https://sonpostagazetesi.com/makale/sadece-gazze-degil-insanlik-da-bombalaniyor-126</guid>
                <description><![CDATA[SADECE GAZZE DEĞİL, İNSANLIK DA BOMBALANIYOR]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bir çocuğun sessiz bakışı, enkaz altında bir annenin eli, ambulans sirenlerine karışan çığlıklar…</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong>Gazze</strong>’de yaşananlar artık ne bir çatışma ne de bir savaş. Bu, bir halkın sistemli ve alenen yok edilişidir. Adı konmamış bir soykırımdır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Gözümüzün önünde, canlı yayınlarla, saniye saniye bir halk siliniyor. Evler yıkılıyor, okullar bombalanıyor, hastaneler hedef alınıyor. Üstelik tüm dünya bunu izliyor. Sadece izliyor… Kimi <strong>"tarafsız", kimi "denge gözetiyor"</strong>, kimi ise açıkça destekliyor.</span></span></p>

<p><em><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Gazze’de bugün itibariyle on binlerce sivil hayatını kaybetti. Yarısı çocuk…</span></span></strong></em></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Yani bu bir <strong>"çatışma" </strong>değil, bir kıyım.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bir <strong>"karşılıklı gerilim" </strong>değil, tek taraflı bir yıkım.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Sivil halkın üzerine atılan her bombada, uluslararası hukuk da, vicdan da, insanlık da yerle bir oluyor. En temel insani haklar ayaklar altına alınıyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Ama ne acıdır ki, bu çağda bile bazı hayatlar diğerlerinden daha değersiz görülüyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Sessizlik bir suç ortaklığıdır.</span></span></p>

<p><em><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bugün Gazze için susanlar, yarın başka halklar katledilirken söz söyleme hakkını yitirmiş olacaklar. İnsanlık vicdanı sınanıyor ve bu sınavdan ne yazık ki çoğumuz sınıfta kalıyoruz.</span></span></strong></em></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong>Gazze sadece bir coğrafya değil;</strong> direnişin, sabrın ve insan kalabilmenin adı.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Orada yaşamaya çalışan her çocuk, bu dünyanın hâlâ kurtarılabilir olduğunu hatırlatıyor bize.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Biz sustukça, karşımızda sadece bir devletin zulmü değil, aynı zamanda suskunlukla meşrulaşan bir sistemin örgütlü kötülüğü var. O yüzden bugün ses çıkarmak, sadece Filistin için değil, insanlık için zorunluluktur.</span></span></p>

<p><em><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bugün Gazze’de ölen sadece insanlar değil;</span></span></strong></em></p>

<p><em><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Umut ölüyor, vicdan ölüyor, insanlık ölüyor.</span></span></strong></em></p>

<p><em><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Ve biz ya bu ölüme sessiz kalacağız…</span></span></strong></em></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Ya da tarih bir gün bizim de sustuğumuzu yazacak.</span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Murat AVCI</span></span></strong></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 27 Sep 2025 12:19:07 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://sonpostagazetesi.com/images/kullanicilar/daff7014c2e4ac53ab74ee786481ee5a.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>DEBDEBENİN BEDELİ</title>
                <category>AV. ABDULLAH YILMAZ</category>
                <link>https://sonpostagazetesi.com/makale/debdebenin-bedeli-125</link>
                <author>abdullahyilmaz@sonpostagazetesi.com (AV. ABDULLAH YILMAZ)</author>
                <guid>https://sonpostagazetesi.com/makale/debdebenin-bedeli-125</guid>
                <description><![CDATA[DEBDEBENİN BEDELİ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:18px">​Tarih boyunca insanoğlunun en çok düştüğü yanılgılardan biri, suç işleyerek elde edilen kazancın kalıcı olacağı inancıdır. Nice insanlar kısa yoldan zengin olma hayaliyle suça bulaşmış, servet ve güç sahibi olmuş, çevresinde korku salmış; ancak günün sonunda ya cezaevinin soğuk duvarları arasında ya da toplumdan soyutlanmış bir şekilde yapayalnız kalmıştır. Suçun getirdiği debdebe, parlak ışıklar altında aldatıcı bir ihtişamdan başka bir şey değildir.&nbsp;</span></p>

<p><br />
<span style="font-size:18px">​Suçtan beslenen hayat tarzının en belirgin özelliği, istikrarsızlığıdır. Haksız yoldan elde edilen servet, köksüz bir ağaca benzer. Toprakla bağını kuramadığı için ilk fırtınada devrilmeye mahkûmdur. Bugün suç örgütlerinin başında görkemli bir hayat süren kişiler, yarın birkaç polisin operasyonuyla ellerindeki her şeyi kaybedebilmektedir. Yasalara aykırı yoldan kazanılan paranın, bir güvenceye sahip olmadığı gibi, sahibine huzur da getirmediği aşikârdır.&nbsp;</span></p>

<p><br />
<span style="font-size:18px">​Bu tür hayatların cazibesi genellikle dışarıdan bakıldığında daha belirgin olur. Lüks arabalar, gösterişli evler, ihtişamlı sofralar… Ancak bütün bu görüntünün arkasında derin bir korku vardır. Çünkü suçla elde edilen hiçbir kazanç, sahibine gerçek anlamda güven vermez. Kendisini sürekli izleyen, peşinde olan bir adalet mekanizması olduğunu bilen insan, ne kadar servet edinirse edinsin, huzurlu bir uyku uyuyamaz. İşte debdebenin bedeli, önce ruhsal bir çöküşle başlar.&nbsp;</span></p>

<p><br />
<span style="font-size:18px">​Ardından kaçınılmaz son gelir: Hürriyetin kaybı. Tarih bize gösteriyor ki hangi dönemde olursa olsun, suçtan beslenenlerin eninde sonunda adaletin önüne çıktığını görüyoruz. Bugün güçlü görünen bir örgüt lideri, yarın cezaevinde beş parasız ve yalnız kalabiliyor. Çünkü suç dünyasında “sürekli dostluk” ya da “kalıcı sadakat” yoktur. Herkes çıkarı ölçüsünde yanınızdadır. Servetiniz bittiğinde, gücünüz tükendiğinde, kalabalıklar bir anda dağılır ve geriye sadece pişmanlık kalır.&nbsp;</span></p>

<p><br />
<span style="font-size:18px">​Oysa helal yoldan elde edilen kazanç az bile olsa insanın gönlüne huzur verir. Emekle kazanılan bir lokma ekmek, suçla elde edilmiş servetlerden çok daha değerlidir. Çünkü o ekmeğin içinde özgürlük vardır, onur vardır, başı dik yaşama hakkı vardır. Debdebenin cazibesine kapılıp suçun karanlık yoluna girenler, kısa vadede kazandıklarını sansalar da, uzun vadede en değerli hazinelerini kaybederler: özgürlüklerini ve itibarlarını.&nbsp;</span></p>

<p><br />
<span style="font-size:18px">​Sonuç olarak suç işleyerek hayatını kazanan kişilerin ne kadar yükselirse yükselsin, bu yolun sonu bellidir. Ya cezaevi ya da toplumdan dışlanmış bir yalnızlık… Kazanılan servet bir gün biter, debdebenin ışıkları söner, geriye sadece pişmanlık kalır. İşte bu nedenle, gençler başta olmak üzere toplumun her bireyinin bilmesi gereken gerçek şudur: Suçun debdebesi aldatıcıdır, fakat bedeli çok ağırdır.&nbsp;</span></p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:18px">Av.Abdullah YILMAZ</span></strong><br />
&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 23 Sep 2025 17:13:48 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://sonpostagazetesi.com/images/kullanicilar/2025/07/av-abdullah-yilmaz-1753176931.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>7 GEZEGEN – 7 ÇAKRA: GÖKYÜZÜ İLE BEDENİMİZİN GİZLİ UYUMU</title>
                <category>DERYA BERİL AKÇALI</category>
                <link>https://sonpostagazetesi.com/makale/7-gezegen-7-cakra-gokyuzu-ile-bedenimizin-gizli-uyumu-124</link>
                <author>deryaberilakcali@gmail.com (DERYA BERİL AKÇALI)</author>
                <guid>https://sonpostagazetesi.com/makale/7-gezegen-7-cakra-gokyuzu-ile-bedenimizin-gizli-uyumu-124</guid>
                <description><![CDATA[7 GEZEGEN – 7 ÇAKRA: GÖKYÜZÜ İLE BEDENİMİZİN GİZLİ UYUMU]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Kadim bilgelik der ki: “İnsan mikrokozmos, evren makrokozmostur.” Yani gökyüzünde ne varsa, bedenimizde de onun bir karşılığı vardır. Gezegenlerin dansı, yalnızca gök kubbede değil, ruhumuzun derinliklerinde de titreşir. Doğu’nun çakra öğretisi ile Batı’nın astrolojisi birleştiğinde, insanın hem maddi hem manevi varlığına dair sır perdeleri aralanır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Peki, gökyüzünün 7 ana gezegenini, bedenimizin 7 ana enerji merkezi olan çakralarla yan yana koyarsak, hangi ilahi uyum ortaya çıkar?</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Ay ve Kök Çakra</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Ay, ruhun anne kucağıdır; güvenin, aidiyetin ve duygusal köklenmenin gezegenidir. Kök çakra da hayatın temel direği, “ben buradayım” diyebilmenin merkezidir. Ay’ın ışığı dengeye geldiğinde, köklerimiz toprağa daha sağlam basar.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Merkür ve Sakral Çakra</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Merkür, bilgeliğin kanatlı habercisidir. Sakral çakra ise yaratıcılığın, yaşam nehrinin akışıdır. Merkür doğru çalıştığında, kelimelerimiz ilham olur, duygularımız sanatın diliyle hayat bulur.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Güneş ve Kalp Çakrası</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Güneş, ezelden beri tanrıların sembolüdür; yaşamın, kimliğin ve ruhun ateşi. Kalp çakrası ise koşulsuz sevginin kapısıdır. Güneş kalpten doğduğunda, insan hem kendini hem tüm varlıkları sevgiyle kucaklar.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Mars ve Boğaz Çakrası</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Mars, savaşçının iradesi, eylemin ateşidir. Boğaz çakrası da hakikati seslendiren kutsal kapıdır. Mars’ın enerjisi arınmışsa, sözlerimiz kılıç gibi keskin, ama aynı zamanda iyileştirici birer titreşim olur.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Venüs ve Solar Pleksus</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Venüs, güzelliğin, aşkın ve uyumun kadim yıldızıdır. Solar pleksus ise benliğin altın tacıdır; özgüven ve irade burada doğar. Venüs bu çakraya dokunduğunda insan hem kendi değerini bilir, hem de yaşamın estetik yönünü daha parlak görür.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Jüpiter ve Alın Çakrası</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Jüpiter, bilgelerin gezegenidir; inanç, bilgelik ve büyümenin kaynağı. Alın çakrası ise sezginin ve “üçüncü gözün” kapısıdır. Jüpiter’in ışığı buradan aktığında, insan kadim sırların perdesini aralar ve evrenin dilini okumaya başlar.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Satürn ve Taç Çakra</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Satürn, zamanın efendisi, sınavların öğretmenidir. Taç çakrası ise ruhun sonsuzluğa açılan kapısıdır. Satürn’ün ağır dersleri, taç çakra aracılığıyla bizi dünyevi kaygılardan özgürleştirir ve ilahi bütünlüğe taşır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Son Söz</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Sevgili okurlar, gökyüzündeki 7 gezegen ile bedenimizdeki 7 çakra aslında aynı ezgiyi çalan farklı enstrümanlardır. Kadim bilgelik bize der ki: “Kendi içindeki gökyüzünü keşfetmeyen, evrenin sırlarını anlayamaz.”</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Siz hangi gezegenin, hangi çakranızda daha güçlü titreştiğini hissediyorsunuz? Belki de cevabı, göğe bakarken kalbinize kulak vererek bulabilirsiniz.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">&nbsp;astro_spirit_guide</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI Symbol&quot;,sans-serif">?</span> WhatsApp İletişim: 0541 352 91 17</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Derya Beril AKÇALI</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 22 Sep 2025 11:24:19 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://sonpostagazetesi.com/images/kullanicilar/2025/03/derya-beril-akcali-1742902130.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>RUHSAL YAŞAMIN SESSİZ DİLİ</title>
                <category>DERYA BERİL AKÇALI</category>
                <link>https://sonpostagazetesi.com/makale/ruhsal-yasamin-sessiz-dili-123</link>
                <author>deryaberilakcali@gmail.com (DERYA BERİL AKÇALI)</author>
                <guid>https://sonpostagazetesi.com/makale/ruhsal-yasamin-sessiz-dili-123</guid>
                <description><![CDATA[RUHSAL YAŞAMIN SESSİZ DİLİ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Hayatın hızlı temposunda, işlerin, sorumlulukların ve gürültünün arasında çoğu zaman kendi iç sesimizi duymayı unuturuz. Oysa ruhsal yaşam, yalnızca nefes almak değil; nefesin ardındaki anlamı fark etmektir.</span></span></p>

<p><em><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bedenimizin olduğu gibi ruhumuzun da ihtiyaçları vardır: beslenmek, dinginleşmek ve şifalanmak… Bu ihtiyaçları görmezden geldiğimizde hayatın tadı eksilir, anlamı solgunlaşır. Ruhsal yaşam işte bu noktada devreye girer; bize içsel bir denge, huzur ve yön kazandırır.</span></span></strong></em></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Ruhsal yaşamın özünde, kendimizden daha büyük bir bütünle kurduğumuz bağ yatar. Din, inanç ya da ritüellerden bağımsız olarak, bir ağacın gölgesinde huzuru hissetmek, dostla edilen samimi bir sohbetten güç almak ya da gökyüzüne bakıp derin bir şükran duygusuna kapılmak da ruhsal yaşamın kapılarını aralar.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Geçenlerde danışmanlığıma gelen bir hanımefendiyle sohbetimizde bunu çok net yaşadım. Günlük koşuşturma, evdeki sorumluluklar, işin telaşı derken kendine vakit ayıramadığını, sürekli<em><strong> “bir şeyler eksik” </strong></em>hissiyle yaşadığını söyledi. Ona sadece on dakika boyunca sessizce oturup nefesini dinlemesini önerdim. İlk başta zor geldi, ama birkaç gün sonra <em><strong>“Sanki içimde kaybolduğum yolları yeniden buldum” </strong></em>diye anlattı. İşte ruhsal yaşam bazen böyle küçük, görünmez ama kalbe dokunan adımlarla başlar.</span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Ruhsal yaşamın sunduğu en büyük armağanlardan biri içsel huzurdur. Fırtınalı denizlerde bile dingin kalabilmeyi, hayata anlam katabilmeyi ve kendi özümüzle barışabilmeyi öğretir. Aynı zamanda başkalarıyla daha güçlü bağlar kurmamızı sağlar; empatiyi, sevgiyi ve şefkati besler.</span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><em><strong>Unutmayalım:</strong></em> Ruhsal yaşam bir varış noktası değil, bir yolculuktur. Bu yolculuğun haritası herkes için farklıdır. Kimi dua ederek, kimi meditasyonla, kimi de doğanın sessizliğinde kendi yolunu bulur. Önemli olan, kalbimizin bize fısıldadıklarını dinleyebilmek ve içimizdeki ışığı hatırlamaktır.</span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Hayatın koşturmacasında ruhunun sesini bastırma. İçsel yolculuğa çık; çünkü aradığın hazinenin adresi hep kendi içindedir.</span></span></strong></p>

<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Derya Beril Akçalı</span></span></strong></p>

<p><em><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Segoe UI Symbol&quot;,sans-serif">?</span> WhatsApp: 541 352 9117</span></span></strong></em></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 11 Sep 2025 16:26:55 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://sonpostagazetesi.com/images/kullanicilar/2025/03/derya-beril-akcali-1742902130.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>BİRİ DOST MU DEDİ</title>
                <category>MURAT AVCI</category>
                <link>https://sonpostagazetesi.com/makale/biri-dost-mu-dedi-122</link>
                <author>avci.murat@gmail.com (MURAT AVCI)</author>
                <guid>https://sonpostagazetesi.com/makale/biri-dost-mu-dedi-122</guid>
                <description><![CDATA[BİRİ DOST MU DEDİ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Uzun bir süredir yoğun iş tempom nedeniyle yazılarıma biraz ara vermek zorunda kaldım. <em><strong>Bu süreçte sizleri inanılmaz özledim. Sizde özleminizi bana gönderdiğiniz mesajlarınızla ilettiniz.</strong></em></span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Tüm okurlarıma sonsuz teşekkürlerimi iletiyorum. İnşallah hiç ara vermeden yine sizlerin arzu ettiği konular üzerinde yazılar yazmaya devam edeceğim.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bu haftaki yazımı dostluk üzerine yazmak istiyorum. Öyle bir zamanda yaşıyoruz ki, bu zamanda gerçek dost var mı?, ya da dostluklar neler üzerine kurulu?</span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Dostluk kısa bir cümleyle tanımlanamayacak kadar derin bir kavramdır sahip olduğun en önemli şeylerden biridir…&nbsp; Dostluk, zevklerin ve düşüncelerin uyuşmasıdır. Dostluk kişisel çıkar karşısında kurulan bir ilişki değildir. Hiç beklenmedik bir anında kalbine doğan sıcacık</span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Dostluk dost dediğiniz insana yalan konuşmamaktır. ‘Atalarımız Boşuna söylememiş ‘Yalancının mumu yatsıya kadardır’diye.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bir duygudur dostluk. Sevinçtir, üzüntüdür, anlamaktır, hatırlanmaktır, sonsuza dek olan arkadaşlıktır. Zor günlerde hatırlamaktır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Ancak öyle bir dönemi yaşıyoruz ki dost diye inandığınız insanın işine yaradığınız kadar dostsunuz. Nerede o eski dostluklar.</span></span></p>

<p><em><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Eskiden yukarıda saydığım o güzel özelliklerin hepsi dost diye yanınızda taşıdığınız insanlarda mevcuttu. İşte o insanlarda atlarına binip birer birer terk etti bu dünyayı.</span></span></strong></em></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Ne diyeyim, Allah bizleri yalanı dolanı olmayan, menfi çıkarları için dostunu satan, ona yalan konuşan iki yüzlülerden, dost görünümlü şeytanlardan korusun inşallah.</span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Murat Avcı</span></span></strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 10 Sep 2025 12:41:23 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://sonpostagazetesi.com/images/kullanicilar/daff7014c2e4ac53ab74ee786481ee5a.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>HAYBECİ HAYTA  </title>
                <category>AV. ABDULLAH YILMAZ</category>
                <link>https://sonpostagazetesi.com/makale/haybeci-hayta-121</link>
                <author>abdullahyilmaz@sonpostagazetesi.com (AV. ABDULLAH YILMAZ)</author>
                <guid>https://sonpostagazetesi.com/makale/haybeci-hayta-121</guid>
                <description><![CDATA[HAYBECİ HAYTA  ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><br />
<span style="font-size:18px"><strong>​Biraz önce matemle baktığım fotoğraf, bir süre önce göreve başlayan,daha bir yıllık evli, 27 yaşındaki şehit polis memuresine ait.Karıştığı bir asayiş vakası nedeniyle göz altına alınmaya çalışılan bir adi hırsız,kahraman evladımızı gözünü kırpmadan şehit etmişti.</strong></span></p>

<p><span style="font-size:18px">Yine görevi başındaki polisimizi sırtından bıçaklamaya çalışan bir kişi de göz altına alınmıştı.Dikkatinizi celp ederim,son dönemde önüne gelen GBT si bozuk kriminal tipler hakkında benzer suçlardan çok sayıda işlem yapıldı.&nbsp;<br />
&nbsp;</span><span style="font-size:18px"><em><strong>​Peki terör örgütü mensupları dahi,şehrin göbeğinde polis memuruna silah doğrultmayı göze alamazken bu GBT si bozuk haybeci haytalar,bir kamu görevlisine nasıl silah doğrultabiliyor?&nbsp;</strong></em></span></p>

<p><span style="font-size:18px">&nbsp;​Anadolu insanı, polis memuruna,jandarmaya hep saygı gösterip,görevini yapmasına yardımcı olup izzeti ikramda bulunmak isterken bu haytalar,polisimize silah doğrultur,bıçak sallar oldu.Bir kısmının savunmaları genelde ortak:Yok efendim, fitaminliymiş, mineralliymiş, promilliymiş, madde almış bağımlıymış da kendini kaybetmişmiş! Suç işleme kastı yokmuş, Haydi oradan! Bu martavalların ceza hukukunda asla yeri olamaz. TCK 34.maddesinin ikinci fıkrası son derece açık;İradi olarak alınan alkol veya uyuşturucu madde etkisinde iken suç işleyen kişi hakkında cezayı azaltan veya kaldıran sebepler, hiçbir şekilde tatbik edilmez.&nbsp;<br />
&nbsp;<br />
​Nitekim Ceza kanunumuz kutsal kamu görevini yerine getiren polis memurlarımıza karşı işlenen suçları ,suçun nitelikli hali olarak kabul ederek cezayı ağırlaştırmıştır.TCK 82.maddesine göre:Kastan öldürme suçu kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle işlenmiş ise ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilir.TCK 82.maddesine göre kastan yaralama &nbsp;suçu kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle işlenmiş ise hapis cezası yarı oranında artırılır.TCK 125.maddesine göre bir kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret eden kişiye ağırlaştırılmış hadden ceza verilir.TCK 265.maddesine göre Yargı görevini ifa eden Kamu görevlisine karşı görevini yapmasını engellemek amacıyla, cebir veya tehdit kullanan kişiye de nitelikli halden &nbsp;hapis cezası verilir.&nbsp;<br />
&nbsp;<br />
<em><strong>​Bu vakıaları, yeterli tedbirin alınmadığı,güvenlik güçlerinin yetersiz kaldığı,yasaklı madde bağımlılığının artarak kontrol dışına çıktığı gibi yaklaşımlara girerek işin ucunu siyasete getirmeye çalışmak da doğru değil,zira bu husus ulusal güvenlik sorunu hududunda olup topyekün mücadeleyi icap ettirir.&nbsp;</strong></em><br />
&nbsp;<br />
​Elbette ki İçişleri Bakanlığı ve Adalet Bakanlığı’mız polis memurlarına saldıran bu haytalarla ilgili gerekli önlem ve tertibini alıyor.Adalet Bakanımız Sayın<em><strong> Yılmaz Tunç</strong></em>'da açıklamalarında,’<strong>bu tür eylemlere asla müsamaha gösterilmeyeceğini ve soruşturmaların titizlikle sürdürüleceğini’ </strong>vurgulamıştır. &nbsp;&nbsp;<br />
&nbsp;<br />
​Hayta kelimesi de sövgü bile olmayıp, mecazen ‘başıboş,bir baltaya sap olamamış kimse’ manasına gelen bir sıfattır ki bu GBT si bozuklara iltifat sayılır. Son cümlem de şu olsun; Türkiye Cumhuriyeti Devleti bu güne kadar hangi terör örgütüne müsamaha gösterdi de bu haybeci haytalara meydanı boş bırakacak.</span></p>

<p><strong><span style="font-size:18px">Av. Abdullah YILMAZ</span></strong><br />
&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 08 Sep 2025 11:38:29 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://sonpostagazetesi.com/images/kullanicilar/2025/07/av-abdullah-yilmaz-1753176931.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>TUTULMA HATTINDA RUHSAL DÖNÜŞÜM</title>
                <category>DERYA BERİL AKÇALI</category>
                <link>https://sonpostagazetesi.com/makale/tutulma-hattinda-ruhsal-donusum-120</link>
                <author>deryaberilakcali@gmail.com (DERYA BERİL AKÇALI)</author>
                <guid>https://sonpostagazetesi.com/makale/tutulma-hattinda-ruhsal-donusum-120</guid>
                <description><![CDATA[TUTULMA HATTINDA RUHSAL DÖNÜŞÜM]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Gökyüzü sürekli hareket halinde ve biz bu hareketin yeryüzündeki yansımalarını hayatlarımızda deneyimliyoruz. Ancak bazı zamanlar vardır ki, bu hareket sıradan bir geçişten çok daha fazlasını ifade eder. Tutulmalar bu zamanların en güçlü örneklerindendir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Astrolojide tutulmalar kadersel dönüm noktalarıdır. Evrenin <strong>“artık değişim zamanı geldi”</strong> dediği anları temsil eder. Güneş ve Ay’ın hizalanmasıyla ortaya çıkan bu gökyüzü olayı hem bireysel hem de kolektif düzeyde hayatımızda kalıcı izler bırakır.</span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Tutulmalar Neyi Anlatır?</span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Her insanın doğum haritasında tutulmalar farklı evlere düşer. Kimi zaman ilişkilerde köklü değişimler başlatır, kimi zaman iş ve kariyer kapılarını açar. Maddi güvence, aile, sağlık veya ruhsal yolculuk gibi alanlar da tutulmaların etkisiyle hızla dönüşebilir. Hangi ev tetikleniyorsa, o alanda kadersel gelişmeler yaşanır.</span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Ruhsal Etkileri</span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Tutulmalar yalnızca dış dünyada değil, iç dünyamızda da büyük hareketlilik yaratır. Bu günlerde sezgiler artar, rüyalar yoğunlaşır, içsel farkındalık yükselir. Çoğu kişi <strong>“hayatımda bir şeyler değişmeli” </strong>hissiyle uyanır. Çünkü evren dönüşüm için kapıyı çoktan aralamıştır.</span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Ne Yapmalı?</span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bu dönemlerde sakin kalmak, niyetleri berrak tutmak ve aceleci kararlar vermemek gerekir. Meditasyon, dua ve enerji çalışmaları tutulmanın enerjisini doğru şekilde kullanmayı sağlar. İç sesimizi dinlemek, geleceğe en doğru şekilde yönlendirir.</span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Sonuç:</span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Tutulmalar korkulacak değil, doğru yönetildiğinde fırsata çevrilecek göksel işaretlerdir. Evren bir kapıyı kapatırken mutlaka başka bir kapıyı açar. Önemli olan bu kapıdan hangi cesaretle geçeceğimizi seçmektir.</span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Derya Beril Akçalı</span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Mistik Dokunuş – Spiritüel Rehberlik</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Instagram: derya_berl_akçalı</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">WhatsApp: 0541 352 91 17</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 04 Sep 2025 14:50:36 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://sonpostagazetesi.com/images/kullanicilar/2025/03/derya-beril-akcali-1742902130.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>AYRILIKLAR RUHUN DÖNÜŞÜM KAPISIDIR</title>
                <category>DERYA BERİL AKÇALI</category>
                <link>https://sonpostagazetesi.com/makale/ayriliklar-ruhun-donusum-kapisidir-119</link>
                <author>deryaberilakcali@gmail.com (DERYA BERİL AKÇALI)</author>
                <guid>https://sonpostagazetesi.com/makale/ayriliklar-ruhun-donusum-kapisidir-119</guid>
                <description><![CDATA[AYRILIKLAR RUHUN DÖNÜŞÜM KAPISIDIR]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bir sabah uyandığınızda hayatın eskisi gibi olmadığını fark edersiniz. Yanınızda alıştığınız ses yoktur, telefonunuz sessizdir, evin içinde yankılanan boşluk ruhunuzu sıkıştırır. Ayrılık böyle hissettirir; insanın yarısını alıp götürür gibi.</span></span></strong></p>

<p><em><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Oysa ayrılıklar sadece bir insanı kaybetmek değildir. Çoğu zaman onunla birlikte alışkanlıklarımızı, güven duygumuzu, yarına dair kurduğumuz hayalleri kaybederiz. Ama her ayrılık, aynı zamanda bize yeni bir kapı da açar. Bunu anlamak için hem bilimin hem gökyüzünün hem de ruhun bilgeliğine kulak vermek gerekir.</span></span></em></p>

<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Kalp ve Akıl Arasındaki Çatışma</span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Psikoloji araştırmaları gösteriyor ki, ayrılık yaşandığında beynimizde fiziksel acı ile aynı bölgeler aktive olur. Bu yüzden “kalbim acıyor” dediğimizde aslında biyolojik bir gerçeği dile getiririz.</span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Kalp bağlı kalmak ister, akıl ise hayatta kalma içgüdüsüyle yoluna devam etmeyi söyler. İşte ayrılıkların en çok zorlayan tarafı bu çatışmadır: Kalbin sesi ile aklın fısıltısı arasındaki bitmeyen savaş.</span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Ayrıca psikoloji bize şunu da öğretir: İnsan en çok kayıplarından sonra olgunlaşır. Çünkü acı, bizi kendi gücümüzle tanıştırır.</span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Gökyüzünün Anlattıkları</span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Astroloji, ayrılıkların tesadüf olmadığını gösterir. Venüs ilişkilerin, Ay duygusal bağların, Satürn ise hayat derslerinin sembolüdür. Ayrılıkların çoğu zaman Satürn’ün zorlayıcı etkilerinde yaşanması rastlantı değildir. Satürn bize sabrı, sorumluluğu ve sınırlarımızı öğretir.</span></span></p>

<p><em><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Plüton ise bambaşka bir öğretmendir. Onun enerjisi ölüm ve yeniden doğuştur. Ayrılıklar Plüton’un ruhumuza dokunduğu anlardır. Eski benlik ölür, yeni benlik doğar. Venüs gerilemeleri ise çoğu zaman geçmiş ilişkileri tekrar gündeme getirir. O dönemlerde insanlar eski sevgilileriyle yüzleşir, kalpler yeniden sınavdan geçer.</span></span></strong></em></p>

<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Karmaların Aynası</span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Ruhsal öğretiler bize ayrılıkların karmalarla bağlantısını gösterir. “Neden hep aynı tip insanları hayatıma çekiyorum?” sorusu aslında karmanın işaretidir. Çözülmemiş dersler farklı yüzlerle tekrar karşımıza çıkar.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Ayrılıklar, işte bu döngünün kırılma noktasıdır. Ders alınırsa karma çözülür. Alınmazsa aynı hikâye farklı bir isimle yeniden yazılır. Bu yüzden her ayrılık, ruhsal yolculukta önemli bir eşiği temsil eder.</span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Ayrılığın Hediyesi</span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Ayrılık, evet acıtır. Ama aynı zamanda ruhun yeniden doğuş fırsatıdır. Çünkü kaybetmek, insanı kendine döndürür. Sessizlikte, yalnızlıkta, içimizdeki gerçek sesle karşılaşırız. Ayrılıklar bize “artık eski defteri kapat, yeni sayfayı aç” der.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Her kapanan kapı aslında yeni bir başlangıcın işaretidir. Ayrılıklar bir bitiş değil, ruhun dönüşüm kapısıdır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><strong><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Derya Beril Akçalı</span></strong></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><em><strong><span style="font-family:Calibri,sans-serif">&nbsp;İletişim ve Danışmanlık İçin</span></strong></em></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Instagram: instagram.com/derya_beril_akçalı</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">WhatsApp: 0541 352 91 17</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 30 Aug 2025 13:50:18 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://sonpostagazetesi.com/images/kullanicilar/2025/03/derya-beril-akcali-1742902130.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>KARMALAR TEKRAR MI EDİYOR?</title>
                <category>DERYA BERİL AKÇALI</category>
                <link>https://sonpostagazetesi.com/makale/karmalar-tekrar-mi-ediyor-118</link>
                <author>deryaberilakcali@gmail.com (DERYA BERİL AKÇALI)</author>
                <guid>https://sonpostagazetesi.com/makale/karmalar-tekrar-mi-ediyor-118</guid>
                <description><![CDATA[KARMALAR TEKRAR MI EDİYOR?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Hayatınızda tekrar eden senaryolar tesadüf değil, doğum haritanızın size verdiği mesajdır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Hayatınızda hiç düşündünüz mü; neden aynı olaylarla defalarca yüzleşiyorsunuz?</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Neden hep benzer insanlarla karşılaşıyor, aynı hayal kırıklıklarını yaşıyor ya da iş hayatınızda farklı yollar deneseniz bile benzer engellerle sınanıyorsunuz?</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bu tekrar eden senaryolar, aslında tesadüf değildir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Astrolojide bu duruma karma döngüsü denir. Ruh, öğrenmesi gereken dersi öğrenene kadar benzer olayları hayatımıza taşır. Bu bir ceza değil, aksine ruhun tekamül yolculuğunun en önemli öğretmenidir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Karma Neden Tekrarlar?</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Karma, insanın büyümesi ve olgunlaşması için yeniden karşısına çıkar. Öğrenilmeyen her ders, farklı kişiler ve farklı koşullar aracılığıyla yeniden yaşatılır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">İlişkilerde hep aynı tip insanlarla karşılaşıyorsanız, bu sizin öğrenmeniz gereken bir bağımlılık ya da özgüven dersine işaret ediyor olabilir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">İş hayatında aynı sorunları yaşıyorsanız, sorumluluk almak ya da sabrı öğrenmekle sınanıyor olabilirsiniz.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Aile ilişkilerinde tekrar eden kısır döngüler, çocuklukta aldığınız kalıpların yetişkinlikte karşınıza çıkmasından kaynaklanır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Hayat, bize aynı filmi tekrar tekrar izletir. Ta ki gözden kaçırdığımız detayı fark edene kadar.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Doğum Haritasında Karma</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Doğum haritası, karmaların en net görülebildiği alandır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Ay Düğümleri geçmişten getirdiğimiz dersleri ve bu yaşamda gitmemiz gereken yönü gösterir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Satürn, hayat boyu karşımıza çıkan sınavların, sorumlulukların sembolüdür.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Lilith, gölgelerimizle yüzleşmemizi, bastırılmış yönlerimizi ortaya çıkarır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Plüton, krizleri ve köklü dönüşümleri temsil eder.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bu noktalar hangi evlerde bulunuyorsa, karma da orada tekrar eder. Örneğin;</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">7. evdeyse ilişkilerde benzer sınavlar karşınıza çıkar.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">2. evdeyse maddi kayıplar ve kazanımlar döngüsel hale gelir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">10. evdeyse kariyer yolunda sürekli engellerle yüzleşirsiniz.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Döngüyü Kırmak Mümkün mü?</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Karmanın amacı kişiyi zor durumda bırakmak değil, olgunlaştırmaktır. Doğum haritası, bu döngüleri kırmak için bir yol haritası sunar.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Aynı şeyleri neden yaşadığınızı fark edersiniz.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bu tekrarların ardındaki dersi görürsünüz.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Doğru zamanda doğru adımı atarak zinciri kırabilirsiniz.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bir kez karma zinciri kırıldığında, hayat bambaşka bir yöne evrilir. İlişkilerde huzur bulunur, işte açılmayan kapılar açılır, para konusunda kayıplar yerine kazançlar gelmeye başlar.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Yeni Başlangıçların Habercisi</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Çoğu zaman bir bitiş gibi görünen olaylar, aslında yeni bir başlangıcın işaretidir. Karma, dersini tamamladığınızda size kapılarını açar. Doğum haritası, bu kapının hangi alanda açıldığını gösterir. İlişkilerde mi, iş hayatında mı, yoksa ruhsal yolculuğunuzda mı…</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Sonuç</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Hayatınızdaki tekrar eden senaryolar rastlantı değildir. Bunlar ruhunuzun “öğren” çağrısıdır. Ve siz öğrendiğinizde döngü kırılır, yepyeni bir kapı açılır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Derya Beril Akçalı</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 28 Aug 2025 09:35:13 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://sonpostagazetesi.com/images/kullanicilar/2025/03/derya-beril-akcali-1742902130.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İMPERİUM İN İMPERİO</title>
                <category>AV. ABDULLAH YILMAZ</category>
                <link>https://sonpostagazetesi.com/makale/imperium-in-imperio-117</link>
                <author>abdullahyilmaz@sonpostagazetesi.com (AV. ABDULLAH YILMAZ)</author>
                <guid>https://sonpostagazetesi.com/makale/imperium-in-imperio-117</guid>
                <description><![CDATA[İMPERİUM İN İMPERİO]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Merhum üstad<strong> Mehmet Ali BİRAND,</strong> 2005 yılında 32.Gün programında sormuştu; ‘<em><strong> Şu&nbsp;&nbsp; derin devlet dedikleri nası bi şey? </strong></em>‘ Aldığı cevaplar ilginç ve oldukça şaşırtıcıydı.İkisi de zamanında devletin tepesinde görev yapmış kişiler,sorulan soruya <em><strong>‘Derin devlet vardır’</strong></em> demişlerdi.Hatta ’<em><strong>12 Eylül derin devletin işidir.</strong></em>’ Şerhi de ilave edilmişti.Bir ayın içerisinde mevcut olmayan ‘32.gün’ programı derin devletin varlığının izlerini kendi lisanında ifşa etmişti.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong>&nbsp;Peki,DEVLET isimli kitabın müellifi Platon’a göre işin aslı neydi?</strong> Platon, devletin kökeni hakkındaki görüşünü biyolojik temellere dayandırıyor, biyolojik kuramı savunuyor,devletin doğal ve biyolojik yasalara göre kendiliğinden ortaya çıkan bir organizma olduğunu iddia ediyordu.İleri sürülen organizmacı görüşe göre ihtiyaca göre ortaya çıkan kurumlar var olduğuna göre devletin,derin bir yapılanmaya ihtiyacı hasıl oluyordu da derin devletin zat’ı şahaneleri mi tevellüd ediyordu?</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">&nbsp;Genel kabule göre derin devlet,Anayasada belirlenmiş devlet yapısı dışında oluşturulan ve bir devletin siyasi liderliğinden bağımsız olarak kendi gündem ve hedeflerinin peşinde koşan güç ağlarından oluşan bir devlet yapısını ifade eden&nbsp; siyasi terimdir.Anayasa,kanunlarla kurulan temel kurumlar birbirlerine organik bir zincirle bağlı olarak devlet çarkına dahil olmakta iken bu çark içerisinde, sınırsız çoğalma yetisine sahip,oluşmasını ve büyümesini engelleyen faktörlere karşı duyarsız,hücre yapılanması ölümsüz, yeni kanalların oluşumunu uyarabilen, doku ve organların içerisine girebilme<strong>,(invazyon yapabilme),</strong>koloniler oluşturabilme (metastaz yapabilme) yetilerine sahip tümör tipli yapılanmalar , devletin içindeki devlet, derin devlet,&nbsp; tümörlü hücre, tıbbi adıyla CANCER mi?...<em><strong> İyi huyluysa ‘iyi’,kötü huyluysa ‘fena’ mı diyeceğiz? </strong></em></span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">&nbsp;Konsept danışmanlığını <strong>Soner YALÇIN'</strong>ın yaptığı bir dizi vardı, dizinin her bölümündeki Soundtrack ın sonunda adeta bir ‘mühür’ vurulur, <em><strong>‘Türkiye’nin bu karanlık ve puslu vadisinde yaşananları anlattığımız bu dizideki kişiler ve kurumlar tamamen hayal ürünüdür’ </strong></em>baskısı yapılırdı.Bu ifadede sunulan sübliminal mesaj ise kanımca ‘dizide anlatılanların<strong> Türkiye</strong>’de yaşandığı ve hayal ürünü olmadığı’ idi.Başlangıç bölümlerinde kamu gücünü elinde tutan teşkilatın,silah,yasaklı madde,hatta terör vb suçları işleyen ülkenin en büyük silahlı suç örgütünün çökertilmesine dair deruni faaliyetleri işleniyordu.Teşkilat başkanı ise,<strong>Kuşçubaşı Eşref</strong>’i kendine rol model edinen ve&nbsp; <em><strong>‘Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin şeref ve haysiyetini herşeyin ve herkesin üstünde tutarım.’</strong></em> vecizesinin telif hakkı! sahibi bir amcaydı. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong>Soner YALÇIN </strong>tarafından kaleme alındığından süphe etmediğim bir bölümde aynen şunlar zikrediliyordu,<em><strong>‘İstanbul ne kadar yukarıdaysa Ankara o kadar derindedir.Devletin kendisi bizzat derindir.Hükümetler yürütmeyi yürütürler ama iktidar bilfiil devletin elindedir.Derin devlet diye bir şey yoktur.Devlet derin olduğu kadar derindir ve o nisbette güçlüdür.’ Bir hukukçu olarak normatif bakışla bu söze aynen katıldığımı ifade etmeliyim. ‘Derin devlet yoktur,devletin kendisi, bizatihi derindir.’</strong></em></span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">&nbsp;MÖ 428 li yıllara tekrar inip konuya Platon Amca gibi bakarsak,derin devlet yani yazı başlığındaki orijinal adıyla<strong> İMPERİUM İN İMPERİO </strong>,iyi de olsa kötü de olsa kanserli bir hücre, tümör olmayıp,devletin kendi muhtevasında bulunan&nbsp; ,ilki mikropları tespit edip etkisiz hale getiren,diğeriyse vücuda ulaşan mikropları hafızaya kaydedip antikor geliştiren devletin bağışıklık sisteminin asli unsurları kabul edilen iki çeşit kahraman akyuvarlar ordusu gibi duruyor.</span></span></p>

<p><em><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">&nbsp;Denemenin sonunda, üstadın o cümlesini bu kez size yönelteyim.‘ Şu&nbsp;&nbsp; derin devlet dedikleri nası bi şey!</span></span></em></p>

<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Avukat Abdullah YILMAZ</span></span></strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 08 Aug 2025 13:47:49 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://sonpostagazetesi.com/images/kullanicilar/2025/07/av-abdullah-yilmaz-1753176931.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>REİKİ&#039;NİN ŞİFALI ÖZELLİKLERİ</title>
                <category>DERYA BERİL AKÇALI</category>
                <link>https://sonpostagazetesi.com/makale/reikinin-sifali-ozellikleri-116</link>
                <author>deryaberilakcali@gmail.com (DERYA BERİL AKÇALI)</author>
                <guid>https://sonpostagazetesi.com/makale/reikinin-sifali-ozellikleri-116</guid>
                <description><![CDATA[REİKİ'NİN ŞİFALI ÖZELLİKLERİ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Reiki, genellikle<strong> "evrensel yaşam enerjisi" o</strong>larak yorumlanır ve her canlı varlığın içinden akan, her yerde mevcut olan enerjiyi sembolize eder.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bu uygulama, uygulayıcıların bu evrensel yaşam gücünü kullanarak insanlarda fiziksel, duygusal ve ruhsal iyileşmeyi kolaylaştırabileceği inancına dayanmaktadır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Reiki, yumuşak dokunuş veya temassız yöntemlerle vücudun enerji merkezleri veya çakralarındaki <em><strong>dengeyi yeniden sağlamayı, rahatlamayı, stresi azaltmayı ve genel refahı teşvik etmeyi amaçlar.</strong></em></span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Enerji Şifası</span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Reiki uygulayıcıları, evrensel yaşam enerjisini yönlendirerek vücudun doğal iyileşme süreçlerini harekete geçirebileceklerine ve fiziksel ve duygusal refahı geri kazanabileceklerine inanırlar. Bir Reiki seansı sırasında uygulayıcılar, ellerini kişinin vücudunun üzerine veya hafifçe üzerine koyarak enerjinin içlerinden akmasına izin verirler.</span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Dengeyi bulmak</span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Reiki'nin temel faydalarından biri, vücuttaki enerji merkezlerini veya çakraları dengeleme yeteneğidir. Reiki felsefesine göre, hastalık ve duygusal sıkıntılar genellikle enerji akışındaki tıkanıklıklar veya dengesizliklerden kaynaklanır. Uygulayıcılar, Reiki enerjisini kanalize ederek bu tıkanıklıkları gidermeyi, dengeyi yeniden sağlamayı ve iyileşmeyi desteklemeyi amaçlar.</span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Stres giderme</span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Reiki, derin gevşeme sağlama ve stresi azaltma yeteneğiyle bilinir. Bir Reiki seansı sırasında kişi genellikle bir huzur ve sükunet hissi yaşar; bu da anksiyete, depresyon ve diğer stres kaynaklı rahatsızlıkların semptomlarını hafifletmeye yardımcı olabilir. Birçok kişi, düzenli Reiki tedavilerinin stresle daha etkili bir şekilde başa çıkmalarına ve genel sağlıklarını iyileştirmelerine yardımcı olduğunu fark eder.</span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Ağrı kesici</span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong>Reiki</strong>, ağrı yönetiminde tamamlayıcı bir terapi olarak da kullanılır. Rahatlamayı ve stresi azaltmayı teşvik ederek hem fiziksel hem de duygusal ağrıyı hafifletmeye yardımcı olur. Bazı çalışmalar, Reiki'nin kronik ağrı rahatsızlığı olan kişilerde ağrı yoğunluğunu azaltmada ve yaşam kalitesini iyileştirmede etkili olabileceğini göstermiştir.</span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Doğal iyileşme</span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Reiki'nin stresi azaltmanın ve ağrıyı hafifletmenin yanı sıra, vücudun doğal iyileşme süreçlerini de desteklediğine inanılmaktadır. <strong>Reiki,</strong> <em><strong>enerji akışını uyararak ve vücuttaki dengeyi koruyarak hastalık veya yaralanmalardan iyileşmeyi hızlandırır. </strong></em>Birçok kişi, bir Reiki seansından sonra kendilerini daha enerjik ve ilham almış hissettiklerini ve bu sayede daha hızlı iyileştiklerini bildirmektedir.</span></span></p>

<p><strong><span style="font-family:Calibri, sans-serif"><span style="font-size:18px">Derya Beril AKÇALI</span></span></strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 04 Aug 2025 16:28:35 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://sonpostagazetesi.com/images/kullanicilar/2025/03/derya-beril-akcali-1742902130.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>KENTSEL DÖNÜŞÜME, BÖLÜŞÜM FRENİ</title>
                <category>AV. ABDULLAH YILMAZ</category>
                <link>https://sonpostagazetesi.com/makale/kentsel-donusume-bolusum-freni-115</link>
                <author>abdullahyilmaz@sonpostagazetesi.com (AV. ABDULLAH YILMAZ)</author>
                <guid>https://sonpostagazetesi.com/makale/kentsel-donusume-bolusum-freni-115</guid>
                <description><![CDATA[KENTSEL DÖNÜŞÜME, BÖLÜŞÜM FRENİ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong>Türkiye'</strong>nin birçok kentinde çarpık yapılaşma, deprem riski ve sosyal dengesizlikler nedeniyle uzun yıllardır <strong>"kentsel dönüşüm"</strong> kelimesi gündemden düşmüyor. Devlet, belediyeler ve özel sektör el ele vererek şehirleri daha güvenli, yaşanabilir ve estetik hâle getirme çabasında. Bu noktada devletin kentsel dönüşüm yasalarıyla sağladığı katkı yadsınamaz. </span></span></p>

<p><em><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">&nbsp;Son yıllarda çıkarılan yasal düzenlemelerle kentsel dönüşüm süreci daha sistemli ve sürdürülebilir hâle getirilmeye çalışılıyor. Riskli yapıların tespiti, tahliyesi ve yeniden inşası süreçlerinde devlet hem hukuki hem de maddi destek sağlıyor. Özellikle 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun, dönüşüm süreçlerine önemli bir zemin hazırlıyor. </span></span></strong></em></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">&nbsp;Ancak tüm bu yasal ve yapısal desteklere rağmen, dönüşüm projeleri sahada çoğu zaman <strong>"bölüşüm adaletsizliği"</strong>ne takılıyor.<strong> Kim ne kadar pay alacak? Kim daha fazla daireye sahip olacak?</strong> <strong>Kimin arsası daha değerli?</strong> Bu sorular projelerin önüne set çekiyor. Anlaşmazlıklar uzadıkça yıllarca çözülemeyen dosyalar oluşuyor ve nihayetinde dönüşüm fikri sadece bir hayal olarak kalıyor. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">&nbsp;Dönüşümün önünde bir diğer önemli engel ise sosyoekonomik bölüşümdeki adaletsizliktir. Mahalledeki düşük gelirli vatandaşlar, dönüşüm sonrası artan yaşam maliyetleri nedeniyle o bölgede yaşayamıyor. Dönüştürülen bölgeler çoğu zaman, orada yaşayan insanların değil, daha yüksek gelirli grupların yaşam alanına dönüşüyor. Yani dönüşüm var ama<strong> "yerinden edilme" </strong>riski de beraberinde geliyor. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">&nbsp;Kentsel dönüşümün başarılı olabilmesi için sadece betonun değil, toplumsal adaletin de sosyal zeminde inşa edilmesi gerekiyor. Mülkiyet haklarına saygı, şeffaf paylaşım, sosyal konut politikaları ve kamusal denetim, bu sürecin vazgeçilmezleri olmalı. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">&nbsp;Devletin yasalarla sağladığı çerçeve ve destek kıymetli. <strong>Ancak bu çerçevenin içinde taraflarca adil bir bölüşüm modeli oluşturulmazsa, dönüşüm süreçleri yine tıkanır</strong>. Kentsel dönüşüm, yalnızca binaları değil, toplumsal huzuru ve geleceği de yeniden inşa etme fırsatıdır ve bu fırsat, doğru bölüşüm olmadan gerçek bir kazanıma dönüşemez. </span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">&nbsp;Av.Abdullah YILMAZ</span></span></strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 22 Jul 2025 12:35:36 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://sonpostagazetesi.com/images/kullanicilar/2025/07/av-abdullah-yilmaz-1753176931.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>TİTREŞİMİNİZİ NASIL KORURSUNUZ: HER GÜN YAPABİLECEĞİNİZ BASİT BİR EGZERSİZ</title>
                <category>DERYA BERİL AKÇALI</category>
                <link>https://sonpostagazetesi.com/makale/titresiminizi-nasil-korursunuz-her-gun-yapabileceginiz-basit-bir-egzersiz-114</link>
                <author>deryaberilakcali@gmail.com (DERYA BERİL AKÇALI)</author>
                <guid>https://sonpostagazetesi.com/makale/titresiminizi-nasil-korursunuz-her-gun-yapabileceginiz-basit-bir-egzersiz-114</guid>
                <description><![CDATA[TİTREŞİMİNİZİ NASIL KORURSUNUZ: HER GÜN YAPABİLECEĞİNİZ BASİT BİR EGZERSİZ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Ustalık Anahtarları</span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong>Titreşiminizi Nasıl Korursunuz: </strong>Her Gün Yapabileceğiniz Basit Bir Egzersiz</span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Manevi Uygulamalar</span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Dönüşüm eğitmeni. Ustalık Anahtarları projesinin başkanı. Dönüşüm sırasında kendimize nasıl döneceğimizi ve hayatımızı nasıl kolaylaştıracağımızı öğretiyorum.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bu, bir dizi materyalden oluşan bir makaledir </span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">İnsan titreşimlerini artırma/azaltma yolları hakkında:</span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Titreşiminizi Azaltmanın 10 Yolu</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">İnsan titreşimlerini artırmanın yolları</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">İnsan Titreşim İmzası: Gerçekliğinizi Nasıl Yaratırsınız?</span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">3B Gerçeklik Durumlarında Yüksek Titreşimler Nasıl Korunur?</span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Titreşiminizi Nasıl Korursunuz: Her Gün Yapabileceğiniz Basit Bir Egzersiz</span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Titreşiminiz neye bağlıdır?</span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Titreşim seviyesi sabitlenemez, mesela belli bir seviyeye gelirsiniz ve hep orada kalırsınız. Hayır, öyle olmaz.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Titreşiminiz her şeyden önce ne hissettiğinize, duygusal geçmişinize bağlıdır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Yıkıcı duygular yaşıyorsanız, <strong>“dağınıklık içindeyseniz”</strong>, öfke, ciddi bir sinirlilik yaşıyorsanız, kafanızda takıntılı düşünceler varsa, kendinizi herkesin <strong>“dedikodusu”</strong> yapılan ve kınanan olumsuz bir şirkette buluyorsanız – titreşimlerde azalma meydana gelir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Eğer tam tersine ilham alırsanız titreşiminiz daha da yükselebilir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Düşük titreşim seviyelerinde olduğunuzda, ruhsal dünyanın tüm armağanları ve zenginlikleri size kapanır, çünkü o anda çok sınırlı, daralmış bir bilinçte yaşarsınız ve yanlış inançlar ve programlar sizi yönetir . Tek bir çıkış yolu vardır: bunun ötesine geçmek.</span></span></p>

<p><em><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">"Zihnin ötesine geçmek" diye bir deyimin var olması tesadüf değil. Siz onları aşarsınız, bilinciniz genişler ve bu çoğu zaman titreşiminizin artmasıyla birlikte gerçekleşir.</span></span></strong></em></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bildiğiniz gibi, gezegenimizde önemli tarihler vardır; grup meditasyonları , yayınlar (ekinokslar, gündönümleri, tutulmalar) yaptığımız anlar. Bu anlarda, yüksek titreşimli enerji Dünya'ya akar ve siz de ona uyumlanırsınız.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">kitaplar okuduğunuzda, film izlediğinizde, grup meditasyonlarına, aktivasyonlara vs. katıldığınızda, yani bir miktar spiritüel çalışma yaptığınızda, aynı zamanda bilincinizi genişletir ve titreşiminizi yükseltirsiniz.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Ancak işin püf noktası şu ki, bu seviyeyi yakalamak için hiçbir şey yapmadıysanız, bu seviye yavaş yavaş azalacak ve normal titreşiminize geri döneceksiniz. Bu yüzden hem olumlu hem de olumsuz düşüncelerinizi takip edin.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Neşe getiren her şey titreşimi yükseltir, olumsuzlukla ilişkili olan her şey ise düşük titreşimli, yoğun ve yapışkan bir enerjidir.</span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Yaşamınızın tüm alanlarının dengelendiği, bir küre (yüzen gerçeklik adanız) yaratacağınız ve onu uzayın titreşimleriyle besleyeceğiniz&nbsp; “Yeni Dünya’nın enerjisiyle uyumlanma” meditasyonunu yapın .</span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Titreşiminizi yükseltmeye çalışmak karmaşık bir süreçtir. Her şeyden önce, yeni başlayanlar için bu, düşünceleri takip etmekten, yani kendinizi olumsuzluk dünyasından dışlamaktan ibarettir .</span></span></p>

<p><em><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Duygular düşünceleri takip eder, onlara, hissettiklerinize dikkat edin. Bu, nerede olduğunuzun doğrudan bir göstergesidir.</span></span></strong></em></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Eğer pozitif duygular alemindeyseniz, sevinçten başlayıp, "bok içinde" olduğunuz durumlarda bile en ufak bir sakinlik kırıntısı bile olsa, ama yine de çıkış yollarını görüyorsanız, en derin depresyonla kıyaslandığında bu zaten bir ilerlemedir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Düz bir durum zaten bir sıçramadır, yani titreşiminiz artmıştır. Negatif bölgeden henüz çıkmamışsınızdır, ancak çoktan büyümüşsünüzdür. <strong>Bu, dikkat edilmesi gereken bir noktadır.</strong></span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Titreşiminizi korumak için egzersiz yapın</span></span></strong></p>

<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Yatmadan önce bu küçük ritüeli yapın.</span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong>Uykuya daldığım son cümle şu:</strong> "Neyden memnunum? Neyden memnunum? Kendimden ne memnunum?" Odak hemen değişiyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Gün içinde yaşanan her şeye rağmen, başarmış olsanız da olmasanız da, kendinize söyleyeceğiniz son cümle şudur: "Kendimle ilgili nelerden mutluyum?" Ve bu cümleyle yatağa giriyoruz.</span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bu, farklı bir duruma girmenizi sağlar, tüm olumsuzlukları, sizin için yolunda gitmeyen, istediğiniz gibi gerçekleşmeyen her şeyi keser. Ve kendi alanınızda, kendi alanınızda uykuya dalarsınız.</span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Uyuduğunuzda geçmişteki başarısızlıklarınız sizi etkilemez ve yüzen adanız batan bir denizaltı değil, yüzen bir ada olarak kalır.&nbsp;</span></span><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bunu, titreşim alanınızın size ait olması ve ne kadar yüksek olursa olsun, şu anda size ait, eşsiz ve doğal olması için yaparsınız. Ve bu egzersiz, bedeninizi ve enerjinizi değiştirmenize, yeniden odaklamanıza yardımcı olur .</span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Derya Beril AKÇALI</span></span></strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 21 Jul 2025 13:56:34 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://sonpostagazetesi.com/images/kullanicilar/2025/03/derya-beril-akcali-1742902130.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>REİKİ ELLERLE ŞİFA</title>
                <category>DERYA BERİL AKÇALI</category>
                <link>https://sonpostagazetesi.com/makale/reiki-ellerle-sifa-113</link>
                <author>deryaberilakcali@gmail.com (DERYA BERİL AKÇALI)</author>
                <guid>https://sonpostagazetesi.com/makale/reiki-ellerle-sifa-113</guid>
                <description><![CDATA[REİKİ ELLERLE ŞİFA]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">1 Neden elimizi yaralı bir yere koyarız?</span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Reiki enerjisi ile geleneksel şifa arasındaki 2 fark</span></span></p>

<p><em><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">3 Kişinin enerji kabukları (aura)</span></span></strong></em></p>

<p><em><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">4 Enerji Seviyesinin Önemi</span></span></strong></em></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">reiki el şifasıReiki, herhangi bir insan hastalığına yaşam enerjisi, daha doğrusu fiziksel bedenin organ ve sistemlerindeki eksiklik veya fazlalık açısından bakan bir enerji şifası türüdür. Bu spiritüel Reiki uygulaması Tibet'ten gelmiş, ardından Mısır, Roma, Antik Yunanistan, Hindistan ve daha da Doğu'ya yayılmıştır. Reiki sistemi büyük bir gizlilik içinde tutulmuş ve yalnızca inisiyelerin erişimine açıktı. Bu öğreti, 1922'de Japon Budist Mikao Usui tarafından yeniden yaratılmıştır. Bu uygulama,<strong> "el koyma yoluyla şifa"</strong> tekniğini kullanır.</span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Neden elimizi yaralı bir yere koyarız?</span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Reiki, doğada var olan şifa enerjisine verilen isimdir. Her insan bu enerjiye erişebilir. Bir kişi yanlışlıkla bir şeye çarptığında veya acı hissettiğinde, hiç düşünmeden elini o noktaya koyar ve orada tutar. Böylece şifa enerjisini ağrıyan bölgeye yönlendirir.</span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Reiki kartları</span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bu Reiki enerjisine herkes erişebilir, ancak şifa enerjisinin yalnızca %5-10'unu iletebiliriz. Reiki, önemli miktarda enerjinin akacağı bir kanal açmanızı sağlar ve bu da şifada önemli başarılar elde etmenizi sağlar.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bir kişinin enerji kabuğu hasar gördüğünde, Reiki şifacısı, çevredeki Kozmos'tan sentezlenen yaşam enerjisi "ki" ile bu bölgeyi elleriyle zenginleştirir, yani "saf" Reiki enerjisi <strong>(Reiki) </strong>kanalı oluşturur ve bu kanal, hastanın hasarlı organlarını veya sistemlerini beslemeye başlar ve bunun sonucunda enerji kabuğu onarılır. Bu, sağlığın hızla geri kazanılmasını ve tüm vücudun işlevlerinin normale dönmesini sağlar.</span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Derya Beril AKÇALI</span></span></strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 12 Jul 2025 18:56:26 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://sonpostagazetesi.com/images/kullanicilar/2025/03/derya-beril-akcali-1742902130.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>BUNLARI HİSSEDİYORSANIZ GÜÇLÜ BİR AURANIZ VAR DEMEKTİR</title>
                <category>DERYA BERİL AKÇALI</category>
                <link>https://sonpostagazetesi.com/makale/bunlari-hissediyorsaniz-guclu-bir-auraniz-var-demektir-112</link>
                <author>deryaberilakcali@gmail.com (DERYA BERİL AKÇALI)</author>
                <guid>https://sonpostagazetesi.com/makale/bunlari-hissediyorsaniz-guclu-bir-auraniz-var-demektir-112</guid>
                <description><![CDATA[BUNLARI HİSSEDİYORSANIZ GÜÇLÜ BİR AURANIZ VAR DEMEKTİR]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Herhangi bir kişinin enerjisi başarı için programlanabilir. Biyoenerjinizi daha dikkatli bir şekilde analiz ederek, kendinizle hangi yönde çalışmanız gerektiğini veya enerjiniz üzerinde hiç çalışmamanız gerektiğini belirleyeceksiniz.</span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Güçlü bir korumanız olabilir ve bunu bilmiyor olabilirsiniz. Bunları hissediyorsanız güçlü bir auranız var demektir! Bunun doğru olup olmadığını kontrol etme zamanı!</span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Güçlü bir kişiliğin, güçlü enerjiye sahip olmasının sadece 7 ana belirtisi vardır. Eğer bu özellik size uymuyorsa, belki de akrabalarınızdan veya tanıdıklarınızdan birine uyacaktır. Bu tür insanlarla temas halinde olduğunuzda, biyoenerji düzeyinde de güçlenirsiniz!</span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Yaydıkları enerji üzerinizde olumlu etki yaratır.</span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Auranızı artırmanız ve güçlendirmeniz mümkündür, asıl mesele toksik insanlarla ve enerji vampirleriyle daha az iletişim kurmaktır , çünkü onlar sadece tüm gücünüzü alırlar ve onu yenilemek için zamanınız olmaz. <strong>Dikkatli olun ve bu tür insanları hayatınızdan çıkarmaktan korkmayın. </strong>Onlarla hiçbir şekilde ilişki kurmamalısınız.</span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Güçlü auranın belirtileri:</span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">İlk belirti aura açık ve güçlü olduğunda ortaya çıkar: kişi nadiren hastalanır. Aura yetersiz olduğunda kişi aşırı yorgun olur, bağışıklığı azalır, sık sık hastalanır, kronik hastalıklardan muzdarip olur. Bazen daha ciddi bir hastalığın belirtileri ortaya çıkar.</span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Güçlü bir biyoenerji alanının ikinci işareti, sahibinin hayatın her alanında belirgin bir başarıya sahip olmasıdır. Genellikle birçok yönden şanslıdır. Yüksek enerjiye sahip insanlar, bu yönde görünür bir çaba göstermeden her zaman daha başarılıdır.</span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Ayrıca şunu da okuyun: Auranızı nasıl temizlersiniz ve ruhunuzdaki olumsuzluklardan nasıl kurtulursunuz</span></span></p>

<p><em><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bir kişi sadece yedi mevcut işaretten ikisine sahip olamaz, çünkü gelişir ve daha iyi oluruz ve aynı zamanda enerji seviyemizi artırırız. Auramız daha güçlü hale gelir.</span></span></em></p>

<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Kuralların bazı istisnaları vardır, ancak çoğu zaman her şey yukarıda açıklandığı gibi gerçekleşir. Gelişin, enerjiniz üzerinde çalışın, kendinizi geliştirmeye çabalayın, açık olun ve net düşüncelere sahip olun. Mutlu olun!</span></span></strong></p>

<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Derya Beril AKÇALI</span></span></strong></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 03 Jul 2025 17:09:38 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://sonpostagazetesi.com/images/kullanicilar/2025/03/derya-beril-akcali-1742902130.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>REİKİ ELLERLE ŞİFA</title>
                <category>DERYA BERİL AKÇALI</category>
                <link>https://sonpostagazetesi.com/makale/reiki-ellerle-sifa-111</link>
                <author>deryaberilakcali@gmail.com (DERYA BERİL AKÇALI)</author>
                <guid>https://sonpostagazetesi.com/makale/reiki-ellerle-sifa-111</guid>
                <description><![CDATA[REİKİ ELLERLE ŞİFA]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Reiki, insanın herhangi bir hastalığına yaşam enerjisi açısından bakan, daha doğrusu fiziksel bedenin organ ve sistemlerindeki eksiklik veya fazlalıklarını inceleyen bir enerji şifası türüdür. Reiki'nin bu ruhsal uygulaması <strong>Tibet</strong>'ten gelmiş, daha sonra <strong>Mısır, Roma, Antik Yunan,</strong> <strong>Hindistan</strong> ve daha da doğuya yayılmıştır. Reiki sistemi büyük bir gizlilik içinde tutuluyordu ve sadece inisiyelerin erişimine açıktı. Bu öğreti 1922 yılında <strong>Japon Budist Mikao Usui</strong> tarafından yeniden yaratıldı. Bu uygulamada <strong>“el koymayla şifa verme”</strong> tekniği kullanılmaktadır.</span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Neden elimizi yaralı yere koyarız?</span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Reiki doğada var olan şifa enerjisine verilen isimdir. <em><strong>Bu enerjiye her insan erişebilir. Bir insan yanlışlıkla bir şeye çarptığında veya sadece acı duyduğunda, hiç düşünmeden elini o yere koyar ve orada tutar.</strong></em> Bunu yaparak şifa enerjisini ağrıyan yere yönlendirir.</span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Reiki kartları</span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bu Reiki enerjisine herkes erişebilir, ancak şifa enerjisinin sadece %5-10'unu iletebiliriz. Reiki, önemli miktarda enerjinin akacağı bir kanal açmanızı sağlar ve bu da şifada önemli bir başarıya olanak tanır.</span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Kişinin enerji kabuğu hasar gördüğünde, Reiki şifacısı elleriyle bu bölgeyi çevredeki Kozmos'tan sentezlenen yaşam enerjisi "ki" ile zenginleştirir, yani hastanın hasarlı organlarını veya sistemlerini beslemeye başlayacak olan "saf" Reiki enerjisinin bir kanalını yaratır ve bunun sonucunda enerji kabuğunun onarılması sağlanır. Bu da sağlığınıza hızla kavuşmanızı ve tüm vücudun işlevlerini normale döndürmenizi sağlar.</span></span></strong></p>

<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Reiki enerjisi ile geleneksel şifa arasındaki farklar</span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Reiki yöntemi, şifacıların insanlar tarafından kolaylıkla emilen “saf” uzay enerjisini kullanmaları bakımından geleneksel enerji şifasından farklıdır.</span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Reiki, kişiyi daha yüksek enerjilere hızlı bir şekilde bağlayabilmek için özel semboller (işaretler ve hiyeroglifler) kullanır. Bu semboller uzun yıllar süren ruhsal pratikler veya zorunlu meditasyonlar gerektirmez, bilinçaltını etkiler ve kişinin içsel durumunda değişikliklere neden olur, böylece daha yüksek bir enerji kaynağına bağlanır.</span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Reiki tekniğini anlayabilmek için öncelikle şifa uygulamalarını genel olarak ele almak gerekir. Bunu yapmak için, ince bedenlerin fiziğine ve maddenin varoluş planlarının enerji-bilgi süreçlerine ilişkin modern bilimsel araştırmalara yönelmemiz gerekiyor.</span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bir kişinin enerji kabukları (aura)</span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Her insanın fiziksel bedeninin yanı sıra bir de biyoalan veya aura adı verilen enerji kabuğu vardır. Bu kabuk, vücudun bütün organ ve sistemlerinin enerji-bilgisel yayılımı sonucu, ayrıca beyin sinyallerinin biyolojik olarak aktif noktalardan geçmesi sonucu oluşur. Ayrıca enerji kabuğunun üstünde 3 tane daha ince kabuk vardır: entelektüel, duygusal ve yazılımsal.</span></span></p>

<p><em><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Duygusal kabuk, insanın enerji kabuğunun yüzeyinin sevinç, haz gibi olumlu duygulardan “köpüklenmesi” sonucu oluşur. Kişi ne kadar olumlu duygular alırsa, duygu kabuğu da o kadar genişler. Duygusal kabuk, insanın başının tepesindeki düzlem-paralel kozmik enerjiyi toplayan bir merceğin işlevini görür. Bu radyasyon insan vücudundaki organ ve sistemlerin işleyişini etkileyen insan enerji kabuğunu besler.</span></span></strong></em></p>

<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Enerji Seviyesinin Önemi</span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Kişinin enerjisi az olduğunda kronik yorgunluk sendromu gelişir, soğuk algınlığına daha yatkın hale gelir, vb. Bu kişinin enerji seviyesini yükseltmesi gerekir, bu, enerji kabuğunu bir şifacının elleri aracılığıyla iletilebilen "saf" kozmik enerjiyle doldurarak yapılabilir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Reiki seansı sırasında dışarıdan gelen enerji akışından kurtulan kişi, aslında dünya görüşünde gizli olan asıl sorununu çözemeyecektir; Böyle bir enerji artışı, kozmik enerjiden kendi şarj kaynaklarının olmaması nedeniyle hızla tükenecektir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">İnsanın ince maddi kabukları dinamiktir, sürekli değişmektedir. Kişinin yaşadığı strese, içinde bulunduğu durumlara göre değişim gösterir.</span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Hizmet hakkında daha fazla bilgi edinmek için deryaberilakcali@gmail.com üzerinden yazabilir 05070144792 numaralı telefonu arayabilirsiniz...&nbsp;</span></span><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Wp üzerinden sürekli iletişim halindeyiz...</span></span></strong></p>

<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Derya Beril AKÇALI</span></span></strong></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 26 Jun 2025 17:39:05 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://sonpostagazetesi.com/images/kullanicilar/2025/03/derya-beril-akcali-1742902130.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>AVUÇ İÇLERİNDEKİ ÇAKRALARI AÇMAK İÇİN İKİ EGZERSİZ</title>
                <category>DERYA BERİL AKÇALI</category>
                <link>https://sonpostagazetesi.com/makale/avuc-iclerindeki-cakralari-acmak-icin-iki-egzersiz-110</link>
                <author>deryaberilakcali@gmail.com (DERYA BERİL AKÇALI)</author>
                <guid>https://sonpostagazetesi.com/makale/avuc-iclerindeki-cakralari-acmak-icin-iki-egzersiz-110</guid>
                <description><![CDATA[AVUÇ İÇLERİNDEKİ ÇAKRALARI AÇMAK İÇİN İKİ EGZERSİZ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Sağ el vericidir , verme kanalını sembolize eder.</span></span></strong></p>

<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Sol el alıcı eldir ve kabul kanalını sembolize eder.</span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Eğer enerjinin sağ elinizden iyi geçtiğini hissediyorsanız, ancak sol avucunuzda özel bir his yoksa, bu verme kanalınızın iyi çalıştığına, ancak alma konusunda sorun yaşadığınıza işarettir .</span></span></p>

<p><em><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Enerjilerle çalışırken sol avucunuzda sağ avucunuza göre daha fazla sıcaklık/karıncalanma hissediyorsanız, bu vermekten çok almaya alıştığınız anlamına gelir ... Bu da yine hayatın birçok alanında dengesizliğe yol açar.</span></span></strong></em></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Hem tüm çakra sistemini dengelemek hem de kalpteki dengeyi sağlamak için avuç içi çakralarının işlevselliğini korumak gerekir.</span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Egzersiz 1. Avuç içlerinde enerji şarjı</span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Ellerinizi solar pleksus hizasında önünüze koyun. <em><strong>Sol avuç içi aşağı, sağ avuç içi yukarı bakacak.</strong></em> Avuç içleri birbirine değmiyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Birkaç derin nefes alıp verin, rahatlayın. Niyetinizi avuç içlerinizdeki çakraları açmaya odaklayın.</span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Yumruklarınızı hızlı ama rahat bir tempoda sıkıp açmaya başlayın. Hafif bir yorgunluk hissedene kadar devam edin. Bileklerinizin gergin olmamasına dikkat edin.</span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Avuç içlerini değiştirin: Şimdi sağ avuç üstte ve aşağı bakıyor, sol avuç altta ve yukarı bakıyor.</span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">2. adımı tekrarlayın, yumruklarınızı sıkıp açın.</span></span></strong></p>

<p><em><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Ellerinizi göğüs hizasına kadar kaldırın ve dua ediyormuş gibi önünüzde birleştirin. Avuçlarınızı birbirine bastırın, parmaklarınızı birbirine sürtün.</span></span></em></p>

<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Avuçlarınızı 6-7 kez birbirine sürtün, sanki ısıtıyormuş gibi.</span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Sizin için en uygun olanı yüksek sesle veya içinizden<strong> “AÇIN”</strong> deyin ve ellerinizi 3 kez çırpın.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Avuçlarınızı hafifçe yanlara doğru açın ve avuçlarınız arasındaki hislere ve enerjiye yoğunlaşın.</span></span></p>

<p><em><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bu egzersiz, avuç içlerindeki enerji dolaşımını fiziksel olarak harekete geçirerek, enerji kanallarından daha özgürce ve etkili bir şekilde akmasını sağlar.</span></span></strong></em></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Avuç içlerinizdeki çakraları açmak için hangi egzersizi yaparsanız yapın, duyarlılığın pratik ile geldiğini unutmayın.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Her gün birkaç dakikanızı buna ayırın; ayrı bir teknik olarak, meditasyonun bir parçası olarak veya kalp merkezinizle çalışırken bunu yapabilirsiniz.</span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Ne kadar çok pratik yaparsanız çakralarınız o kadar hızlı ve kolay açılacaktır.</span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Dönüşüm koçu. Proje Yöneticisi Ustalık Anahtarları. Dönüşüm sırasında kendimize nasıl döneceğimizi ve hayatımızı nasıl kolaylaştıracağımızı öğretiyorum.</span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Çakralardan ve insan enerji sisteminden bahsettiğimizde, çoğunlukla 7 ana çakra ve 5 ek çakradan bahsediyoruz ve daha az bilinen, ancak daha az önemli olmayan merkezleri unutuyoruz. Özellikle el ve ayak çakraları hakkında.</span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Ama kalp merkezinden geçen enerji akışlarının dengelenmesiyle doğrudan bağlantılı olan yer avuç içlerinin merkezleridir .</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bugün elinizdeki çakraları nasıl açacağınızı öğreneceksiniz .</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Ustalık Anahtarları'nda oluşturulan geleneğe göre, Işık Çemberi oluşturmak için yapılan grup meditasyonları sırasında , sağ avucumuzdan sağımızda bulunan katılımcılara kalp çakramızdan enerji göndeririz.</span></span></p>

<p><em><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Ve çemberin grup enerjisinin oluşturduğu güçlü akım geri döndüğünde sol avuç içindeki hislere yoğunlaşırız.</span></span></strong></em></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Birçok katılımcı avuç içlerindeki hislerin farklı olduğunu fark etti . Bazı insanların sağ ellerinde daha fazla hassasiyet ve alıcılık bulunurken, bazılarının sol ellerinde daha fazla hassasiyet ve alıcılık bulunur.</span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Alıştırma 2. Lotus'u Açmak</span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Rahat bir oturma pozisyonu bulun. Omurganızın düz olduğundan ve ayaklarınızın yere düz bastığından emin olun.</span></span></p>

<p><em><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Ellerinizi dizlerinizin üzerine koyun, avuç içleriniz yukarı baksın.</span></span></strong></em></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Gözlerinizi kapatın ve her iki avucunuzda kapalı lotus çiçekleri olduğunu hayal edin . Bunlar tamamen kapalı tomurcuklar veya hafif açık çiçekler olabilir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bunları zihninizde net bir şekilde gördüğünüzde, avuçlarınıza doğru sürekli bir enerji akışı hissedene kadar lotus çiçeklerinin açıldığını hayal edin.</span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Ellerinizde sıcaklık ve karıncalanma hissedebilirsiniz.</span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Avuç içlerinizdeki çakraları açmak için hangi egzersizi yaparsanız yapın, duyarlılığın pratik ile geldiğini unutmayın.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Her gün birkaç dakikanızı buna ayırın; ayrı bir teknik olarak, meditasyonun bir parçası olarak veya kalp merkezinizle çalışırken bunu yapabilirsiniz. Ne kadar çok pratik yaparsanız çakralarınız o kadar hızlı ve kolay açılacaktır.</span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Derya Beril AKÇALI</span></span></strong></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 15 May 2025 16:45:19 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://sonpostagazetesi.com/images/kullanicilar/2025/03/derya-beril-akcali-1742902130.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>PANCHA PRANAS&#039;I KEŞFETMEK - YOGA&#039;NIN 5 HAYATİ GÜCÜ</title>
                <category>DERYA BERİL AKÇALI</category>
                <link>https://sonpostagazetesi.com/makale/pancha-pranasi-kesfetmek-yoganin-5-hayati-gucu-109</link>
                <author>deryaberilakcali@gmail.com (DERYA BERİL AKÇALI)</author>
                <guid>https://sonpostagazetesi.com/makale/pancha-pranasi-kesfetmek-yoganin-5-hayati-gucu-109</guid>
                <description><![CDATA[PANCHA PRANAS'I KEŞFETMEK - YOGA'NIN 5 HAYATİ GÜCÜ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Prana Nedir? Yoga'da Hayati Güç Kavramını Anlamak</span></span></strong></p>

<p><em><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Prana, “Yaşam Gücü”, “Yaşam Enerjisi” veya “Yaşam Gücü” anlamına gelen Sanskritçe bir terimdir. </span></span></strong></em></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">İnsan vücudu 5 ana elementten oluşur - <strong>Akasha, Vayu, Agni, Jal ve Prithvi.</strong> Bunlar arasında, Vayu veya havanın, vücudumuzu canlı tutan ve koruyan temel bir element olduğu söylenir. Nefes alma süreciyle soluduğumuz hava (Vayu) Prana'dır. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Prana bize varoluşumuzun temeli olan yaşamsal güç ve enerjiyi sağlar. Tüm vücuda ve tüm hücrelerine sızarak vücudu canlı ve aktif tutar. </span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Pancha Pranas'ı keşfetmek</span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Etrafımızdaki hava (Vayu) gibi, Prana da her zaman "hareket halindedir." Yaygın olarak Pancha Pranas olarak bilinen 5 tip Prana vardır, her birinin kendi adı ve vücuttaki işlevleri vardır. Bunlar şunlardır: Prana-Vayu, Apana-Vayu, Samana-Vayu, Udana-Vayu ve Vyana-Vayu. Ancak, belirgin işlevlerine rağmen, pranik enerjinin özünde aynı olduğunu belirtmek önemlidir.</span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Prana-Vayu</span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">İşlevi:&nbsp; Enerjinin içe doğru hareketini temsil eder. Solunumdan sorumludur. Nefes almayı ve yaşam gücünün vücuttaki akışını kontrol eder.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Rolü: Tüm zihni ve bedeni besler. Zihinsel berraklığı ve odaklanmayı artırır. Genel canlılık için gereklidir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Teknikler: Prana Vayu'nun akışını ve dengesini artırmak için Pranayama (nefes egzersizleri) ve meditasyon.</span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Apana Vayu</span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">İşlevi: Enerjinin aşağı ve dışarı doğru hareketini temsil eder. Nefes verme ve boşaltım, adet ve doğum süreçlerinden sorumludur.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Rolü: Apana Vayu detoksifikasyonda önemli bir rol oynar, sindirimi destekler, boşaltımı düzenler ve sistemi temizler…</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Teknikler: Mula Bandha (kök kilidi) ve Ashwini Mudra (at pozu) gibi alt karın ve pelvisi çalıştıran yoga pozları.</span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Derya Beril Akçalı</span></span></strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 09 May 2025 16:13:05 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://sonpostagazetesi.com/images/kullanicilar/2025/03/derya-beril-akcali-1742902130.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>EĞER BUNLARI HİSSEDİYORSANIZ GÜÇLÜ BİR AURANIZ VAR DEMEKTİR!</title>
                <category>DERYA BERİL AKÇALI</category>
                <link>https://sonpostagazetesi.com/makale/eger-bunlari-hissediyorsaniz-guclu-bir-auraniz-var-demektir-108</link>
                <author>deryaberilakcali@gmail.com (DERYA BERİL AKÇALI)</author>
                <guid>https://sonpostagazetesi.com/makale/eger-bunlari-hissediyorsaniz-guclu-bir-auraniz-var-demektir-108</guid>
                <description><![CDATA[EĞER BUNLARI HİSSEDİYORSANIZ GÜÇLÜ BİR AURANIZ VAR DEMEKTİR!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,sans-serif">Dördüncü işaret: Yüksek enerjili insanların güçlü karakteri . Zor bir durumda her zaman yanınızda olmaya hazırlar ve bunu yürekten yapıyorlar. Bu, onların kendi sorunlarının olmadığı anlamına gelmiyor; Hayatta herkes başarısızlıklarla karşılaşır. Onlar sadece bunları nasıl çözeceklerini biliyorlar ve buna takılıp kalmıyorlar.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,sans-serif">Beşinci işaret: Eğer bir kişinin enerjisi yüksekse, büyük ihtimalle liderlik vasıfları da açıkça ortaya çıkmıştır. Başkaları için iyi bir lider olmak ve düşük biyoenerji seviyesine sahip olmak birbiriyle tamamen uyumsuz iki şeydir.</span></strong></span></span></p>

<p><em><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,sans-serif">Altıncı işaret&nbsp; ise güçlü ve sağlıklı bir vücudun güçlü bir auraya sahip olduğudur. İnsan ruhsal olarak güçlü olduğunda bedeni de kendini dengelemeye ve sağlıklı olmaya çalışır. Akılcıdır, diğerlerine göre daha dirençlidir ve her zaman yeni zirvelere ulaşmaya hazırdır.</span></span></span></em></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><em><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,sans-serif">Yedinci işaret&nbsp; başkalarına karşı tutum ve açık fikirliliktir. Bu kişilere kesinlikle züppe denilemez. Duyumlara dayanarak hemen sonuca varmazlar veya</span></em><strong><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,sans-serif"> </span></strong><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,sans-serif">başkalarını yargılamazlar. Deney yapmaktan, sınırları zorlamaktan ve geleceğe bakmaktan korkmazlar.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,sans-serif">Bir insanda var olan yedi özellikten sadece ikisine sahip olmak yeterli olmaz, çünkü hem gelişir, hem daha iyi oluruz, hem de aynı zamanda enerji seviyemizi artırırız. Auramız daha güçlü hale gelir.</span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,sans-serif">Kuralın bazı küçük istisnaları vardır ama çoğunlukla her şey yukarıda anlatıldığı gibidir. Kendinizi geliştirin, enerjiniz üzerinde çalışın, kendinizi geliştirmeye çalışın, açık olun ve net düşüncelere sahip olun. Mutlu ol!</span></span></span></p>

<p><span style="color:#e67e22"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Hizmet hakkında daha fazla bilgi edinmek için deryaberilakcali@gmail.com üzerinden yazabilir 05070144792 numaralı telefonu arayabilirsiniz </span></span></strong></span></span></span></p>

<p><span style="color:#e67e22"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Wp üzerinden sürekli iletişim halindeyiz...</span></span></strong></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 11 Apr 2025 16:53:15 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://sonpostagazetesi.com/images/kullanicilar/2025/03/derya-beril-akcali-1742902130.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>KUANTUM ALANIYLA REZONANS: BEDEN-ZİHİN FREKANS YÖNTEMİ VE ŞİFANIN SPİRİTÜEL BİLİMİ</title>
                <category>DERYA BERİL AKÇALI</category>
                <link>https://sonpostagazetesi.com/makale/kuantum-alaniyla-rezonans-beden-zihin-frekans-yontemi-ve-sifanin-spirituel-bilimi-107</link>
                <author>deryaberilakcali@gmail.com (DERYA BERİL AKÇALI)</author>
                <guid>https://sonpostagazetesi.com/makale/kuantum-alaniyla-rezonans-beden-zihin-frekans-yontemi-ve-sifanin-spirituel-bilimi-107</guid>
                <description><![CDATA[KUANTUM ALANIYLA REZONANS: BEDEN-ZİHİN FREKANS YÖNTEMİ VE ŞİFANIN SPİRİTÜEL BİLİMİ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#ffffff"><strong><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt"><span style="background-color:#c0392b">Şifanın Kuantum Uyumu: Frekans Rezonansı ve Beden-Zihin Frekans Yöntemi</span></span></span></span></strong></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Varoluşun iç içe geçmiş dansında her şey titreşir. Gerçekliğin dokusunu oluşturan atom altı parçacıklardan zihnimizde dolaşan düşüncelere kadar evren bir frekans senfonisidir. Bu uyumlu dans, hem kuantum fiziği hem de ruhsal bilgelikle derin bir şekilde rezonansa giren güçlü bir şifa yaklaşımı olan Beden-Zihin Frekans Yöntemi'nin temelidir .</span></span></span></p>

<p><span style="color:#ffffff"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt"><span style="background-color:#c0392b">I. Frekans Rezonansının Kuantum Bilimi</span></span></span></span></span></p>

<p><strong><em><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Frekans rezonansı, iki titreşen nesnenin frekanslarını senkronize ederek birbirlerinin enerjisini yükselttiği hayranlık uyandırıcı bir fenomendir. Kuantum fiziği dünyasında, bu rezonans dansı tüm şeylerin birbirine bağlılığının bir kanıtıdır.</span></span></span></em></strong></p>

<p><span style="color:#ffffff"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt"><span style="background-color:#c0392b">Şifanın Kuantum Uyumu: Frekans Rezonansı ve Beden-Zihin Frekans Yöntemi</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Varoluşun iç içe geçmiş dansında her şey titreşir. Gerçekliğin dokusunu oluşturan atom altı parçacıklardan zihnimizde dolaşan düşüncelere kadar evren bir frekans senfonisidir. Bu uyumlu dans, hem kuantum fiziği hem de ruhsal bilgelikle derin bir şekilde rezonansa giren güçlü bir şifa yaklaşımı olan Beden-Zihin Frekans Yöntemi'nin temelidir .</span></span></span></p>

<p><span style="color:#ffffff"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt"><span style="background-color:#c0392b">I. Frekans Rezonansının Kuantum Bilimi</span></span></span></span></span></p>

<p><em><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Frekans rezonansı, iki titreşen nesnenin frekanslarını senkronize ederek birbirlerinin enerjisini yükselttiği hayranlık uyandırıcı bir fenomendir. Kuantum fiziği dünyasında, bu rezonans dansı tüm şeylerin birbirine bağlılığının bir kanıtıdır.</span></span></span></em></p>

<p><span style="color:#ffffff"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt"><span style="background-color:#c0392b">Sonuç: Şifada Kuantum Sıçraması</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Beden-Zihin Frekans Yöntemi, gerçekliğin özünden yararlanan öncü bir şifa yaklaşımını temsil eder. Hem kuantum dünyasını hem de ruhsal gerçekleri kucaklayarak, derin şifaya, kendini keşfetmeye ve uyanışa giden bir yol sunar.</span></span></span></p>

<p><em><strong><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Evrenle rezonansa girmeye hazır mısınız? Hem bilimin hem de ruhun bilgeliğini kucaklamaya? Şifanın kuantum uyumuna yolculuğunuz sizi bekliyor.</span></span></span></strong></em></p>

<p><span style="color:#ffffff"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt"><span style="background-color:#8e44ad">Hizmet hakkında daha fazla bilgi edinmek için deryaberilakcali@gmail.com üzerinden yazabilir 05070144792 numaralı telefonu arayabilirsiniz </span></span></span></span><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt"><span style="background-color:#8e44ad">Wp üzerinden sürekli iletişim halindeyiz...</span></span></span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 25 Mar 2025 14:24:21 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://sonpostagazetesi.com/images/kullanicilar/2025/03/derya-beril-akcali-1742902130.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>BEYİN ÇAKRALARI</title>
                <category>DERYA BERİL AKÇALI</category>
                <link>https://sonpostagazetesi.com/makale/beyin-cakralari-106</link>
                <author>deryaberilakcali@gmail.com (DERYA BERİL AKÇALI)</author>
                <guid>https://sonpostagazetesi.com/makale/beyin-cakralari-106</guid>
                <description><![CDATA[BEYİN ÇAKRALARI]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Hiç zihninizin bulanıklaştığını, sezgilerinizin sessizleştiğini ve düşüncelerinizin daireler çizerek ilerlediğini hissettiniz mi? Bu baş çakralarınızın tıkalı olduğunun kesin bir işaretidir. Düşünce berraklığından, sezgilerden, yaşam yolunun farkındalığından ve ruhsal gelişimden sorumludurlar. Baş bölgesindeki enerji merkezleri uyumlu bir şekilde çalıştığında, bir ilham dalgası, zihinsel keskinlik ve yüksek bilgiyle derin bir bağlantı hissedersiniz. Bu yazımızda baş çakraların ne işe yaradığına, nasıl aktive edileceğine ve yeni bir farkındalık seviyesine nasıl ulaşılacağına bakacağız.</span></span></strong></p>

<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">İçerik:</span></span></strong></p>

<p><em><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Baş çakraları: Antik kaynaklarda suskun kalınan konular nelerdir?</span></span></em></p>

<p><em><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Soma Çakra Meditasyonunun Mistik Deneyimi: Zihnimizde Neler Gizlidir?</span></span></em></p>

<p><em><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Baş çakralarının fraktal yapısı: Makrokozmos ve mikrokozmos birbirleriyle nasıl ilişkilidir?</span></span></em></p>

<p><em><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Baş çakraları ve beyin: Enerji merkezleri bilinci nasıl etkiler?</span></span></em></p>

<p><em><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Baş çakrası ne işe yarar ve nasıl aktive edilir?</span></span></em></p>

<p><em><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Baş çakralarının enerji aktivasyonu: Gizli yetenekler nasıl ortaya çıkarılır?</span></span></em></p>

<p><em><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Enerji ve Farkındalığı Artırmak İçin Baş Çakra Teknikleri</span></span></em></p>

<p><em><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Baş çakraları: Antik kaynaklarda suskun kalınan konular nelerdir?</span></span></em></p>

<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Shiva Samhita'yı (MS 1300-1500 yılları arasında yazılmış antik bir yoga incelemesi) incelerken, başın içinde bulunan birkaç çakradan bahsedildiğini gördüm. Soma çakrası hakkında zaten çok şey biliyordum. Ve baş çakralarından bazılarını ilk defa duydum. İlgimi çekti! Tahminlerimden birini doğrulamak veya çürütmek amacıyla bu konuyu incelemeye başladım... </span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Ve bundan sadece birkaç gün önce, teyit geldi! Bu harika! Dikkatlice okuyun, her şeyi öğreneceksiniz!</span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Aynı zamanda güvenlik, hayatta kalma, kendini koruma ve üreme gibi işlevlerden sorumlu sürüngen beynimizdir. Bunlar bizim içgüdülerimiz ve sezgilerimizdir! Başın 1. çakrasının vücuttaki izdüşümü - Muladhara </span></span></strong></p>

<p><em><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">2 baş çakrası - Soma çakrası</span></span></strong></em></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bu epifiz bezi veya pineal bezidir. Görevi dış dünyadan alınan görsel sinyalleri hormonal tepkiye dönüştürmektir. Epifiz bezinin salgıladığı hormonlar en çok hipotalamus ve hipofiz bezini etkiler (aşağıya bakınız) ve cinsel organlarla ilişkilidir. 2. Baş çakrası , vücuttaki Svadhisthana çakrasının bir yansımasıdır ve duyumlardan ve cinsel uyarılmadan sorumludur. Sürüngen beyinden limbik sisteme (duygulara) bir geçiştir bu. Duyguyu oluşturan tepki hormonlardır. </span></span></p>

<p><em><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">3. Baş çakrası - optik sinirlerin ve korpus kallozumun kesişme noktası</span></span></strong></em></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Beynin bu bölgesi, serebral korteksi birbirine bağlayan ve çalışmalarını koordine eden sinir liflerini temsil eder. Bu bizim limbik sistemimizdir: Uyarılara karşı duygusal tepki. Vücutta başın 3. çakrası Manipura'ya karşılık gelir &gt;&gt;&gt; .</span></span></p>

<p><em><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">4. baş çakra – talamus</span></span></strong></em></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Görevi, duyu organlarından (koku alma duyusu hariç) beyin yarım kürelerine bilgi iletmek, uyku ve uyanıklık ritimlerini düzenlemek ve konsantrasyondan sorumludur. Başın 4. çakrası Anahata'nın bedendeki yansımasıdır. Burada akıl ve duygular birleşiyor, farkındalığın yardımıyla kişinin kendi durumunu kontrol edebilme yeteneği.</span></span></p>

<p><em><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">5. baş çakrası - hipotalamus</span></span></strong></em></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Sinir sistemini endokrin sistemle birbirine bağlar. Beynin bu bölümü sayesinde iç organların faaliyetleri düzenlenir. Vücutta bu baş çakrası Vishuddha'ya karşılık gelir.</span></span></p>

<p><em><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">6. baş çakra - hipofiz bezi</span></span></strong></em></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Vücutta büyümeyi, metabolizmayı ve üremeyi etkileyen hormonların zamanında üretilmesinden sorumludur. Hipofiz bezi hipotalamusla yakın ilişki içinde olup endokrin sisteminin önemli bir organıdır. Bu Ajna çakrasıdır .</span></span></p>

<p><em><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">7. baş çakrası - beynin büyük yarım küreleri</span></span></strong></em></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bu neokortekstir. Sürüngen beynine (500 milyon yıl önce) ve limbik sisteme (200 milyon yıl önce) kıyasla oldukça yakın bir zamanda (200 bin yıl önce) oluşmuştur. Hacim olarak en büyük kısmımızdır, düşünceden, yaratıcılıktan, analizden sorumludur; yani insan olmamızı sağlayan şeydir. Neokorteks devasa bir sinir ağıdır ve tüm Evren'in bir yansımasıdır!</span></span></p>

<p><em><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Hizmet hakkında daha fazla bilgi edinmek için deryaberilakcali@gmail.com üzerinden yazabilir 0541 3529117 numaralı telefonu arayabilirsiniz … Whatsapp üzerinden sürekli iletişim halindeyiz...</span></span></strong></em></p>

<p><strong>Derya Beril AKÇALI</strong></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 17 Mar 2025 17:31:07 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://sonpostagazetesi.com/images/kullanicilar/2025/03/derya-beril-akcali-1742902130.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İNSAN SAĞLIĞININ BİYOENERJİSİ NEDİR</title>
                <category>DERYA BERİL AKÇALI</category>
                <link>https://sonpostagazetesi.com/makale/insan-sagliginin-biyoenerjisi-nedir-105</link>
                <author>deryaberilakcali@gmail.com (DERYA BERİL AKÇALI)</author>
                <guid>https://sonpostagazetesi.com/makale/insan-sagliginin-biyoenerjisi-nedir-105</guid>
                <description><![CDATA[İNSAN SAĞLIĞININ BİYOENERJİSİ NEDİR]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:18px"><em><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Modern tıp, sağlığın ruhsal, enerjik yönünü ancak yakın zamanda dikkate almaya başlamıştır. Biyoenerji, bedenimizin enerjisini değiştirmeye ve yeniden yönlendirmeye yönelik eylemleri içerir. Bu maddenin fiziksel sağlığı iyileştirecek şekilde dönüştürülmesine olanak sağlayan çok sayıda teknik geliştirilmiştir.</span></em></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><strong><span style="font-family:Calibri,sans-serif">İnsan sağlığının biyoenerjisi nedir</span></strong></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Biyoenerji kavramı farklı olabilir. Bazıları bunu, insan vücudunu çeşitli dış etkenlerden korumak için onu çevreleyen özel bir kabuk olarak görürler. Kimileri için hareket etmemizi ve bazı eylemleri gerçekleştirmemizi sağlayan enerjidir. Aynı zamanda diğer insanların bizimle iletişim kurarken yaşadıkları duygulara da benzetilir. İnsanın bu özelliğini açıklayan kesin bir açıklama henüz bulunamamıştır. Aslında yukarıdaki gerçeklerin hepsi onun özellikleri için de geçerli olabilir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><strong><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Sağlık biyoenerjisi, bilimsel olarak vücudun fiziksel olmayan, görünmeyen bir bileşeni olarak tanımlanmaktadır. Vücudun tüm organlarının uyum içinde çalışmasını sağlar ve iyileştirir. Her insanın kendine özgü bir enerji aurası vardır. Tamamen sağlıklı bir bireyde tüm bölgeler ışıldar. Eğer sorunlar varsa aurada boşluklar oluşur. Bunlar aracılığıyla şeytanlar, iblisler ve diğer yaratıklar koruyucu kabuğunuzu istila edebilirler. Sağlık sorunları aurada boşlukların varlığıyla, ayrıca renginin değişmesiyle anlaşılabilir.</span></strong></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">İnsan enerjik bir varlıktır. Tüm organ ve sistemlerin normal çalışması ancak enerji süreçlerinin doğru akışıyla mümkündür. Kendi enerjiniz yetersizse veya herhangi bir nedenle zarar gördüyse güneş ışığı gibi ek kaynaklardan faydalanabilirsiniz. İnsanın var olma gücünün tamamını besinlerden aldığı, besin eksikliğinde ise vücudun öldüğü bilinmektedir. Ama bazı insanlar gerekli enerjiyi Güneş'ten almanın yollarını bulmuşlar.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><strong><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Sağlığın biyoenerjisi ile şu şekilde çalışabilirsiniz:</span></strong></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><em><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Toplu oturum. Kişi çemberin merkezine oturur ve uzmanlar, grubun geri kalanının yönlendirilmiş enerjilerinin yardımıyla onun enerjisini dönüştürürler.</span></em></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><em><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Fotoğraflar. Burada seans hastanın bizzat katılımı olmadan gerçekleştirilir.</span></em></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><strong><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Uzaktan (düşüncenin yönlendirmesiyle).</span></strong></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><em><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Ders. Uzman, enerjisini belli bir şeye verir ve ardından hastanın hasarlı kabuğunu bununla iyileştirir. Bu işlem bizzat yapılabildiği gibi fotoğraf yoluyla da yapılabilir.</span></em></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bakış atmak. Şifa, biyoenerji uygulayıcısıyla uzun süreli görsel temas yoluyla gerçekleşir. Bu durumda bakışları aracılığıyla enerjisini sorunlu bölgelere yönlendirir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><strong><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Nefes almak. Uzman, hastaya sıcak hava vererek onun biyoalanını da etkiler ve düzeltir.</span></strong></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><em><strong><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Biyoenerji ile sağlık iyileştirme şu gibi sorunlarda kullanılabilir:</span></strong></em></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Jinekolojik. Enerjilerle çalışmak, organ ve rahim hastalıklarının iyileşmesine yardımcı olur, kısırlık, erozyon vb. sorunları çözer.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Alkolizm. Uzman hastanın enerjisini geri kazandırır, böylece bağımlılık ortadan kalkar.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Sırt ağrısı. Şifacı, insan vücudundaki belirli yerlere enerji yönlendirebilir ve bu sayede herhangi bir ağrının ortadan kalkmasını sağlayabilir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Solunum sistemi patolojileri. Biyoenerji boğazdaki tümörleri yok eder, sinüzit, astım gibi sorunları ortadan kaldırır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><em><strong><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Kardiyovasküler patolojiler. Terapi göğüs ağrısını hafifletir, hipertansiyon, hipotansiyon ve koroner kalp hastalığının tedavisine yardımcı olur.</span></strong></em></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><em><strong><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Sindirim sorunları, çeşitli alerjiler, işitme ve görme sorunları, tiroid hastalıkları.</span></strong></em></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Sağlık biyoenerjisi ile hangi kişiler çalışabilir? Öz şifa için esas olan, enerji sistemlerinin varlığını ve kişinin bunları etkileme yeteneğini fark etmektir. Bu güçleri kullanabileceğinizden emin olmanız gerekir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><em><strong><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Hizmet hakkında daha fazla bilgi edinmek için deryaberilakcali@gmail.com üzerinden yazabilir 0541 3529117 numaralı telefonu arayabilirsiniz … Whatsapp üzerinden sürekli iletişim halindeyiz...</span></strong></em></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 10 Mar 2025 17:15:50 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://sonpostagazetesi.com/images/kullanicilar/2025/03/derya-beril-akcali-1742902130.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>YEDİ ANA ÇAKRAYI ANLAMAK</title>
                <category>DERYA BERİL AKÇALI</category>
                <link>https://sonpostagazetesi.com/makale/yedi-ana-cakrayi-anlamak-104</link>
                <author>deryaberilakcali@gmail.com (DERYA BERİL AKÇALI)</author>
                <guid>https://sonpostagazetesi.com/makale/yedi-ana-cakrayi-anlamak-104</guid>
                <description><![CDATA[YEDİ ANA ÇAKRAYI ANLAMAK]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">1. Kök Çakra (Muladhara)</span></span></strong></p>

<p><em><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Yer: Omurganın tabanı (kuyruk sokumu bölgesi)</span></span></em></p>

<p><em><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Renk: Kırmızı</span></span></em></p>

<p><em><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Element: Toprak</span></span></em></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Sembolizm: İstikrar, güvenlik, temel, topraklama</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Fiziksel Özellikler: Omurga, bacaklar, ayaklar, kemikler, bağışıklık sistemi</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Duygusal Yönler: Topraklanmışlık, hayatta kalma içgüdüleri, güvenlik, aidiyet duygusu</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Manevi Yönler: Fiziksel dünyayla bağlantı, yaşam tarafından desteklendiğinizi hissetme</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Dengesizlik Belirtileri: Endişe, korku, yorgunluk, uyuşukluk, maddi istikrarsızlık, kendinden veya çevreden kopukluk hissi.</span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">2. SAKRAL ÇAKRA (SWADHİSTHANA)</span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Yer: Alt karın, göbek deliğinin altında</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Renk: Turuncu</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Element: Su</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Sembolizm: Yaratıcılık, zevk, duygusal refah</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Fiziksel Görünüm: Üreme organları, alt sırt, kalçalar</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Duygusal Yönler: Tutku, arzu, yakınlık, neşe, duygusal ifade</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Manevi Yönler: Akış, duygusal zeka, kişisel yaratıcılık, yaşam gücü enerjisi</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Dengesizlik Belirtileri: Yaratıcı engeller, duygusal uyuşukluk, yakınlık korkusu</span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">3. SOLAR PLEKSUS ÇAKRA (MANİPURA)</span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Yer: Üst karın, mideye yakın</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Renk: Sarı</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Element: Ateş</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Sembolizm: Kişisel güç, öz saygı, güven</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Fiziksel Yönleri: Sindirim sistemi, mide, metabolizma, böbrek üstü bezleri</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Duygusal Yönler: İrade, öz değer, motivasyon</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Manevi Yönler: Dönüşüm, tezahür, içsel güç, öz disiplin</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Dengesizlik Belirtileri: Düşük öz saygı, sindirim sorunları, motivasyon eksikliği, güçsüz hissetme, karar vermede zorluk</span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">4. KALP ÇAKRASI (ANAHATA)</span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Yer: Göğüsün ortası, kalbin yakınında</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Renk: Yeşil (bazen pembe olarak da gösterilir)</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Element: Hava</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Sembolizm: Sevgi, şefkat, bağlantı, bağışlama</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Fiziksel Özellikler: Kalp, akciğerler, dolaşım sistemi</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Duygusal Yönler: Empati, bağışlama, şefkat</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Manevi Yönler: Koşulsuz sevgi, öz sevgi, başkalarıyla bağlantı</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Dengesizlik Belirtileri: Sevgi verme veya almada zorluk, keder, kalp ağrısı, izolasyon, kızgınlık, kıskançlık</span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">5. BOĞAZ ÇAKRASI (VİSHUDDHA)</span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Y<em>er: Boğaz </em></span></span></p>

<p><em><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Renk: Mavi</span></span></em></p>

<p><em><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Element: Eter</span></span></em></p>

<p><em><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Sembolizm: İletişim, ifade, özgünlük</span></span></em></p>

<p><em><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Fiziksel Görünüm: Boğaz, boyun, tiroid bezi</span></span></em></p>

<p><em><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Duygusal Yönler: Kendini ifade etme, gerçeği söyleme, dinleme becerileri</span></span></em></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Manevi Yönler: Gerçeğinizi konuşmak, iç sesinizi dinlemek</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Dengesizlik Belirtileri: Konuşma korkusu, kendini ifade etmede zorluk, boğaz sorunları, iletişim kopuklukları</span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">6. ÜÇÜNCÜ GÖZ ÇAKRASI (AJNA)</span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Yer: Kaşların arası, alın bölgesi</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Renk: Çivit mavisi veya koyu mavi</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Element: Işık</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Sembolizm: Sezgi, içgörü, içsel bilgelik, hayal gücü</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Fiziksel Özellikler: Beyin, gözler, hipofiz bezi</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Duygusal Yönler: Düşünce netliği, hayal gücü, sezgi</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Ruhsal Yönler: Fiziksel ötesi algı, yüksek bilinçle bağlantı</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Dengesizlik Belirtileri: Netlik eksikliği, kafa karışıklığı, odaklanma eksikliği, baş ağrıları, sezgilere erişimde zorluk</span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">7. TAÇ ÇAKRA (SAHASRARA)</span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Yer: Başın üstü</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Renk: Menekşe veya beyaz</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Element: Düşünce, bilinç</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Sembolizm: Manevi bağlantı, aydınlanma, ilahi varlık</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Fiziksel Yönleri: Beyin, sinir sistemi, epifiz bezi</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Duygusal Yönler: Mutluluk, ruhsal uyanış, birlik bilinci</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Manevi Yönler: Birlik, aydınlanma, ilahi olanla bağlantı</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Dengesizlik Belirtileri: Kendinizden ve maneviyatınızdan kopukluk, kaybolmuş hissetme, dar görüşlülük, depresyon.</span></span></p>

<p><strong>Derya Beril AKÇALI</strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 01 Mar 2025 13:19:40 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://sonpostagazetesi.com/images/kullanicilar/2025/03/derya-beril-akcali-1742902130.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>HOŞ GELDİN RAMAZAN</title>
                <category>MURAT AVCI</category>
                <link>https://sonpostagazetesi.com/makale/hos-geldin-ramazan-103</link>
                <author>avci.murat@gmail.com (MURAT AVCI)</author>
                <guid>https://sonpostagazetesi.com/makale/hos-geldin-ramazan-103</guid>
                <description><![CDATA[HOŞ GELDİN RAMAZAN]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Şimdi nerede o eski Ramazanlar diye başlasam yazıma siz ne diyor bu adam diye söyleneceksiniz belki. Yazıyı okumaya başladığınızda bana ne kadar çok hak vereceğinize inanıyorum.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Çocukluğumdan beri Ramazan ayı beni çok heyecanlandırır. Ramazan başlamadan bir hafta önce hazırlıklar başlar. Bakkallar, manavlar, çarşı pazar neşe içinde insanlar alış-veriş yaparlardı.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">&nbsp;Ramazan geldiğinde ise evlerde yemekler pişer sofralar hazırlanır, komşuluk ve dostluk paylaşımı için de az uz ne varsa paylaşılırdı. Sofralara bir tabak fazla konurdu onun da sahibi gelir diye. Herkes sofrasında misafir beklerdi davetli veya davetsiz. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Komşular bir araya gelir Allah ne verdiyse sofraya getirilir. Sofralar zenginleşirdi. Her gün bir başka komşuda ya da mahallenin bir ucundan bir ucuna sofralar kurulur komşular ve davetliler gelir neşe içinde dualarla, top ve ezan sesleri arasında iftarımızı yapardık.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Büyük abiler ve amcalar bize karagöz - hacivat oyunlarını anlatırdı. Bazen evlerde anneler ve teyzeler toplanıp müzik ziyafeti&nbsp; çekerken bizlerde&nbsp; abiler ve ablalarla meydandaki ip cambazları, hokkabazlar, kukla gösterisine katılır . Macun, horoz şekerler ve kağıt helvalar yerdik...</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Sahurda cama çıkıp davulcunun söylediği manileri dinlerdik. Dualar okunur sevinçle sahur hazırlıkları yapardık. Sahur için annem komşumuzu çağırırdı.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Eskiden sahurda çalan davullar, söylenen maniler ve yanan lambalar. Şimdi sahurda davulcular mani söylemiyor dahası geçmiyorlar bile camdan ezan sesi yerine televizyona bakıyoruz...&nbsp; İftar yemeklerini neredeyse konuk çağırmadan yapıyoruz. Sahura davulcu yerine cep telefonunun alarmı ile kalkıyoruz..</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Artık Ramazan ayının özündeki ruhu hissetmiyoruz..</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">İnsanların Ramazan ayına saygısı gittikçe azalıyor. Bırak oruç tutmayanları, oruç tutanlara karşı saygısı tamamen yok olmuş...&nbsp; O nedenle hey gidi Ramazanlar diyorum.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 26 Feb 2025 17:00:18 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://sonpostagazetesi.com/images/kullanicilar/daff7014c2e4ac53ab74ee786481ee5a.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>BİLİNÇALTI KODLARI VE BİLİNÇALTI KODLARIN TOPLUMA ETKİLERİ</title>
                <category>DERYA BERİL AKÇALI</category>
                <link>https://sonpostagazetesi.com/makale/bilincalti-kodlari-ve-bilincalti-kodlarin-topluma-etkileri-102</link>
                <author>deryaberilakcali@gmail.com (DERYA BERİL AKÇALI)</author>
                <guid>https://sonpostagazetesi.com/makale/bilincalti-kodlari-ve-bilincalti-kodlarin-topluma-etkileri-102</guid>
                <description><![CDATA[BİLİNÇALTI KODLARI VE BİLİNÇALTI KODLARIN TOPLUMA ETKİLERİ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bilinç insanoğlunun ilk uyarımları almaya başlaması ile işlerlik kazanan ve ömrünün sonuna kadar devam eden farkında olma faaliyetleridir. Bir başka deyişle çevresindeki varlıkları ve kavramları algılaması ve anlamasıdır. </span></span></strong></p>

<p><em><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bilinçaltı için ise çevremizdeki görüntü, ses, mesaj gibi uyarımların farkında olmadan insan zihnine yerleşmesidir diyebiliriz. Bilinçaltı zihni beynimizin kara kutusu’na benzetebiliriz, nitekim bilinçaltı zihin doğumdan ölüme kadar tüm yaşananları, çevremizdeki gördüğümüz, duyduğumuz bütün her şeyi kayıt eder.</span></span></em></p>

<p><strong><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">&nbsp;İnsanlar çok uzun yıllar öncesinden beri diğer insanları, grupları ya da toplumları etkilemek, kendi istekleri doğrultusunda hareket ettirmek için çok farklı teknikler kullanmışlar ve her geçen gün bu tekniklere yenilerini eklemeye çalışmaktadırlar. </span></span></strong></p>

<p><em><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bütün bu tekniklerin altında ise bilimsel çalışmalar yatmakta, insanların psikolojik, nörolojik ve sosyal yapıları göz önünde bulundurularak bilinçaltına mesajın en etkin şekilde gönderilmesi sağlanmaktadır. Kitle iletişim araçlarının artması ve gelişmesi ile birlikte kaynak tarafından alıcıya iletilmek istenen mesajlar çok uzak mesafelerden bile eşzamanlı olarak gönderilebilmektedir. </span></span></em></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bu durum her ne kadar kolay ve hızlı olmayı beraberinde getirse de bazı olumsuzluklar ortaya çıkabilmektedir. Bu sorunlardan birisi de bilinçaltımıza gönderilen mesajlardır, her an bilinçaltı mesajlara maruz bırakılabiliyoruz. Birçok kitle iletişim araçları; internet, filmler, şarkılar, reklâmlar, kitap, gazete, televizyon, bilgisayar kısacası iletişim kurmak için kullanılan kanalların her biri belli bir amaca yönelik komutları beyine taşıyıp, istenilen şeyleri yaptırmaya ya da açlık, susuzluk, cinsellik ve bir istek gibi içsel duyguları uyandırmaya yönelik olarak bilinçaltına mesajlar göndermek için kullanılabilmektedir.</span></span></p>

<p><em><strong><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">&nbsp;Bu bağlamda bilinçaltına gönderilen mesajların araştırılmasının önemi de ortaya çıkmaktadır, nitekim günümüzde kitle iletişim araçları ile gönderilen ve insanların bilinçaltına yerleşen etik değerler ile örtüşmeyen ya da ihtiyacı olmadan tüketime sevk eden mesajlar bireyleri ve toplumu olumsuz yönde etkileyebiliyor. Bu çalışma da öncelikli olarak konumuzla ilgili kaynak taraması yapılmış, bilinçaltı mesajlar içeren film, çizgi film, reklâm ve bilgisayar oyunları araştırılmıştır. </span></span></strong></em></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bu çalışma bilinçaltına gönderilen olumsuz mesajlar ile sınırlandırılmıştır. Çalışmamızın amacı bilinçaltına gönderilen olumsuz mesajların hangi kanal ve teknikler ile gönderildiğini tespit edip, bu olumsuzlukları bireysel ve kurumsal olarak önleyebilmenin ya da en alt düzeye indirmenin yollarını aramaktır.</span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:16px">Derya Beril AKÇALI</span></strong></p>

<p><span style="font-size:16px">Yazar-Klişki Koçu-Astrolog,Kozmik Enerji,Paranik,İleri Seviye Şifa ugulayıcı</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 12 Feb 2025 12:17:35 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://sonpostagazetesi.com/images/kullanicilar/2025/03/derya-beril-akcali-1742902130.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>PARANİK ŞİFA NEDİR, NASIL ÇALIŞIR, FAYDALARI NELERDİR?</title>
                <category>DERYA BERİL AKÇALI</category>
                <link>https://sonpostagazetesi.com/makale/paranik-sifa-nedir-nasil-calisir-faydalari-nelerdir-101</link>
                <author>deryaberilakcali@gmail.com (DERYA BERİL AKÇALI)</author>
                <guid>https://sonpostagazetesi.com/makale/paranik-sifa-nedir-nasil-calisir-faydalari-nelerdir-101</guid>
                <description><![CDATA[PARANİK ŞİFA NEDİR, NASIL ÇALIŞIR, FAYDALARI NELERDİR?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><em><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Pranik şifada prana veya yaşam enerjisinin akışını sembolize eden, etrafını yumuşak ve parlayan bir ışıkla saran, meditasyon yapan veya farkındalık uygulayan bir kişinin çizimi.</span></span></em></p>

<p><strong><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">&nbsp;Pranik şifa nedir ve nasıl çalışır?</span></span></strong></p>

<p><strong><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Pranik Şifa Nedir?</span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Pranik Şifa olarak bilinen büyüleyici bir uygulamadan hiç duydunuz mu? Aslında, bu tamamen enerjinin inanılmaz gücüne erişmekle ilgilidir! Vücudun kendini iyileştirme yeteneğine sahip olduğu fikrine dayanan bir enerji şifa tekniğidir. Vücudun şifa yeteneğini artırmak için Prana'yı kullanır. Bu yöntem dünya çapında birçok kişi tarafından uygulanmaktadır ve son derece etkili olduğu bulunmuştur.</span></span></p>

<p><em><strong><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Peki, Prana tam olarak nedir? Prana, "Yaşam Gücü" anlamına gelen Sanskritçe bir kelimedir, bizi çevreleyen görünmez enerjidir. Düşünceler ve duygular dahil evrendeki her şey tamamen enerjiden oluşur. İlişkiler ve finans gibi şeyler bile enerji kalıpları olarak kabul edilir. Şimdi harika kısım şu - bu enerjiyi gerçekten hissedebilir ve hatta etkileyebiliriz! </span></span></strong></em></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Pranik Şifa, insanların da bu enerjiyi hissedebileceğini ve etkileyebileceğini öğretir!</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">İnsan Enerji Sistemi</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">İnsan Enerji Sistemi, vücuttaki enerji akışını düzenleyen aura, çakralar ve meridyenlerden oluşur. Zihnimizi, bedenimizi ve duygularımızı dengede tutan şeydir.</span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">1. Aura: Enerji Bedeni</span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Fiziksel bedeninizi çevreleyen bir enerji baloncuğu hayal edin, tıpkı kişisel güç alanınız gibi. Bu sizin auranızdır. Genellikle enerji bedeni olarak adlandırılır. Fiziksel, duygusal ve zihinsel refahınızı dengeleyen bir kalkan gibi davranır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Sağlıklı ve mutlu hissettiğimizde auramız parlak bir şekilde parlar, ancak stresli veya üzgün hissettiğimizde sönükleşir. Temel olarak auramız, içimizde olup bitenlerin, düşüncelerimizin ve duygularımızın bir yansımasıdır.</span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">2. Çakralar: Enerji Merkezleri</span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Çakralar, omurga boyunca, tabandan başın tepesine kadar uzanan dönen enerji çarklarıdır. Yedi ana çakra vardır . Her çakra vücudumuzun farklı yönleriyle bağlantılıdır. Bu çakralar, enerjiyi vücutta düzenler ve dağıtır, duygularımızı, sağlığımızı ve genel dengemizi etkiler. Bu çakralar dengeli ve açık olduğunda, enerji serbestçe akar ve kendimizi uyumlu ve enerjik hissederiz. Ancak bunlar engellenirse veya dengesizleşirse, fiziksel veya duygusal sorunlara yol açabilir veya bunları ortaya çıkarabilir.</span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">3. Meridyenler: Enerji Yolları</span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Meridyenler, su taşıyan nehirlere benzer şekilde, vücudun her yerinde akan görünmez kanallardır. Çakralardan ve auradan her hücreye ve organa prana taşırlar. Dengeli enerji yolları, yaşam gücünün geçişini yumuşatarak tüm sistemi besler. Ancak, tıkanıklıklar prananın akışını bozabilir ve etkilenen bölgelerde rahatsızlığa veya hastalığa neden olabilir. Sonuç olarak, bu enerji yollarının tıkanıklığını açmak genel refahı iyileştirebilir ve hem fiziksel hem de duygusal olarak yardımcı olabilir.</span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Pranik Şifa Nasıl Çalışır?</span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Pranik Şifa, vücudunuzun enerji alanını, yani aurayı temizleyerek ve yeniden şarj ederek çalışır. Auranızı berrak, akan bir dere gibi hayal edin. Su temiz ve serbestçe aktığında, etrafındaki bitkileri ve hayvanları besler. Ancak hayat bize öfke, üzüntü veya stres gibi olumsuz duygular attığında, bu dereye toksinler dökmek gibi olabilir. Bu, suyu kirletebilir, yavaşlatabilir ve hayatın gelişmesini zorlaştırabilir.</span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Pranik Şifa, tıpkı akıntıyı temizlemek gibidir. Peki, nasıl çalışır? Aslında, 3 adımlı bir süreçtir:</span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Akışta herhangi bir tıkanıklık veya durgunluk olup olmadığını kontrol edin: Bu, enerji alanınızı herhangi bir tıkanıklık açısından taramaya çok benzer.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Kirleticileri ve toksinleri gidermek için akıntıyı temizleyin: Bu adım, tüm olumsuz enerjiyi ortadan kaldırır ve enerji kanallarınızdaki tıkanıklıkları temizler.</span></span></p>

<p>Derya Beril AKÇALI</p>

<p>Yazar, ilişki koçu,astrolog,kozmik</p>

<p>enerji,paranik,,ileri seviye şifa ugulayıcı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 31 Jan 2025 14:47:52 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://sonpostagazetesi.com/images/kullanicilar/2025/03/derya-beril-akcali-1742902130.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>GEZEGENLERİ VE BURÇLAR</title>
                <category>DERYA BERİL AKÇALI</category>
                <link>https://sonpostagazetesi.com/makale/gezegenleri-ve-burclar-100</link>
                <author>deryaberilakcali@gmail.com (DERYA BERİL AKÇALI)</author>
                <guid>https://sonpostagazetesi.com/makale/gezegenleri-ve-burclar-100</guid>
                <description><![CDATA[GEZEGENLERİ VE BURÇLAR]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px"><em><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">2025'te, altı büyük gezegende nadir görülen bir göksel kavuşma meydana gelecek. Satürn, Venüs, Merkür, Güneş, Rahu ve Ay, 30 Mart 2025'te Balık burcunda birleşecek. 13 Nisan'a kadar, Venüs ve Merkür'ün gerileyeceği beş gezegen Balık burcunda ikamet edecek. Bu olağanüstü olay, en son 1968'de görülen ve 29 Mart'taki kısmi Güneş tutulması ile güçlenen Balık burcunda Satürn-Rahu kavuşumunda gerçekleşecek.</span></em></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><strong><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">MERKÜR</span></strong></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Her yıl olduğu gibi, Merkür 2025'te 3 kez retroda olacak. İlk retro aşaması 15 Mart'ta Koç burcunda başlar ve 7 Nisan'da Balık burcunda sona erer. İkinci aşama, 18 Temmuz ile 11 Ağustos tarihleri arasında Aslan burcunda gerçekleşir. Üçüncü ve son retro, 9 Kasım'da Terazi'de başlar ve 29 Kasım'da Akrep'te sona erer. Merkür retro aşamaları, ilişkilerimizi ve iletişimimizi oldukça olumsuz etkileyebilir. Dikkatli olmamız gereken zamanlardır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><strong><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">VENÜS</span></strong></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><em><strong><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">2 Mart 2025'te Koç'ta Venüs retrosu başlıyor. 13 Nisan'da Balık burcunda sona erecek. Venüs retrosu, yaratıcı arayışlarımızı ve benliğimizi ifade etmemizi yeniden düşünmemiz, yeniden hizalamamız ve canlandırmamız için bir fırsat zamanıdır.</span></strong></em></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><strong><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">MARS</span></strong></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Mars, 6 Aralık 2024'te Aslan burcunda retroya başladı ve 24 Şubat 2025'te, yaklaşık üç ay süren geçişi ile Yengeç burcunda doğrudan seyrine başlayacak. Mars'ın geri dönüşü, hayatımızı oldukça gergin hale getirir; her zamankinden daha da sabırsız davranışlar içinde oluruz. Yılın bu zamanlarında sık sık duygusal patlamalar ve dürtüsel eylemler yaşayabiliriz.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><strong><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">JÜPİTER</span></strong></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><em><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">İyi şansın gezegeni Jüpiter, 9 Ekim 2024'te retroya başladı ve 4 Şubat 2025'te İkizler'de doğrudan seyrine başlıyor. Jüpiter'in, 11 Kasım 2025'te başlayıp 11 Mart 2026'da Yengeç burcunda sona eren başka bir retro aşaması olacak. Jüpiter'in retro döngüleri, fiziksel hayatımızdan ziyade daha içsel ve duygusaldır. Bu, içsel çalışma ve kendini yansıtma zamanı olacaktır. Kalbimizin sesini duymamız gereken zamanlardır.</span></em></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><strong><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">SATÜRN</span></strong></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><strong><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Satürn, 13 Temmuz 2025'te Koç burcunda retroya başlıyor ve 28 Kasım 2025'te Boğa burcunda geri hareketini sona erdiriyor. Satürn retrosunun yolumuza engeller çıkardığı bilinmektedir. Dua, spor ve meditasyon çalışmaları yapmak, kendimizi şifalandırmak için iyi bir zaman döngüsüdür.</span></strong></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><strong><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">DIŞ GEZEGENLER</span></strong></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><strong><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">URANÜS</span></strong></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">1 Eylül 2024'te retroya başlayan Uranüs, 30 Ocak 2025'te Boğa'da sona eriyor. Uranüs'ün retrosunun ikinci aşaması 6 Eylül 2025'te başlar ve yaklaşık 150 gün süren bu süreç, 4 Şubat 2026'da sona erer. Retroda Uranüs, bize ilişkilerimizde uzlaşma şansı verir. Yaşamla ilgili bakış açımızda değişim ve köklü bir değişiklik olacağı zamanlardır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><strong><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">NEPTÜN</span></strong></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Neptün, 4 Temmuz 2025'te retroya başlar ve 10 Aralık 2025'te Balık burcunda doğrudan seyrine devam eder. Beş aylık bu dönem, mistik bir yolculuk aynı zamanda sezgimizin önemini fark edeceğimiz, gizli gerçekleri ortaya çıkaracak ve yanılsamaların farkındalığı ile belirsizlik enerjileri getirecektir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><strong><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">PLÜTON</span></strong></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><strong><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Plüton, Balık burcunda 4 Mayıs - 15 Ekim 2025 arasındadır. Bu aşama, güç mücadelelerini ve ilişkiler ile ilgili konularda sınırlamaları, alma-verme dengesini sağlamanın farkındalığını getiren bir zaman dilimidir.</span></strong></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><strong><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">KOVA BURCU </span></strong></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><em><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Bu hafta iddiali ve analizci yonlerinizi ortaya koymak, cesur ve girisimci davranmak isteyeceksiniz.. Ayrica cekiciliginizin yukseldigi ve ask hayatinizinda olacagi guzel bir hafta, genel anlamda iliski odakli kararlar ve adimlar sizi mutlu edebilir. Is konusunda ise cok yonlu gelismeler sizi karar vermekte her ne kadar zorlasada, sans sizinle... </span></em></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><strong><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">BALIK BURCU </span></strong></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Bu hafta ask aile yuva&nbsp; kavramlariyla daha fazla mesgul olmanizi gerektirecek olaylarla karsilasabilir, tatli yorgunluklar yasayabilirsiniz,, sosyal konular ise zihninizi her zamankinden daha fazla mesgul etsede emekleeinizin karsiligini almak icin dogru bir surectesiniz.Ektiginizi bicmekten keyif alacaginiz dolu dolu bir hafta sizi bekliyor.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 24 Jan 2025 14:26:54 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://sonpostagazetesi.com/images/kullanicilar/2025/03/derya-beril-akcali-1742902130.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>11-17 OCAK 2025 HAFTASI BURC YORUMLARI</title>
                <category>DERYA BERİL AKÇALI</category>
                <link>https://sonpostagazetesi.com/makale/11-17-ocak-2025-haftasi-burc-yorumlari-99</link>
                <author>deryaberilakcali@gmail.com (DERYA BERİL AKÇALI)</author>
                <guid>https://sonpostagazetesi.com/makale/11-17-ocak-2025-haftasi-burc-yorumlari-99</guid>
                <description><![CDATA[11-17 OCAK 2025 HAFTASI BURC YORUMLARI]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px"><strong><em><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Merhaba sevgili okurlarım. Bugünden itibaren haftada bir sizlerle bu köşemde buluşacağız. Burçlarla ilgili konuşup, sizlere burçların haritasını çıkaracağım. Tabii siz de merak ettiklerinizi bana yazabilirsiniz…&nbsp; 2025’in burçlarına birlikte bir göz atalım o zaman…</span></em></strong></span></p>

<p><span style="color:#ffffff"><span style="font-size:16px"><strong><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="background-color:#c0392b">KOÇ BURCU </span></span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Koc burcu haftaya daha olumlu gecisler yapacak,Ayrica sagduyu ve sorumluluk duygulari artacak.. Parasal konulardada sans sizden yana cok guzel firsatlar yakalayacaklar. Guclu enerjilerin etkisi altinda kendinizi daha iyi hissedeceksiniz. Yenilenmelere acik ve destek vermeyen kisileri hayatnizdan cikarma odakli olacaksiniz.. </span></span></p>

<p><span style="color:#ffffff"><span style="font-size:16px"><strong><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="background-color:#c0392b">BOĞA BURCU </span></span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><em><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Bu hafta basarinin zirvesini yasayacaksiniz. Arkadaslik dostluk ve aile iliskileri son derece onemli olacak, ortakli kararlardan cok guzel kazanclar saglayacaksiniz, Sosyal statunun one ciktigi insanlarla bir arada olmaya ozen gostereceksiniz. </span></em></span></p>

<p><span style="color:#ffffff"><span style="font-size:16px"><strong><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="background-color:#c0392b">İKİZLER BURCU </span></span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Ikizler sosyal calismalar ve atilimlar&nbsp; icin yeni baslangiclar yapacaksiniz. Sevdiginiz islerde daha basarili oldugunuzu farkedeceksiniz. Miras ve gecmisden gelen maddi konular gundeminizde olacak.. Bol seyahatli bir hafta sizi bekliyor.. </span></span></p>

<p><span style="color:#ffffff"><span style="font-size:16px"><strong><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="background-color:#c0392b">YENGEC BURCU </span></span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Bu hafta ask yengeclerin yuzune gulecek, Aniden calinan kapilar karsi cinsin etkileyici konusmalari gundeme gelecek. Is konusunda daha dikkatli olunmasi gerekecek ani bitisler olabilir.Bu hafta radikal kararlar almaniz gerekebilir... </span></span></p>

<p><span style="color:#ffffff"><span style="font-size:16px"><strong><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="background-color:#c0392b">ASLAN BURCU </span></span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><strong><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Aslanlar bu hafta ruhsal gelisimine daha fazla onem vermeye baslayacak, zor zamanlar bitiyor, artik rahatlama zamani, Kariyer ve meslek hayatiniz canlaniyor fakat askta ofkenizi kontrol altinda tutmaniz gerekebilir sakin kalmaya ozen gosterin... </span></strong></span></p>

<p><span style="color:#ffffff"><span style="font-size:16px"><strong><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="background-color:#c0392b">BAŞAK BURCU </span></span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Basaklar bu hafta sakin ve duygu karmasi icinde girecekler ask hayatini kusursuz yasamak isteyecek ozen gosterecek, temkinli davranmak zorunda kalacaksiniz. Cevreden gelen onerilerle onunuz acilacak ve basarili bir haftaya adim atmis olacaksiniz.. </span></span></p>

<p><span style="color:#ffffff"><span style="font-size:16px"><strong><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="background-color:#c0392b">TERAZİ BURCU </span></span></strong></span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:16px"><em><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Aile, yuva, finans konulari bu hafta gundeminizde olacak, Ruhsal enerjinizin bir hayli yuksek oldugu bir doneme giris yaptiniz ve manevi yonleriniz oldukca guc kazanacak, yatirimlariniz konusunda aile ici birlesmeler saglanacak. </span></em></span></strong></p>

<p><span style="color:#ffffff"><span style="font-size:16px"><strong><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="background-color:#c0392b">AKREP BURCU </span></span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Akrepler bu haftaya ask ve evlilik konusunda olumlu acilar alarak gecireceksiniz. Ciddi dusunmeyen akrepler ise iliskilerini bitirme karari alabilirler. Liderlik ozellikleri her zamanki gibi on planda olacak, yatirimlar konusunda bol sansli bir hafta olacak&nbsp; .. </span></span></p>

<p><span style="color:#ffffff"><span style="font-size:16px"><strong><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="background-color:#c0392b">YAY BURCU </span></span></strong></span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Yay burclari icin enerji&nbsp; dolu bir hafta, yeni arkadasliklar yeni isler ve yeni kazanc kaynaklarina acik olacaksiniz. Maddi konularda rahatlayacak, basarili bir calisma temposuna gireceksiniz.parasal konularda sans yukselis sizden yana.Askta gercek duygularinizi tarmak isteyeceksiniz... </span></span></strong></p>

<p><span style="color:#ffffff"><span style="font-size:16px"><strong><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="background-color:#c0392b">OĞLAK BURCU </span></span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><em><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Oglaklar bu hafta bomba gibi giris yapiyorsunuz, Herseyin zorunu secmeyi seviyorsunuz, her alanda basari ust seviyelerde olacak, partnerinizle gireceginiz is ortakliklarinda Maddi kazanclar saglayacaksiniz. Aski yogun duygularla yasayacaginiz bir haftadasiniz.. </span></em></span></p>

<p><span style="color:#ffffff"><span style="font-size:16px"><strong><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="background-color:#c0392b">KOVA BURCU </span></span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Kovalar bu hafta cesur ve radikal kararlar alacaksiniz. Agresif ruh halinizin yerini kararlilik alacak, degisim donusumlerin oldugu bir hafta sizi bekliyor, ayrica kendinizi rahat ve huzurlu hissedeceksiniz. Duygusal yasanti ve istemposu yogunlugu artacak. </span></span></p>

<p><span style="color:#ffffff"><span style="font-size:16px"><strong><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="background-color:#c0392b">BALIK BURCU </span></span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Baliklar bu hafta yasantilarina renk katacak insanlarla tanismak icin acik olacaklar, Ve cesaretli&nbsp; davranarak konulara daha iyi odaklanacaginiz bir hafta olacak, sosyal aktivitelelriniz artiyor, iliskileriniz gucleniyor.iliskilerinize belli mesafeler getirermek isteyeceksiniz...</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><strong><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Derya Beril AKÇALI</span></strong></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 11 Jan 2025 14:23:19 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://sonpostagazetesi.com/images/kullanicilar/2025/03/derya-beril-akcali-1742902130.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>GÜLE GÜLE FERDİ BABA</title>
                <category>MURAT AVCI</category>
                <link>https://sonpostagazetesi.com/makale/gule-gule-ferdi-baba-98</link>
                <author>avci.murat@gmail.com (MURAT AVCI)</author>
                <guid>https://sonpostagazetesi.com/makale/gule-gule-ferdi-baba-98</guid>
                <description><![CDATA[GÜLE GÜLE FERDİ BABA]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><em><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Unutulmaz şarkılarıyla gönüllere taht kuran ve milyonlarca hayran kitlesine sahip olan usta sanatçı Ferdi Tayfur 79 yaşında tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitirdi. &nbsp;Büyük usta, Ferdi Tayfur’un ölüm haberini alınca, gözlerim doldu… Olduğum yere yığılıp kaldım. Onun şarkılarıyla büyüdük ve onun şarkılarıyla topladığımız o anlılarla bu güne geldik…</span></span></em></p>

<p><em><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Milyonların kalbinde özel bir yere sahip olan sanatçının şarkıları ve kendine has yorumu, nesiller boyunca dinlenerek hafızalarda yer edinmişti. O kadar çok seveni vardı ki… Cenaze töreninde de bu sevgi seline tanık olduk.Camii avlusu deyim yerindeyse mahşer gibiydi. Elinde pankart ve atkısını alan 70’den 70’e kadar herkes camii avlusuna toplanıp Ferdi babalarını son yolculuğunda yalnız bırakmadılar…</span></span></em></p>

<p><em><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">PEKİ FERDİ TAYFUR KİMDİR?</span></span></em></p>

<p><em><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Adını babasının hayrana olduğu dublaj sanatçısı Ferdi Tayfur'dan alan arabesk müziğin güçlü ismi Ferdi Tayfur Turanbayburt, 15 Kasım 1945'te Adana'da dünyaya geldi. Toplamda dokuz defa Altın Plak Ödülü kazanan sanatçı sinema filmlerinde de yer alan kendi yazdığı şarkılarla ünlenmiştir. 30'dan fazla albüm ve 30'un üzerinde film yapan 1982 yılında ise kendi adına Ferdifon Plakçılık şirketini kuran sanatçı 2009 yılında da inşaat sektörüne girdi.</span></span></em></p>

<p><em><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Adana'nın Yüreğir ilçesine bağlı Taşçı köyünde doğan sanatçıya adını dublaj sanatçısı Ferdi Tayfur'un hayranı babası Cumali Bey koymuş, oğlunun eğitimine düşkün olan Cumali Bey'in pavyon çıkışı öldürülmesi ile eğitim hayatı sona eren sanatçı yoksul ve trajik bir hayat yaşadığını, babasının ölümünden sonra annesinin evlendiğini, kendisinin de okumak istediğini ancak imkanlar yüzünden bunu gerçekleştiremediğini söylemiştir. Henüz çocukluk yıllarında üvey babasının bulduğu şekerci dükkanında çıraklık yapan sanatçı okumayı iş hayatında öğrendiğini söylemiştir. Daha sonraları çiftlikte çalışarak ailesinin geçimine katkıda bulunan Tayfur aynı yıllarda düğünlerde şarkı söylerken yerel gazetede Adana Radyosu'nun müzik yarışması ilanını görür. ve yarışmaya katılır. Ancak birinciliği kazanamaz ve ikinci olur, üvey babasının engellemelerine karşı İstanbul'a gelip Lunapark Gazinosu'nda iş bulur ve Nurten İnnap'a bağlama çalmaya başlar. Daha sonra Leyla / Aşkınla Beni Öldürdün adlı ilk plağını doldurur ve bu plağından 500 lira kazanır.</span></span></em></p>

<p><em><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Bir felaketin eşiğinden dönüldü ama daha büyük bir felaket yaklaşıyor: Bütün dünyayı etkileyecek! İlk olarak 1978 yılında ortaya atıldı, ünlü filme konu oldu: Kessler Sendromu başladı mı?</span></span></em></p>

<p><em><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Bir felaketin eşiğinden dönüldü ama daha büyük bir felaket yaklaşıyor: Bütün dünyayı etkileyecek! İlk olarak 1978 yılında ortaya atıldı, ünlü filme konu oldu: Kessler Sendromu başladı mı?</span></span></em></p>

<p><em><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Tek bir sigara ortalama yaşam süresini 20 dakika kısaltıyor! ‘Her 10 yılda 2. Dünya Savaşı’nda kaybedilen kadar insan sigaradan ölüyor’</span></span></em></p>

<p><em><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Tek bir sigara ortalama yaşam süresini 20 dakika kısaltıyor! ‘Her 10 yılda 2. Dünya Savaşı’nda kaybedilen kadar insan sigaradan ölüyor’</span></span></em></p>

<p><em><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">FERDİ TAYFUR KİMDİR, NEDEN VEFAT ETTİ, KAÇ YAŞINDAYDI || Ferdi Tayfurun hastalığı neydi, kaç çocuğu var İşte usta sanatçı Ferdi Tayfurun hayatı, biyografisi ve şarkıları hakkında bilgiler</span></span></em></p>

<p><em><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Ferdi Tayfur 1968 yılında Seda Plak ile iki plaklık anlaşma yapar ancak beklenen ilgiyi görmez. Akabinde yeniden Adana'ya döner ve çiftlikteki işlerin başına geçer, diğer yandan müzik çalışmalarına devam eder ve üç yıl aranın ardından yaptığı Huzurum Kalmadı adlı plağı yayınlanır. 1973 yılında ise Görsev Plak adına yaptığı Dur Dinle Sevgilim / Kır Çiçekleri adlı 45'lik ile çıkış yakalar. Yine 1974 yılında yaptığı Yüreğimde Yara Var / Bana Gerçekleri Söyle adlı 45'lik ile adını duyurur. 1975 yılında Elenor Plak'a transfer olur. Önce Bırak Şu Gurbeti, ardından Çeşme adlı şarkısı ile adını duyurur.</span></span></em></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 04 Jan 2025 16:14:34 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://sonpostagazetesi.com/images/kullanicilar/daff7014c2e4ac53ab74ee786481ee5a.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>YOK OLDULAR BİRER BİRER</title>
                <category>MURAT AVCI</category>
                <link>https://sonpostagazetesi.com/makale/yok-oldular-birer-birer-97</link>
                <author>avci.murat@gmail.com (MURAT AVCI)</author>
                <guid>https://sonpostagazetesi.com/makale/yok-oldular-birer-birer-97</guid>
                <description><![CDATA[YOK OLDULAR BİRER BİRER]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Hemen hemen hepimizin ilkokul yıllarında kendisinden kaymaklı bisküvi ve gazoz aldığımız bakkal amcalar vardı. Hatırladınız mı? Günümüz şartlarında artık göremediğimiz ya da pek az gördüğümüz bir meslektir bakkallık. Mahalle bakkalı geniş bir kültürü ifade eden tarihi derinlikleri olan sosyal bir mekândır. Bu bakkal, kahvehane, manavlar vs yerlerde bir de çıraklar vardı. O çırak çalıştığı iş yerinde işin tüm inceliklerini öğrenirdi ustasından… Yani hayata donanımlı bir şekilde hazırlanırdı.</span></span></strong></p>

<p><em><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Peki küçük esnafın olmazsa olmazlarından olan çıraklara neler oldu?... &nbsp;Bakkallar genelde tezgâh ve terek (vitrin) sistemine dayalı dükkânlardır. Girişte, uzun tezgâhlar, üzerleri ıvır zıvır ile dolu olarak kaplanmış bir şekilde müşteriyi karşılar. Uzun bakkal tipi buzdolapları da ürün teşhirinin yanında peynir, salam, sucuk vb. yiyecek maddelerinin fazlasının depolandığı mekân olarak kullanılırdı. İstediğiniz renk çorabı veresiye olarak alabilirsiniz... Düğün, sünnet vs. şenlikler için gerekli süsleri de bakkalınızdan temin edebilirdiniz. Hemen hemen tüm bakkallarda; yuvarlak bir cam kavanozda renkli şekerler, muhtelif marka sakız kutuları bulunurdu. Ortadan ikiye yırtılmış eski gazete kâğıtları (paketleme amaçlı) bulunurdu. Bakkallık, aynı zamanda küçük mekânlara çok ve çeşitli mal sığdırma sanatıdır.</span></span></em></p>

<p><strong><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Mahalle bakkalının kese kâğıdına küçük plastik küreğiyle zeytin doldururken, bir tane alıp tadına bakmak, sonra 'güzelmiş' deyip bir tane daha almak, bakkalın 'Afiyet olsun' diye tebessümünü kim unutabilir. Ya ekmek arası kaşarla birlikte, gazoz sadeliğinde yapılan sohbetler. Daha neler neler… Eskiden bakkallar; mahallenin toplandığı, adres sorulduğu; hatta oğluna evlenmek için kız arayan kişilerin bilgi aldığı yerlerdi. Bakkal demek güven demekti.</span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Bakkalların vazgeçilmezi 'bakkal defteri' kim bilir nelere şahitlik ederdi. Eskiden vatandaş gelir deftere yazdırır ve giderdi. Daha sonra eline para geçtiğinde onu öder veya bir kısmını verir, alışverişine devam ederdi. Bakkalların defteri meşhurdur. Bakkal herkesin durumunu bilir; ama hiçbir zaman sır vermezdi. Müşteri ile bakkal arasında bir güven vardı.</span></span></p>

<p><em><strong><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Bu arada bakkal çıraklarını da unutmamak gerek. Bakkallar, yaz tatilini haylazlıkla geçirmesin diye kendisine zimmetlenen çıraklarının ödemesini ya velisine yapar; ya da ailesi, karşılığında bakkaldan bir şeyler alırdı. Çocuksa; gazoz çikolata türü şeylerle geçiştirildi. lâkin içindeki önlenemez oyun oynama dürtüsünü engelleyemeyen yaz tatili çocuğu, ara ara oyuna kaçar, patronundan bol bol fırça yerdi.</span></span></strong></em></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Ama daha sonra marketler çıktı, arkasından süper marketler… Vatandaşlar oradan kredi kartları ile alış veriş yapmaya başladı. Nakit paranız yoksa makineye takıyorsunuz, plastik paranızla alışverişinizi yapıyorsunuz. Parmağınızla makine arasındaki soğuk temastan ibaret olan bu dostluk, kartınızın limitiyle sınırlı elbette… Bakkal amcalar süpermarketler karşısında dükkânlarını markete çevirerek ayakta kalmayı denediler; ama olmadı. Bakkalların teker teker gidişiyle, mahallelerin ruhu da gitti. Bununla birlikte çıraklarda ne yazık ki tarih oldu.</span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Tabii bakkalların yanı sıra, mahalle kahvehaneleri, manav, kasaplarda kapılarına kara kilit vurdular. Oralarda çalışan çıraklarda sırra kadem bastı ne yazık ki…</span></span></strong></p>

<p><strong><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Murat AVCI</span></span></strong></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 26 Nov 2024 13:38:33 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://sonpostagazetesi.com/images/kullanicilar/daff7014c2e4ac53ab74ee786481ee5a.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ESKİDEN BİR BAŞKAYDI MAHALLE VE SOKAKLAR</title>
                <category>MURAT AVCI</category>
                <link>https://sonpostagazetesi.com/makale/eskiden-bir-baskaydi-mahalle-ve-sokaklar-96</link>
                <author>avci.murat@gmail.com (MURAT AVCI)</author>
                <guid>https://sonpostagazetesi.com/makale/eskiden-bir-baskaydi-mahalle-ve-sokaklar-96</guid>
                <description><![CDATA[ESKİDEN BİR BAŞKAYDI MAHALLE VE SOKAKLAR]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Eskiden sohbet yeriydi sokaklar… Köşe başında toplanan genç, yaşlı &nbsp;ve kadınların muhabbet yeriydi adeta… Buram buram güzellik kokan yerlerdi sokaklar… Nerede o eski sokaklar? Nereye kayboldular? Sokaklar yerlerini ne vakit labirentlere bıraktılar? Sorular, sorular, cevapsız sorular… Çıkmaz sokaklarda peşine düştüğümüz sorular…</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Bir ara beton yığınları haline gelmiş mahallelerden, cıvıltısız ve suskun sokaklardan yakınırken, “Daha neler göreceğiz?” diyerek endişelenirken dünyanın haline bakar mısınız? Bireyler, toplumlar, ülkeler, topyekün insanlık nasıl bir değişim yaşamaya başladı.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Yakın zamana kadar birbirimize, “insanlar yüz yüze konuşmuyor” diye yakınıyorduk. Aileler bile kendi içinde yüz yüze konuşmuyor; aynı evde, aynı çatı altında ama ayrı odalardan mesajlaşarak iletişim kuran anne, baba, kardeşler dönemi başladı diyorduk. Aile sohbetleri dönemi bitiyor diye karalar bağlayıp gençlerin başını telefondan kaldırmamalarından dertleniyorduk.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Bir de baktık ki, korktuğumuzdan beteri başımıza gelmiş. Bu toplumsal ve sosyal yara derinleşmiş. Ve bir büyük hamle, bir büyük darbe daha indi tepemize. İnsanlar uzaktan yönetilerek robotlaştırılırcasına, Metaverse kavramıyla ifade edilen kurgulanmış evren geldi, dayandı kapımıza.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Bu alemde her şey sanal. Sanal şehirler kuruluyor. Caddeler, mahalleler, meydanlar, yollar, sokaklar, alışveriş mekanları, eğlence ve kültür merkezleri, okullar vb sanal ortamda dijital alem oluşturuluyor. Daha şimdiden ülkelerin şehirlerinde arazi ve mekanlar satışa sunuldu bile. Bu gelişmeler ile insanlar birbirlerinin gerçekliğinden kopacak. İnsani duyarlılık, insani vasıflar ve insani sıcaklık tümüyle aranır olacak.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">“Nerde o eski sokaklarımız?” diyorum. Çocukluğumun ve gençliğimin mahallesini, sokaklarını yeniden yeniden gözümün önünde canlandırıyorum.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">O sokak ve mahallelerde bakkal, berber, kasap, manav kahvehaneler vardı. O mahalle ve sokaklarda yukarıda ifade ettiğim gibi candan muhabbetler vardı. Sevgililerin beklediği o sokak başı beklemeler ve daha neler neler…</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">O güzelim mahalle ve sokaklarda yavaş yavaş yerini kör beton yığınlarına bıraktı. Ve o sokak başında bekleyenler de yok oluverdi birer birer.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><strong>Murat AVCI</strong></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 16 Nov 2024 12:30:23 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://sonpostagazetesi.com/images/kullanicilar/daff7014c2e4ac53ab74ee786481ee5a.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ÇOCUKLUĞUM NERDE</title>
                <category>MURAT AVCI</category>
                <link>https://sonpostagazetesi.com/makale/cocuklugum-nerde-95</link>
                <author>avci.murat@gmail.com (MURAT AVCI)</author>
                <guid>https://sonpostagazetesi.com/makale/cocuklugum-nerde-95</guid>
                <description><![CDATA[ÇOCUKLUĞUM NERDE]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Eski günler, eski günler… Yad ettikçe gözlerim doluyor… O güzelim günler bir daha geri gelmeyecek… Geride sadece hatıralar ve anılar kaldı…</span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Eskiden sokaklarda işportacı sesi yükselirdi mahalle ve sokaklarda. Dondurma, renkli macun ve su muhallebicileri dolaşırlardı yazın sıcağında. Bir de arabalarıyla eskiciler ve işportacılar. Sırtında çift taraflı yoğurt dağarları ile sokakları dolaşan yoğurt satıcılarını unuttum sanmayın. Satıcılarının dostu sokakların köşe başlarındaki tulumbalar olurdu. Çerezciler ise küçük terazileri ile otogar yada tren istasyonlarında ekmek parası peşindeydiler. Akşamları süt ve boza satıcılarının seslerine aşinaydı herkes. Mahalleli kapı önlerinde oturur, dedikodular burada yapılırdı. Saklambaç bütün çocuklar tarafından bilinen bir oyundu ve geceleri oynamak daha bir zevkliydi. Ebe yanlış sobelerse ‘’çanak çömlek patlardı’’ ve oyun aynı ebeyle yeniden başlardı.</span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">&nbsp;Eskiden çocukların çoğu naylon ayakkabı giyerdi. Spor ayakkabısı gıslavetti ve çok az kişi alabiliyordu. Yırtılan beş numara&nbsp; futbol topu ve kösele ayakkabıların eskisine pençe yapan küçük ayakkabı tamir dükkanları vardı. Bilgisayar yoktu, daktilo vardı. En iyi hesap makinası kollu facit marka olanıydı. Resmi dairelerin önünde dilekçe yazan arzuhalciler bulunurdu. Kalorifer ve klima yoktu, odanın ortasında mangal yahut köşesinde kuzine soba bulunurdu. Evlerin çoğunda buzdolabı yoktu,t el dolap vardı. Soğuk su için buzhaneden kalıp buzlar kesilirdi parası kadar. Evde hamur karılarak miniyetlere konur pişirilmek için mahalle fırınlarına götürülürdü. Fırınların bir de kabakulak olan çocukların boğazına kara çalmak gibi fonksiyonları vardı, berberlerin dişçilik yapmaları gibi.</span></span></p>

<p><em><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Gazeteler&nbsp; bayram tatiline girer, sadece bayram gazetesi çıkardı. Dini bayramlarda beşikler kurulur, bayramda el öpen çocuklar topladıkları harçlıklarla hemen soluğu oyuncaklarda alırlardı. Patlamış mısırlar içine para konularak top haline getirilir satılırdı üzeri şerbetle sıvanarak.. Bayram arifesinde kolonya şişeleri doldurulur, akide şekeri ve lokum alınırdı. İnsanlar karşılatıklarında yanak yanağa öpüşürlerdi, koç gibi selamlaşmak yoktu o zamanlar. Siyah beyaz fotoğraf çektirmek oldukça masraflıydı. O günün meşhur kırtasiyecileri Metin Eti ve kitapçı Halil’den bayramlarda ve yılbaşında tebrik kartları seçilir, postahaneden gönderilirdi.</span></span></em></p>

<p><strong><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">&nbsp;Cep telefonları da yoktu. Aşklar mektuplarda yaşanırdı. Kız ve oğlanın bakışması ‘’anlaşma’’ diye adlandırılırdı. Aşıklar birbirlerine vesikalık fotoğraflarını verirlerdi gizlice .Kızlar yürürken arkasına bakarsa aranıyor lan diye peşlerine takılınır, arada bir göz göze gelindiğinde aklımızı oynatırdık o zamanlar. Tamirci çırakları kızları görmek için lisenin dağılma saatlerini beklerlerdi. Evlenme çağına gelmiş ve hayırlı bir kısmet gözleyen kızların, ’’konuştuğu biri var’’ diye adının çıkmaması için aileler olanca sertlik gösterirlerdi. Aşıklar sokaklarda dolaşamazlar, şehrin pastahanelerinde kısa süreli buluşurlardı. Düğün geceleri ve hıdrellez kır eğlencesi aşıkların vazgeçilmez görüşme yerleriydi eskiden. Aşıklar bir birlerinin gözünün içine bile büyük edeple bakardı. O dönemin aşkları bir başkaydı.</span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Yazlık sinemalar vardı ailecek toplanır ve duygu yüklü filmler izlenirdi sinamada. İşportacıların sattığı çekirdekler gazete külahlarında çitilenmeye başlanırdı. Ve dalınırdı beyazperdeye… Göz yaşları içinde kalkılırdı tahta sandalyelerden. O filmin içindeki sahneler ev ahalisi veya arkadaşlar arasında da tartışma konusu olurdu adeta. Diyeceğim o ki, o günleri anlata anlata bitirmem mümkün değil. Herşeyin çok ayrı bir tadı vardı o günlerde…</span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">&nbsp;Murat AVCI</span></span></strong></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 26 Oct 2024 13:36:54 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://sonpostagazetesi.com/images/kullanicilar/daff7014c2e4ac53ab74ee786481ee5a.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>NELER OLDU BİZE</title>
                <category>MURAT AVCI</category>
                <link>https://sonpostagazetesi.com/makale/neler-oldu-bize-94</link>
                <author>avci.murat@gmail.com (MURAT AVCI)</author>
                <guid>https://sonpostagazetesi.com/makale/neler-oldu-bize-94</guid>
                <description><![CDATA[NELER OLDU BİZE]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong><em><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Nerede o eski bayramlar, nerede o eski ramazanlar vs… Diye başlamıştım yazılarıma. Her tespitim siz sevgili okurlarımın takdirini toplamıştı. Ben eski örf adetlerimize inanılmaz değer veren bir insanım. Eskilerle, yenileri karşılaştırdıkça da içim kan ağlıyor adeta. Neler oluyor bize Allah aşkına… Bindik bir alamete, gidiyoruz kıyamete… Her yönümüzle Avrupalılaşıyoruz. Ne saygı kaldı ne de örf adet… Son olarak da teknoloji yedi bitirdi bizi maalesef…</span></span></em></strong></p>

<p><em><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Neyse söz fazla uzatmadan eski komşuluklardan söz etmek istiyorum. Neden mi? Çünkü o da bitti… Bir zamanlar komşu, &nbsp;bir fincan kahveydi, bir avuç tuzdu, bende kalmamış, sizde varsa dediğin kişiydi, dosttu, sırdaştı, dert ortağıydı, teselliydi, gözünün ve gönlünün aradığı kimseydi, çocuğunu güvenle emanet ettiğin kişiydi, külüne muhtaç olduğundu, çat kapı evine gittiğindi, İlacındı, eczanendi, doktorundu, dermanındı, son yolculuğunda arkanda kalanlarla ağlayanındı, bir derdin olduğunda akrabalarından bile önce koşanındı, sevincini ilk paylaştığındı, kusurunu kapatandı, köpeğinin bile sana karşı ürümediği kişiydi...</span></span></em></p>

<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Ahir zaman alameti mi, teknolojinin değiştirdiği nesiller mi yoksa manevi açıdan insanların boşlukta olması mı? Bakmayın siz şimdilerde kimsede komşuluk ilişkisi kalmadığına. Eskiden komşuluk çok ama çok önemliydi. Komşunun hakkı da, &nbsp;hatırı da vardı.</span></span></strong></p>

<p><em><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">60’lı, 70’li,80’li ve daha öncesindeki yıllarda sende tencere kaynıyorsa ve komşunun maddi durumu kötüyle o yemeklerden kaplara doldurulur ve komşuya da verilirdi. Siyah beyazlı TV döneminde tüm komşular evinde televizyon bulunan komşusuna gider ve orada TV izlerdi… Komşunun namusu senin namusundu. Komşunun derdi senin derdin, sevinci senin sevincindi.</span></span></em></p>

<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Oysa şimdi o komşuluklardan eser kalmış değil ne yazık ki… Günümüzde komşuluk ilişkileri oldukça zayıflamış ve komşuluk kavramının içi tamamen boşaltılmış vaziyette. Günümüz insanı fezanın kapılarını açma peşindeyken, ne yazık ki bir türlü yan komşusunun kapısını açamıyor... Günümüz insanı yerin derinliklerine inmekle övünürken, ne yazık ki zahmet edip alt kattaki komşusuna inemiyor... Yaşanılan site ve apartmanlar oldukça güvenli iken, sitelerde yaşayan insanlar birbirlerine güvenemiyor...</span></span></strong></p>

<p><em><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Aynı çatı altında, yan yana ya da karşılıklı dairelerde oturanlar, birbirlerinin kim olduklarını bilmedikleri gibi, bu durumdan hiç de rahatsızlık duymuyorlar. Ne acıdır ki, aynı apartmanda yaşayanlar artık birbirlerinin isimlerini zillerden ya da kapıların üzerindeki plakalardan öğrenmekteler. Özetle, insanların birbiriyle selamlaşmaktan ve hal hatır sormaktan bile çekindiği ve “Komşusu açken tok yatan bizden değildir” hadisinin çoktan unutulduğu bir dönemde yaşıyoruz.</span></span></em></p>

<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Şimdi öyle mi, komşusu açken tok yatan o kadar insan var ki, tabii tok bundan bi haber… Rabbim bizlere iyi komşuluklar nasip etsin inşallah…</span></span></strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 04 Oct 2024 13:58:28 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://sonpostagazetesi.com/images/kullanicilar/daff7014c2e4ac53ab74ee786481ee5a.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>VEFA İSTANBUL’DA SEMT ADI DEĞİL!</title>
                <category>MURAT AVCI</category>
                <link>https://sonpostagazetesi.com/makale/vefa-istanbulda-semt-adi-degil-93</link>
                <author>avci.murat@gmail.com (MURAT AVCI)</author>
                <guid>https://sonpostagazetesi.com/makale/vefa-istanbulda-semt-adi-degil-93</guid>
                <description><![CDATA[VEFA İSTANBUL’DA SEMT ADI DEĞİL!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Merhaba sevgili okurlarım. Bu köşemde size vefadan söz edeceğim. Vefa İstanbul’da bir semt adı değil. Öyle vefalı dostlar var ki. Zor zamanınızda sizleri biran olsun yalnız bırakmayan. </span></span></strong></p>

<p><em><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Vefa, bir insanın bir diğerine olan borcunu yerine getirmek, geçmişteki iyilikleri hatırlamak ve karşı tarafa minnettarlık duymaktır. Vefa, bir yerde verilen sözlerin tutulmasını, sadık bir dostluk ilişkisinin sürdürülmesini ve fedakarlıkla dolu bir sevginin ifadesini içerir. Ancak günümüzde, vefadan uzaklaşma eğilimi toplumumuzun birçok alanına yayılmış durumdadır.</span></span></em></p>

<p><strong><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Vefasızlık, dost/arkadaş dediğimiz yakın ilişkilerde de karşımıza çıkar. Arkadaş dediklerimizin bize verdikleri destek ve yardımları unutmak, onların emeklerine saygısızlık etmek anlamına gelir. Özellikle hayatta zorlu bir dönemden geçtiğimizde, yanımızda olan insanları hatırlamamız ve minnettarlığımızı dile getirmemiz büyük önem taşır. Ancak bireysel hedeflere odaklanma, insanların vefa kavramını unutarak vefasızlık denen illet bir hastalığa neden olmaktadır.</span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Vefasızlık, sadece bireysel ilişkilerde değil, toplumsal düzeyde de kendini gösterir. Bir toplumun geçmişine ve kültürel değerlerine olan vefasızlık, o toplumun kimliğini ve birliğini tehdit eder. Tarihini, dilini, gelenek ve göreneklerini kaybeden bir toplum, kimlik bunalımı yaşar ve birbirini anlamaktan uzaklaşır. Bu nedenle, toplum olarak geçmişimize ve değerlerimize sahip çıkmalı, onları gelecek kuşaklara aktarmalıyız.</span></span></p>

<p><strong><em><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Vefasızlık örneklerine baktığımız zaman, birçok toplumsal sorunun da temelinin vefasızlık olduğunu görebiliriz. İnsanlar birbirlerine karşı sorumluluklarını ve bağlılıklarını unuttukça, güvensizlik, çatışma ve yabancılaşma artar. Bu nedenle, vefa duygusunu yeniden keşfetmeli ve yaşamımızın her alanında uygulamalıyız.</span></span></em></strong></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Vefa, insanların birbirine olan sevgi ve saygısını güçlendirir, toplumları bir arada tutar ve insanın insan olduğunu hatırlatır. Vefayı yaşatmak için öncelikle kendimize ve çevremize karşı sorumluluklarımızı yerine getirmeliyiz. Unutmayalım ki, bir gün biz de başkalarının vefasına ihtiyaç duyabiliriz. Hayatta birçok şey geçicidir ancak sağlam bir dostluğun sunduğu vefa gibi değerler kalıcıdır. Bu kalıcı değeri asla kaybetmemeliyiz.</span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Vefa kaybedilmemesi gereken önemli bir değerdir. Birbirimize karşı vefalı olmak, insan ilişkilerinin temelinde yer almalıdır. Ancak vefasızlığın arttığı günümüzde, bu değeri yaşatmak ve korumak daha da önemli hale gelmiştir. Toplum olarak vefa duygusunu yeniden keşfetmeli, geçmişimize, ilişkilerimize ve değerlerimize sahip çıkmalıyız. Vefa, ipek ipliği gibi ince ama güçlü bir bağdır ve bu bağı asla kaybetmemeliyiz.</span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Allah bizlere vefanın ne olduğunu bilen dostlar nasip etsin. Rabbim doğru insanın ayağını bize, bizim ayağımızı da doğru insanlara götürsün. Sağlıcakla kalın sevgili okurlarım.</span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Murat AVCI</span></span></strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 06 Sep 2024 17:28:39 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://sonpostagazetesi.com/images/kullanicilar/daff7014c2e4ac53ab74ee786481ee5a.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ESKİDEN SÖZ SENETTİ</title>
                <category>MURAT AVCI</category>
                <link>https://sonpostagazetesi.com/makale/eskiden-soz-senetti-92</link>
                <author>avci.murat@gmail.com (MURAT AVCI)</author>
                <guid>https://sonpostagazetesi.com/makale/eskiden-soz-senetti-92</guid>
                <description><![CDATA[ESKİDEN SÖZ SENETTİ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:18px"><strong><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Bir ah çekmek geldi içimden… Eskileri yad ettikçe gözlerim doluyor adeta. Ne yazık ki eskiye dair her şey birer birer yok oluveriyor hayatımızdan. Şimdi sizleri yine eskilere götüreceğim. Anlatacaklarıma karşı sizlerin de derin bir iç çekeceğine inanıyorum.</span></strong></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Eskiden kredi kartları, süpermarketler yoktu.&nbsp; Bakkallarımız vardı. Güleç yüzlü esnaf bakkal amcalarımız vardı. Hani o bizim dönemin köy bakkallarını hatırlayanınız var mı? Hani o kendine has kokusunun olduğu... Hani o yağdan tuza, ekmekten peynire, helvadan tüpe ve deterjana kadar her şeyi alabildiğimiz o küçücük bakkalları. Her şeyi onlardan alırdık. Şimdi ise bakkallarımız yavaş yavaş azaldı ya da kapandı. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><strong><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Bakkallarımızın yerini marketler almaya başladı. Oysa gerek kent kültüründe gerekse kırsal kültürde yavaş yavaş yok olan bu değer bizler için oldukça önemli. Aslında hala mahalle ve sokaklarda bakkallar varsa onlardan almalı bazı şeyleri. Destek olmalı. Bu değerlerimizi korumalı sahip çıkmalıyız. Eskiden cüzdanında hiç parası bulunmayan müşteri bile günlük ihtiyacını bakkaldan karşılardı. Bakkalda veresiye alışkanlığı vardı. Herkes dar gelirli olduğu için bakkaldan aldığını taksit taksit ay sonunda öderdi. </span></strong></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><em><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Eskiden Bakkallar mahallemizin faizsiz Bankasıydı. Bakkal’da gecikme zammı olmaz. Ay sonu, ne almışsanız onu ödersiniz. Ödenemeyen bakiye sonraki aya devreder. Çek senet bilinmez, alış-veriş tamamen güvene dayalıdır.</span></em></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><em><strong><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Bakkal Defteri yeterlidir. Geçmişte, ticarette "Söz senettir" çok değerli idi. Bakkallar perakende gıda sektörünün son satış noktalarıydı. Geçmişte sağlıklı yerel gıda maddeleri üretilir ve satılırdı. Sabunumuz keten torbalarda paketliydi. Şekerimiz, pamuktan beyaz şeker çuvallarında satılırdı. Şeker çuvallarından değişik giysiler de üretilir tasarruf edilirdi. Ambalaj olarak kese kâğıdı kullanılırdı. Ayrıca okunmuş gazeteler kese kâğıdı yapılarak değerlendirilirdi. Plastik poşet bilinmezdi. Zembil, küfe, sepet ya da ipten örülmüş file taşımada kullanılırdı. Ambalajlar sağlıklı ve doğa dostuydu.</span></strong></em></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">İşte hayatımızda çok büyük yeri olan o bakklar, hiper marketlerin çoğalmasıyla birlikte kapılarına kara kilidi vurmak zorunda kaldılar. Yani yok oldular birer birer. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><strong><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">KAHVEHANELER CAFE OLDU</span></strong></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Tabii bir de kahvehaneler vardı döneminde… Dostların sohbet ettiği muhteşem yerlerdi. Çayın kokusu metrelerce uzaklıkta vururdu burnunuza. O kahvehaneler de yerlerini cafelere bıraktı. Gençlik buralarda kahveler içerek zaman geçirmeye başladı. Hali hazırdaki bazı kahvehanelerde bu cafelere yenilmemek için resmen can çekişiyor durumda. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><strong>Murat AVCI</strong></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 23 Aug 2024 14:51:39 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://sonpostagazetesi.com/images/kullanicilar/daff7014c2e4ac53ab74ee786481ee5a.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>TRAFİK TERÖRÜNE SON VERİLMELİ</title>
                <category>MURAT AVCI</category>
                <link>https://sonpostagazetesi.com/makale/trafik-terorune-son-verilmeli-91</link>
                <author>avci.murat@gmail.com (MURAT AVCI)</author>
                <guid>https://sonpostagazetesi.com/makale/trafik-terorune-son-verilmeli-91</guid>
                <description><![CDATA[TRAFİK TERÖRÜNE SON VERİLMELİ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Merhaba sevgili dostlar ben bu hafta sizlere &nbsp;turizmin Başkaneti diyebileceğim memleketim Antalya/ Alanya’da insanların kabusu haline gelen motorsiklt belasından söz&nbsp; etmek istiyorum.</span></span></strong></p>

<p><em><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Düşük yakıt tüketimi ve elde edilebilirlik maliyeti motosiklet kullanımını gün geçtikçe popüler kılmaktadır. Yanlış ama alışıla gelmiş kullanım tarzı ile taşıtlar arasında manevra yaparak yoğun trafikten kaçınmaları bu ulaşım aracına önemli bir avantaj sağlamaktadır. Yol kullanım hakkını önemsemeyen bu alışkanlıklar trafik sıkışıklığına maruz kalmadan yolculuğu mümkün kılıyor olsa da bu durum kaza yapma olasılığını artırmakta ve ciddi yaralanmalar hatta ölümlerle sonuçlanan kazalara sebep olabilmektedir. Genelde kazalar açısından motosiklet diğer ulaştırma araçlarıyla birlikte değerlendirildiği için motosiklet kazalarıyla ile ilgili detaylı araştırmalar ülkemizde oldukça yetersiz kalmaktadır.</span></span></em></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Düşünsenize her yıl milyonlarca turistin ziyaret ettiği bir yerde bu sorunun her geçen gün artışı. Ardı ardına meydana gelen kazalar ve ne yazık ki ölümler… Bu anlamda Antalya halkının isyanı hep oldu ancak bu isyanı duyan olmadı bir türlü… Bu beladan yıllar önce bende nasibimi aldım. Bir motorsiklet kazası sonucu yıllarca hastane koridorlarında sefilleri oynadım, hala oynamaya devam ediyorum.</span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Durum böyle olunca ülkemizin imajı da zedeleniyor. Bence artık bu soruna çözüm bulunmalı. Motorsiklet sürücüleri eğitilmeli, onlarda hastalık haline gelen hız sevdasına son verilmeli vs vs… Bu olaya gerçek anlamda çözüm bulunması şart. Yetkililerin artık vatandaşın sesine kulak vermesi gerekiyor. Bu vurdum duymaz sürücülere karşı acil çözüm arayışına girmesi gerekiyor. Ülkemize gelen turistler ve &nbsp;günahsız insanlar motorsiklet kazalarına kurban gitmsein… Yoksa daha çok eve ateş düşer… </span></span></strong></p>

<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Murat AVCI</span></span></strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 13 Jul 2024 15:23:07 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://sonpostagazetesi.com/images/kullanicilar/daff7014c2e4ac53ab74ee786481ee5a.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>HEY GİDİ GÜNLER</title>
                <category>MURAT AVCI</category>
                <link>https://sonpostagazetesi.com/makale/hey-gidi-gunler-90</link>
                <author>avci.murat@gmail.com (MURAT AVCI)</author>
                <guid>https://sonpostagazetesi.com/makale/hey-gidi-gunler-90</guid>
                <description><![CDATA[HEY GİDİ GÜNLER]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><em><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#222222">Evet dostlar, sağlık sorunlarım nedeniyle yazılarıma bir süre ara vermek zorunda kaldım… Şükürler olsun o zor günleri geride bıraktım ve yeniden sizlerle birlikte olmanın sevincini yaşıyorum… Önümüzdeki günlerde Kurban Bayramı var ve bu yazımda da Kurban bayramı ile ilgili bir şeyler yazmaya karar verdim…</span></span></span></em></p>

<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#222222">İsmail'e koç ineli hayli bir zaman olmuştu… Zaman su gibi akıp geçse de,&nbsp; bizim aklımızda donup kalmıstı.. Çocuktuk ôyle psikolojimiz bozulacak diye kimsenin endişe etmediği ve yanımızda&nbsp; "Allahu Ekberlerle" kesilen koyunların kanı alnımıza sürülen dönemlerdi.. </span></span></span></strong></p>

<p><em><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#222222">Bayramlık ya alınır yada bir önceki bayram abla-abiye alınan bayramlık yıkanır bize yeni bayramlık olurdu bundan da hiç gocunmazdık.</span></span></span></em></p>

<p><em><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#222222">Kimin umundaydı markalı olması… Yeter ki giyecek bir kıyafetimiz olsundu. Yeni ayakkabı elbise&nbsp; alınan çocuğun gözüne uyku girer miydi hiç asla… Onunla yatardı yada vitrinin en üstüne konulurdu süs eşyası gibi… &nbsp;Sabah o kıyafetler giyilip evde bir iki tur atılır, ardından akraba ziyaretleri başlardı…</span></span></span></em></p>

<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#222222">&nbsp;Amaç iki kuruş kapabilmekti aslında. Utana sıkıla alırdık verilen harçlığı, gözümüzde sevinç pırıltıları, elimizde terli para ile koşar adım bakkala giderdik. Çatapat alırdık taş aramaya koyulurduk… O kokusu yok mu o barut kokusu halen burnumda mübarek. Derindondurucular hayatımıza girmemişti&nbsp; &nbsp;o yüzden kurban yeddi paya ayrılırdı kesilen&nbsp; her evde&nbsp; Biri kendine, Altısı kesemeyene Ve her kurban kesen evin yolunu gözlenilirdi…</span></span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#222222">Sonra, İsmail'e inen koç kurban edildikten çok çok sonra biz kurbanı sadece et bayramı olarak gôrür olduk. Uğur derin&nbsp; dondurucularda geçen seneden kalma etlerin altına istifledik bu seneki kurbanları... Alnımıza sürülen kandan çocuklarımızı uzak tuttuk … Olmayan psikolojileri bozulmasın diye…</span></span></span></p>

<p><em><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#222222">Tüm yazılarımda eski günleri yad ediyor ve tertemiz, menfi çıkarsız, gerçek komşu ve dostlukların bol olduğu o günleri hatırlayıp hayallare dalıp gidiyorum. Gözlerim doluyor, ‘Hey Gidi Günler’demekten başka bir şey gelmiyor elimden…</span></span></span></strong></em></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 04 Jun 2024 15:31:12 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://sonpostagazetesi.com/images/kullanicilar/daff7014c2e4ac53ab74ee786481ee5a.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>FAZLA MESAİ ALACAĞINA İLİŞKİN BORDRO İMZALANMASINDA DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER</title>
                <category>AV.GİZEM GONCE</category>
                <link>https://sonpostagazetesi.com/makale/fazla-mesai-alacagina-iliskin-bordro-imzalanmasinda-dikkat-edilmesi-gerekenler-89</link>
                <author>gizemgonce@gmail.com (AV.GİZEM GONCE)</author>
                <guid>https://sonpostagazetesi.com/makale/fazla-mesai-alacagina-iliskin-bordro-imzalanmasinda-dikkat-edilmesi-gerekenler-89</guid>
                <description><![CDATA[FAZLA MESAİ ALACAĞINA İLİŞKİN BORDRO İMZALANMASINDA DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Siz kıymetli okuyucularıma bu hafta iş hukukunda en çok merak edilen fazla mesai alacağına ilişkin olarak karşımıza çıkan Yargıtay tarafından verilen emsal nitelik teşkil eden kararını örneklerle birlikte anlatmaya çalışacağım.</span></span></strong></p>

<p><em><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Son dönemde iş hukuka ilişkin uyuşmazlıklar ile sık sık karşılaşmaktayız. İşçilerin iş yerlerinde çalışırken fazla mesai alacaklarına ilişkin taleplerinin ispatı oldukça önemlidir. Yargıtay tarafından işçilerin fazla mesai alacaklarına ilişkin olarak İŞ Mahkemesinde dava açarken dikkat etmeleri gereken hususları açıkça belirtilmiştir..</span></span></em></p>

<p><strong><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Yargıtay tarafından emsal bir nitelik teşkil eden “bordro imzalarken dikkat başlıklı' kararı işçileri yakından ilgilendirmektedir.</span></span></strong></p>

<p><strong><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, emsal nitelikteki bir karara daha imza atmıştır. İşten ayrılan garson, fazla mesai ücretinin verilmediği iddiasıyla lokanta sahibine karşı İş Mahkemesinde dava açmıştır. Yargıtay, davacı olan işçinin talebini yerinde bulup işçiyi haklı görerek, fazla mesai alacağına ilişkin isteminde 'maaş bordrosu'nun esas alınacağına hükmetmiştir.</span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Yargıtay’ın vermiş olduğu bu karar milyonlarca özel sektör çalışanına örnek olacak mahiyettedir. Yargıtay tarafından verilen kararda, fazla mesai ücretinin hesaplanmasında imzalı bordroların dikkate alınacağına hükmetmiştir.</span></span></p>

<p><strong><em><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Bir lokantada garson olarak çalışan M.D., işten ayrılınca resmi tatillerde çalıştığını belirterek fazla mesai alacaklarının tahsilini İş Mahkemesinden talep etmiştir. Davalı esnaf lokantası sahibi S.H., davacının iddialarını reddetmiştir. İş Mahkemesi, lokantada çalışan tanıkları dinleyerek fazla mesai yapıldığına hükmetmiştir. Kararı inceleyen Adalet Bakanlığı, kararın kanun yararına bozulmasını talep etmiştir.</span></span></em></strong></p>

<p><strong><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">ÇALIŞAN HAKLI BULUNDU</span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Dava dosyasını yeniden açan Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, emsal nitelikte bir karara daha imza atmıştır. Fazla mesai taleplerinde imzalı bordroların dikkate alınması gerektiğinin vurgulandığı kararda şu ifadelere yer verilmiştir;</span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">"Başvuru, davalı işverene ait lokantada garson olarak çalışan davacı işçinin fazla çalışma ücretinin ödenmediği iddiasına ilişkindir. İlk Derece Mahkemesi’nin vermiş olduğu karar Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulması için temyiz edilmiştir. İlk Derece Mahkemesi, fazla çalışma ücretine ilişkin olarak kurmuş olduğu hükme esas bilirkişi ek raporunda işçinin fazla çalışma ücreti, hatalı bir şekilde, yalnızca tanık beyanları esas alınarak hesaplanmış; imzalı ücret bordrolarına itibar edilmemiştir. Ancak, fazla çalışma ücretinin hesaplanmasında işçinin imzalamış olduğu ücret bordrolarının da esas alınması gerekmektedir.</span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Nitekim, imzalı bordroda yazılı olan fazla çalışma süresinden daha uzun sürelerle fazla çalışma yapıldığı iddiası işçi tarafından ancak yazılı delille ispat edilebilecektir. Mahkemece bilirkişi ek raporundaki hesaplamalara itibar edilerek fazla çalışma ücreti hüküm altına alınmıştır.</span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">&nbsp;"İLKE VE ESASLAR GÖZETİLMEDEN KARAR VERİLMESİ HATALI"</span></span></strong></p>

<p><em><strong><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, tanık anlatımlarına göre davacının son brüt ücretinin 2.475,84 TL olduğu ve haftada 28 saat fazla çalışma yaptığı belirlenmiş, bu verilere göre hesaplama yapılmış ise de imzalı ücret bordrolarının dikkate alınmaması hatalı olmuştur.</span></span></strong></em></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">İşçinin gerçek ücretinin bordroda belirtilen miktardan daha yüksek olması mümkündür. Ancak bu halde dahi, imzalı bordrodaki fazla çalışma süresini aşacak şekilde fazla çalışma yapıldığı iddiası ancak yazılı bir delil ile ispatlanabilir. Böyle bir yazılı delilin bulunmaması halinde, bordrodaki fazla çalışma süresi ile bağlı kalınarak gerçek ücret üzerinden fazla çalışma alacağı hesaplanmalı, bordrodaki ödeme miktarı mahsup edilerek sonuca gidilmelidir. Mahkemece bu ilke ve esaslar gözetilmeden karar verilmesi hatalı olup, kanun yararına temyiz isteğinin bu gerekçe ile de kabulü gerekmiştir."</span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">&nbsp;Avukat Gizem GONCE</span></span></strong></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 16 Jul 2023 22:42:01 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://sonpostagazetesi.com/images/kullanicilar/2023/05/avgizem-gonce-1685381042.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>2 AYAKLI MAYMUNLAR</title>
                <category>MURAT AVCI</category>
                <link>https://sonpostagazetesi.com/makale/2-ayakli-maymunlar-88</link>
                <author>avci.murat@gmail.com (MURAT AVCI)</author>
                <guid>https://sonpostagazetesi.com/makale/2-ayakli-maymunlar-88</guid>
                <description><![CDATA[2 AYAKLI MAYMUNLAR]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><em><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Merhaba sevgili okurlarım Kurban Bayramı tatili nedeniyle köşeme bir süre ara verdim. Bir haftanın ardından sizlerle birlikte olmanın mutluluğunu yaşıyorum. Evet sevgili dostlar bu haftaki köşemde bu dönemin dost bildiğimiz, menfi çıkarları için her türlü maymunluğu yapan 2 ayaklı varlıklardan söz edeceğim…</span></span></em></p>

<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Dostluk nedir? diye düşündüğümüzde dilimize dökülenler farklı farklıdır. Kiminde aranılan, kiminde bulunan, kiminde de paylaşılan bir şeyler vardır. Dikkat ederseniz, bunların hiçbiri somut şeyler değildir. Her insanın dostluğa yüklediği “anlam” çerçevesinde “değerleri”dir.&nbsp; &nbsp;Dostluk; sahip olduğumuz değerlerimizi paylaşmaktır, kısaca özümüzden bir parça vermek ve özden gelen bir parçayı kabul etmektir.&nbsp; Bu bir başarı, mutluluk, sevinç olabileceği gibi, acı, üzüntü, keder de olabilir. </span></span></strong></p>

<p><em><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Hepsinin ortak özelliği başarı ya da üzüntüyü “paylaşmaktır”. Yanında bulunmak, “anına eşlik etmek”tir. O zaman diliminde elini tutan, gözünün&nbsp; içine bakan, kulağına “seninleyim” diye fısıldayan, bazen de sözün bittiği yerde “ruhuna dokunan” ve varlığıyla “iyi gelen” dir.&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;Bazen, hiç akla gelmeyeni söyleyen, bazen de sessizliğin çığlığında duygu ve düşüncelerine tercüman olan, uzakta da olsa yakınında bildiğin… Dostluk; ruhen algılanan bir duygudur. Özgürlüğün kanat çırpışlarını hissettirir, anlayışın en derin boyutudur, hesapsız-kitapsız, yazılı anlaşmaları olmayan, çünkü bağlılığı “özün” hissettiği, bu yüzden söze ve göze gerek olmayan, kanıta ihtiyaç bırakmayan, varlığı da yokluğu da iz bırakan…</span></span></em></p>

<p><em><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong>D</strong>ostluk; beklentisiz olmaktır, karşılık beklemeksizin, “özveri”dir. Bunun için öncelikle özünüzün varlığını ve değerlerini beslemeli, Dale Carnegie’nin dediği gibi “dol ki taşasın”&nbsp; haline gelmeliyiz. Dolduracağımız değerler güven, sevgi, saygı, anlayış, paylaşma, olanı olduğu&nbsp; gibi kabul etme, sadakat, gizem, özgürlük, inanç, çalışma, azim, kararlılık, sabır vb…&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; </span></span></em></p>

<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Kısaca; önce bir dost özelliğini taşır hale gelmeliyiz. Bunu çevremize yaydığımız enerji ile diğer insanlara aktarırız. Benzer enerjiler birbirini çekeceğinden, dostlarımızdan biz sorumluyuz. İyi bir dost sahibi olmanın en iyi yolu, iyi bir dost olmaktan geçer. Öncelikle kendinizle dost olmayı başarmalısınız. Bunun için duyu organlarınızın algısal kayıtlarının şu andaki bilinçli dostluk kaydınıza göre yeniden programlanması gerekebilir.</span></span></strong></p>

<p><em><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Düşünsenize dost deyip tüm sıkıntılarında yanında olduğunuz insanın sizi kazıkladığına tanık olmak gerçekten çok acı… Çıkarları için kılıktan kılığa giren zavallılar… ‘Çok zor durumdayım. Paraya ihtiyacım var. Bir hafta içinde mutlaka öderim’diyen dost görünümlü sahtekarlar var örneğin. Paranızı veriyorsunuz … Günlerce ödemesini bekliyorsunuz, sonra da üzerine bir bardak soğuk su içiyorsunuz…</span></span></em></p>

<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Ya da menfaati için yanınıza sokulan günlük yaşayan tipler var. Eline 2 kuruş sıkıştırdığınızda ‘Cansın, abimsin, kralsın’deyip etrafınızda pervane olurlar. Çıkarları bittiğinde sır olurlar… Birde cebinde akrep olan dost görünümlü sahtekarlar var. Cebinde akrep olur adeta, kendi mekanında ya da sizin mekanınızda hesabı size ödetir. Melek gibi görünür ruhunda birçok pislik barındırır. Çıkar ilişkisi bittiğinde sana düşman olur resmen…</span></span></strong></p>

<p><em><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Rabbim doğru insanın ayağını bize, bizim ayağımızı doğru insana götürsün inşallah…</span></span></strong></em></p>

<p>Murat AVCI</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 09 Jul 2023 20:57:37 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://sonpostagazetesi.com/images/kullanicilar/daff7014c2e4ac53ab74ee786481ee5a.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>KIRIK ÇIKAN KARGOYA İLİŞKİN TÜKETİCİLERİ İLGİLENDİREM KARAR</title>
                <category>AV.GİZEM GONCE</category>
                <link>https://sonpostagazetesi.com/makale/kirik-cikan-kargoya-iliskin-tuketicileri-ilgilendirem-karar-87</link>
                <author>gizemgonce@gmail.com (AV.GİZEM GONCE)</author>
                <guid>https://sonpostagazetesi.com/makale/kirik-cikan-kargoya-iliskin-tuketicileri-ilgilendirem-karar-87</guid>
                <description><![CDATA[KIRIK ÇIKAN KARGOYA İLİŞKİN TÜKETİCİLERİ İLGİLENDİREM KARAR]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Siz kıymetli okuyucularıma bu hafta tüketici hukukunda en çok merak edilen ve emsal bir karar olarak karşımıza çıkan kırık olarak teslim edilen kargolara ilişkin Yargıtay tarafından emsal nitelik teşkil eden kararını örneklerle birlikte anlatmaya çalışacağım.</span></span></strong></p>

<p><strong><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Pandemi ile birlikte hayatımızın içine daha çok giren kargo siparişlerinde son dönemde çok sık hukuki problem oluşmaktadır. Tüketiciler kırık olarak teslim edilen kargoların hukuki mahiyetinin ve kimlerin sorumluluğuna gidileceğinin soruları ile karşı karşıya kalmaktadır.</span></span></strong></p>

<p><em><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Yargıtay tarafından emsal bir nitelik teşkil eden 'kırık olarak teslim edilen kargolara ilişkin' karar verilmiştir. Yargıtay tarafından verilen bu karar tüm tüketicileri yakından ilgilendirmektedir.</span></span></em></p>

<p><em><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Kargoda kırılan eşyaların parasının kimden ve ne şekilde tahsil edileceğine ilişkin Yargıtay 11. Hukuk Dairesi önemli bir karara imza atmıştır.</span></span></em></p>

<p><em><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Milyonlarca tüketiciyi yakından ilgilendiren emsal nitelikte bir karara imza atan Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin vermiş olduğu kararda; kargo alıcısının, kargoda bir kırık veya hasar olduğu takdirde, haklarını kullanabilmesi için kargoyu teslim aldığı anda, ihtirazi kayıt koyması ve kanuni süreler içinde bildirimde bulunması gerektiğine hükmetmiştir. Kargonun kapıda teslim alınması anında mutlaka teslim alındı belgesine tüketici tarafından ihtirazi kayıt eklenmeli ve bu belgenin örneği alınmalıdır.</span></span></em></p>

<p><em><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin incelediği dosyasında; Herhangi bir işte çalışmayan S.A., bir internet sitesinden Türk Kahvesi makinesi satın almıştır.</span></span></em></p>

<p><em><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Davacı S.A., kargo paketini açtığında sipariş ettiği ürünün kendisine kırık olarak teslim edildiğini görmüştür. İnternet üzerinden sipariş ettiği ürünün kırık olduğunu gören davacı S.A., fatura ile birlikte İlçe Tüketici Hakem Heyeti'ne müracaat etmiştir. İlçe Tüketici Hakem Heyet’i ürünü incelediğinde davacı S.A.’nın şikâyetini haklı bularak, ürünün değeri olan 199 TL'nin tüketici S.A.’ya iadesine karar vermiştir. Ancak İlçe Tüketici Hakem Heyeti'nin vermiş olduğu işbu karara karşı kargo şirketi itiraz etmiştir.</span></span></em></p>

<p><em><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Kargo şirketi tarafından İlçe Tüketici Hakem Heyeti'ne kararının iptali için 3. Tüketici Mahkemesi'nde dava yoluna gitmiştir. Davacı kargo şirketi, teslim edilen kolinin davalı tarafından herhangi bir ihtirazi kayıt konulmadan teslim alındığını, şirket kusurunun bulunmadığını, hakem heyeti kararının itirazen incelenerek iptalini talep etmiştir.</span></span></em></p>

<p><strong><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">DAVANIN REDDİNE KARAR VERİLDİ</span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Davalı tüketici S.A. ise taşıma işleminden davacının sorumlu olduğunu, ürünün taşıma sırasında kırıldığını, davacı kargo şirketinin kusurlu olduğunu, İlçe Tüketici Hakem Heyeti kararının yerinde olduğunu savunarak davanın reddini istedi. 3. Tüketici Mahkemesi'; davacı taşıyı kargo şirketinin yolcu ve eşyanın güvenlik içinde taşınmasından sorumlu olduğu, davacı şirketin üzerine düşen edimi yerine getirmediği, dava konusu edilen kargonun nakli sırasında ürünün kırıldığı, davalı tüketicinin kusurunun bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">&nbsp;</span></span><em><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Karar aleyhine Adalet Bakanlığı tarafından, davaya konu kahve makinasının hasarlı olarak teslim edildiğine ilişkin fotoğrafların bulunduğu, gönderilen malın teslim alınırken ihtirazi kayıt konulması halinde malın taşıma sırasında hasara uğradığı, ihtirazi kayıtsız teslim alınması halinde ise maldaki hasarın taşıma sırasında oluşmadığı yönünde bir karine oluşturduğuna dikkat çekerek itiraz etti.</span></span></em></p>

<p><em><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Bakanlık; eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle kanun yararına bozma yoluna başvurdu. Bakanlığın talebi üzerine dava dosyasını yeniden inceleyen Yargıtay 11. Hukuk Dairesi emsal nitelikte bir karara imza attı.</span></span></em></p>

<p><em><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Kararda; taşıyıcının eşyanın taşınmak üzere teslim alınmasından alıcısına teslim edilmesine kadar geçecek süre içinde, eşyanın ziyaından, hasarından veya teslimindeki gecikmeden doğan zararlardan sorumlu olduğu hatırlatıldı.</span></span></em></p>

<p><em><strong><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Yargıtay 11. Hukuk Dairesi Kararda şöyle denildi: "Gönderen veya gönderilenin, ziya veya hasar halinde taşıyıcıya karşı haklarını kullanabilmesi için emtia teslim alınırken ihtirazi kayıt koyması, kanunda belirtilen süreler içinde ve kanunda belirtilen şekilde bildirimde bulunması gereklidir. Somut olayda davacı taşıma şirketi, gönderinin alıcısına teslim edildiğini, kargonun alıcısı tarafından herhangi bir ihtirazi kayıt ileri sürülmeden teslim alındığını iddia etmiştir. Davalı taraf, delil olarak fotoğraf ve tanık anlatımına dayanmıştır.</span></span></strong></em></p>

<p><strong><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, dosyaya sunulan fotoğraflarda taşıma sözleşmesine konu emtianın kırılmış olduğu, davacı kargo şirketinin üzerine düşen edimi tam olarak yerine getirmediği, davalıya atfedilecek bir kusur bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin yerleşik içtihatlarında kabul edildiği üzere hasar ihbarında bulunulmadığı takdirde, eşyanın sözleşmeye uygun olarak teslim edildiği yönünde taşıyıcı lehine bir karine oluşur. Karinenin, aksini ispat külfeti bu durumda alıcıya düşer.</span></span></strong></p>

<p><em><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Alıcı olan davalı taraf dosyaya bu yönde fotoğraf sunmuş ve tanık anlatımına dayanmıştır. Bu durumda mahkemece davalının sunduğu bu delillerin davacı taşıyan lehine oluşan karinenin aksini ispata yeterli olup olmadığı değerlendirilmeksizin karar verilmesi doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir. Adalet Bakanlığı’nın 6100 sayılı HMK’nın 363. maddesine dayalı konun yararına bozma talebinin kabulü ile hükmün sonuca etkili olmamak üzere kanun yararına bozulmasına oy birliğiyle karar verildi."</span></span></em></p>

<p><strong><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Avukat Gizem GONCE</span></span></strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 12 Jun 2023 23:11:58 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://sonpostagazetesi.com/images/kullanicilar/2023/05/avgizem-gonce-1685381042.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>BİR ZAMANLAR</title>
                <category>MURAT AVCI</category>
                <link>https://sonpostagazetesi.com/makale/bir-zamanlar-86</link>
                <author>avci.murat@gmail.com (MURAT AVCI)</author>
                <guid>https://sonpostagazetesi.com/makale/bir-zamanlar-86</guid>
                <description><![CDATA[BİR ZAMANLAR]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Eski günleri yad ettikçe hep duygulanırım… Bugüne kadar aşktan, yolculuktan, köyümün güzelliklerinden ve dostluklardan söz ettim. Yani sözün özü eski günleri anlatmaktan hep keyif aldım, yazmaktan keyif almaya da devam edeceğim… Şimdi yine sizleri geçmişe götürmek istiyorum. Umarım bu yazımı da beğenirsiniz.</span></span></strong></p>

<p><em><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Evet dostlar, 60’lar… 70’ler.. Hüzün, saadet, mazi, istikbal gibi kelimelerin kullanıldığı yıllardı. Erkekler kızlara defter kâğıdına yazdıkları mektubu bir çocuk veya ortak arkadaşla göndererek ‘Konuşma’ teklif ederlerdi.. Şarkıcılar dinlenirdi… Hatta liseli aşıkların teselliyi şakılar da aradığı dönemlerdi.</span></span></em></p>

<p><strong><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Hatta askere en büyük hediye idi birbirinden güzel şarkıların yer aldığı albümler… O dönem seyyar kaset satanlar bile vardı. Kasetçiye gidilir ve en çok beğendiğimiz şarkıların listesini verirdik. O kaseti evde veya işyerinde teyp’e takıp defalarca dinlerdik bıkmadan… O şarkılarla eğlenir, hüzünlenirdik. Zeki Müren’in ‘Şimdi Uzaklardasın’, Tanju Okan’ın ‘Kadınım’ Ajda Pekkan’ın ‘Aman Petrol, Canım Petrol’ü ve daha neler neler…</span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Tabii o dönemler bir de gazino kültürü vardı. Hayran olduğunuz sanatçıları canlı canlı gazinoda dinlemek çok ayrı bir keyifti. Gazino kültürü kitapları doldurur. Patronları, sanatçıları, müşterileri.. Herkes girebilirdi gazinoya.. Tabii kendilerine ayrılan zamanlarda.. Haftada bir gün Halk Günü, bir gün de Kadınlar Matinesi yapılırdı… Ahhhh ah ne günlerdi…</span></span></p>

<p><em><strong><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">80’ler.. 90’lar.. Değişim yılları.. Daha önce restoranların köşesinde karnı tok olanların oturduğu ‘Barlar’ tek başına mekân olmaya başladılar. 2000’li yıllar yani 21. Yüzyıl.. Meyhaneler dâhil her yer eğlence yeri oldu. Diskolar, barlar birbirine karıştı. 2020.. Konuşarak iletişim bitti. Mesajla anlaşılıyor artık.. Lisan.. Emoji.. Sadece erkekler kızlara değil, kızlar da erkeklere cep telefonundan ‘Yazıyorlar’.. ‘Sevgili’ olmayı teklif ediyorlar. Şarkıcı dinlenmiyor.. Şarkı birlikte söyleniyor artık.</span></span></strong></em></p>

<p><strong>Murat AVCI</strong></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 12 Jun 2023 23:09:01 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://sonpostagazetesi.com/images/kullanicilar/daff7014c2e4ac53ab74ee786481ee5a.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>O GÜNLERİ ARAR OLDUK</title>
                <category>MURAT AVCI</category>
                <link>https://sonpostagazetesi.com/makale/o-gunleri-arar-olduk-85</link>
                <author>avci.murat@gmail.com (MURAT AVCI)</author>
                <guid>https://sonpostagazetesi.com/makale/o-gunleri-arar-olduk-85</guid>
                <description><![CDATA[O GÜNLERİ ARAR OLDUK]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><em><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Merhaba sevgili dostlar, bu yazımda sizleri 1970 ve 1980’li yıllara götüreceğim. Anadolu’ya İlk telefon 1908 yılında, Osmanlı döneminde geldi. Kadıköy ve Beyoğlu ilk açılan santrallerdir. İlk otomatik santral ise Atatürk’ün emriyle 1926 yılında hizmete açıldı. Telefon ülkemize her ne kadar 1900’lerin başında gelmiş olsa da yaygınlaşma süreci 1970’lerde başladı. Tabii evinize veya iş yerinize istediğiniz anda telefonu bağlatma şansınız yoktu o yıllarda…</span></span></em></p>

<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Evinize telefonun bağlatmak için önce PTT’ye gidip müracaatınızı yapıyordunuz ve telefon için sıra bekliyordunuz. Aylar, hatta yıllar sonra adınıza telefon çıkabiliyordu. Adına telefon çıkanın evinde bayram havası yaşanırdı. Hatta bu sevinçle komşulara tatlı bile ikram edilirdi. Bu gelenek 1989-1990 yıllarına kadar böyle sürdü. </span></span></strong></p>

<p><em><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Düşünsenize koca bir mahallede sadece 3-5 evde telefon vardı… O evler tüm komşuların acil durumlarda telefon gerek simlerini de karşılardı. Yani o dönemler komşu komşunun külüne muhtaçtı. Komşuluk hakkı bir başkaydı. Tabii daha sonra şehir merkezlerine ankesörlü telefonlar kuruldu. Önce jeton ile konuşmayı gerçekleştirdiğiniz bu ankesörler daha sonra kart ile hizmet vermeye başladı… </span></span></em></p>

<p><em><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">2000'lerin başlarında cep telefonları hayatımıza girdiğinde yeni bir dönem başladı. O zamanlar iPhone değil Nokia, Ericsson, Motorola, Siemens markalarının efsane telefonları hayatımızdaydı. Şimdi ne kadar basit teknolojilermiş desek de o yıllarda bu teknolojilere hayranlıkla bakardık. Teknolojinin tavan ettiği bu dönemde o güzelim günleri arar olduk. </span></span></strong></em></p>

<p><strong><span style="font-size:18px">Murat AVCI</span></strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 05 Jun 2023 11:27:57 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://sonpostagazetesi.com/images/kullanicilar/daff7014c2e4ac53ab74ee786481ee5a.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>DUYGUSAL ŞİDDET SEBEBİYLE BOŞANMA DAVASI</title>
                <category>AV.GİZEM GONCE</category>
                <link>https://sonpostagazetesi.com/makale/duygusal-siddet-sebebiyle-bosanma-davasi-84</link>
                <author>gizemgonce@gmail.com (AV.GİZEM GONCE)</author>
                <guid>https://sonpostagazetesi.com/makale/duygusal-siddet-sebebiyle-bosanma-davasi-84</guid>
                <description><![CDATA[DUYGUSAL ŞİDDET SEBEBİYLE BOŞANMA DAVASI]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Bu hafta gazetenin bana ayrılan bölümünde sizlere çok önemli bir konuyu izah etmeye çalışacağım. Sizlerin de bildiği gibi son dönemde boşanma davalarında artış yaşanmaktadır. Boşanma davaları Türk Medeni Kanun’unda anlaşmalı ve çekişmeli olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Türk Medeni Kanun’unda evlilik birliğinin sarsılması başlığı altında boşanma davaları detaylı bir şekilde düzenlenmiştir. Şöyle ki; Türk Medeni Kanunu VI. Evlilik birliğinin sarsılması Madde 166- Evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış olursa, eşlerden her biri boşanma davası açabilir. Yukarıdaki fıkrada belirtilen hâllerde, davacının kusuru daha ağır ise, davalının açılan davaya itiraz hakkı vardır. Bununla beraber bu itiraz, hakkın kötüye kullanılması niteliğinde ise ve evlilik birliğinin devamında davalı ve çocuklar bakımından korunmaya değer bir yarar kalmamışsa boşanmaya karar verilebilir. Evlilik en az bir yıl sürmüş ise, eşlerin birlikte başvurması ya da bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi hâlinde, evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır. Bu hâlde boşanma kararı verilebilmesi için, hâkimin tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi ve boşanmanın malî sonuçları ile çocukların durumu hususunda taraflarca kabul edilecek düzenlemeyi uygun bulması şarttır. Hâkim, tarafların ve çocukların menfaatlerini göz önünde tutarak bu anlaşmada gerekli gördüğü değişiklikleri yapabilir. Bu değişikliklerin taraflarca da kabulü hâlinde boşanmaya hükmolunur. Bu hâlde tarafların ikrarlarının hâkimi bağlamayacağı hükmü uygulanmaz. Boşanma sebeplerinden herhangi biriyle açılmış bulunan davanın reddine karar verilmesi ve bu kararın kesinleştiği tarihten başlayarak üç yıl geçmesi hâlinde, her ne sebeple olursa olsun ortak hayat yeniden kurulamamışsa evlilik birliği temelden sarsılmış sayılır ve eşlerden birinin istemi üzerine boşanmaya karar verilir. Türk Medeni Kanun’unun 185. Maddesinde; Evlenmeyle eşler arasında evlilik birliği kurulmuş olur. Eşler, bu birliğin mutluluğunu elbirliğiyle sağlamak ve çocukların bakımına, eğitim ve gözetimine beraberce özen göstermekle yükümlüdürler. Eşler birlikte yaşamak, birbirine sadık kalmak ve yardımcı olmak zorundadırlar. Türk Medeni Kanun’unda eşlerin sadakat yükümlülüğü aynı zamanda birbirlerine karşı duygusal sadakati içermektedir. Eşlerin birbirlerine duygusal şiddet içeren davranışlarda bulunması sadakat yükümlülüklerine aykırı bir davranış olmakla birlikte evlilik birliğinin sarsılması sebebiyle boşanma davasında boşanma sebebi olarak karşımıza çıkmaktadır. Evlilik birliği içerisinde eşlerin duygusal şiddet ile ilgili davranışları Yargıtay içtihatlarında farkındalık göstermektedir. Eşlerin birbirlerine olan küçültücü davranışları, suçlayıcı konuşmaları, hakaret edici sözleri, sevgisiz ve ilgisiz davranışları, baskıcı ve dışlayıcı tavır ve davranışları duygusal şiddet olarak karşımıza çıkmaktadır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 11.03.2015 tarihli 2014/19849 E. 2015/4186 K. Sayılı kararında; Mahkemece, davalı-karşı davacı kadının davasına dayanak olan iddiaları af kapsamında kabul edilerek, kadının davası reddedilip, erkeğin davası yönünden ise davalı-karşı davacı kadın kusurlu sayılmıştır. Ancak, davalı-karlı davacı kadının, evlilik birliğini kurtarmak amacıyla eşinin anne babasına gidip özür dilemesi ve müşterek evlerine gitmesinin af kapsamında olmadığı, barışma girişimi sayılabileceği zira bu girişim üzerine tarafların bir araya gelip ortak hayata devam etmedikleri anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca; yapılan soruşturma, toplanan delillerle davacı karşı davalı erkeğinde, müşterek evin kilidini değiştirdiği, birlikte yaşamaktan kaçındığı anlaşılmaktadır. Bu halde taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkân vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik olduğu sabittir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin vermiş olduğu kararda, evlilik birliğini kurtarmak amacıyla eşinin anne babasına gidip özür dileme af kapsamında olmadığı belirtilmiştir. Avukat Gizem GONCE</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 29 May 2023 20:24:39 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://sonpostagazetesi.com/images/kullanicilar/2023/05/avgizem-gonce-1685381042.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>MEVSİMLERDEN KIŞTI</title>
                <category>MURAT AVCI</category>
                <link>https://sonpostagazetesi.com/makale/mevsimlerden-kisti-83</link>
                <author>avci.murat@gmail.com (MURAT AVCI)</author>
                <guid>https://sonpostagazetesi.com/makale/mevsimlerden-kisti-83</guid>
                <description><![CDATA[MEVSİMLERDEN KIŞTI]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Mevsimler değişti, insanlar değişti, komşuluklar, dostluklar teker teker&nbsp; yok oluveriyor siyah beyaz TV gibi… Her geçen gün güzelliklerle dolu o güzelim yılları mumla arar olduk…</span></span></strong></p>

<p><em><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Eskiden kar adına yakışır bir şekilde yağardı Gökten beyaz çarşaflar yere sarkıtılmış&nbsp;&nbsp; sanırdı&nbsp; uzaktan bakanlar .</span></span></em></p>

<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Çocuktuk …</span></span></strong></p>

<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Saftık…</span></span></strong></p>

<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Kim ne derse inanırdık…</span></span></strong></p>

<p><em><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Annelerimiz ve babalarımız&nbsp; gece yaramazlık yaptığımızda , kurtların kapıya geldiğini bizi dinlediğini söylerdi . Korkudan yorganı tepemize kadar çeker nefes bile alamazdık. Öyle de uykuya dalar giderdik.. </span></span></strong></em></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Olurda keyfi yerinde ise bize masal anlatan annemizi pür dikkat dinlerdik .. </span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Öyle pokemon,&nbsp; süpermen&nbsp; falan değil …</span></span></strong></p>

<p><em><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Keçi ile yavrularını, devlere kafa tutan Ali’yi Fatmacıģı gözümüzde kahraman bilirdik.</span></span></em></p>

<p><em><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Sobanın üst kısmından tavana yansıyan ışığın gölge oyununda hayal alemine dalarlık... </span></span></em></p>

<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Gaz lambaları vardı her evde birde </span></span></strong></p>

<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">&nbsp;Cılız titrek bir ışığı ve&nbsp; baş ağrıtan bir kokusu ama küçük odamızı aydınlatan gaz lambaları vardı. </span></span></strong></p>

<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Akşam erken çökünce köye </span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Güneş mesaisini bitirmiş dağların arkasına yol almış&nbsp; olurdu&nbsp; argın yorgun ..</span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Ve o lambalar inerdi duvarlardan tek tek...&nbsp; önce lambası silinir ardından fitili yukarı doğru çekilip ateşlenirdi …</span></span></strong></p>

<p><em><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">&nbsp;Uzaktan izlerken sanki minik bir ateş perisi dans ediyor eteğini sağa sola savuruyor gibiydi. Cam pencere kapalı olmasına rağmen bir pervane böceği o ateş perisinin&nbsp; cazibesine aldanıp lambanın&nbsp; etrafında dönüp dururdu hep ve çoğu zaman ona&nbsp; dokunur dokunmaz yanıyordu ...</span></span></em></p>

<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Sonra mı...</span></span></strong></p>

<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Sonrası elektrik&nbsp; geldi köylere…</span></span></strong></p>

<p><em><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Kapımıza kadar inen&nbsp; kötü kurtlar , şengülümlü&nbsp; devli masallar ve o aşıkını&nbsp; narına yandıran lambalar&nbsp; annemin çatıya attığı o sandıkta kaldılar. ..</span></span></strong></em></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 23 May 2023 21:04:30 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://sonpostagazetesi.com/images/kullanicilar/daff7014c2e4ac53ab74ee786481ee5a.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>YAZIYOR YAZIYOR</title>
                <category>MURAT AVCI</category>
                <link>https://sonpostagazetesi.com/makale/yaziyor-yaziyor-82</link>
                <author>avci.murat@gmail.com (MURAT AVCI)</author>
                <guid>https://sonpostagazetesi.com/makale/yaziyor-yaziyor-82</guid>
                <description><![CDATA[YAZIYOR YAZIYOR]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><em><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Geçtiğimiz günlerde bir arkadaşımla birlikte Beyazıt’ta bulunan Devlet Arşivine gittik. Görevliden 1960’lı yılların gazete ve dergilerini istedik. O dönemin gazete ve dergilerini incelediğimde çok duygulandım. Biran çocukluk yıllarıma gittim. </span></span></em></p>

<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Dergileri karıştırdığımda Hayat ve Ses Dergilerinin sanat dünyasına kazandırdığı yıldızların sayısını gördüğümde şaşırdım. Yani Bu dergiler demir atan zirveyi de yakalamış. Şimdi size öncelikli olarak Hayat Dergisini biraz anlatmak istiyorum.</span></span></strong></p>

<p><em><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">1956'dan 1980'lerin sonlarına kadar İstanbul'da yayınlanan haftalık haber-aktüalite dergisi olan Hayat, dönemin birçok yıldızının da sinemaya dahil olmasına vesile olmuştur. Hayat dergisi, Türkiye'nin ilk magazin dergilerinden biriydi. 1956'dan 1980'lerin sonlarına kadar İstanbul'da yayınlanan haftalık haber-aktüalite dergisi olan Hayat, dönemin birçok yıldızının da sinemaya dahil olmasına vesile olmuştur.</span></span></em></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Ses, 1956'da haftalık dergi olarak yayımlanmaya başladı. Birçok sanatçının Yeşilçam'a ve sahnelere adım atarak ünlü olmasını sağlamıştır… Ses&nbsp; Dergisi Türk sineması, Türk müziği ve sanat dallarında birçok ünlünün bugünkü tanınırlığını sağlamada çok etkili olmuştur.</span></span></p>

<p><em><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Ediz Hun 1963 yılında 22 yaşında olan Ediz Hun için Ses dergisi, "Avrupai tipi, efendi hali, tahsili ve terbiyesi ve görgüsü ile Türk sineması için gerçek bir kazanç." değerlendirmesini yapmıştır. Ses Dergisi’nin 1963 yılında düzenlediği yarışmada Ajda Pekkan birinci, Hülya Koçyiğit ise ikinci olmuştu.</span></span></strong></em></p>

<p><em><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Kadir İnanır 1967 yılında Ses Dergisi tarafından düzenlenen 'Sinema Artisti Yarışması'nda finale kalan İnanır, 1968 yılında da Saklambaç gazetesinin 'Fotoroman Artisti Yarışması''nda birinci oldu. Bu aslında, onun hayatının dönüm noktalarından birisiydi.</span></span></strong></em></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Ajda Pekkan1963 yılında Ses dergisinin yarışmasına katılan Ajda Pekkan, yarşmada birincioluyor. Yenilikçi ve dikkat çeken fiziği ile ilgi topladı. Tüm Türkiye'nin Tarık Akan'ı tanıması, Ses Dergisi'nin 1970 Sinema Artisti Yarışması'nda birinci seçilmesinin ardından 16 Ocak 1971 sayılı Ses Mecmuası'nda kapak olmasıyla gerçekleşmişti.</span></span></p>

<p><em><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">YAZIYOR YAZIYOR YAZIYOR…</span></span></em></p>

<p><em><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Tabii Dergilerin yanı sıra günlük gazetelerin magazin ekleri de olurdu. Ellerinde gazetelerle ‘Yazıyor… Yazıyor ‘diye avazı çıktığı kadar bağıran gazete satıcısı çocuklar vardı o yıllarda… Türkiye’de olup biten önemli olayları ve magazin haberlerinin sadece başlığını zikreden o çocuklar ellerindeki gazeteleri satmaya çalışırdı okurlara… Ben şahsen o günleri çok çok özledim. Ne yazık ki Dijital dünya bu zevkimizi de elimizden aldı..</span></span></em></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 17 May 2023 13:25:38 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://sonpostagazetesi.com/images/kullanicilar/daff7014c2e4ac53ab74ee786481ee5a.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>YAZ GELİYOR HAYDİ SAHİLE</title>
                <category>MURAT AVCI</category>
                <link>https://sonpostagazetesi.com/makale/yaz-geliyor-haydi-sahile-81</link>
                <author>avci.murat@gmail.com (MURAT AVCI)</author>
                <guid>https://sonpostagazetesi.com/makale/yaz-geliyor-haydi-sahile-81</guid>
                <description><![CDATA[YAZ GELİYOR HAYDİ SAHİLE]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><em><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Havalar ısınmaya başlıyor, pandemi nedeniyle yapamadığımız tatil için şimdiden plan yapmaya başladık bile… Eskiden İstanbul’da tatil yapmak ayrıcalıktı. Sahilleri tertemiz, denizi gök mavisiydi… </span></span></em></p>

<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Dört tarafı betonlarla çevrili İstanbul daha düne dek sayfiye yerleriyle meşhur, denizi, mevsimi ile yaşama keyfi veren bir şehirdi. Eski İstanbul’un plajlarından yetişmiş bir nesle gıpta ile bakıyoruz maalesef. Artık sadece fotoğraflarda kalan yazlık istanbul yaşantısı, eğer tatlı bir rüyaya dönüşmüşse bunun üzerinde de düşünmek gerekir.</span></span></strong></p>

<p><em><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">İstanbul’un ilk plajı Florya’da açılmış… İstanbul’un farklı bölgelerinde halkın gereksinimlerini karşılamak için pek çok plaj açılmıştı. Henüz mayoyla denize girip, orada birkaç saat geçirme kültürü yaygın değilken, bu etkinliğe Deniz Banyosu adı veriliyordu. En büyüğü Florya Plajı olan, Büyükada Yörük Ali, Caddebostan, Moda, Fenerbahçe, Salacak, Tarabya plajları dolup taşıyordu. Florya, 20. Yüz­yıl'ın başında, İstanbullularla deniz banyolarını tanıştıran bir semt olarak gündelik ya­şam tarihimize girdi.</span></span></em></p>

<p><em><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Menekşe sahili film yapımcılarının akın ettiği, çekimler yaptığı yerlerdi. İstanbul’un dört bir yanından Sirkeci’ye gelip Tren garında Banliyö trenine binen soluğu Florya, ya da enekşe de alırdı… Menekşe sahili orta halli insanların uğrak yeriydi. Florya plajlarına elit insanlar giderdi.</span></span></strong></em></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Tabii meşhur Ataköy plajını da unutmamak gerek.. Bu plajda dönemin büyük yıldızları Göksel Arsoy – Belgin Doruk’un fotoğrafları çekilmiş, Tarık Akan’ın cankurtaran olarak burada çalıştığı da magazine bir not olarak akıllara kazınmıştır... </span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Yani İstanbul’da ki plajlar büyük ilgi görüyordu. Tatil yapmak için İstanbul dışına pek çıkılmazdı. İstanbul’un o muhteşem plajları ne yazık ki teker teker yok oluverdi. İnsanlar kirlenen denize girmemeye başladı ve çareyi İstanbul dışındaki turizm beldelerinde tatil yapmakta buldu.</span></span></strong></p>

<p><em><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Nostalji müziğinin yankılandığı, soğuk içeceğimizi yudumladığım o cıvıl cıvıl plajlara artık ilgi yok. O günleri o kadar çok özledim ki anlatamam. Çok güzel bir rüyaydı oldu ve bitti.</span></span></em></p>

<p><span style="font-family:Calibri, sans-serif"><span style="font-size:18px"><em>Murat AVCI</em></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 10 May 2023 23:51:56 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://sonpostagazetesi.com/images/kullanicilar/daff7014c2e4ac53ab74ee786481ee5a.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>NEREDEN NEREYE!</title>
                <category>MURAT AVCI</category>
                <link>https://sonpostagazetesi.com/makale/nereden-nereye-80</link>
                <author>avci.murat@gmail.com (MURAT AVCI)</author>
                <guid>https://sonpostagazetesi.com/makale/nereden-nereye-80</guid>
                <description><![CDATA[NEREDEN NEREYE!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:18px"><em><strong><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">1970-1980 ve öncesi...&nbsp; Sıkça bazı temel gıda maddelerinin sıkıntısı çekilirdi. Biz çocuklar için o günler kuyruklarda eğlenme zamanlarıydı. Yağ kuyruğu, kahve kuyruğu, ‘Sana’ ve ‘Vita’ (margarin) kuyruğu, pirinç kuyruğu, şeker kuyruğu vs….</span></strong></em></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><strong><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Özellikle şeker ,tüp ve gaz yağı darlığı bazen ciddi bir hal alıyordu. Herhangi bir bakkala bu ürünlerin &nbsp;geldiği haberi alındığı anda derhal o bakkalın önünde kuyruğa girmek asli görevlerimizden biriydi Öyle bir kuyruk oluşurdu ki anlatamam… Bu kuyruklar ANAP döneminde yavaş, yavaş tarih oldu. Ülkemiz teknolojiyle tanıştı. Hepimiz bilgisayar gördük… Çoklu kanallarda TV’yi renkli izlmeye başladık… </span></strong></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><em><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Şimdi her alanda gelişen ve dünyaya meydan okuyan bir Türkiye var. Doğalgazımızı çıkarmaya başladık, petrolümüz yolda… Daha neler neler… Tabii teknolojide zirveye oynayan bir Türkiye var. </span></em></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><strong><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Türkiye Havacılık, Uzay ve Teknoloji Festivali (TEKNOFEST), İstanbul Atatürk Havalimanı'nda başladı. Sabahın erken saatlerinden itibaren binlerce kişi yağmura rağmen Atatürk Havalimanı'na akın etti, son günde de (Yani bugün) etmeye devam etti…</span></strong></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><em><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Ülkemizin gerçekten böyle bir festivale ev sahipliği yapması gurur verici ve ne kadar geliştiğimizi gösteriyor. Askeri kargo gemi ve uçağımızı gezdik. Helikopterimizi gördük. Arkada milli tankımız var. Gerçekten bunları görmek çok gurur verici ve duygulandırıyor insanı. Teknolojinin ulaştığı çok üst düzey bir noktadayız ve çok gurur duyuyoruz..</span></em></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><strong><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Dünyanın en büyük havacılık, uzay ve teknoloji festivali olan TEKNOFEST 2023 geçtiğimiz günlerde &nbsp;kapılarını açtı. 27 Nisan - 01 Mayıs tarihleri arasında ise İstanbul Atatürk Hava Limanı'nda düzenlenen 5 günlük festivale gençler büyük ilgi gösterdi. &nbsp;Festivalde teknoloji ve savunma sanayisi alanında ürettiğimiz yerli ve milli ürünlerimizi gördük. Ülkemizle bir kez daha gurur duyduk… </span></strong></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><strong><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">NOT: SIVI GÜBRE FİRMASIYLA YOLLARIMI AYIRDIM</span></strong></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><em><strong><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Yaklaşık 10 aydır Basın Halkla İlişkiler Müdürlüğünü yaptığım Dico denen sıvı gübre firmasıyla tüm bağlantımı kopardım. Bu firma ile uzaktan, yakından bir ilişkim kalmamıştır. Siz sevgili okurlarıma duyurulur.</span></strong></em></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 01 May 2023 20:03:27 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://sonpostagazetesi.com/images/kullanicilar/daff7014c2e4ac53ab74ee786481ee5a.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>DOĞRU ADAM OLMAK</title>
                <category>MURAT AVCI</category>
                <link>https://sonpostagazetesi.com/makale/dogru-adam-olmak-79</link>
                <author>avci.murat@gmail.com (MURAT AVCI)</author>
                <guid>https://sonpostagazetesi.com/makale/dogru-adam-olmak-79</guid>
                <description><![CDATA[DOĞRU ADAM OLMAK]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Her sabah evden çıktığımda tek okuduğum dua ‘Rabbim doğru insanın ayağını bana, beni ayağımı doğru insana götür’ duasıdır…</span></span></strong></p>

<p><em><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Hayat, çeşitli ihtimallerle dolu uzun bir yolculuktur. Bu yolculukta hayat, bazen insana sırt çevirir. Bazen de sırtınızı çevirdiğiniz insanlar çürük çıkar. İnsan bu su misali? Anlayamazsınız? Onu biraz anlamak için yıllar geçmeli!</span></span></em></p>

<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Bir insandan bir şey öğrenemiyorsan, o insan gereksizdir!</span></span></strong></p>

<p><em><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Tartışmayı bilmeyen, dinlemeyen, kendi fikrini dayatan insanla konuşacak bir şey yoktur!</span></span></strong></em></p>

<p><em><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">"Ben buyum!" deyip sıyrılan insanla asla anlaşılamaz!</span></span></strong></em></p>

<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Kendi yapamadığı için senin başarılarını küçümser. Hatta dürüstlük adı altında kıskançlığını kusar.</span></span></strong></p>

<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">... Ve</span></span></strong></p>

<p><em><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Diyorum ki:</span></span></strong></em></p>

<p><em><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Aptal bir insana nasihat etmek boşunadır.</span></span></strong></em></p>

<p><em><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Cahil bir insan ile tartışmak boşunadır.</span></span></strong></em></p>

<p><em><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">İki yüzlü bir insan ile dost olmak boşunadır.</span></span></strong></em></p>

<p><em><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Allah'ın hidayet vermediği bir insana hidayet dilemek boşunadır.</span></span></strong></em></p>

<p><em><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Hayır işlemeyen ve hayra davet etmeyen bir hayat boşunadır.</span></span></strong></em></p>

<p><em><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Menfi çıkarı için karşınıza oturup masal anlatan ve onca insanlığınızı bir çırpıda silip atan insana adamlığı öğretmek zordur.</span></span></em></p>

<p><em><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Her insan şahıstır. Ama her insan şahsiyetli değildir. Şahısla şahsiyet aynı şey değildir. Şahsiyet bir duruştur. Kendisi olabilmiş bir insan şahsiyet sahibidir. Şahsiyetli insanların bir davası ve derdi vardır. Şahsiyetli bir şahıs, bir gruba dahil olan değil, bir duruş ve vizyon sergileyendir.</span></span></em></p>

<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Hiç kimse için, çok fazla uğraşma!</span></span></strong></p>

<p><em><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Kim birinin kendisi için uğraştığını görse, onu elinin altında zannediyor. Ve onu kullanabildiği kadar kullanmaya çalışıyor. Maddi ve manevi kanını emiyor. </span></span></em></p>

<p><strong><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Unutma elinin altında görenler, hiçbir zaman değer göstermezler. Senin için ne kadar çabalıyorsa, sen de o kadar çaba göster, göster ki bilsin! Her şeyin fazlası zarar bu hayatta. Kanaat edeceksin, ayağını yorgana göre uzatacak, sanayi çırağı gibi kazanıp, Sabancı’nın torunu gibi yaşamayı kafandan sileceksin!</span></span></strong></p>

<p><em><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Bir de…</span></span></em></p>

<p><em><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Kimden ne beklediğine dikkat et! Olmayacak duaya amir diyorsa biri, çok&nbsp; peşine düşme! Beklediğin, karşındakinin beklentilerine cevap verebiliyor mu, ona dikkat et! Adam Nuh diyor Peygamber demiyorsa, çok fazla ısrarcı olmayacaksın…</span></span></em></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 25 Apr 2023 22:19:40 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://sonpostagazetesi.com/images/kullanicilar/daff7014c2e4ac53ab74ee786481ee5a.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>BAYRAM HEYECANI NEREDE</title>
                <category>MURAT AVCI</category>
                <link>https://sonpostagazetesi.com/makale/bayram-heyecani-nerede-78</link>
                <author>avci.murat@gmail.com (MURAT AVCI)</author>
                <guid>https://sonpostagazetesi.com/makale/bayram-heyecani-nerede-78</guid>
                <description><![CDATA[BAYRAM HEYECANI NEREDE]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><em><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Önümüzdeki Cuma günü 12 ayın Sultanı Ramazan’a veda edeceğiz… Bir önceki yazımda Nerede o eski Ramazanlar demiştim. Şimdi de sizlere büyük özlem duyduğum eski bayramları anlatmak istiyorum. Bayrama&nbsp; 3 günden az bir süre kaldı. Ancak eskisi gibi ortada ne yazık ki bir hayacan yok… Bayramlar birlik, beraberlik ve neşe dolu eşsiz anlardan oluşurdu. Hep tatlı bir telaş, şeker alındı mı, bayramlıklar hazır mı, tatlılar yapıldı mı?</span></span></em></p>

<p><strong><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Eskiden bayrama günler kala insanları büyük bir telaş sarardı… Ev ahalisi bayram programına günler önce yoğunlaşırdı… Bayram sabahı&nbsp; erkenden kalkılır, bayramlıklar giyilir, büyüklerin elleri öpülürdü. Bayram ziyaretlerine çıkılır, gidilmeyenler üzülüp darılırdı. Çocukların kapı kapı şeker topladığı zamanlar da artık eskilerde kaldı. Daha da eskilerde, çocuklar biriktirdikleri harçlıklarla kendilerini sokaklara atar, mahallede kurulan bayram alanındaki kuklacıları izler, oyuncak satanlardan oyuncak alırlarmış. Bayramlar en çok çocuklara güzel ne de olsa.</span></span></strong></p>

<p><em><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Şimdilerde durum biraz farklı, teknolojinin gelişmesi ve araya giren mesafeler bu alışkanlıklarımızı unutturdu, artık herkese hatırlattığı farklı imgeler var bayramların. Kimine babaannesinin evini, yediği şekerleri, kimine çocukken eli öpülenlerin verdiği bayram harçlıkları ve mis kokulu mendilleri hatırlatır. Sevdiklerini görmek ve hatırlanmak da en önemlilerinden.</span></span></em></p>

<p><strong><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Ancak öyle bir dönemi yaşıyoruz ki, anlattığım o güzelliklerden maalesef eser yok. O güzel günleri, ananelerimizi yeniden hayata geçirmek için çaba sarf etmeliyiz. Unutmayın, bu mutlu anları yaşatmak, bizden sonrakilerin de yaşamasını sağlamak bizim elimizde. Hadi bu bayram sevdiklerimizi ziyarete gidelim. Onlara verdiğimiz değeri gösterelim. Çocuklar gibi şen bir bayram geçirelim.</span></span></strong></p>

<p><em><strong><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Tüm İslam aleminin Mübarek Ramazan Bayramını kutluyorum..</span></span></strong></em></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 18 Apr 2023 00:33:04 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://sonpostagazetesi.com/images/kullanicilar/daff7014c2e4ac53ab74ee786481ee5a.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>MEKTUPLU GÜNLER</title>
                <category>MURAT AVCI</category>
                <link>https://sonpostagazetesi.com/makale/mektuplu-gunler-77</link>
                <author>avci.murat@gmail.com (MURAT AVCI)</author>
                <guid>https://sonpostagazetesi.com/makale/mektuplu-gunler-77</guid>
                <description><![CDATA[MEKTUPLU GÜNLER]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><em><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Evet sevgili dostlar, bir dönemin yazı yazma gereci daktilonun tarih olmasının hemen ardından postacının kapımızı tıklayıp mutluluğumuzu tavan eden mektupları getirmesi de ne yazık ki mazi oldu artık..</span></span></em></p>

<p><strong><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">‘Bak, postacı geliyor, selam veriyor; Herkes ona bakıyor, merak ediyor’ Hepimizin çocukluğunda, okul sıralarına ilk oturduğu anda söylediği şarkılardandı… Günümüzde her türlü iletinin elektronik ortamda saniyelerle teslim edildiği bir çağda, şarkı sözleri sadece mısralarda kaldı.</span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">İnternetin, telefonların olmadığı yıllarda haberleşmeler mektuplarla, telgraflarla sağlanırdı. Başka memleketlerde çocukları, gelinleri, akrabaları, dostları olanlar, bugün mektup gelir mi diye postacıların yollarını dört gözle beklerlerdi. Mektuplar dışında bir de telgraflar vardı. Mors alfabesinin icadıyla birlikte devreye giren telgraflar, acil işler için iletişim vasıtalarıydı. </span></span></p>

<p><em><strong><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Nostalji olması açısından belirteyim. Üç çeşit telgraf vardı. ELT, normal ve yıldırım şeklinde sıralanırdı. En ucuz telgraf, ELT olandı. Ücret, kelime sayısına göreydi. Bir ELT telg3rafın en geç 24 saat içinde muhatabına ulaşması gerekirdi. Normal telgrafların ise muhataplarına yine en geeç 12 saat içinde ulaştırılmaları gerekirken, yıldırım telgrafların azami 2-3 saat içinde muhatabının elinde olması gerekirdi.</span></span></strong></em></p>

<p><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Biz gazeteciler haber için gittiğimiz illerden haber servislerine telefoto ile haberleri servis ederdik. Tabii bu fotoğraflar siyah beyaz olarak merkeze ulaşırdı. Örneğin yaptığımız bir haber ilgi gördüğünde torba torba okur mektupları gelirdi. O mektupları teker teker açıp okumak çok ayrı bir keyifti.</span></span></p>

<p><em><span style="font-size:20px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Vatani görevini yapanların en büyük moral kaynağı anneden, babadan, eşten, nişanıdan, arkadaştan, sevgiliden gelen mektuplardı. O mektupları okumak erleri mutlu ederdi. Yani sözün özü mektup kültürü bir başka güzeldi. O kalemi elimize alıp tüm duygu düşüncemizi kağıda dökmek bambaşka bir keyifti…</span></span></em></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 11 Apr 2023 23:32:56 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://sonpostagazetesi.com/images/kullanicilar/daff7014c2e4ac53ab74ee786481ee5a.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>HEPSİ YOK OLUVERDİ</title>
                <category>MURAT AVCI</category>
                <link>https://sonpostagazetesi.com/makale/hepsi-yok-oluverdi-76</link>
                <author>avci.murat@gmail.com (MURAT AVCI)</author>
                <guid>https://sonpostagazetesi.com/makale/hepsi-yok-oluverdi-76</guid>
                <description><![CDATA[HEPSİ YOK OLUVERDİ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong><em><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Geçtiğimiz günlerde Babar &nbsp;Medya Yönetim Kurulu Başkanı gazeteci dostum Habib Babar ile bir röportaj için Yenikapı’da buluştuk… İlk durağımız birçok ünlü ismin sahne aldığı, şöhreti yakaladığı Çakıl Gazinosu’nun önüydü… Bir döneme damga vuran o muhteşem gazinonun yerinde yeller esiyor ne yazık ki… Otopark olarak kullanılmaya başlanan o mekanı gördükçe gözlerim yaşardı… Dudaklarımdan ‘Hey Gidi Çakıl Gazinosu hey’ sözleri döküldü sadece…</span></span></em></strong></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Eskiden şarkıcı olmak, şöhret olmak öyle basit bir iş değildi. Şimdi ki gibi sosyal medya yoktu. Gazeteler, dergiler vardı sadece… Şarkıcının bir haberinin gazetede çıkması onun şöhreti araladığı anlamına gelirdi. Hele hele Çakıl ve benzeri Gazinolarda sahne alması demek şöhreti yakalaması demekti. Tabii bu mekanlara çımanın yolu gazete veya dergilerde haberlerinin çıkmasına bağlıydı… Tabii albümlerinin de iyi bir satış grafiği çizmesi gerekiyordu…</span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">O dönemlerin tek eğlence yerleri gazino, fuar ve lunaparklardı.. Zamanla hepsi de ardı ardına kapılarına kara kilidi vurdu. Ne yazık ki hepsi teker&nbsp; teker &nbsp;yok oluverdi…</span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Gazino kültürü kitapları doldurur. Patronları, sanatçıları, müşterileri.. Herkes girebilirdi gazinoya.. Tabii kendilerine ayrılan zamanlarda.. Haftada bir gün Halk Günü, bir gün de Kadınlar Matinesi yapılırdı.</span></span></p>

<p><em><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">60’lar.. 70’ler.. Hüzün, saadet, mazi, istikbal gibi kelimelerin kullanıldığı yıllardı. Erkekler kızlara defter kâğıdına yazdıkları mektubu bir çocuk veya ortak arkadaşla göndererek ‘Konuşma’ teklif ederlerdi.. Şarkıcılar dinlenirdi.. 80’ler.. 90’lar.. Değişim yılları.. Daha önce restoranların köşesinde karnı tok olanların oturduğu ‘Barlar’ tek başına mekân olmaya başladılar.</span></span></em></p>

<p><strong><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">2000’li yıllar yani 21. Yüzyıl.. Meyhaneler dâhil her yer eğlence yeri oldu. Diskolar, barlar birbirine karıştı. 2023.. Konuşarak iletişim bitti. Mesajla anlaşılıyor artık.. Lisan.. Emoji.. Sadece erkekler kızlara değil, kızlar da erkeklere cep telefonundan ‘Yazıyorlar’.. ‘Sevgili’ olmayı teklif ediyorlar. Şarkıcı dinlenmiyor.. Şarkı birlikte söyleniyor artık. Bütün bu değişimleri yaşadık. Şanslı kuşağız bence.</span></span></strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 03 Apr 2023 21:47:13 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://sonpostagazetesi.com/images/kullanicilar/daff7014c2e4ac53ab74ee786481ee5a.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>DOSTLUKLARIN OLDUĞU YILLARI ÖZLÜYORUM</title>
                <category>MURAT AVCI</category>
                <link>https://sonpostagazetesi.com/makale/dostluklarin-oldugu-yillari-ozluyorum-75</link>
                <author>avci.murat@gmail.com (MURAT AVCI)</author>
                <guid>https://sonpostagazetesi.com/makale/dostluklarin-oldugu-yillari-ozluyorum-75</guid>
                <description><![CDATA[DOSTLUKLARIN OLDUĞU YILLARI ÖZLÜYORUM]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Ahhhh ki ne ah… Sevgili dostlar, her geçen gün geçmiş yıllarımızı arar olduk. O eski günlerin o güzel günlerini anımsadıkça gözlerim doluyor. Hep “nerde o eski …” diye başlayan özlem dolu konuşmaları çok duyuyoruz artık. Eski neden özlenir ki? Eskiden hayat bir başka güzel, insanî ilişkiler bir başka değerli, örf ve adetler çok daha önemliymiş. Aileler ise çekirdek değil, geniş aileydi. Küçücük evlere çocuklar, torunlar sığarken şimdilerde koca koca apartman dairelerine kimse sığmıyor artık. Mahalleler/ köyler genellikle bir cami etrafında oluşurdu…</span></span></strong></p>

<p><em><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Ramazan ayı hazırlıkları Müslümanların “Kutsal ayı” olarak bilinen Ramazan Ayından önce il, ilçe, kasaba ve &nbsp;köylerde bir hazırlığın olduğu görülürdü. Kış aylarına gelen Ramazan ayı ile yaz aylarında gelen Ramazan ayı için insanların yapacağı hazırlıklar arasında farklı çalışmaları gözleniyordu. Yıl boyunca akşam yenen yemeklerle Ramazan ayı boyunca yenecek yemekler arasında farklılık vardı. Yazın gün boyu aç olarak çalışma yorgunluğundan sonra beslenmenin de önemi vardır. Aile ekonomik gücüne göre 11 ayda alamayacağı gıdaları bu ayda almaya çalışırdı.</span></span></em></p>

<p><strong><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Ramazan ayının başlamasıyla lokantalar, kahvehaneler iftar saatine kadar kapalı tutulurdu. Açık lokantaların camları da gazete ile kapatılırdı. İçeride yemek yiyen vatandaşların görünmemesi için yapılan bir işlemdi bu. Oruç tutan insanlara saygıydı… Ya şimdi…</span></span></strong></p>

<p><em><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Sahurda davulcular sokaklarda ahenkli ahenkli tokmak vurur herkesi ayağa kaldırırdı. Oruç tutanlar tok tutsun diye çoğunlukla erişte pilavı, hoşaf ve tahinli ekmek yerdi. İftarda pide yemek adetti. Fırınların önünde uzun kuyruklar oluşur, akşam olunca top atılır şehir hafifçe bir sallanırdı. Aynı anda ezanlar okunurken radyodan İftar duası okunurdu… Radyoda bu duayı okuyan kişinin duygulu ve içli sesi bizleri sanki uçsuz bucaksız bir huzur içine götürürdü.</span></span></em></p>

<p><strong><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Zeytin, peynir, sucuk, hurma ile oruç açılır; daha sonra çorba ve yemek yenir, arkasından gülsuyu dökülmüş güllaç gelirdi. Çocuklar yarım gün süren “tekne orucu” tutar babalar bunu iftar vakti iki buçuk liraya satın alırlardı… Bir gün eş, dost, akraba ertesi gün fakir-fukara yemeğe çağrılır, yemekten sonra teravih namazına gidilirdi. Büyükler ziyaret edilip hediyeler götürülürdü. Bir evde aç varsa tok yatılmazdı. Bir evde cenaze varsa müzik çalınmazdı. İnsanın insan gibi olduğu zamanlardı… Ramazan sadakaydı, zekâttı, namazdı ve Kur’andı. Ve hep iyilik yapmaktı.</span></span></strong></p>

<p><em><strong><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Bayramlarda bahar gibiydik. Çiçek gibi giyinirdi insanlar… Saksıdaki çiçeklerle dolu idi evlerimiz. Pazeni kışın, basmayı yazın giyerdik. Nasılda güzeldi elbiselerimiz. Kumaşlar doğal, insanlar doğal, saygılı ve dürüst. Bembeyaz ve sabun kokardı çarşaflarımız. Maziye gömüldü hepsi… Bu güzellikler yok oldu. Yerini başka şeyler aldı. Hiçbir şey eskisi gibi değil. O zamanları bugün kırk yaşın altında olanlar bilemezler. Ömür dediğimiz, farkına varmadan yitip giden zaman… Şimdiki jenerasyonun ileride çocuklarına anlatacak böyle güzel anıları olmayacak. Onlar cep telefonlarından ve bilgisayardan aldıkları mesajları anımsayacaklar sadece.</span></span></strong></em></p>

<p><span style="font-family:Calibri, sans-serif"><span style="font-size:14.6667px"><strong>Murat AVCI</strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">&nbsp;&nbsp; </span></span></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 27 Mar 2023 00:17:04 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://sonpostagazetesi.com/images/kullanicilar/daff7014c2e4ac53ab74ee786481ee5a.jpg"/>
            </item>
            </channel>
</rss>
